Milliyet Sanat - Yeni Dizi Sayı 22 - 15 Nisan 1981

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
1,020
14,307
İstanbul
m4aqp7i.png
my1fyke.png

 

Cozcann

Yeni Üye
2 Nis 2022
55
86
MİLLİYET SANAT.......
.....1980-1981 yıllarına ait 23 dergi....sanatla ilgili konular, güzel bir dergi... emeklerinize, ellerinize sağlık çok teşekkürler........
 

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,482
7,376


Sayın funghu ;

".... Descartes ve Locke ve Newton'un soyut düzeyde koordinatlarını çizdikleri yeni dünyada, olayların belirli nedenleri vardır. Dolayısıyla romandaki olayların da belirli nedenleri vardır. Dolayısıyla romandaki olayların da belirli nedenleri olmasını bekleriz. Doğaüstü veya doğaötesi varlıklar, güçler romanın akışına karışır, olayları ekilemeye başlarsa, yadırgarız bunu. Böyle şeyler okumak için elimize almamışızdır romanı. "Gerçekliğe aykırı" mekanizmalar işliyorsa, "romandan" beklediğimize uymaz bu durum. Gerçi her zaman, klasik denebilecek roman yapısına aykırı eserler yazılmıştır. Emily Bronte'nin kitabında bir hayalet çıkar karşımıza. Neo-klasik çağdan romantik döneme geçilirken "Gotik" roman türü belirir. Burada da, zincirlerini şakırdatan hortlaklar ve benzerleri, korku türünün ilk örneklerini verir. Ama bunlar, romanın biçimini sömüren, roman da gerçeklik yanılsaması uyandıran teknikleri kullanarak kendi fantastik dünyalarına inandırıcılık kazandıran kitaplardır ve onları her zaman geleneğin, ana akışın kıyısında istisnalar olarak görürüz. Roman, hatt abugüne kadar, kökeninin "ampirik gerçeklik" gereğine uymaya devam eder."

Bu satırlar Murat Belge'nin "Marquez ve romanda yenilik" başlıklı yazıdan...
Vargı : Neden bu satırları aktardım? Basit bir konuyu bilgi dağarcığındaki bazı doğrularla allayıp pullamakla kargaşa , kurgaşa çıkarmağa örnek olsun diye...
Bunlar sade anlatım yapamazlar , çünkü kafalarının içindeki dünya da karman çormandır.. Onun için Murat Belge ve benzerleri Türkiye'de Marksizm gerçek kaynaklarından öğrenilirken tutup "Birikim" dergisi çıkarıp millete Marksizm diye Althussercilik pompalamaya başladılar. 2000 li yıllarda ise makyajları dökülmeye başladı. Bu kez kendilerine "Liberal Marksist" demeye başladılar ancak bu halk bunlara kendince ad koydu. Bunlara "Yetmez ama evetçiler" dedi. Bunlar da özeleştiri vereceğine o da sadece bir "biz kullanışlı aptallardık" dedi... Bu yeterli mi?





"Dostlar Tiyatrosu'nun Galatasaray'daki yeni salonunda "Her Gün Yeni Baştan" adlı, çeşitli oyunlardan bölümler ve şiirlerden oluşan tek kişilik bir oyun sergilemekte olan Genco Erkal, Sıkıyönetim Komutanlığı'nca önce tutuklandı, daha sonra oyunda suç sayılabilecek bölümler bulunmaması üzerine serbest bırakıldı."

Bu satırlar 57. sayfadaki "Genco Erkal önce tutuklandı, daha sonra serbest bırakıldı" başlıklı haberden.

Vargı : Yıl 1981 düşünün 12 Eylül 1980 de ABD uşağı Kenan Evren ve şürakası askeri darbe yapmış ve sıkıyönetimin en baskıcı günleri. Düşünün Askeri darbe günleri ve mahkeme tutuklanıp yargılanmasını istediği Genco Erkal'ı SUÇSUZ BULUYOR serbest bırakıyor. SUÇSUZ BULABİLİYOR VE SERBEST BIRAKABİLİYOR. YANİ TÜRKİYEDE YARGIÇLAR VAR... ( Bundan o dönem her alınan karar bu kadar özgür ve doğrudur anlamı çıkmasın sakın. )



Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim....



