Sporda Yüzyılın Ölümsüzleri

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
1,040
14,659
İstanbul
Sporda Yüzyılın Ölümsüzleri

Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen ve 91 kişilik jürinin seçtiği ASRIN ŞAMPİYONLARI göz kamaştıran bir törenle ödüllerini aldılar

Yıkılan imparatorluklar... Savaşlar, devrimler, kıtlıklar, icatlar ve keşiflerle insanlık tarihinin en gürültülü, en kargaşalı çağı olarak tarihteki yerini alan 20. Yüzyıl, sporda da ölümsüz şampiyonların erişilmez başarılarıyla süslendi. Avusturya'nın başkenti Viyana'da düzenlenen "Yüzyılın Sporcuları" seçiminde 91 kişilik jüri, gerçekten zor bir çalışmayla şampiyonlar şampiyonunu, tüm zamanların en büyüğünü seçti: Edson Arantes Nascimento... Hepimizin bildiği adıyla, efsanevi futbolcu Pele!

Fakir bir ailenin çocuğu olarak doğduğu Brezilya'da, Tanrı vergisi yeteneğiyle topu görür görmez harikalar yaratmaya başladı. Kısa zamanda şöhreti tüm Brezilya'ya yayıldı. Santos formasıyla gollerini sıralayıp takımına şampiyonluklar kazandırmaya başladığı zaman henüz 16 yaşındaydı. Bir yıl sonra 1958 Dünya Kupası'na Brezilya Milli Takımı'nın çömezi olarak katıldı. Nilton Santos ve Djalma Santos biraderlerin, Didi'nin, Vava'nın, futbol dünyasının en şöhretli ustalarının yanında yedek olarak bulunmak, rüyalarında bile görse inanamayacağı bir onurdu. Ama o günkü adıyla Jules Rimet Kupası'nı aldıkları zaman, artık bütün dünya onu "Siyah İnci" olarak tanıyordu. Hele ev sahibi İsveç'le oynadıkları final maçında kendisini marke etmekle görevli rakip haf oyuncusunu hiç unutamıyordu : "Adam iriyarı, gardrop gibi bir şeydi... Onu geçmek için çalım yapmaktan başka çarem yoktu. Ben de öyle yaptım. Çalımlarım sayesinde şöhret oldum." Pele, sadece çalımlarıyla şöhret olmamıştı... Golleri de adeta büyülüyordu. Sağ ayak, sol aya, kafa vuruşlarıyla olmayacak pozisyonlardan attığı goller stadlarda ayakta alkışlanıyor, insanlar film seyretmek için gittikleri sinema salonlarında onun gollerini içeren kısa haberleri izledikten sonra çıkıp gidiyorlardı. Henüz tüm dünyaya yayılmamış olan televizyon, Pele'nin uzak çekim golleriyle reyting yapıyordu. Santos formasıyla 1000. golünü attığında, o artık üç kez dünya kupası kazanmış Brezilya'nın kralıydı... Tüm dünyada yarattığı sevgi ve hayranlık, futbola ilgiyi de artırdı. Artık her ülkede Pele olmaya özenen, onu bir idol olarak seçip peşinde koşan yüzbinlerce minik futbolcu vardı. Pele ABD'ye de taşıdı futbolu. Ahmet Ertegün ve gerçek bir futbol fanatiği olan eski dışişleri bakanı Kissinger'in çabalarıyla New York Cosmos formasını Milli Takımımızın eski file bekçisi Yasin Özdenak'la birlikte giydi. Futbolun tanınmadığı, bilinmediği Amerika'da seyirci rekorları kırdı.

