Virgül - Sayı 15 - Ocak 1999

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
991
13,969
İstanbul
erb9zlf.png

 

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,459
7,295
Sayın funghu ;


"........ iki farklı bakışın izlediği anlatılıyor. Anadolu' da yaşamış uygarlıkları bir bütün olarak gören ve sahiplenen "Anadoluculuk" ile "Türk-İslam Sentezi". Türkiye edebiyatında, sonuçta Antik Yunan'a dayanan, "Anadoluculuk"un etkisi gerçekten de çoktur. Üstelik edebiyatta bu yaklaşım, tarih araştırmalarından da eskidir.
1900'lerin başında Yunan klasiklerinin havasında Türkçe metinler yazmaya çalışan Yakup Kadri, Yahya Kemal gibi edebiyatçılar ile ulusal kültürün yadsındığı savıyla bu yaklaşıma karşı çıkan Ömer Seyfettin arasında polemikler yaşanmıştır. Hasan Ali Yücel'in Edebiyat Tarihimizden adlı kitabında bu polemik örneklerle aktarılmaktadır. Tartışmanın sonucunda, bir süre sonra Ömer Seyfettin'in de, "maneviyatı ulusal, ama biçimi Batılı" bir edebiyatı savunmaya başlamış olması, Türkiye edebiyatında başat eğilimin artık bu olacağının göstergesidir. Bu da, modernleşmenin tipik bir görüntüsü değil mi? Batı uygarlığına ulaşmak, ama ulusal bir devlet ve ulusal bir sermaye sınıfı yaratarak.
Modernizm, kaçınılmaz olarak farklılıkları yok sayar ya da uzlaştırır. Uzlaşma ise her zaman modernizmin savunduğu mantığın içerisinde olur."

Bu satırlar Behçet Çelik'in "Neden bir 'milli edebiyat' dersimiz yok?" başlıklı yazıdan..

Vargı : Bu satırlar defalarca ama defalarca okunası satırlar (hatta dergideki yazının tümü) ... Lütfen zamanı ve isteği olan dikkatlice okusun...
Bana gelince ben "Anadoluculuk" gurubundanım...



Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim...



***Not : Bu gün de gece 04:00 da başlayan ve 09:00 da biten yaklaşık 5 saat (5 , 10 dakikalık aralar hariç) iki adet Virgül dergisine ayırdım. Mutluyum , mutluyum , mutluyum.... :) :) :) Beni mutlu eden Sayın @funghu da dilerim hep mutlu olur...
 

eankara

Onursal Üye
24 May 2010
1,554
9,651
Sn. @funghu yine benim için önemli bir dergiyi paylaştı. Kapağından, makale konularına '' yoruma kışkırtan '' bir dergi sayısı yine ! Kapağıyla ilgili düşüncelerimi bu kez hızlı geçmek istiyorum ! Nedeni, kapakta gördüğümüz ünlü '' Arnolfini Evlenmesi '' ya da '' Arnolfini Düğünü '' tablosu. Sanat tarihini en gizemli tabloları arasında. Ressamı, 15. yy.'da '' Kuzey Rönesansı '' akımının önde gelen temsilcilerinden Jan Van Eyck. Resimde görülen aynanın hemen üzerinde, '' Johannes Van Eyck buradaydı 1434 '' yazısı görülüyor. Resme dikkatle baktığımızda, ön planda değil ama ayna görüntüsünde, çiftin ( erkeğin o dönemin önemli simalarından tüccar Arnolfini olduğu iddia ediliyor ) dışında iki kişi daha bulunuyor. Bunlardan birisinin ressam olduğu iddia edilmekte. Ancak, kadının hamile olmasından başlayıp, başları üzerindeki avizede sadece tek mumun yanmasına kadar, tablo sürüsüne bereket gizemle dolu. Hepsi hakkında farklı düşünceler ya da benim bu gizem unsurlarına ait yorumlarım oldukça uzun makale konusu diye belirtip, bu konuyu kısa keseyim !

Polemik seven bir toplumuz sanırım. Bunu , her daim ilgili tv programları reytingleri de gösteriyor. Ancak, kişisel yorumum , basın tarihimizdeki kalem savaşlarının ayrı bir '' lezzeti '' var benim için. Dostum Sn. @dedo11 konuya parmak basmış, konu benim için de önemli. ( Tabii bu alanda , son yıllarda okuduklarımı, izle-yeme-diklerimi hariç tutuyorum. Zira, bana göre seviye günümüzde bir hayli düştü, hakaretlerle dolu olan '' en düşük '' seviyeler çoğaldı, gözlemlemek hoş değil ! ) Nitekim Sn. @funghu 'nun paylaştığı Virgül dergisindeki Yalçın Ergündoğan'ın Emin Karaca'nın '' Türk Basınındaki Kalem Kavgaları '' makalesini beğenerek okudum. Tıpkı Sn. @dedo11 'in güzel yorumlarını beğenerek okuduğum gibi. Dergide okuduğum diğer yazılar da yararlı ama, belirttiğim Ergündoğan'ın makalesi öncelikle dikkatimi çekti. '' Orhan Pamuk '' konusu ise bambaşka bir konu ! Minyatürler , özellikle İran minyatürleri hep önem verdiğim, fırsat buldukça ya da rastladıkça izlediğim sanat eserleridir. Ancak, Pamuk'un edebiyat dünyasının beni içine çektiği pek söylenemez !! Dolayısıyla , Pamuk'un aslında İranlı ünlü minyatür sanatçısı Behzat'tan esinlendiği belirtilen romanını bu yüzden halen okumadım ! Bu yüzden , dergideki ilgili makaleyi yazan Yavuz Selim Karakışla'nın '' övgü ''lerine katılamıyorum !

Teşekkürler Sn. @funghu , ben de dergiyi okuyup mutlu olanlar grubundayım.

Not: Yukarıda değindiğim iki konu hakkında meraklıları için şu eserleri öneririm.
Resim tarihindeki gizem ; çok eser var ama, Dürer'in '' Melencolia ''sı ( neredeyse her milimetresi gizemli sembollerle doludur.)
Bosch'un '' Dünyevi Zevkler Bahçesi '' ve de bizim sanatçımızdan bir tablo ; Osman Hamdi'nin '' Mihrap '' ya da '' Tekvin '' adlı tablosu. Tablo bugün kayıp. Yakından dikkatle bakarsanız, tablodaki kadının ayakları dibinde Kuran olduğu belirtilen Arapça bir kitap görülüyor. Bir resimde, dini bir kitabı ( tabii resmedilen Kuran ise ) üstelik bir kadının ayakları dibinde olarak gösteren sanat tarihinde başka bir tablo yok !! ( Tablonun anlamını, başından geçenleri merak edenler, tüm bunları neredeyse bir Dan Brown romanı gibi gerçek bilgilerden hareketle anlatan Arif Ergin'in aynı adlı romanını öneririm. )

Basındaki kalem savaşlarına meraklı olan dostlar için de , Cengiz Özakıncı'nın '' Dolma Kalem Savaşları '' kitabını öneririm. Ancak, Özakıncı ile yakından sohbet ettiğimden biliyorum, bu konuda, yazarın yazdığından çok yazmadıkları bulunuyor !!
 
Son düzenleme:
Üst