 

eankara

Onursal Üye
24 May 2010
1,557
9,673
Milliyet Sanat dergisinin Sn. @funghu tarafından paylaşılan sayısında, Murat Belge tarafından yazılan Marquez konulu yazı dikkatimi çekti. Doğrusu, yazıyı okurken içtenlikten uzak, bir hayli '' entellektüel ton''da yazıldığını görünce, Sn. @dedo11 'in değindiği noktalardaki özellikleri de dahil edecek olursak, rahatsız edici bulduğumu belirtmeliyim. Mutlaka Murat Belge'yi önemli bulan okur kitlesi vardır ( bu '' kitle ''nin yıllar içinde azaldığını tahmin ediyorum ) , ama Belge'nin yazı dünyası beni hiç bir zaman içine çekememiştir. Nedenleri çok.

Ancak, Marquez konusu açılmışken, Sn. @murtaza5 'in paylaştığı, '' Kayıp BAYAN FİNCH Vakasının Arkasındaki Gerçekler '' kitabı üzerine diyarda yazdığım, 11 Şubat 2025 tarihli mesajımdan '' Marquez ve Büyülü Gerçekçilik '' konularını ele alan bir bölümü buraya aktarmak istedim. Yazıma çizgi roman sanatını da dahil etmişim. Şöyle yazmışım;

'' Büyülü Gerçekçilik '' akımı, sanatın türlü dallarında hep ilgi çekici gelmiştir bana. Özellikle edebiyat alanında , bu akımdan söz edildiğinde iki dev yazar aklıma gelir; Yaşar Kemal ve Gabriel Garcia Marquez. Bir bakıma, her ikisi de '' çağdaş destan ''lar yazmışlardır. ( Yaşar Kemal için, belki çoğunluğun favorisi '' İnce Memed '' ama, ustanın birçok romanı yanında '' Demirciler Çarşısı Cinayeti '' unutulmamalı. ) Tabii, '' Büyülü Gerçekçilik '' konu edildiğinde, Saramago, Murakami, hatta bizim son dönem yazarlarımızdan İhsan Oktay Anar gibi daha bir çok önemli yazarı saymak mümkün. Ancak, konu çizgi roman olduğunda , Neil Gaiman imzasını gördüğümde, bir sanatçı daha eserleriyle gözümde canlanır, Alan Moore. ( Üçüncü bir isim istenirse de Frank Miller ) '' Tolstoy mu , Dostoyevski mi daha iyi ? '' bitmez tükenmez tartışmalarının bir benzeri, bu akım dahilinde, üstte saydığım iki sanatçı açısından zihin egzersizi yaptırır bana, tabii sonuçsuz bir düşünce ! İki fantezi devinden Moore nedenler üzerinde Gaiman ise sonuçlar hakkında kafa patlatsa da , ikisi arasında seçim yapmak kolay değil. ( Moore'un '' Swamp Thing '' serisini hatırlamak bile, bu sonuç için yeterli ipucu sanırım. Ayrıca, Gaiman'ın şu çizgi romanının adına ne demeli ?! '' Babamı İki Japon Balığı ile Değiş Tokuş Ettiğim Gün '' :) :) :) )

'' Yaldızlı kelimeler '' den uzak, '' planlanmış art niyet '' taşımayan, örneklerle yapılan anlatımların daha yararlı olduğunu düşünüyorum.
Sn. @funghu ve Sn. @dedo11 dostlarıma teşekkür ediyorum.
 

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
1,020
14,307
İstanbul
Sayın @dedo11 Sayın @eankara dostlar,

Gözlerimdeki rahatsızlık bütün hızıyla devam ettiği için, paylaştığım dergileri okuyamıyorum. Ancak, yorumlarınızı hiç sektirmeden okuyorum. Yorum ve değerlendirmelerinizi okurken, her ne kadar, bende M. Belge konusunda minik bir araştırma yapma isteği uyandırdıysanız da, kendisi ve benzerleri, artık sönümlenmiş değerlerimiz arasına girdiklerinden şimdilik bu işi erteliyorum.

Bir zaman gelecek, yetmez ama evetçilerin, yeni muhafazakârların heykellerini dikeceğiz. Fakat bu heykel dikme işi, Yalçın Küçük'ün bir kitabında tarif ettiği şekilde olacak: Hepsi baş aşağıda olacak şekilde :)

Katılıyorum, zihni karman çorman olanlardan anlaşılır cümleler bekleyemeyiz.
Zihni berrak olanlar ise; gerçekliği, iyiyi, doğruyu ejderhalarla da anlatabilir, devlerle de, çizgi romanlarla da...
 
Üst