Çizgi Roman Akımı Tercihleri

cekicenim

Yapay Zeka Çeviri Balonlama
6 Şub 2018
274
4,630
KSK
Hangi çizgi roman akımlarını daha çok tercih edersiniz? Fümetti, Manga, Amerikan, Frankafon...

Ben Fümetti severim, biraz daha ayakları yere basıyor. Amerikan çizgi romanları özellikle paralel evren olayları aşırı uçuk ve yazar tembelliği bence. Sherlock Holmes gibi romanlarda bir ayrıntıyı günlerce, aylarca düşünürlerken, Amerikan çizgi romanlarında herşeyin cevabı paralel evren. O adam o imkansız pozisyondan nasıl kurtuldu? paralel evrenden kendisi geldi kurtardı. Manga'lara gelince, ben de ergen olsam belki severdim biraz :) Frankafon'a gelince, Fransızları pek sevmem, ama Goscinny gibi bir deha tekrar gelse, direk tarikatine girerim.
 
Son düzenleme:

yeryüzü

Yönetici
3 Eki 2011
17,804
87,464
hiçbiryerde :)
İlginç bir şekilde çocukken hiç Amerikan çizgi romanı
okumadığımı fark ettim şimdi, yıllar sonra. Halbuki
çocukken okuduğum "fumetti" karakterlerinin hepsi
Amerika'da yaşıyordu ve çoğu "vatansever"di... Ne çelişki :)

Yine çocukken sevdiğim iki frankofon, Red Kit, Tenten'di.
A, bir de Şirinler vardı, onların daha çok çizgi filmlerini
izledim belki de, tam hatırlamıyorum...

Manga ile 10-15 yıl önce tanıştım, önce Death Note,
sonra Yalnız Kurt Ve Yavrusu, ikisi de muhteşem serilerdi.
Manga yayınlarının %80-90'ı ergenler için belki ama
o kalan yüzde onunda çok iyi hikayeler var, Japon kültürü,
edebiyatını da pek es geçmemek lazım... Şimdi serilerden
çok grafik romanları okuyorum. Daha çok Avrupa ama
Amerika veya Uzakdoğu ya da yeri fark etmez, içten ve
gerçek hikayeler dinlemeyi, izlemeyi seviyorum şimdi.

Not: Okumuşum aslında, şimdi hatırladım, gazete bantlarında
Güngörmüşler diye geçen BRINGING UP FATHER, Hasbi Tembeler,
Kızılmaske, Mandrake... daha çıkar belki...
 

serdary67

Onursal Üye
18 Eki 2009
8,762
26,513
ordu-turkey
Hangi çizgi roman akımlarını daha çok tercih edersiniz? Fümetti, Manga, Amerikan, Frankafon...

Ben Fümetti severim, biraz daha ayakları yere basıyor. Amerikan çizgi romanları özellikle paralel evren olayları aşırı uçuk ve yazar tembelliği bence. Sherlock Holmes gibi romanlarda bir ayrıntıyı günlerce, aylarca düşünürlerken, Amerikan çizgi romanlarında herşeyin cevabı paralel evren. O adam o imkansız pozisyondan nasıl kurtuldu? paralel evrenden kendisi geldi kurtardı. Manga'lara gelince, ben de ergen olsam belki severdim biraz :) Frankafon'a gelince, Fransızları pek sevmem, ama Goscinny gibi bir deha tekrar gelse, direk tarikatine girerim.
Evet fumetti ve teks zagor Martin bunlar ilk sırada ABD hiç sevemedim örümcek adam hariç frankofon da ise tenten vb sade karmaşık olmayanlar iyidir birde Conan onun yeri ayrı.
 

eankara

Onursal Üye
24 May 2010
1,501
9,280
Sn. @cekicenim 'in sorusunu görünce, birden '' Rock Müzik '' sevdiğim yıllara gittim. Arkadaşlarımın müzik zevkini merak edip sorduğumda, beğeni tercihlerinin hep kendi beğenilerim çerçevesinde olmasını beklerdim, hatta müzik tarzı yetmezdi, sanatçılar için de durum aynıydı ! Zaman içince, farklı çevrelerde, dinleyip keyif aldığım müzik tarzı yelpazesi büyüdü, çeşitlilik kazandı. En azından klasik müzik girdi devreye, Anadolu Pop dahil oldu vs. Beğeni tercihlerimdeki bu durum aynen, resim sanatı ya da çizgi roman için de geçerli oldu. Herkes için değil belki ama, zaman unsuru keyif alarak izlenilen sanat alanları yelpazesinde çeşitlilikler oluşturuyor, sınırları genişletiyor.

