Tenten, Türkiye'de ilk kez Doğan Kardeş dergisinde orijinal adıyla yayımlandı. Derginin beşinci yılı dolarken, başta Tenten olmak üzere bütün karakterlerin orijinal isimlerine sadık kalınarak başlatılan dizinin en önemli özelliği, katkı metinleriydi. Kaptan Haddock, Tenten'in amcası, Profesör Turnusol ise babası olarak tanıtılıyordu. Karelerin altına eklenen metinler ile çizgi romandan çok resimli hikâye tarzına yaklaşılmaya çalışılmıştı. Bu katkının temel nedeni de başta Vedat Nedim Tör olmak üzere Doğan Kardeş'i hazırlayan yayıncı kadronun çizgi roman karşıtı olmalarıydı. Zaten serüvenlerin devamı gelmedi. Tenten, aynı yıl başka bir çocuk dergisinde daha yayımlandı. Tintin'i Tenten olarak çeviren ilk yayındı, Armağan. Aynı zamanda orijinal çizgileriyle ve renkli olarak ilk kez bu dergide kullanılıyordu (1950). Hamid Şendur, 1958 yılında Tenten'i bu kez dergi olarak çıkarmaya başladı. Ancak, oldukça ucuz bir biçimde, kopyalanarak başlatılmış bir diziydi. Kopyalamanın pratikteki nedeni maliyetlerdi. Orijinal Tenten, 1941 yılından bu yana renkli olarak yayımlandığı için Türkiye'deki maliyetleri yüksek bir baskı gerektiriyordu. Tenten, Şendur'un Armağan Yayınlarında çalışan Erdoğan Bozok tarafından kopyalanmaya başladı. Bu yayınların telifi ödenerek yayımlanıp yayımlanmadıkları belirsiz. Tenten, 1958-1961 yılları arasında birkaç yayında farklı kopyacıların çizgileriyle kullanıldı. Resimlerle Hikâyeler dergisinde Bora imzalı biri tarafından kopyalanırken, Armağan Yayınları'nda Bozok'un yanı sıra Hayri Önder, Erol Kandiyar ve Şemsi Güner de çalışmaya başlamıştı. Armağan'ın çıkardığı Tenten serisi bir yıl kadar sürdü. Aynı kısa ömür, Bilgi Yayınları'ndan çıkan 1959 tarihli Tenten için de geçerli oldu. Zaten oldukça az üretildiğinden, Türkiye'deki haftalık dergi temposu orijinal kaynakları kısa sürede tüketiyordu. 1961'de Burhan Yayınları tarafından başlatılan dizi bu soruna orijinal dizinin dışında serüvenler üreterek çare buldu. Dizi, 1969 yılına kadar tekrarlar ve ilave maceralarla sürdürüldü. Tüm dizinin telif ödenmeden yayımlandığı şüphesini uyandıran gelişme ise Tenten'in aynı dönemde Arkadaş dergisinde de yayımlanmasıydı. Hattâ Simaviler Tintin dergisini Zıp Zıp adıyla birebir yayımladıkları dönemde, yayım hakkı Arkadaş dergisinde olduğu için, Tenten adını kullanamamışlardı. Gerçi Burhaneddin Şener'in kopya ve muhtemelen telifsiz Tenten dizisi uzun yıllar, neredeyse yetmişler boyunca piyasada satıldı. Bu telif sorunu Türkiye açısından tam bir karmaşadır. Tenten bunun tipik bir örneğiydi, herhangi bir yayıncı, bir ürünü belli bir süre için telifini ödeyerek yayın hakkını aldığında, onu defalarca yayımlıyor; aynı ürünün yayın hakkını alan ikinci bir firma üzerinde "tehdit" oluşturuyordu. Şener, Milliyet Çocuk dergisinde Tenten yayın hakkı alınarak yayımlanırken dahi dergilerini yayımlamayı