En büyük şampiyon​

Muhammed Ali... Eski adıyla Casius Marcellus Clay... Dünya ringlerinin gördüğü en büyük şampiyondu. 1960 Roma Olimpiyatları'nda yarı ağır siklette Polonyalı rakibini döverek altın madalyayı kazandı. Ülkesinde törenlerle karşılandı. ancak zenci olduğu için gittiği lokantada ona yemek vermediler. O da Sam Amca'nın ırkçılığına kızıp madalyasını nehre attı... Küsmüştü, kırılmıştı, incinmişti... Profesyonelliği seçti. Sonny Liston'dan dünya ağır siklet şampiyonluğunu yumruklarıyla devraldı... Ringde kelebek gibi uçup arı gibi sokarak yıllarca nakavt üzerine nakavt kazandı. İslamiyeti seçti, Vietnam savaşına katılmayı reddetti. Şampiyonluğunu masa başında kaybetti. Yumruklarıyla geri aldı. Amerika'ya küsmüştü. 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları'nın meşalesini ona yaktıran Sam Amca, bir anlamda özür diliyor, parkinson hastalığına yakalanan şampiyonunun gönlünü alıyordu. Juan Antonio Samaranch, olimpiyat basketbol maçı sırasında özel bir törenle ona sembolik bir madalya verdi. Nehre attığı olimpiyat madalyasının yerine - dünyada ilk ve son kez - bir sporcuya yedeği veriliyordu.

Yüzmenin ustaları​

Münih Olimpiyatları'nın şüphesiz tek kralı vardı. Amerikalı yüzücü Mark Spitz... 7 altın madalya ve dünya rekorlarıyla gerçekten erişilmez bir başarının sahibi olmuş, spor servisimizin ustası İslam Çupi'nin deyişiyle "Olimpiyat benim!" diye haykırmıştı. O da "Yüzyılın Sporcuları" listesinde yer alıyordu. Avustralyalı Dawn Fraser, aslında binicilik yapmak istiyordu. En büyük sevgiyi atlara karşı duyuyordu. Ne var ki, fakir bir işçi ailesinin kızıydı... Ailesinin ona at alacak, ya da zenginlerin üye olabildiği binicilik kulüplerine gönderecek bir hali yoktu. O da en masrafsız spor dalını seçti.. Havuza atladı. Yüz metre serbestte 1 dakikanın altına inen ilk bayan yüzücü oldu. 1956, 60, 64 olimpiyat oyunlarında altın madalyayı kazandı.

İlk 10 tam puan​

Nadia Comaneci... 14 yaşında ilk kez katıldığı Montreal Olimpiyat Oyunları'nda cimnastiğin kraliçesi oldu. İlk kez 10 üzerinden 10 tam puan alarak tarihe geçti. 1980 Moskova Oyunları'nda bir kez barfiksten düşmesine rağmen altın madalyaları kolye gibi boynuna taktı. Sonra Romanya'dan Amerika'ya göç etti. Cimnastik sporunu yeni dünyanın genç kızlarına sevdirdi.

Siyah rüzgar​

...Ve Carl Lewis... 1984 Los Angeles Olimpiyat Oyunları'nın 4 altın madalyalı siyah rüzgarı... 100 metrede dünya rekorlarını kırdı. Uzun atlamada da birinci olup Jesse Owens'in 1936'da yarattığı efsaneyi tekrarladı... Babası Charles Lewis ölürken, ilk kez kazandığı olimpiyat altınını avucuna koyup, onunla birlikte gömdü. 1988 Seul ve 1992 Atlanta'nın da yıldızı oldu. Asıl amacı iyi bir tiyatro sanatçısı olmaktı. Spor kariyerini bitirdikten sonra Broadway'de staja başladı. Kimbilir, belki de onu Othello'nun yeni bir versiyonunda izleyebiliriz!
Şampiyonların seçiminde zor görevi üstlenen IOC Başkanı Samaranch'ın yönetimindeki jüri, kriter olarak performansı öne alsaydı başka şampiyonlar da girebilirdi bu listeye.... Ancak onlar doğru bir tercihle performansın yanısıra kişiliğe de önem verdiler...

Onur listesi​

Kitlelere verdikleri mesajları da değerlendirdiler. İnsanlığa hizmeti ve örnek davranışları da puanladılar. Sonunda ortaya çıkan isimler, insanlığın tümüyle paylaştığı ve alkışladığı bir onur listesini oluşturdu.

Michael Jordan, Steffi Graff, Alan Prost, jürinin tercihlerini gösteren öteki örnekler... Gerçekten alkışı hak ettiler!

