murtaza5
Yönetici
- 15 Tem 2009
- 15,830
- 467,535
Ziyaretçiler için gizlenmiş link,görmek için
Giriş yap veya üye ol.
ÇOCUKLUĞUN SAKLI CENNETİ: "GİZLİ ADA"
Bazı kitaplar yalnızca okunmaz; çocukluğun en sessiz köşesine yerleşir.
Yıllar geçse de kapağını gördüğünüz anda eski bir yaz tatilinin kokusu,
sokakta oynayan çocukların neşesi ve elinizden düşmeyen kitapların heyecanı yeniden canlanır.
İşte Enid Blyton'ın "Gizli Ada" romanı da,
Türkiye'de ilk kez 1982 yılında Esat Ören'in akıcı çevirisiyle Altın Kitaplar tarafından yayınlandığında,
binlerce çocuğun hayal dünyasına açılan unutulmaz kapılardan biri olmuştu.
Romanın kahramanları Mike, Peggy, Nora ve Jack kardeşlerdir.
Kendilerini anlamayan yetişkinlerin baskısından uzaklaşarak kimsenin bilmediği küçük bir adaya sığınırlar.
Burada kendi yaşamlarını kurar; balık tutmayı, barınak yapmayı,
doğayla uyum içinde yaşamayı ve karşılarına çıkan güçlükleri birlikte aşmayı öğrenirler.
Bir yandan gizlenmeye çalışırken, diğer yandan kardeşlik bağlarının ve dayanışmanın ne kadar güçlü olduğunu keşfederler.
Bu yönüyle "Gizli Ada", yalnızca sürükleyici bir macera romanı değil;
cesaretin, paylaşmanın, sorumluluk almanın ve birlikte hareket etmenin de hikâyesidir.
Belki de kitabın onlarca yıldır unutulmamasının en önemli nedeni budur.
Çünkü Enid Blyton, çocuklara sürekli öğüt veren bir anlatıcı olmayı tercih etmez.
Bunun yerine onların merakına güvenir.
Okurunu hazır cevaplarla yönlendirmek yerine keşfetmeye davet eder.
Sayfalar ilerledikçe çocuk, kendisini kahramanlarla birlikte adada yaşamaya başlamış gibi hisseder.
Macera artık yalnızca onların değil, kitabı okuyan herkesin macerasına dönüşür.
Bugün geriye dönüp okur yorumlarına bakıldığında da benzer duygular öne çıkıyor.
Pek çok kişi **"Gizli Ada"**yı çocukluğunun en unutulmaz kitaplarından biri olarak görüyor.
Romanın akıcı anlatımı sayesinde sayfaların nasıl geçtiğinin fark edilmediğini,
doğa içinde geçen özgür yaşamın hayal gücünü beslediğini
ve yıllar sonra yeniden okunduğunda bile aynı sıcaklığı hissettirdiğini anlatıyorlar.
Birçok okurun ortak düşüncesi ise oldukça anlamlı:
Bu kitap, yalnızca bir macera değil; çocukluğun kendisine yapılan bir yolculuk.
Ve sonra...
Bu kitabın kapağı...
Bir kitabın kapağı bazen yalnızca içindeki hikâyeyi tanıtmaz; başlı başına bir sanat eserine dönüşür.
İşte "Altın Fırçalı Adam" lakabıyla anılan usta ressam Aslan Şükür, "Gizli Ada" için de tam olarak bunu başarmıştır.
Koyu yeşilin gizemle buluştuğu arka plan...
Ufukta yükselen dolunay...
Kıyıda bekleyen küçük sandal...
Elindeki gaz lambasını tutan çocuk...
Birkaç adım geride duran küçük kız...
Bu sahnenin romanda birebir yer alıp almaması önemli değildir.
Çünkü Aslan Şükür'ün amacı, romanın herhangi bir sayfasını resmetmekten çok,
okurun zihninde henüz kitabı açmadan güçlü bir merak duygusu uyandırmaktı.
Onun kapakları, metnin görsel özeti değil; hayal gücünü harekete geçiren bağımsız sanat eserleriydi.
Işığı, gölgeyi ve renkleri kullanışındaki ustalık, resimlerine adeta sinematik bir derinlik kazandırıyordu.
Figürlerin yüz ifadeleri, doğanın sessizlığı ve gizemli atmosfer, okuru
"Bu kitabın içinde beni nasıl bir macera bekliyor?" sorusuyla baş başa bırakıyordu.
Belki de bu yüzden Aslan Şükür'ün kapakları, yalnızca kitapların üzerinde kalan resimler olmadı;
yıllar sonra bile tek başına hatırlanan, koleksiyon değeri taşıyan tablolar hâline geldi.
İşte Altın Çocuk dizisinin kapaklarını unutulmaz yapan da buydu.
Aslan Şükür yalnızca resim yapmıyordu; hayal kurduruyordu.
Onun fırçasından çıkan her eser, daha ilk bakışta okurun zihninde yeni bir serüven başlatıyordu.
Kitabı elinize almadan önce bile, sanki görünmeyen bir dünyanın kapısı aralanıyordu.
1980'li yılların çocukları için bu kapaklar yalnızca kitap raflarını süsleyen resimler değildi.
Kitapçı vitrinlerinin önünde dakikalarca seyredilen, harçlıkların hesaplandığı,
"Bir sonraki Altın Çocuk kitabı hangisi olacak?" diye heyecanla düşünülen küçük sanat eserleriydi.
O yıllarda kitap seçimi çoğu zaman kapağın büyüsüyle başlar, ardından sayfalar okuru bambaşka dünyalara taşırdı.
Aslan Şükür'ün resimleri ise daha ilk bakışta,
"Bu kitabı mutlaka okumalıyım." dedirten eşsiz bir çekim gücüne sahipti.
Belki de bu yüzden "Gizli Ada", yalnızca Enid Blyton'ın en sevilen macera romanlarından biri olarak değil;
bir kuşağın hayal kurma biçimini şekillendiren eserlerden biri olarak da hafızalarda yaşamayı sürdürüyor.
Çünkü bazı kitaplar fark ettirmeden cesareti, iş birliğini, sorumluluğu ve doğaya saygıyı öğretir.
Bunları ders verir gibi anlatmaz; yaşatarak hissettirir. Kalıcı olan da tam olarak budur.
Aradan kırk yılı aşkın zaman geçti.
Ama Aslan Şükür'ün tablo güzelliğindeki o kapağına yeniden baktığınızda,
eliniz sanki yine eski bir Altın Çocuk kitabına uzanıyor.
Sararmış sayfaların kendine özgü kokusu,
çocukluk günlerinin masum heyecanı ve keşfedilmeyi bekleyen maceraların büyüsü yeniden canlanıyor.
Ve insan,
çocukluğun en güzel adalarının aslında haritalarda değil,
unutamadığı kitapların sayfalarında saklı olduğunu bir kez daha hatırlıyor.
-----
ALINTIDIR..
LİNK
Ziyaretçiler için gizlenmiş link,görmek için
Giriş yap veya üye ol.
Son düzenleme: