Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Şimdilik, küçük bir örnek ve değinme olsun. Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ı 1972 yılında birinci baskısını yapıyor. 1984 yılına kadar ikinci bir baskısı daha yok: 1984 yılıyla 1993 yılı arasında dokuz baskı yapıyor. Bu ilginç olgunun nedeni ne. Bence çok açık. 1972 yılından 1980 yılına kadar, çoğunluktakiler, tutunanlar'dır. Tutunamayanlar'a itibar etmiyor. Eylül faşizmi, tutunamamayı dayatıyor. Bu dayatış, nesnel bir gerçekliktir. Nesnel gerçekliğin değişmez ... değiştirilemez bir kategori olduğunu sananlar, birer birer tutunamayan oluyor. Faşizm sürüyor, tutunamayanlar çoğalıyor. Hem raflarda hem de sokaklarda . . . Kitap, yıllar sonra gerçekliğini buluyor ve çok satan oluyor. Atay'ın peygamberliğini ilan etmede de gecikmiyor, tutunamayanlar. "
................
"işte sanat, bu egemenliğin kırılmasında bir silahtır. Bunun için de sağlam bir felsefi temele ve bilimselliğe ihtiyacı var. Felsefesini idealizmden alıp, bakışını bilimselliğin dışına taşıyanlar, sanat eserinde ister istemez öznel gerçekçiliğe düşüyor. Bunu da çoğu zaman natüralist bir tavırla yapıyorlar."
Bu satırlar A. Necmettin Borteçin'in "Öznel gerçekçiliğin kategorisi... natüralizm" başlıklı yazısından... Vargı : Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar"ına bir de böyle bakmak size de ilginç gelmedi mi?