NUTUK

cagan73

Onursal Üye
17 Kas 2013
544
10,011
Osmanlının 19. Yüzyılı, sürekli olarak toprak kayıpları ve yönetim zafiyetlerine çözüm bulmaya çalışarak geçmişti. Yönetim kadro ve bürokrasisinin batılılaşma hevesi ile askeri ve siyasi kurumlar Avrupa’dan olduğu gibi kopyalanarak kurulmuş, egemen güçlere çok çeşitli imtiyazlar verilmiş, bu şekilde ülkenin modernleşeceği öngörülmüştü ancak Tanzimat zihniyeti önemli bir şeyi atlıyordu: Avrupa mevcut gelişmesini Rönesans’ı yaşamasına, tanrının değil insan aklının esas alındığı hümanizmi keşfetmesine ve bu durumun sağladığı bilim ve demokrasiye borçludur. Osmanlı tebaası ise insan olarak değil kul olarak yönetilmekte idi. Tarihin en önemli ikinci icadı olan matbaa ancak 18. yüzyılda kurulmuştu. (Adam kayırmacılık, rüşvet, devlete ait malların küçük bir zümre tarafından sömürülmesi, küçük bir zümrenin pahalı saraylar yaptırarak içinde halktan kopuk halde yaşaması, toprakların ve insanların yabancı ülkeler tarafından sömürülmesi ve bu durumun anlaşılamaması için halkın cehalet içinde bırakılıp uyutulmak için dinin kullanılması, Osmanlının çöküş yüzyılının karakteristik özelliklerindendir)

Toplumda bu şekilde fikir ve bilim üretilemeyeceği, sanayileşmenin gerçekleşemeyeceğinin anlaşılamaması sonucunda imparatorluk iflas etmiş, Avrupa’nın hasta adamı olmuştu. (Bu sözün ilk olarak 1853 yılında Rus İmparatoru Nikolay tarafından söylendiği varsayılmaktadır.) 1839 yılında ilan edilen tanzimat fermanı ile başlayan islahatlar hiçbir derde deva olmamış sonuçta 1878 yılında Rusların İstanbul’un işgali bile İngilizlerin boğazlara donanma göndermesi sayesinde engellenebilmişti. (Rus ordusu bugünkü Yeşilköy ilçe sınırına kadar gelmiş ve burada Rus askerleri adına bir anıt yaptırmış, İstanbul’un içindeki bu anıt 16 yıl boyunca ayakta kalmıştır) Osmanlı devleti artık her yönden çökmüştü. 2. Abdülhamit’in uyguladığı baskıcı rejim ülke aydınlarının yurtdışına kaçmasına, ülke içinde fikir ve gelişmenin tamamen engellenmesi sonucunu doğurmuştu.

Tarih boyunca çoğu baskı ve istibdat rejiminin birer ihtilal hareketine sebep olması gibi. 2. Abdülhamit’in yarattığı iklim sonucunda da İttihat ve Terakkî Cemiyeti ülke yönetimine el koymuş ve 3 yeteneksiz paşası tarafından Osmanlı devleti 1. Dünya savaşına sokularak Osmanlının kaçınılmaz sonu olan yıkımı, birkaç onyıl daha erkene almıştı.

Kurtuluş mücadelesi böyle bir iklim sonucunda bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından başlatılmış, olağanüstü zeka, öngörü yeteneği ve liderliği sayesinde kazanılmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk’süz Kurtuluş zaferi, Mustafa Kemal Atatürk’süz Cumhuriyet, Mustafa Kemal Atatürk’süz Cumhuriyet kazanımları gibi kavramların halen çoklukla dillendirilmesi ise en hafif tabiri ile “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan tarih cahilliği”nden başka bir şey değildir.

Pek çok tarihçi zaten her yönü ile yıkılmış Anadolu topraklarının, tam bağımsızlığına kavuşmasını sağlaması sebebiyle Mustafa Kemal Atatürk’ün tek başına bir mucize sayıldığını söylemektedir. Ancak eğer bu durum bir mucize ise Cumhuriyet ve kazanımlarına ne demeli?
500 yüzyıllık aydınlanma çağını, kul değil insan olmanın keşfedilmesini, sanayileşmeyi, kültürü halka yaymayı, para için dış ülkelere el açan, bir ülkenin hışmından korunmak için başka bir ülkenin eline bakan bir ülkeden, tam bağımsız ve kendine yeten bir ülke haline gelebilmeyi 10-15 yılda başarabilmeye ne demeli?
Hiç şüphesiz bu topraklarda başardığı şeyler olmasaydı bugün mevcut nüfusumuzun sadece yüzde onu kalmış olacak ve o kalanlarda daha ağır bir “Gazze” yaşıyor olacaktı. İşte bu yüzden ona “ATA” deniyor ve denmeye devam edecek.

Konular ile ilgili yüzlerce kitap mevcut hepsi önemli ve okunmalı fakat bazılarının kanımca her evde demirbaş olarak bulunması ve okunması gerekiyor. Özellikle tavsiye etmek istiyorum.
NUTUK “ATATÜRK”
Tek Adam “Şevket Süreyya Aydemir”
Rönesans Avrupası, Türkiye’nin Batı Medeniyeti ile Özdeşleşme Süreci “Halil İNALCIK”
İmparatorluktan Cumhuriyete “Halil İNALCIK”
Atatürk ve Demokratik Türkiye “Halil İNALCIK”
Bir Ülke Nasıl Batırılır? Batırılan Bir Ülke Nasıl Kurtarılır? “Ersal YAVİ”
Çankaya “Falih Rıfkı ATAY”
Şu Çılgın Türkler “Turgut ÖZAKMAN”
Atatürk - Bir Milletin Yeniden Doğuşu “Lord KINROSS” (Oryantalizm hissedilmeyen ve bir İngiliz “Tarihçi-asilzadesi” tarafından yazılmasına rağmen objektif sayılabilecek bir kitap olması sebebiyle okunmayı hak ediyor)

Paylaşıma Gelecek Olursak,
Çizer Gökçe Akgül; ülkeye geç gelen bir Rönesans insanı, nadide bir sanatçı, kıskanılacak bir çizer, gerçek bir aydın. Kalemi ve çizimlerinin ölümsüz olması dileğimle…
Dijital okuduktan sonra lütfen bir tane de siz kütüphanenize alın, arkadaşlarınıza, çocuklarınıza, öğretmenlerinize hediye edin. Dokunarak okurken daha fazla gurur hissedileceğinden eminim.
quc619lt03inpmw9g.jpg


Konu, eserin tanıtımını yapmak için açılmış olup link içermemektedir.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

HACILI

Onursal Üye
14 Kas 2012
2,662
10,274
Kitaplığımda Milli Eğitim Bakanlığının 1967-68- ve 69 baskılı 3 cilt halinde,
Sadeleştirilmemiş diliyle bulunmaktadır. Her zaman için kitaplığımın en değerli itaplarındandır.
Ben NUTUK'u bu haliyle daha çok beğeniyorum. Belgeleri ve yazışmalarıyla adeta başlı başına bir kütüphane.
Ayrıca tabletimde de digital hali bulunmaktadır.
Paylaşımınız için çok çok teşekkürler değerli dost.
Ellerinize, emeklerinize ve çabalarınız için teşekkürler.
 
Üst