sürdürdü. Seksenlerde Ali Recan, benzer biçimde, yine yayın hakkı Milliyet Yayınları'nda iken Tenten'i dizi olarak yayımlayarak sürdürdü. Kurallar, kurallara uymak isteyenler arasında uygulanıyordu. Böylelikle Tenten, Milliyet Çocuk dergisi dışında orijinal renkleri ve tam çevirisiyle yayımlanabilmiş değildi. Tenten'in kendi adını taşıyan dizileri kopyalanarak sürdürülüyordu. Ali Recan, 1980 yılında Burhaneddin Şener'in kopyalarını temel alarak ve gerekli yerlerde "düzeltmeler-güzelleştirmeler" yaparak yeni bir Tenten dizisine başladı. Gerçi Recan, kopya öyküleri yayımlamadı - sadece çizgileri kopyalayarak Tenten'in orijinal dizisine sadık kaldı(!)- Seksenli yılların sonundan itibaren Milliyet gazetesi çizgi roman ilaveleri vermeye başladığında, Tenten'i de kullandı (1989). Tenten'in yayıncısı olan Casterman'ın "copyright" işaretiyle yayımlanan bu ilave dizisinin ilginç olan iki özelliği vardı: Birincisi, 62 sayfalık orijinal Tenten öykülerinin 46 sayfaya indirilmesiydi. Gazete, öyküleri "özetlemeyi" tercih etmişti. İkincisi ve daha önemli olanı ise Milliyet gazetesinin Casterman logosuyla altmışlı yıllarda Burhaneddin Şener tarafından üretilen kopya Tenten öyküsü yayımlamasıydı. Çizerinin Şemsi Güner ya da Hayri önder olduğunu düşündüğümüz Marmara Canavarı adlı serüven, orijinal Tenten dizisinin bir parçasıymış gibi gazete tarafından ilave olarak veriliyordu. Hoş, diğer serüvenler için yapılan özetleme, bu "kopyalar"da da uygulanmış, öykü çeşitli sayfa ve kareleri atılarak sunulmuştu. Milliyet'in böylesi bir yanlışlığa düşmesinin - en azından dava açılmasından endişe etmemelerinin nedeni yüksek ihtimalle diziyi kendilerine pazarlayan aracıdan kaynaklanıyordu. O serüvenin yerli malı bir Tenten serüveni olduğundan bile haberdar olduklarını sanmıyoruz.
Yerli Malı Tenten Serüvenleri
Bu serüvenlerin ilki İstanbul'da adını taşıyordu. Çeşitli Tenten serüvenlerinden muhtelif bölümlerin adeta kolaj mantığıyla kurgulanmasıyla oluşturulan bu macera, 4 Haziran 1964 tarihinde Kaptan'a İstanbul'dan bir mektup gelmesiyle başlar. Kaptan'ın eski dostu Badi Nuri ölmüş ve gemisini Kaptan'a miras bırakmıştır. Bir hazine avını içeren öykünün çok genel anlamda ekseni Kara Korsanın Hazinesi'nden esinlenmişe benzemektedir. Ancak, Esrarlı Yengeç'ten (Fındık'ın burnunu bir yengece kaptırması) tutun da Firavunun Mezarı'na (Tenten'in dehlizlerde toplantı yapan kukuletalı adamların toplantısına sızması) kadar envai çeşit Tenten macerasından kareler yeniden çizilerek bu maceranın içine yedlrilmiştir. Daha sonraki yerli malı Tenten maceraları ise nispeten daha 'özgündür', yani orijinal kökenli Tenten maceralarından birebir kopya edilen kareler ve bölümler çok daha az veya hiç yoktur ama aşağıda göreceğimiz üzere bunların bazılarında bu kez başka kaynaklardan kopya edilmiş izlenimi veren bölümlere yer yer rastlanacaktır.
