POLLYANNA: BİR KİTABIN DEĞİL, ÇOCUKLUĞUMUZUN KALBİYDİ…

murtaza5

Yönetici
15 Tem 2009
15,841
468,085
POLLYANNA:
BİR KİTABIN DEĞİL, ÇOCUKLUĞUMUZUN KALBİYDİ…



Bazı kitaplar okunur ve biter…
Bazıları ise ömür boyu insanın içinde yaşamaya devam eder.
Pollyanna, işte o nadir eserlerden biridir.
Onun sayfalarını kapattığınız gün hikâye sona ermez;
tam tersine, yıllar sonra bile bir ilkbahar rüzgârı gibi ansızın hatırlanır.
Bir okul sırasının kokusunda, eski bir kitaplığın raflarında, sararmış sayfaların arasında
ya da çocukluğun çok uzaklarda kalmış masumiyetinde yeniden karşınıza çıkar.
Bizim kuşağın hafızasında Altın Çocuk Kitapları denildiğinde akla gelen i
lk eserlerden biri hiç kuşkusuz Pollyanna – Saadet Yolu idi.
Eleanor H. Porter'ın ölümsüz romanı, Gülten Suveren'in sıcak ve akıcı çevirisiyle Türk çocuklarının gönlüne ulaştı.
Altın Kitaplar tarafından ilk kez 1974 yılında yayınlandı
ve yıllar boyunca defalarca yeni baskılar yaparak kuşaklar boyunca elden ele dolaştı.
Annesini ve babasını kaybettikten sonra katı kurallarıyla tanınan teyzesinin yanına gitmek zorunda kalan
küçük Pollyanna'nın elinde dünyadaki bütün zenginliklerden daha değerli bir hazine vardı:
"Mutluluk Oyunu."
Babasının öğrettiği bu oyun sayesinde en karanlık günlerde bile sevinilecek küçücük bir ışık bulabiliyordu.
Ve o küçücük ışık, zamanla yalnızca kendi hayatını değil,
yaşadığı kasabadaki insanların kırılmış kalplerini de aydınlatıyordu.

Belki de bu yüzden Pollyanna yalnızca bir roman kahramanı olmadı.
O, çocukluğumuzun vicdanıydı…
Umuduydu…
İnsanlara yeniden inanabilme cesaretiydi.
1980'li yıllarda TRT ekranlarında yayınlanan Pollyanna çizgi dizisi
ise bu unutulmaz hikâyeyi bir kez daha evlerimize taşıdı.
Akşam saatlerinde televizyonun karşısına geçen binlerce çocuk,
kitap sayfalarında tanıdığı o umut dolu küçük kızı bu kez ekranda izledi.
Böylece Pollyanna, yalnızca kitap raflarında değil,
televizyon ekranlarında da çocukluğumuzun en sıcak anılarından biri hâline geldi.
Bugün bu kapağa baktığımızda aslında sadece bir kitap görmüyoruz…
Bir sobanın başında geçirilen kış akşamlarını görüyoruz.
Annemizin ya da öğretmenimizin "Biraz da kitap oku." deyişini duyuyoruz.
Yeni alınmış kitapların matbaa kokusunu hissediyoruz.
Kütüphanelerde sessizce çevrilen sayfaları…
Harçlıklarımızı biriktirip aldığımız o ilk kitapları…
Ve en önemlisi, büyümeden önceki o tertemiz kalbimizi yeniden buluyoruz.
Çünkü bazı romanlar yalnızca hikâye anlatmaz.
İnsanın içindeki iyiliği sessizce büyütür.
Belki de yıllar geçmesine rağmen Pollyanna hâlâ unutulmuyorsa,
bunun nedeni bize dünyayı tozpembe göstermesi değildir.
Aksine, hayatın acılarını inkâr etmeden, onların içinde bile umudu kaybetmemeyi öğretmesidir.
İşte bu yüzden...
Çocukluğumuz geride kaldı.
Oyuncaklarımız kayboldu.
Mahalleler değişti.
Arkadaşlarımız dağıldı.
Ama Pollyanna, hâlâ eski bir kitaplığın rafında bizi bekleyen çocukluğumuz gibi duruyor.
Sayfalarını her açışımızda, içimizde yıllardır sessizce uyuyan o küçük çocuğun yeniden gülümsediğini hissediyoruz.​
Ve belki de gerçek saadet yolu, yıllar sonra bile o masum gülümsemeyi yeniden bulabilmektir…



LİNK-342sayfa​
 

HACILI

Onursal Üye
14 Kas 2012
2,878
10,863
Dünyanın en çok tanınmış çocuk romanlarındandır Pollyanna.
Okumayanlar da mutlaka bir yerlerden duymuşlardır Pollyanna'nın adını.

" Pollyannacılık oynamak. " ya da başka bir deyişle " Mutluluk oyunu. "
Pollyanna kitabını veya Pollyannacılık ya da Mutluluk oyununu kısaca özetlemek gerekirse;
" Pollyanna, anne ve babasını kaybettikten sonra hayattaki tek akrabası olan Bayan Polly Harrington'ın yanına gönderilir.
Zengin ama oldukça soğuk ve kuralcı bir kadın olan teyzesi, küçük kızı evinin tavan arasındaki eşyasız ve sıcak bir odada karşılar.
Ancak Pollyanna, babasından öğrendiği "sevindirme oyunu" sayesinde hiçbir duruma üzülmemeyi başarır.
Bu oyun, en kötü durumlarda bile mutlu olunacak en az bir neden bulmayı gerektirir. " şeklinde özetlemek mümkündür.

Paylaşım için çok çok teşekkürler.

Ellerine ve emeklerine sağlık sevgili murtaza5 üstadım.
 
Üst