Ekin Belleten (1989) Güz-Bahar

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
777
10,826
İstanbul
br8uf1c.png
70idifo.png


 

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,287
6,703


Sayın funghu ;

"On dokuzuncu yüz yılın son beş yılı ile yirminci yüz yılın ilk beş yılını ayrı bir kuşak olarak tanımlamak gerekiyor. Yirminci yüz yılın sonuna kadar gelen bir zaman aralığında egemen olan tüm bilimsel ve teknolojik patlamaların temelleri bu on yılda, en fazla da, beşer yıl uzatılması halinde yirmi yıllık bir kuşak ortaya çıkıyor. Einstein'in çığır açan incelemesi bu dönemde yayınlanıyor; klasik fiziğin sonu görünüyor. Leninizm'in tohumları bu dönemde atılıyor. İnsanoğlunun yaratıcı eylemlerinde bu zaman kuşağı, kaydedilen en son patlamaları çıkarıyor.
Uygulamalı teknolojik açılımlar açısından da bu dönemin son derece parlak bir tarihi olduğunu eklemek zorundayım ; Marconi, ilk telsiz yayınını 1895 yılında yapıyor. 1901 yılında ise Cornwall ile Newfoundland arasında ilk telegrafik radyo mesajlarını vermeyi başarıyor. İçten yanmalı motorların bir "araba" için kullanılmasında ilk pratik başarılar 1890 yıllarında kaydediliyor. Yirminci yüz yılın ilk on yılında otomobil kendisini kanıtlıyor ve yollarda görülmeye başlıyor. Wrigt, ilk uçağı 1903 yılında havalandırıyor. Henri Farman, 1909 yılında ilk yüz millik uçuşu gerçekleştiriyor.."

Bu satırları Yalçın Küçük'ün "İki Abartma ve Bir Ayırma" başlıklı yazısından..