Marmara Canavarı adlı macera Tenten'in okuyuculara, 'İstanbulda' macerasına atfen, "geçen gelişimizde güzel İstanbul'a bir türlü doyamadıkları" için yaz aylarını Kaptanla birlikte Kınalıada'da geçirmeye karar vermiş olduklarını duyurmasıyla açılır. Bir parantez açalım: Yerli Tenten maceraları arasında genellikle belirgin bir devamlılık vardır: Her macera ya öncekinin doğrudan devamıdır ya da bir şekilde ona atıfla başlar. Kınalıada'da rahat bir yaz tatili geçireceklerini sanan Tenten ve Kaptan kendilerini esrar kaçakçılarıyla mücadele İçinde bulurlar. Bu macerada yakasını sıyırmayı başaran kaçakçıların lideri Tenten Afrika'da adlı maceranın başında, Turnusol'un da yardımıyla, Paris'te yakalanacaktır. Ancak bu kez Turnusol, "haşareleri Afrika'ya gönderip telef etmek amacıyla" geliştirdiği bir icadın bir takım kötü adamlar tarafından kendi üzerine uygulanması sonucu gayri-ihtiyari olarak Afrika'nın yolunu tutar! Tabii Tenten ve Kaptan da onun ardından... Üstelik kahramanlarımız Afrika'da Tarzan'ın ta kendisiyle de karşılaşırlar! Burhan Yayınları'nın o yıllarda bir de Tarzan dergisi yayımlamış olduğu göz önüne alınırsa bu Tarzan'lı pasajların böylesi bir kaynaktan alınmış olabileceği ihtimalini kaydetmek gerekli. Velhasıl kelam, bu maceranın sonunda Turnusol'un geliştirdiği bir başka (?) icat yine aynı kötü adamlar tarafından bu kez Kaptan'ın üzerinde uygulanır ve Kaptan, dokunduğu her şeyi yerle bir edecek kadar insan-üstü bir güç kazanır... Merih'e Gidiyoruz adlı macerada ise Turnusol'un önerisiyle, "Kaptan'ın kuvvetinin fezada etkisiz kalacağı" ve böylece Kaptan'ın normale döneceği inancıyla kahramanlarımız Merih'e giderler. Merih'te de Orta Çağ görünümlü bir uygarlıkla karşılaşırlar. Maceranın sonunda dünyaya dönerken ise "bu bir rüya mıydı, yoksa hayal mi?" diye tereddüde düşerler.
Marmara Canavarı son derece vasat ve tek düze bir macera olsa da onun ardından gelen bu Tenten Afrika'da ve özellikle Merih'e Gidiyoruz maceraları insanın ağzını hayretten açık bırakıyor. Fransız sürrealistlerinden sinema yazarı Ado Kyrou'nun meşhur "Sizlere en kötü filmlere nasıl bakmanız gerektiğini öğrenmenizi tavsiye ediyorum; onlar sıklıkla son derece hayranlık uyandırıcıdırlar" sözü çizgi romanlar için de geçerli. Kyrou'nun çıkardığı L'Age du cinema adlı derginin ilk sayısındaki polemik nitelikli başyazıda "Pek çok düşük bütçeli filmin olmazsa olmaz önkoşulu olan hayalgücü zenginliği bizce bazı estetlerin ürünlerinden çok daha önemlidir" denıliyordu. Kyrou, Le Surréalisme au cinéma adlı eserinde ise düşük bütçeli korku, avantür ve diğer fantastik filmleri "gerçeküstücü kolajların gayri-ihtiyari karşılıkları" olarak niteler çünkü bu filmlerde "her şey mümkündür.'" Aynen bizim bu yerli malı Tenten serüvenleri gibi.
Tenten'in Esrarlı Sirk adlı macerası (elimizde sınırlı bir bölümü olduğu için incelemediğimiz Uğursuz Film adlı macera, Esrarlı Sirk'ten önce geliyor olsa gerek) silah kaçakçılığıyla ilgilidir, onun devamı olan Asiler Arasında ise yine oldukça sıradışı, ilginç ve eğlenceli bir maceradır. Bu kez Kaptan, silah kaçakçılarının yakalanmasındaki rolü dolayısıyla Peru halkı tarafından bir kahraman olarak göklere çıkartılır ve kendisini doğal olarak bir halk ihtilalinin başında bulur ve devlet başkanı oluverir! Devlet yönetmenin, hele ihtilal idaresinin başında olmanın zorluklarını kısa sürede farkederek ülkeye demokrasi getirir ve çok partili seçimler düzenler. Tenten ve Kaptan, bu maceranın sonunda deniz yoluyla Peru'dan ayrılırlar. Yolculuk esnasında Perili Dağ adlı macerada bir büyücünün lanetine uğrarlar, Yamyamlar Arasında adlı macerada ise Tenten bir fırtına sırasında denize düşüp yamyamlarla dolu bir adaya düşer (yerli malı Tenten maceralarının incelediklerimiz içinde en özensiz hazırlanmışı olan bu macera Burhan Yayınları'nın Tarzan dergisinden materyal 'ödünç alınmış' olabilir) ama sonunda kahramanlarımız birbirlerine kavuşur ve yolculuklarına devam ederler.