Red Kit, Asterix ya da '' Esse Gesse '' kahramanları ile başlayan yabancı çizgi romanlar yolculuğum, zaman içinde, Heavy Metal dergileri belirleyiciliği ile bu sanatın hala unutulmaz ustalarına kadar ilerledi. İlginçtir, tıpkı Sn. @yeryüzü gibi, son satırlarda belirttikleri haricinde Amerikan çizgi romanları ( özellikle Süper Kahraman ekolü ) bahsettiğim yıllarda pek ilgilendiğim külliyat değildi. Ama, zamanla, önce EC comics'in özellikle korku türündeki eserleri, sonra da İmage ve Dynamite gibi yayınevleri ve de halen çok sevdiğim Underground tarzı ile bu tür de hayatıma girdi. Eh, genç kız babası olup da mangalara içinde bulunduğumuz yıllarda uzak kalmak, bir hayli zor ! Yani müzik gibi, diğer sanat dallarında yaşadığım '' yelpaze genişlemesi ''ni bu konuda da yaşadım !! Ama, bu açıklamalarımda buraya kadar yer almayan Fumetti türü ve Frankofon dünyasının adını saymadığım ünlüleri hep yanı başımdaydı !

Sn. @cekicenim 'in sorusuna sonuçta gelecek olursam, sıralamamın sevgili Sn. @thorgal 'ın sıralamasıyla birebir aynı. olduğunu belirtmeliyim. Ama, herhangi bir tarz dahilinde '' iyi '' olan her çizgi romanı okumak isterim. Bu '' tarz '' sevgim, sıralamamın daha altlarındaki tarzlara ait olan, ama '' kalite açısından yüksek seviye '' yi ortaya koyan çizgi romanlara '' hayır '' demek anlamına gelmiyor tabii. ( Sanırım Sn. @thorgal 'da aynı şekilde düşünüyordur. )

Tüm bunları yazarken, Sn. @cekicenim , Sn. @rasel ve Sn. @bakunin , Sn. @orpa , Sn. @Logic , Sn. @uzung dostlar başta olmak üzere, özellikle titiz seçimleri sonucu pek çok '' nitelikli '' çizgi romanı dilimizde okuma imkanına kavuştuğumu düşünüyorum. Yani, diyarımızdaki Türkçe'ye çevrilen çizgi roman konusunda '' tarz '' konusunda hiç de kaygılı değilim ! :) :) :) :) Kendilerine teşekkür borçlu olduğumu yinelemek isterim.
 
Son düzenleme:

wolverine

Yeni Üye
27 Mar 2009
115
406
Güzel bir forum başlığı. Aslında buna cevap verirken insan hali ile önce kendi çevresi ve çevresinin imkanları ile, sonra yaşını belli edecek şekilde başlangıç tercihine en son da zamanla edinilen tecrube ve (digitalleşmeden önce) gelir durumuna göre cevap verebilir sanırım.
1983-84 gibi hayatıma daha okuma yazma bilmezken Teks (183luk seri) ile başlayınca insanda ilkin verdiği heyecan bir de devam ediyorsa fumettiler diyebilirim. İtalyanlar varken başka bir şey bilmezken ne bulunabiliyorsa insan okumaya başlıyor ve zamanla seviyor. Tabi sonra herkes gibi klasık gelişim zagor, tommiks, teksas hayatınızın bir parçası oluyor.
Sonra lise zamanlarımda Conan Tenten ile karşılaştım. Meraktan aldığım ve (cesarete bak) Spider Man sayısı ile hayal kurmaya başladım. Bir gün kendi dilinde spiderman okuyacağım diye. Comic kısmına girişim böyle oldu. Sonra TR de yayınlandığını öğrendim yavas yavas satın almaya başladım. Direkt yayın evlerinin adreslerine gidip param yettikçe edindim conanı ve örümceği.
Sonra Dili öğrendiğimde artık direct edition a terfi ettim ve 6 farklı seriyi 2001 krizine kadar satın alarak okudum.
Fakat hayatımın en büyük devrimlerinden biri burası oldu. İzin verin açıklayayım.
Daha önce internet artık hayatımıza girmeye başlayıp yaygınlaşarak hızlar arttıkça bulabildiğim sitelerden comicleri indirip klasörleyerek okumaya başlamıştım. Hayatım ülkede satın aldığım fumettiler (artık basımı devam ettikce) bir de comicler olmuşken forumumuz sayesinde asıl enfes, değişik ve daha ayakları yere basan senaryolu hem de bazıları en çok sevdiğim fantezi edebiyatı temelli olan Avrupa (fransa) çizgi roman albümleri oldu. Forum olmasa böyle bir şeyi ögrenebileceğimi sanmıyorum.
bu nedenle belki normal belki abartı şekilde çizgi roman okuyan biri olarak abd italyan ve fransızları severim. En büyük meraklarımı da YZ çeviri kullanarak siteye ürün koyanlar sayesinde giderecek duruma geldim ki bunu zaten yazdım. (julia natan ve dragonnero).