Vargı : Yalçın Küçük sıradan bir insan değil. Neredeyse eşsiz insanlardan biridir de diyebiliriz. Bu eşsizliği engin bilgi birikimi , dil(ler) konusundaki olağanüsütü yeteneği , toplumsal mücadelede durduğu yer , tarihsel ve toplumsal ve bilimsel bilgi düzeyi tutarlılığın zirvesidir. Ama hiç kimse , hiçbir düşünce , hiçbir şey ...... ELEŞTİRİDEN MUAF DEĞİLDİR VE OLMAMALIDIR. Şimdi sadece buraya aldığım şu satırlara bile eleştirel bakmaya var mısınız?
1 - Tarihi bölümlere ayırmak elbette ki öznel bir harekettir.
2 - 19. yüzyılın , 20. yüzyılın nerede başladığı nerede bittiği de 1. maddedeki saptamaya bağlıdır. Yani bütün tarihlemeler zaten özneldir. Üstelik kabul edilmesi bire belli bir kişilerin, toplumların kabul ettiğidir. Bu tarihlemeyi kabul etmeyen toplum ve kişiler elbette ki var ve olacaktır. Bakmayınız şimdilik batının baskın olmasına. Batı baskın diye onun tüm kültürü de baskın , bilgisi de baskın. Yine de insan adlandırmak , tarihlendirmek , bölmek , benzerlikleri-ayrılıkları sınıflamak durumundadır.
3 - Tüm 1. ve 2. maddenin ışığında : Bu tarihsel anlamada adlandırmak durumunda iken pirincin taşını ayıklar gibi tarihteki belli bölümleri (hele yaşanmış ise) atıp , belli bölümleri almak gibi bir lükse sahip değil. Ancak elbette bu dönemlere vurgu yapılabilir. Bunda sakınca yok. Sakınca ise bu özel bölümleri alıp , diğerlerini atarsanız ne olur? Şu olur : O gelişmeleri, oluşumları , bilimsel , teknolojik buluşları oluşturan ÖNKOŞULLARI , NEDENSELLİĞİ GÖZ ARDI ETMİŞ OLURSUNUZ. Şu tu kaka edilen Orta çağa bile sonradan bakışlar o dönemdeki gelişmelerin neleri olgunlaştırdığı bir bir kayda geçirilmeye başlandı.
4 - Tabi ki her yüzyıl , her zaman dilimi bir diğeri ile aynı olamaz. Tarihin belli dönemlerinde suların geriye çekilmesi gibi insanlığın geriye çekildiği , kapkara günlerin yaşandığı , tarihin çok ama çok yavaş aktığı ; belli dönemlerde ise güzellikler , ilerlemeler getirdiği , çok önemli olaylar yaşandığı , tarihin çok ama çok hızlı aktığı olur. Bu normaldir. Karl Marx'ta böyle vurgular.
5 - Konu çok ama bu son olsun : "Einstein'in çığır açan incelemesi bu dönemde yayınlanıyor; klasik fiziğin sonu görünüyor." bu tümce oldukça yanlış barındırıyor. Einstein'in görüşleri (görelilik teorisi) ve kuantum fiziği tamam çok önemli gelişme ve çığır açıyor. Bakınız sadece iki noktaya vurgu yapacağım :
a) Einstein'in görelilik teorisi öyle mutlaklaştırılıyor ki , yanlışlanamaz sanılıyor. Okul hayatımda da Fizik hocama ve öğrenci arkadaşlarıma da anlatmıştım. GÖRELİLİK adı üstünde öznel bir durumdur. Yani o insana göredir. Olaya , olguya , doğaya göre değildir. Çünkü bu saydıklarım insandan bağımsız , insanın dışında vardır , var olacaktır. Hele zamanda yolculuk tam bir olacak iş değil (burada anlatıldığı anlamda) ... Zamanın yavaşlaması vb. tam bir safsata. Yok uzaydaki uyduda saat yavaş çalışıyormuş vb. Yahu zaman saate mi bağlı... Yani uzayda saat dursaydı zaman durmuş mu olurdu?...
b) Klasik fiziğin sonu gelmedi saygıdeğer Yalçın Küçük. Herkes kuantum fiziği geldi diye klasik fiziğin bittiğini sanıyor. Yahu bunlar boyut sorunu. atom dışındaki büyüklüklerde halen klasik fizik geçerli. Bunu yaşayacağınız her an siz kuantum fiziğin değil klasik fiziğin kurallarına tabi olarak yaşar (ileride klasik fizik de elbette gelişecek evrimleşecek ama atom dışındaki dünyanın kurallarının gelişmesi olarak evrimleşecektir ; atom altı dünyanın kurallarına göre değil)...


Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim ...


 

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
777
10,826
İstanbul
b) Klasik fiziğin sonu gelmedi saygıdeğer Yalçın Küçük. Herkes kuantum fiziği geldi diye klasik fiziğin bittiğini sanıyor. Yahu bunlar boyut sorunu. atom dışındaki büyüklüklerde halen klasik fizik geçerli. Bunu yaşayacağınız her an siz kuantum fiziğin değil klasik fiziğin kurallarına tabi olarak yaşar (ileride klasik fizik de elbette gelişecek evrimleşecek ama atom dışındaki dünyanın kurallarının gelişmesi olarak evrimleşecektir ; atom altı dünyanın kurallarına göre değil)...

Sayın dedo11,

Klasik fiziğin bittiği düşüncesine ben de katılmıyorum. Yalçın Küçük, yanlış ifade etmiş olmalı. Halbuki, Einstein ve Kuantum Fiziğine en çok atıf yapan yazarlardan birisidir.
Nitekim yönettiği Yeni İnsan dergisinin sayılarından birinde "Kuantum Mekaniği ve Materyalizm" başlıklı bir röportaj bulunuyor. İlgisi nedeniyle, bu sayıyı paylaşmayı öne çektim: Yeni İnsan Sayı: 15-16
 

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
777
10,826
İstanbul
a) Einstein'in görelilik teorisi öyle mutlaklaştırılıyor ki , yanlışlanamaz sanılıyor. Okul hayatımda da Fizik hocama ve öğrenci arkadaşlarıma da anlatmıştım. GÖRELİLİK adı üstünde öznel bir durumdur. Yani o insana göredir. Olaya , olguya , doğaya göre değildir. Çünkü bu saydıklarım insandan bağımsız , insanın dışında vardır , var olacaktır. Hele zamanda yolculuk tam bir olacak iş değil (burada anlatıldığı anlamda) ... Zamanın yavaşlaması vb. tam bir safsata. Yok uzaydaki uyduda saat yavaş çalışıyormuş vb. Yahu zaman saate mi bağlı... Yani uzayda saat dursaydı zaman durmuş mu olurdu?...