Tenten'in Son Durağı
Tenten, Milliyet Çocuk dergisindeki yayınını saymazsak, yurtdışındaki Tintin albümleri referans alınırsa ilk kez özgün ölçülerinde ve aslına oldukça sadık bir çeviriyle YKY tarafından yayımlandı. 1994-1998 yılları arasında tamamlanan Tenten'in 22 albümlük resmî serisi, kimi albümlerin yeni baskılarıyla sürüyor. Tenten'in anlatım biçimlerinin belirli ölçülerde değişiminin görülebileceği bir sırayla yayımlanmadı seri. İlk yedi serüven en sona bırakıldı örneğin. Orijinal sıraya bakıldığında dokuzuncu ve onuncu serüvenlerle başlanıldı, yedinci ve altıncı serüvenlerle dizi nihayetlendi. Yayınevinin "ticari" sayılabilecek tercihinin, dizinin yaratıcısı Hergé'nin "ilk ürünleri"ne duyduğu mesafeyle uyuşması ilginç.
Hergé, 1930-1975 yılları arasında yayımlanan Tenten'i, çeşitli biçimlerde revize etmiş, özellikle başlangıç dönemlerinin ilk biçimleriyle yayımlanmasını istememiştir. Hattâ, uzun yıllar korsan baskıları yapılan 1930 tarihli Tintin Au Pays Des Soviet (Tenten Sovyetlerin Ülkesinde) adlı ilk serüvenin ancak 1973 yılında (İngilizcesi 1986) yayımına izin vermiştir. İlk serüvenlerin hemen hepsi, mizahi içeriklerinden, tutucu taraflarına, çizgisinden renk ve biçem özelliklerine varıncaya değin bir hayli değişiklik yaşamıştır. Siyah-beyaz olarak yayımlanmış bu serüvenlerin nahif, ırkçı ve faşizan özellikleri nedeniyle kendisine yöneltilen eleştirilerden duyduğu rahatsızlığın Hergé'yi bu tür bir müdahaleye teşvik ettiği söylenir. YKY, 2000 yılında bir sürpriz yaparak Tenten Sovyetler'de albümünü de seriye dahil etti. Doğrusu, bu naif çizgili-oldukça dağınık öykülü serüvenin bu özellikleriyle yerli malı Tenten öykülerini hatırlattığını söylemeden edemeyeceğiz. [Dizi bugün, 2004 yılında Inkılap Yayınevi tarafından yayımlanmaktadır.]
LEVENT CANTEK - KAYA ÖZKARACALAR
Yerli Malı Tenten Serüvenleri
Bu serüvenlerin ilki İstanbul'da adını taşıyordu. Çeşitli Tenten serüvenlerinden muhtelif bölümlerin adeta kolaj mantığıyla kurgulanmasıyla oluşturulan bu macera, 4 Haziran 1964 tarihinde Kaptan'a İstanbul'dan bir mektup gelmesiyle başlar. Kaptan'ın eski dostu Badi Nuri ölmüş ve gemisini Kaptan'a miras bırakmıştır. Bir hazine avını içeren öykünün çok genel anlamda ekseni Kara Korsanın Hazinesi'nden esinlenmişe benzemektedir. Ancak, Esrarlı Yengeç'ten (Fındık'ın burnunu bir yengece kaptırması) tutun da Firavunun Mezarı'na (Tenten'in dehlizlerde toplantı yapan kukuletalı adamların toplantısına sızması) kadar envai çeşit Tenten macerasından kareler yeniden çizilerek bu maceranın içine yedlrilmiştir. Daha sonraki yerli malı Tenten maceraları ise nispeten daha 'özgündür', yani orijinal kökenli Tenten maceralarından birebir kopya edilen kareler ve bölümler çok daha az veya hiç yoktur ama aşağıda göreceğimiz üzere bunların bazılarında bu kez başka kaynaklardan kopya edilmiş izlenimi veren bölümlere yer yer rastlanacaktır.