Not: Tr de basılmış olan ve esaslı kabul edilen mangaları okudum. bazı merak ettiklerimi de digital olarak buldum ancak anladım ki bana göre değil. Anime izlemek hadi neyse de okumayı kendı adıma başaramıyorum. Yanlız Kurt ve oğlu ayrı iyi ki kütüphanemde yer alıyor diyorum.
 

100bullets

Yeni Üye
7 Eki 2020
130
583
Aslında Amerikan çizgiromanları ve manga diye cevap verebilirdim fakat şöyle düşününce bu 4 ana akımın hepsinden çok sevdiğim çizgiromanlar var. Amerikan çizgiromanları son zamanlarda çok fazla popcorn movies tarzı oldu. Yani patlamış mısırını al, ye, izle ve çık git. Üzerine düşünecek pek bir şey yok. Fakat özellikle zamanında Vertigo'dan çıkan eserler çok iyiydi. Sandman, Preacher, Y-The Last Man, V for Vendetta, 100 Bullets aklıma ilk gelen eserler. Özellikle Sandman'in edebi bir kaygısı olduğunu söyleyebilirim. Yani okuyucuya geçirmek istediği bir takım duygular ve düşünceler var.

Manga ise aslında şans verildiğinde çok güzel eserlerin okunabileceği bir dünya. Bugün baktığımızda yayınevleri gençler arasında çok popüler olan serileri basmayı tercih ediyor doğal olarak. Aynı şey Japonya için de geçerli. Fakat özellikle Osamu Tezuka'nın (Japonya'nın Walt Disney'i) eserlerini çok severim. Gekiga türünde mangaları ile tanınır. Hem çizim hem de anlattığı konu itibariyle yetişkinlere yöneliktir bu tür. Benim favorim Ode to Kirihito bu alanda. Ayrıca Lone Wolf and Cub, Monster, Homunculus, Koroshiya Ichi, Eden It's an Endless World, Oyasami Punpun, Alita Battle Angel ve Akira severek okuduğum mangalardan birkaçı. En son da çizimlerini anlatısından daha çok beğendiğim Attack on Titan'ı güncel olarak takip etmiştim. Normalde korku türüne ait herhangi bir şey izlemekten hiç hoşlanmasam da iş okumaya geldiğinde Junji Ito'nun eserlerini severek okurum. Bir de manga çizimi var elbette. Siyah beyaz, yer yer mükemmel çizimler de çok güzel oluyor.

Fumettileri ise takip etmek çok daha kolay bence. İster kendi içinde 20-30 sayılık giriş/gelişme/sonuç şeklinde ilerleyen seriler olsun ister yüzlerce sayı süren ama ortasından başlasanız da kafanızın karışmadığı, maceraların en fazla 4-5 sayı sürdüğü serileri okumak keyifli. Tabi bu kadar uzun süre devam eden serilerde çizim tekniği vs değişince alışmak biraz zaman alabiliyor.

-EKLEME-

Zamanında Miço'da severek okuduğum Zapçı Okan, Ders Sevmez Hamdi aslında Fransız kökenliymiş. Çok sonradan öğrenmiştim. Redkit ile Asteriks ve Oburisk'i saymıyorum bile. Fransa ekollerinin nostaljik yeri ayrı.
 
Son düzenleme:

jclouseau

Yeni Üye
8 May 2020
51
192
Fumetti (Teks, Zagor, Ken Parker, Mister No, Judas, Jeriko, Jil), Corto Maltese. Ama giderek daha çok bir iki kitaplık Grafik Romanları sever oldum.
 
Üst