Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Gerçeğe ulaşmak için anlatmak, yine anlatmak... sular ve bitkilerle, ormanlar, kuşlar ve köylerle ilgili bu öyküye böyle başlamalıyım; çünkü şiir budur, en azından benim şiirim budur."
......
"Biraz olsun gururlu olmayan, gerçek anlamda şair değildir. Kitabı yayınlanmamış büyük bir şair olamayacağı gibi..."
Vargı : 1 - Paplo Neruda'yı "Yaşadığımı İtiraf Ediyorum" anılar kitabını okuyarak tanımıştım. Yani işe tersinden başlamıştım. Şiirinden kişiye değil , anılarından (kişiden) şiirlerine yöneldim. 2 - Paplo Neruda bir konuda yanılıyor ; " Kitabı yayınlanmamış büyük bir şair olamayacağı gibi..." bu yargısında yanılıyor. Elbette ki çağdaş dönem için geçerli bu ama bizim halk ozanlarımızı bilseydi bu cümleyi daha dikkatli kurardı sanırım. 3 -Paplo Neruda bir Nazım Hikmet dostu ve hayranıdır NOKTA.
Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim....
***Not : Düzeltmeyi çeviriyi yapan Hilmi Yavuz üzerine birkaç satır yazmak istemiştim. Bahçemizin çitine koyduğum rüzgargülüne gözüm takıldı. Vazgeçtim.
2 - Paplo Neruda bir konuda yanılıyor ; " Kitabı yayınlanmamış büyük bir şair olamayacağı gibi..." bu yargısında yanılıyor. Elbette ki çağdaş dönem için geçerli bu ama bizim halk ozanlarımızı bilseydi bu cümleyi daha dikkatli kurardı sanırım.
Kitaplığımı, geçen zaman içinde tematik yapmaya çalıştım. Halk şiiri ve ozanlar, önemli bir yer tutuyor.
2013'ten başlayarak, kitaplarımı halk kütüphanelerine bağışlamaya başladım. O kadar tırpanlamama rağmen, 100'e yakın kitap hâlâ duruyor.
Halk şiirinde, birbirinin taklit eden veya birbirin çok benzeri pek çok şiir de olmasına rağmen; şiirin zirvesi diyebileceğimiz çok şair var.
Şah Hatayi, Sümmani, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Köroğlu... Saymakla bitmez.
Ozanlarımız, kitap bastıramadılar, ancak "cönk" ismi verilen defterleri vardı. Bu cönkler sayesinde şiirlerinden haberdar olabiliyoruz:
Bugüne kalabilmelerinin bir sebebi de; hiş kuşkusuz -Arapça karakterlerle olsa bile- Türkçe yazmış olmalarıdır.