Marmara Canavarı adlı macera Tenten'in okuyuculara, 'İstanbulda' macerasına atfen, "geçen gelişimizde güzel İstanbul'a bir türlü doyamadıkları" için yaz aylarını Kaptanla birlikte Kınalıada'da geçirmeye karar vermiş olduklarını duyurmasıyla açılır. Bir parantez açalım: Yerli Tenten maceraları arasında genellikle belirgin bir devamlılık vardır: Her macera ya öncekinin doğrudan devamıdır ya da bir şekilde ona atıfla başlar. Kınalıada'da rahat bir yaz tatili geçireceklerini sanan Tenten ve Kaptan kendilerini esrar kaçakçılarıyla mücadele İçinde bulurlar. Bu macerada yakasını sıyırmayı başaran kaçakçıların lideri Tenten Afrika'da adlı maceranın başında, Turnusol'un da yardımıyla, Paris'te yakalanacaktır. Ancak bu kez Turnusol, "haşareleri Afrika'ya gönderip telef etmek amacıyla" geliştirdiği bir icadın bir takım kötü adamlar tarafından kendi üzerine uygulanması sonucu gayri-ihtiyari olarak Afrika'nın yolunu tutar! Tabii Tenten ve Kaptan da onun ardından... Üstelik kahramanlarımız Afrika'da Tarzan'ın ta kendisiyle de karşılaşırlar! Burhan Yayınları'nın o yıllarda bir de Tarzan dergisi yayımlamış olduğu göz önüne alınırsa bu Tarzan'lı pasajların böylesi bir kaynaktan alınmış olabileceği ihtimalini kaydetmek gerekli. Velhasıl kelam, bu maceranın sonunda Turnusol'un geliştirdiği bir başka (?) icat yine aynı kötü adamlar tarafından bu kez Kaptan'ın üzerinde uygulanır ve Kaptan, dokunduğu her şeyi yerle bir edecek kadar insan-üstü bir güç kazanır... Merih'e Gidiyoruz adlı macerada ise Turnusol'un önerisiyle, "Kaptan'ın kuvvetinin fezada etkisiz kalacağı" ve böylece Kaptan'ın normale döneceği inancıyla kahramanlarımız Merih'e giderler. Merih'te de Orta Çağ görünümlü bir uygarlıkla karşılaşırlar. Maceranın sonunda dünyaya dönerken ise "bu bir rüya mıydı, yoksa hayal mi?" diye tereddüde düşerler.
Marmara Canavarı son derece vasat ve tek düze bir macera olsa da onun ardından gelen bu Tenten Afrika'da ve özellikle Merih'e Gidiyoruz maceraları insanın ağzını hayretten açık bırakıyor. Fransız sürrealistlerinden sinema yazarı Ado Kyrou'nun meşhur "Sizlere en kötü filmlere nasıl bakmanız gerektiğini öğrenmenizi tavsiye ediyorum; onlar sıklıkla son derece hayranlık uyandırıcıdırlar" sözü çizgi romanlar için de geçerli. Kyrou'nun çıkardığı L'Age du cinema adlı derginin ilk sayısındaki polemik nitelikli başyazıda "Pek çok düşük bütçeli filmin olmazsa olmaz önkoşulu olan hayalgücü zenginliği bizce bazı estetlerin ürünlerinden çok daha önemlidir" denıliyordu. Kyrou, Le Surréalisme au cinéma adlı eserinde ise düşük bütçeli korku, avantür ve diğer fantastik filmleri "gerçeküstücü kolajların gayri-ihtiyari karşılıkları" olarak niteler çünkü bu filmlerde "her şey mümkündür.'" Aynen bizim bu yerli malı Tenten serüvenleri gibi.
