Sermaye Kültüründen Kopuş - 1 (1994 Kasım)

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
1,053
14,879
İstanbul
rye0cm2.png
4l1xub8.png

 

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,515
7,481


Sayın funghu ;

"Ortaçağın, yaklaşık 12 yüzyıl sürdüğünü biliyoruz. Yakınçağ olarak adlandırılan tarih bölümü içinde, geldiğimiz bu çağa, pek çok ad veriliyor. iletişim çağı, bilgi çağı, atom çağı, uzay çağı ... Bu çağın gerekleri olarak da bazı kavramlar

sıralanıyor. Globalleşme, küreselleşme, modernleşme ...
Bütün bu kavramlar, açıklamalar, nitelemeler, soyutlamalar insanı doğru bilgilendirmiyor. Başka bir deyişle, hepsinin sorgulanması, gösterdiği durumun, olgunun
ardındaki hakikatlerin bilinmesi gerekiyor.
Kopuş dergisinin çıkış amaçlarından biri, bu sorgulama, bilgilenme sürecine müdahale etmek, katkıda bulunmak.
Ortaçağa dönelim.
Ortaçağ kavramı, 15. yüzyıldan kalma bir kavram. İtalyan edebiyatçıları ve tarihçileri, kültürlerinin doğrudan doğruya ilkçağ kültüründen çıktığına inanıyordu. Bu nedenle, ilkçağ ile Rönesans arasındaki döneme, "derin bir kültürel çöküş " olarak, bir "ortaçağ" olarak bakıyordu. Tarih ilerledi. Burjuvazi, egemen sınıf oldu, kültürü egemen kültür oldu. Burjuvazi, kültürünün egemen olduğu dönemde, ortaçağı karanlık, insanın nesneleştiği, kilisenin insanı yokettiği dönem olarak tanımladı. Yanlış değil. Ama, bir gerçeği saptamak gerekiyor. Ortaçağ, ne sanıldığı kadar karanlık ne de övgüler düzülecek kadar canlıdır. Ortaçağdan Petras Abelardus, Ockhamlı William çıktı. Abelardus'un,
Ockhamlı William'ın insana katkısı, ortaçağda da sürdü. Birikti.
Burjuva ihtilalinden hemen sonra, kapitalistleşme sürecinin baskınlaşmasıyla birlikte, meta ilişkileri bütün insan ilişkilerinde, toplumsal süreçlerde egemen ilişkiler halini aldı. Bu süreçte, kapitalizmin meta kültürü, gün geldi burjuva kültürünü de yuttu.
Peki sonra ...
Yıllar geçti. Yirmi birinci yüzyıla girilirken görünüm, insanı dehşete düşürecek haldedir. Kapitalizm, insana özgürlük, mutluluk, eşitlik, kardeşlik getirmedi.
Burjuvazi, feodalizmde, ortaçağda eleştirdiği, insana karşı bulduğu ve bu yüzden yıktığını iddia ettiği değerleri, ilişkileri, allayıp pullayıp insanın önüne sürdü. Tekelleşme süreciyle birlikte, yaşanan bu çağ, bu kez tekellerin ortaçağı haline geldi.
Eğer 1600'1ü yılları başlangıç alırsak, dünyanın büyük bir bölümü, yaklaşık 400 yıldır kapitalist sistemlerin, meta kültürünün egemenliğinde yaşıyor. Dehşetli bir 400 yıl. Ama,
ortaçağdan daha gerici, daha nesneleştirici, insanı bütün süreçlerine, değerlerine, emeğine yabancılaştırıcı biçimde.
Ortaçağ insanı edilgendir. Bu çağın insanı daha da edilgenleştirilmiştir. Ortaçağın kurumları baskıcıdır. Bu çağdaki kurumların baskısı, rızaya dayandırılır, çok daha etkilidir. Ortaçağın üretim ilişkileri sömürdüğünden pay vermez. Bu çağın sömürü mekanizması pay vericidir. Rızada büyük etkisi var ... Örnekler çoğaltılabilir. Ama, bu çağın insanı nesne olduğunu çok daha zor kabullenecek, özne olma mücadelesine çok zor girecektir.
Kopuş dergisinin çıkış amaçlarından biri de 'tekellerin ortaçağı'ndan çıkış sürecinin hızlanmasına katkıda bulunmaktır.
Bu çağda, insanların itiraz mekanizmaları dumura uğratıldı. Pek çok örnek verilebilir. Tarkan'ın şarkısı, "bandıra bandıra ye beni"lerin şarkı olarak kabul edildiği bir toplumda yaşıyoruz. Basın yayın tekelleri, her alanda belirleyici hale
geldi. Milyonlarca basan gazetelerin, "Çin'de kültür devrimi sırasında lokantalarda insan eti yendi" haberlerinin, "Sovyetler'de 44 bin insan atom bombası denemesinde katledildi" haberlerlerine itirazı yoktur. Nazım Hikmet'in şiirlerindeki
'kızıl bayrak', 'yoldaş' sözcükleri, bu tekellerce kazınarak yayımlanıyor. Buna da itiraz yoktur. insanların, dar mekanlara sıkıştırılarak capitollerde, gallerialarda nesneleştirilmelerine itirazlar yok edilmiştir. En bayağı Hollywood
filmleri "aydınlık" yazarlarca bile övülür. Reklam filmlerinde, " tüketimin en kutsal ödev" olduğu bilincinin oluşturulmasına itiraz yoktur. Orhan Pamuk'tan başlayarak Ahmet Kaya'ya kadar bütün meta kültürü yayıcıları sistemin eleştirmenlerince
övülür ve sonuç çok açıktır. Duygu Asena'nın kitapları, dardanel ton balıklarıyla, aynı tezgahta, hipermarketlerde satılır. Ekonomik krizlerin nedeni hep kapitalizmin dışındadır. Sömürü, "kötü niyetli" patronların tezgahıdır.
insan, sistemin verili değeri, verili bilgisi neyse ona göre düşünülür hale getirilmiştir.........."

Bu satırlar "Kopuş Emekçileri" nin "Tekellerin ortaçağından kopuş" başlıklı yazısından...

Vargı : İlk sayının ilk satırlarını oluşturan bu yazı aslında KOPUŞ DERGİSİ'nin ÇIKIŞ BİLDİRĞESİ (MANİFESTOSU) dur.
Adının neden , niçin , nereden , nasıl KOPUŞ olduğunun açıklamasıdır...
Ben neden bu kadar uzun alındıyı yaptım. Bence Bildirge ilk sayıya yapacağım yorumumda yer almalıydı. Bence çağımızın özeti olarak benim yorumdan önce de yer almalıydı...

Bence Sermayeden Kopuş (sonralarında sadece Kopuş) dergisine ileride benzeyen dergiler yayınlanacaktır. Bunlardan en andıranı ise (yine bana göre) YENİ GELEN DERGİSİ'dir...

Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim....






 
Üst