Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"TÜRK SİNEMASINDA EN ÇOK AŞIK OLUNAN KADIN ..... ......'ın Türk simemasında 4 yıllık bir mazisi var. Oysa, bu süre içinde büyük ilerleme kaydetti. İlk filminde birkaç yüz lira almıştı, halen ücreti film başına 40.000 lira. Karagümrükteki evini çoktan unuttu, artık Şişli'de oturuyor. Alımlı yüzü, güzel gözleri, daima aralık duran etli dudakları ile çok kişiyi kenidine aşık etti. Şimdi kendisine yakınlık duyan şahıs, film piyasası dışından."
Bu satırlarda (.......) ile geçiştirdiğim yere şimdi o adı yazarsam bu başlığa ne kadar uygun olduğunu görürsünüz. O yere "TÜRKAN ŞORAY" yazılıyor.... Agah Özgüç'ün kaleminden Türkan Şoray okunmaz mı?
"Orası denize çok benzer. Nasıl yüzmeyi öğrenmeden birdenbire derin suya atılacak olursanız, büyük bir ihtimalle, boğulup gidersiniz, hayata hazırlıksız dalacak olanlar da boğulup giderler. Gerçi hayat denizinin boğduğu insanların hepsi ölmez ama, dalgalar ortasında kalmış bir kayık gibi, kolları, kanatları kırılmış olarak bir kenara atılmaya mahkum olurlar. Mesele denizde yüzmeyi bilen insanlar misali, hayat denizinde de kulaç atmayı öğrenmek, hayatın görünmez dalgalarına göğüs gererek onların üzerinden aşıp, bir kenara savrulmadan daima ileriye, ufukta gözünüze pırıl pırıl görünen hedeflere ulaşabilmektir."
Bu satırlar Şevket Rado'nun "Mekteplerde Okuyan Gençler İçin" başlıklı denemesinden...