Sayın dedo11,

Gökçen Ardıç, Sinemada Zaman Yolculuğu isimli kitabında, konuyla ilgili teorileri bir bir ele alıp eledikten sonra, şu sonuca varıyor:

"...Solucan delikleri düşüncesi, bu konu hakkında bildiklerimize. göre, zamanda yolculuk etmenin tek olasılığını merdana getirir. Muhtemelen Time Machine'de (1962) olduğu gibi süslü ve rahat bir zaman yolculuğu donanımı olmayacak ama gelişmiş bir uzay gemisiyle solucan deliğinin "bağırsaklarında" karışık ve tehlikeli bir seyir izlenecektir..."
 

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,287
6,703

Sayın funghu ;

Hawking bu solucan deliğini bir elma üzerinde anlatır. Yani düşünceden düşünce üretir. Doğadan değil... Bu nedenle tutarsızlık tuzağına düşmek normal... Zamanda gerçek anlamında (yoksa anmısama vb. mecaz anlamda olabilir elbet ... ) üzgünüm ki yolculuk olanaksız. Çünkü zaman tek yönlüdür. Tersinmez... Çünkü zaman sandığımız gibi sadece algıladığımız ortamla ilgili , boyutla ilgili , çevre ile ilgili değildir. Yani zaman evrenseldir. Şöyle açıklayayım ....
Şimdi anımsamıyorum hangi macerasında olduğunu ; Süperman sevdiğini kaybediyor. Onu kurtarmak için zamanı geriye sarması gerekiyor. Ne yapıyor ? Zaman nasıl oluşuyor dünyadakilere göre... Evet dünya döndükçe (bir gün , yaklaşık 24 saat) oluşuyor , ve sanki sadece dünyamızla ilgiliymiş gibi. Ne yapıyor. Dünyayı tersine çeviriyor ki geriye (önceki zamana) gitsin ki sevdiğini kurtarsın"
Farz edelim bu gerçekten başarıldı peki dünyayı döndürerek (veya solucan yolu ile diyelim geriye veya ileriye) gidildi. Peki dünya tüm evrenden bağımsız olabilir mi? Elbette ki olamaz. Düşünün biz dünyada veya bulunduğumuz yerde , veya bize ait olanda on gün geriye gittik peki marsta zaman ne olacak , peki güneş sisteminde zamanı geriye aldık peki samanyolundaki diğer gezegenlerde ne olacak? Peki samanyolunda tümden zamanı geriye aldık. Peki başka galaksilerdeki zaman ne olacak? Oysa tüm galaksilerde zaman etken.... Yani diyelim dünya 1. zaman diliminde a konumunda iken 2. de b konumuna geldi. O sırada diğer gezegenler , hatta galaksilerdeki diğerleri yerinde mi saydı, hareket etmedi mi? Haydi daha küçük boyuta indirelim. Yıl 2021 dünya kovid yaşıyor. Benim bir arkadaşım ölüyor (birçok arkadaşımı kaybettim) 2026 da diyelim ilacı bulundu (aşı değil , ölenin dirilmesi ile ilgili) ben solucan yolu bulup 2021'e gidiyorum. Peki diğer insanların zamanı ne olacak , tüm insanlar 2021 yılına dönecek mi? Dönmeyecekse bir tek ben nasıl dönerim. Ben onlardan nasıl yalıtılmış olurum....

Uzattım. Zaman tek yönlüdür. Tersinmez.... Bu bir doğa yasasıdır....
Bütün yanılmalar zamanın ne olduğunu bilmemekten kaynaklıdır. Önce zaman nedir, bunu incelemek gerekir?

Bol düşünceli dünya dilerim ....
 
Üst