Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Şu da var : 1932'den bu yana koşullar değişiştir, denebilir. Acaba öyle midir? Özleşme, arılaşma akımında kantarın topuzu kaçmış, dilimiz bozulmuştur. Sav böyle... Oysa dildeki--daha doğrusu anlatımdaki-- bozulma, dağılma ile yeni sözcüklerin ilgisi devede kulak kalır. Bu yazıları yazanlar, bu söylevleri söyleyenler, Arapça, Farsça da olsa, Kırgızca, Özbekçe de olsa, yüzde doksan karma dille de olsa, yüzde doksan karma dille de olsa, gene yaya kalacaklardır. Metin Toker, anılarında, ne güzel anlattı! Cumhuriyet'in en değerli yerine yazı yollayan seçkinlerimizin "makalelerini" düzeltmek görevi ona verilmiş... Kanter içinde bu işi yapmağa çalışır, sonunda dayanamaz, silbaştan yeniden yazarmış... Acaba o büyük yazarlar, bilginler silme öztürkçe mi yazıyorlardı? Bir de "kuşakların arası açılıyor" denir. Azbuçuk yabancı dil bilen biri bu savı yerli yerine koymakta güçlük çekmez. Kısaca, "uçurum" bir arada yaşayan kuşaklar arasında oluşmaz, yani sözsel değildir ; birbirlerini hiç görmeyen kuşaklar arasında oluşur, yani yazısaldır. Şöyle bir şey olabilir : Dede, baba ; Ziya Paşa, Fikret, Cenap, Muallim Naci, Haşim okurlar. Oğulla torun bu ozanları anlamaz, sıkılır, basar giderler. İşte bu olur. Ne var ki buradaki "anlaşmazlık" dede-baba ile oğul-torun arasında değil, o ozanlarla oğul-torun arasındadır. .................... ... En kaba çizgileri ile durum şudur : Yeryüzünün tüm güçleri dayanıp sırt verseler kaçıp gitmiş olan Arapça, Farsça sözcükleri geri getiremezler. Şu anda sürünerek yaşayan bu türden sözcüklerin büyük çoğunluğu da, gün olacak, başlarını alıp gideceklerdir. Bundan öte iki yol kalmaktadır : Ya Atatürk'ün öngördüğü TDK'nun tuttuğu yoldan gidilir, ya da eski Arapça-Farsça oranında Batı kaynaklı sözcüklerle tıka basa dolmuş bir Türkçe beğenilir, sevilir ya da buna boyun eğilir. Buyrun, seçin."
Bu satırlar Orhan Barlas'ın "Işıktan uzak, serin bir yerde" başlıklı yazıdan... Vargı : Benim dil konusundaki görüşümü eski "akbaba" dergilerine yaptığım yorumlarda okuyabilirsiniz. Kısaca ; ben öztürkçeden yanayım, ben 12 Eylül 1980 faşist Askeri darbesinin yapısını değiştirdiğinden önceki Atatürk'ün kurduğu Türk Dil Kurumu'nun görüşlerini benimserim ve ürettiklerine sahip çıkarım , ben insanların dil konusunda papağan değil insan olmanın yanındayım ...............