Varlık Dergisi - Sayı 939 - Aralık 1985

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
710
9,918
İstanbul
dptvqqu.png

Bazı Başlıklar:

- Şairlik Üzerine
  • Ahmet Telli ile Söyleşi
  • Bir Şair Severin Notları
  • Beğeni Üzerine
  • Şiirler ve Ozanlar Üstüne
  • Afrika Şiirinden
  • Tiyatromuzda Üsluplar


 

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,176
6,372


Sayın funghu ;

"Şiir, sanat olma niteliğinden taviz veremez, veremeyince de sanatsal anlamda şiir olmaktan çıkar."
.................
"Sanatsal olmakla, söz konusu sanat ürünü belirli sorunların hizmetine sunmak, çelişik bir davranıştır ve bu davranış özellikle şiir alanında iyice sırıtır."
.................
"Genç şairlerimizde dolaylı ya da doğrudan "Şiir bilinçaltının duşavurumudur, bilinçaltı anlaşılmaz, bilinmez olduğundan, şiirin oluşumundaki etmenler her türlü denetimin dışındadır."

Bu satırlar Veysel Atayman'ın "Şairlik Üzerine" adlı yazısından.
*dedo11 uyarısı : (metinde (duşavurumdur) deniyor. Sanırım dizgi hatası olup (dışavurumdur) olmalı , belki de o zaman öyle söyleniyordu...)

Vargı : Yukarıda her ne kadar yukarıdaki satırlar Veysel Atayman'ın yazısından diyorsam da bu garip yargıları taşıyan satırlar onun değil o sadece aktarıyor.
Bu garip yargıları aktaran satırları niye alıntıladım. Şundan :
İnsanın kafasının içindeki düşünce karmakarışık ise olar dile dökülünce karma karışık sözcüklere , tümcelere dönüşür.
Ham yazar , şair vb özentilerinin durumunu böylesi karma karışık ve kendilerince ilginç sözcükler dizini halinde dökülür ağızlarından veya yazdıklarından.
Siz de çevrenizde böylelerine rast gelmişsinizdir.
Ankara'dayız. Konur Sokakta İmge Kitabevi var. Özcan Karabulut (ona buradan selam olsun) ve arkadaşlarının önayak olması ile "Öykü Günleri" yapılıyor. Bir genç var. Ben tanımıyorum. Sanırım kimse tanımıyor. Her tanışmak istediğine elini uzatıp "Ben ....." tanışıyor. Hemen yapıştırıyor. "Ben öykü yazıyorum. Ama kafamı kurcalayan bir şey var." Karşısındaki suskun bekliyor... O devamını getiriyor "Bir yazarın (kendini yazar sayıyor ya) eleştirmene ihtiyacı var mıdır ki, bence yok..." Salonda ne yazarlar var ... İnanamazsınız... Ne eleştirmenler var inanamazsınız... Ne şairler var inanamazsınız.... Feridun Andaç , Semih Gümüş , Erdal Öz , Ahmet Telli .... Neredeyse herkesle tanışıp bunları söylüyor bir müddet durup diğerine geçiyor aynı sözler... Ben en arka sırada oturuyorum... Bana da geliyor. Elini uzatıp tanışıyoruz. "Ben.... , öykü yazarıyım... Siz ?" Ben de yanıt veriyorum " Ben .... bu salonda bu kadar yazar , şair varken bu kadar yazar ve şaire de bir OKUR gerekli değil mi, işte ben oyum." Sıra eleştirmenin gereksizliğini söylediği sözlerine geliyor... Ceketimin sol göğüs kısmında kağıt rozetimsi bilgilendiriciyi tutan toplu iğneyi çıkarıyorum , sağ elimin işaret ve başparmağım arasına alıyorum , çok az bir miktarda eline batırıyorum. "OFFFFF!" diye bağırıyor. Bütün salon bize bakıyor. Ben "İşte eleştiri bunun için gereklidir." diyorum. Ağrıyan yeri ovmaya devam ederek "Anladım. Yani eleştiri toplu iğnedir." Ben "Hayır topluiğne değil?" O "Yani eleştiri acı verir mi demek istiyorsun". Ben "Hayır...Eleştiriyi sadece acıtan olarak anlamak yanlış ve yetersizdir. Eleştiri acıtabilir ama eleştiri acı değil acı duyusunun iletilmesidir (Daha sonra ise bunun nedenini saptamak ve gidermek gelir) . Yani vücudun birşeylerin yolunda gitmediğini merkeze bildirmesidir. Akıllı insan bu bildirimi alır ve değerlendirir." Salondan alkışlar kopuyor... Bakıyorum en çok Semih Gümüş ve Feridun Andaç (bunlar eleştirmenin hasıdır) alkışlıyor...


Daha Çok konu var ; sevip beğendiğim Şair Ahmet Telli ile söyleşi var , Cengiz Gündoğdu'nun da değindiği "Slogancı Şiir" konusu , Kemal Özer'in Günlüğü var ..... var da var... Ama yer yok.....



Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim...



 
Üst