Süper kariyerler​

Futbol - Pele (Brezilya)
Dünya Kupası'nı Brezilya ile üç kez kazanma başarısı gösteren "futbolun yaşayan efsanesi" Pele, 1958, 1962 ve 1970'de dünya futboluna imzasını attı. Pele, 1958'de de dünyada "yılın futbolcusu" seçilmişti.

Motor Sporları - Alain Prost (Fransa)
Formula 1 sürücüsü Prost, kariyerinde tam 51 Grand Prix şampiyonluğuna imzasını atarak erişilmesi güç bir başarıya ulaştı. Prost, 33 kez de pole position yarışında birinci sıraya oturdu.

Tenis (Bayanlar) - Steffi Graf (Almanya)
22 kez Grand Slam turnuvada şampiyonluğa ulaştı. 107 irili ufaklı turnuvada da birinciliği aldı. 1988 yılında ise hem olimpiyat şampiyonluğunu, hem de dört Grand Slam turnuvayı da zaferle kapayarak tarihe geçti.

Basketbol - Michael Jordan (ABD)
İki kez olimpiyat şampiyonluğuna imzasını atan basketbolun süpermeni Jordan, 13 yıl dünyanın en büyük basketbol ligi NBA'de forma giydi. Maç başına 31,5 sayı ortalama ile oynayan Jordan, Chicago Bulls'da altı şampiyonluk gördü.

Atletizm (Bayanlar) - Nadia Comaneci (Romanya)
Cimnastikte tam beş kez olimpiyat şampiyonluğuna ve sekiz kez de Dünya şampiyonluğuna ulaşarak Dünya sporuna damgasını vurdu. Cimnastikte ilk kez 10 tam puan olan ilk sporcu ünvanını kazandı.

Atletizm (Erkekler) - Carl Lewis (ABD)
Olimpiyatlarda dokuz kez altın madalya alan Carl Lewis, Dünya Atletizm Şampiyonaları'nda da sekiz kez altın madalyanın sahibi oldu. Lewis, 1991'de de 9.86 ile 100 metrede dünya rekoru kırdı.

Su Sporları (Bayanlar) - Dawn Fraser (Avustralya)
Yüzmede 1956, 1960 ve 1964'te 100 metrede olimpiyat şampiyonluklarına ulaştı. 22 Ekim 1962'de bayanlarda 100 metreyi ilk kez bir dakikanın altında (59.9) geçti. 8 yıl serbestte hiç geçilmedi, 20 Dünya rekoruna imzasını attı.

Su Sporları (Erkekler) - Mark Spitz (ABD)
Yüzmede olimpiyatlarda tam 9 altın madalya sevinci yaşayan Spitz, 28 Dünya rekoruna ulaştı. Bunlardan yedisini Münih Yaz Olimpiyatları'nda kırdı ve bir olimpiyatta en çok rekor kıran sporcu oldu.

Kış Sporları (Bayanlar) - Annemarie Moser - Proell (Avusturya)
Kayakta 1980'de inişte altın alan Proell, beş Dünya Şampiyonası birinciliği, 62 Dünya Kupası birinciliği, 36 iniş müsabakası birinciliği elde etti. Proell, altı kez de genel klasmanda Dünya şampiyonluğuna imzasını attı.

Kış Sporları (Erkekler) - Jean Claude Killy (Fransa)
1968'de Grenoble'daki Kış Olimpiyatları'nda hem inişte, hem slalomda ve hem de büyük slalomda altın aldı. 1967 ve 68'de Dünya Kupası'nı kazanan Killy, 1966'da da inişte ve kombinede Dünya şampiyonu oldu.

İkili müsabakalar - Muhammed Ali (ABD)
Boksun ölümsüz ismi Muhammed Ali, üç kez Dünya şampiyonluğuna imzasını attı. 1967'deki Dünya şampiyonluğu unvanını Vietnam savaşına katılmayı reddettiği için kaybetti. Kariyeri boyunca 37'si nakavt olmak üzere 56 maçı galibiyetle kapayan Muhammed Ali, 1960'ta da olimpiyat şampiyonluğuna ulaştı.

Kaynak: Milliyet / 1999
 
Üst