Tenten'in Esrarlı Sirk adlı macerası (elimizde sınırlı bir bölümü olduğu için incelemediğimiz Uğursuz Film adlı macera, Esrarlı Sirk'ten önce geliyor olsa gerek) silah kaçakçılığıyla ilgilidir, onun devamı olan Asiler Arasında ise yine oldukça sıradışı, ilginç ve eğlenceli bir maceradır. Bu kez Kaptan, silah kaçakçılarının yakalanmasındaki rolü dolayısıyla Peru halkı tarafından bir kahraman olarak göklere çıkartılır ve kendisini doğal olarak bir halk ihtilalinin başında bulur ve devlet başkanı oluverir! Devlet yönetmenin, hele ihtilal idaresinin başında olmanın zorluklarını kısa sürede farkederek ülkeye demokrasi getirir ve çok partili seçimler düzenler. Tenten ve Kaptan, bu maceranın sonunda deniz yoluyla Peru'dan ayrılırlar. Yolculuk esnasında Perili Dağ adlı macerada bir büyücünün lanetine uğrarlar, Yamyamlar Arasında adlı macerada ise Tenten bir fırtına sırasında denize düşüp yamyamlarla dolu bir adaya düşer (yerli malı Tenten maceralarının incelediklerimiz içinde en özensiz hazırlanmışı olan bu macera Burhan Yayınları'nın Tarzan dergisinden materyal 'ödünç alınmış' olabilir) ama sonunda kahramanlarımız birbirlerine kavuşur ve yolculuklarına devam ederler.
Tenten'in Son Durağı
Tenten, Milliyet Çocuk dergisindeki yayınını saymazsak, yurtdışındaki Tintin albümleri referans alınırsa ilk kez özgün ölçülerinde ve aslına oldukça sadık bir çeviriyle YKY tarafından yayımlandı. 1994-1998 yılları arasında tamamlanan Tenten'in 22 albümlük resmî serisi, kimi albümlerin yeni baskılarıyla sürüyor. Tenten'in anlatım biçimlerinin belirli ölçülerde değişiminin görülebileceği bir sırayla yayımlanmadı seri. İlk yedi serüven en sona bırakıldı örneğin. Orijinal sıraya bakıldığında dokuzuncu ve onuncu serüvenlerle başlanıldı, yedinci ve altıncı serüvenlerle dizi nihayetlendi. Yayınevinin "ticari" sayılabilecek tercihinin, dizinin yaratıcısı Hergé'nin "ilk ürünleri"ne duyduğu mesafeyle uyuşması ilginç.
Hergé, 1930-1975 yılları arasında yayımlanan Tenten'i, çeşitli biçimlerde revize etmiş, özellikle başlangıç dönemlerinin ilk biçimleriyle yayımlanmasını istememiştir. Hattâ, uzun yıllar korsan baskıları yapılan 1930 tarihli Tintin Au Pays Des Soviet (Tenten Sovyetlerin Ülkesinde) adlı ilk serüvenin ancak 1973 yılında (İngilizcesi 1986) yayımına izin vermiştir. İlk serüvenlerin hemen hepsi, mizahi içeriklerinden, tutucu taraflarına, çizgisinden renk ve biçem özelliklerine varıncaya değin bir hayli değişiklik yaşamıştır. Siyah-beyaz olarak yayımlanmış bu serüvenlerin nahif, ırkçı ve faşizan özellikleri nedeniyle kendisine yöneltilen eleştirilerden duyduğu rahatsızlığın Hergé'yi bu tür bir müdahaleye teşvik ettiği söylenir. YKY, 2000 yılında bir sürpriz yaparak Tenten Sovyetler'de albümünü de seriye dahil etti. Doğrusu, bu naif çizgili-oldukça dağınık öykülü serüvenin bu özellikleriyle yerli malı Tenten öykülerini hatırlattığını söylemeden edemeyeceğiz. [Dizi bugün, 2004 yılında Inkılap Yayınevi tarafından yayımlanmaktadır.]
LEVENT CANTEK - KAYA ÖZKARACALAR
Moderatör tarafında düzenlendi: