Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Kopuş, yıldönümü fetişizmine karşı bilinçli bir mücadele içindedir. Bizim yolaçıcı yazarlarımız, ölüm ya da doğum yıldönümlerine sıkıştırılarak anılmazlar. Sürekli yürüyüşümüzün içindedirler. Tarihsel süreci gündeme getirmek için yıldönümlerine ihtiyacımız yoktur. Bu nedenle dergimizin sayfalarını mezarlık ziyaretlerine çevirmekten özenle kaçınırız. O sayfalar yaşayan tarih bilincimizin daha da geliştirilmesi için kullanılır. Eğer bir sanatçıyı, düşünürü gündeme getireceksek bunu ihtiyaçlarımız belirler. Bu sayıda da görüleceği gibi, Marx'ı, Chirstopher Caudwell'i gündeme getirirken bu fetişzimkırıcı anlaş geçerlidir. Asım Bezirci'yi, Orhan Kemal'i, Sabahattin Ali'yi, Walter Benjamin'i, Brecht'i liste uzayıp gider, hiç unutmadık ki, hatırlamak için yıldönümlerine ihtiyacımız olsun. Sivaş'ta iki yıl önce katledilen 34 aydını hiç unutmadık ki hatırlayalım."
Bu satırlar hemen 1. sayfadaki "Hiç unutmadık ki hatırlayalım" başlıklı giriş yazısından...
Vargı : Yukarıdaki görüş te bir görüş. Tamam. Ama ben katılmıyorum bu görüşe. Onlar karşımda olsa şunları derdim :
"Tamam kardeşim unutmuyorsun sadece bir tarihte anmakla yetinmiyorsun. Doğru. Ama kardeşim sana ilgili tarihte anınca başka tarihlerde anma , değinme demiyoruz ki. Gerek duydukça bir kişiyi , konuyu an ama ilgili tarihte de tekrar an, değin. Örnek Sivas katliamını gerek gördüğünüzce andını. Güzel unutulacak bir tarihte değinilecek bir konu kesinlikle değil. Ancak yani diyelim ki Ocak ayında değindin diye (2 Temmuz 1993) 2 Temmuz tarihinde susarak mı geçirmek gerekir. Hem ocakta , şubatta , martta.... an hem 2 Temmuz nedeniyle Temmuz da değin sonrasında da değin... Kaleminizi tutan , tuşlarınızı engelleyen mi var... Farklı olmak için böyle garip tarzlara , savlara gerek yoktur..." derdim.