Sermaye Kültüründen Kopuş - 10 (1995 Eylül)

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
1,050
14,794
İstanbul
3suxu3h.png
gjsb1fw.png

 

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,508
7,460


Sayın funghu ;


"Erdal Öz. çini rengi pantolonu, hardal rengi ceketi ve sarı desenli siyah kravatıyla doğrusu pek şıktı, Lale Mansur beyaz bluzuyla taze bir çiçek gibiydi. Serap Akoy'a "wet look" kısa saçları da pek yaraşmıştı. Deniz Türkali ise ılık bir rüzgar gibi geziniyordu koridorlarda.

Şanar Yurdatapan, Dalton'ların mahkum kıyafetine benzer enine çizgili bir sweat shirt giymişti, Lale Mansur'la sık sık bakışmalarından aralarında bir şeyler olduğundan kuşkulandı davetliler. Meğerse kardeşlermiş.
Avukatlar siyah abiye cübbeler giymişlerdi.
Mübaşirinse sarı bir gömleği vardı ve salonda bir papatya gibi dolaşıvordu.
Polisler mavi gömlekleriyle güne hoş bir renk katıyorlardı.

Ben mafva laciverti takım elbisemi giymiştim ve Devlet Güvenlik Mahkemesi"nin tahçesinde kıyafetimi tamamlayan bir güne gözlüğü takıyordum."

Bu satırlar 2. Sayfadaki Ahmet Altan'ın yazısının küpüründen (kesiğinden).....

Vargı : Ahmet Altan'ın tüm kitaplarını okudum. Orhan Pamuk'un tüm kitaplarını okudum. Şimdi söylemek kolay demeyiniz lütfen. Ben o yıllarda da tutarlı , haklı eleştirilerimi yaptım. Herkes hayranken eleştirince yalnızlaşıyorsun... Yalnızlaşmak , bizim gibi dünya görüşüne sahip olanlar ( inanın benim dünya görüşüme sahip olanlar hep azınlık kaldığından azınlık muamelesi görmüştür toplum ve egemen güçler tarafınan ) buna alışıktır. Yetmedi Ahmet Altan "Taraf" gazetesinin başına getirildi. Çevreme , hatta en yakınlarıma bile anlattım : Ben "Taraf" ı İBDAC nin haftalık yayın organı iken ; Bu derginin adının altında "Taraf Olmayan Bertaraf Olur" vurgusu ile çıktığını , şimdi günlük yayın organı olarak yayınlanırken "Taraf" adının rengini bile değiştirmeye gidilmediğini , gazetenin yetkili bir bayanının ise CİA ajanı olduğunu , şimdi emperyalizmin ve onun dinci ideolojisinin görüntüsüne bürünmüşlerin yayın organı olduğunu , yazılanların da bunlara hizmet ettiğini anlatım , anlattım, anlattım ..... kimse bana katılmadı. En yakınlarım bile....





"Dün gazetede okuduğum bir başka yazı Yılmaz'la (Güney) ilgiliydi. Onun ölüm yıldönümü dolayısıyia yazılmıştı ve 50 yıllık yaşamını şöyle bir gözden geçirmeye adanmıştı. Onu okuyunca, ister istemez 5O'li yilların ortasına doğru gittim. Yılmaz'la tanıştığım yıllar, aynı zamanda yaşamla, hatta kendimizle tanıştığımız yıllardı. O zamanlar hepimiz birer
olanaktık. Yaşamda alınacak yolun, varılacak sonuçların birer olanağını temsil ediyorduk. Çeşitli yeteneklere, bakış ve kavrayış eğilimlerine sahiptik. "

Bu satırlar Kemal Özer'in "Gün olur söze yazılır..." başlıklı güncesinin "10 Eylül 1994 / Erikli" bölümünden ...
Vargı : Şair Kemal Özer'i beğenir ve severim... Her şeyden önce çok iyi bir şair ama aynı zamanda tarihin hep doğru tarafında duran bir kişiliğe sahip çok iyi bir şair ve aktivist..
Alıntımın nedeni sadece bu değil elbette... Alıntıda öyle saptamalar var ki .... Bunları renklendirerek öne çıkaracağım sadece ....


Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim....



 
Üst