Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Sn. @funghu 'nun diyarımızda sunduğu, müzik, kültür ve benzeri konulardaki dergilere , makaleler dizisine, Yeni Olgu dergisiyle bir yenisinin eklendiğini görmek mutluluk verdi. Diyarımızda çizgi ustalarının dünya çapındaki yayınlarını bir taraftan okurken, diğer taraftan kültür alanında birbirinden önemli yayınları okuma imkanına kavuşmak, büyük şans. Sn. @funghu 'nun sunduğu Yeni Olgu'nun bu sayısı odağına gençlik , bilim ve emek gibi kavramları yerleştirmiş, üstelik doyumsuz Neruda şiirleri ile. Neruda, deride okuduğum şiirinde yine umudu, umudun önemini vurgulamış;
'' ( ... ) Kardeşler bundan böyle
Saflığınız, gücünüz ve soylu hikayenizi
Çocuklar bilsin, kadınlar bilsin, yaşlı adamlar bilsin
Umutsuz kalmış herkese ulaşsın hikayeniz ''
diyerek.
Ama, tüm bunların yanısıra, özellikle pek de dikkat çekmediğini tahmin ettiğim, derginin sonundaki '' Satranç '' bölümüne değinmek istiyorum.
Bu bölümdeki yazılara, satrançla ilgili dostların ilgisini çekeceğini düşündüğüm, 80'li yıllardaki 4 önemli olaya toplam 1 sayfa gibi, kısa ayrılan bölümde yer verilmiş. Bunlardan 3'ü oldukça ilginç.
İlki bir satranç devi olan Petrosyan'ın ölümü,ikincisi, o yıllarda satrançseverlerin beynindeki en önemli soru, '' Karpov mu , Kasparov mu ? '' hangisi daha kuvvetli satranççı ? ve de üçüncü olarak, ülkemizi de ziyaret eden bir başka büyük satranç oyuncusu Victor Korchnoi'un Karpov ile Londra'da oynadığı '' Grunfeld Savunması '' açılışıyla dikkatleri çeken unutulmaz maç.
Korchnoi 70'li yılların sonundaki İstanbul ziyaretinde simultane ( birçok kişi ile aynı anda yapılan maç ) oynamış , ülkemizdeki satranç etkinliğini Dünya medyasına taşımıştı.
Sayın @eankara
Taşların hareket şekileri haricinde satrancı bilmemekle birlikte, Karpov-Kasparov rekabetini ilgiyle takip ediyordum o yıllarda.
Bazı dergilerin satranç köşeleri vardı, onları da mutlaka okuyordum.
Bugünlerde satrançla ilgili olarak şu soruyu cevaplamaya çalışıyorum: İyi bir satranç oyuncusu olmayı belirleyen en önemli faktör hangisi; güçlü bir hafıza mı, yoksa strateji mi? Hafızayla bağlantı kurmamın nedeni şu: İyi satranç oyuncuları, kendilerinden önce oynanmış tüm oyunları biliyor gibi görünüyorlar. Örneğin "X açılışı" veya "X savunması" gibi ifadeler kullanıyorlar. Bilgisayarların satrançta başarıl olmalarının nedeni, belki de, hafıza sorunu olmamalarıdır... Strateji kısmını elbette küçümsemiyorum, ikisinin ağırlığını anlamaya çalışıyorum.