Nuray Hafiftaş (1962-2018)
Nuray Hafiftaş, 1964 yılında Kars'ta Doğdu. İlk Okulu Taksim'de okudu. İTÜ Devlet Konservatuar'ını bitirdikten sonra İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyetinde 4 yıl kadrolu devlet sanatçısı olarak çalıştı. Aynı yıllarda İstanbul Radyosu'nda da sözleşmeli sanatçı olarak 4 yıl çalıştı. Şimdiye kadar birçok albüm çıkaran sanatçının 100'ü aşkın söz ve bestesi kendisine ait olan eserleri var. Bunlardan "Ayrılık Nikahı", "Yalan Dünya" ve "İsyan Ediyorum"u Kibariye, "Hasret" ve "Gurbet "i ise İzzet Yıldızhan okudu. Sanatçının '' Sılayı Ver '' isimli son albümünde ise kendisine ait altı bestesi bulunuyor.
Tüm bunlarla türk müziğinin gönüllü neferi oldu Nuray Hafiftaş? Onu herkes gözlerinin güzelliğiyle tanıdı. Ancak onu yüz binlerce Türk Halk Müziği tutkununa sevdiren, müthiş yorumu, eğitimli sesi ile söz yazarı ve besteci tarafı oldu? Müzikal anlamda olsun, kişiliği ile olsun profesyonel müzik hayatına atıldığı günden bu yana çizdiği çizgiden ödün vermeyen Nuray Hafiftaş yeteneklerini sadece bunlarla sınırlamadı, bağlamasıyla olan dostluğu halen devam eden sanatçı bu özelliği ile meslektaşları arasında önemli ve özel bir konuma sahip? "Ben sansasyonla, dedikodu ile yıllardır tanışmadım? Ne olduklarını bilmem? Ben türkü söylerim, bağlama çalarım ve üretirim?" Yıllardır bunları söyledi ve bu sözlerin sahibi oldu.
Türk Halk Müziği'nin çağdaş, otantizme asla ihanet etmeyen ama teknolojiye açık bir neferi oldu. Zaman oldu kendi kulvarında birlikte yarıştıkları meslektaşlarının albümlerinde vokal yapacak kadar alçak gönüllü ve özverili oldu. Gün oldu yanılgıların faturasını bağlamasına çıkardı, güzel eserler üretti. Ürettiklerini de "sanatçı kıskançlığına" ters düşecek bir biçimde sanatçı arkadaşlarıyla paylaştı. Nuray Hafiftaş'ın Türk Halk Müziği klasik sanatçıları literatürüne girmesine neden olan özellikleri kuşkusuz sadece bunlar değil. "Eyvah Gönül" de ürettikleri eserlerden biri... Ateş Müzik etiketiyle piyasaya çıkan '' Sılayı Ver '' isimli son albümünü Suat Sakarya ve kendisi yönetti.. 13 eserden oluşan bu albüm yaklaşık üç yıl aradan sonra çıktı.
Bazı Albümleri
2010 / YAZI BİR DERT KIŞI BİR DERT
1. Dağlar
2. Yazı Bir Dert Kışı Bir Dert
3. Firari
4. Gözünü Sevdiğim
5. Gadanı Alım
6. Yeni Cami Avlusunda
7. Be Hey Gafil
8. Gideceğin Yer Bellidir
9. Garibim Fukarayım
10. Yavrular
11. Şiire Gazele
12. Kahveyi Kavururlar
2005 / SILAYI VER / ATEŞ MÜZİK ÜRETİM
1. Sılayı Ver
2. Bitlis
3. Nere Gidem Yar
4. Gurbet
5. Dert Garibe
6. Değmen Bana
7. Le Le Yar
8. Ay Balam
9. Toza Döndüm
10. Ele Ne
11. Bu Bayramda
12. Bizim Eller
13. İhanet Edersem
2002 / LEYLİ LEYLİ / PRESTİJ MÜZİK
1. Ayvaz
2. Leyli Leyli
3. Halaya Gel (Harman Halayı)
4. Dön Gayrı
5. Sen Bir Yana
6. Ben Ağlamayım (Kim Ağlasın)
7. Dağlara Kirvem
8. Giden Yar
9. Beyaz Geceler
10. Hakka Gider
11. İnadına
12. Leyli Leyli Düet
13. Düğün Dernek
1999 / EYVAH GÖNÜL / PRESTİJ MÜZİK
1. Sen Küçüksün
2. Geliver
3. Men Unutabilmirem
4. Hınzır Paşa
5. Eyvah Gönül
6. Doktor
7. Gaçma Yarim
8. Ak Düştü
9. Aferin
10. Mendil
11. Su Sızıyor
1996 / ELİNE DÜŞTÜM - DAĞLAR / MERT MÜZİK ÜRETİM
1994 / ŞİMDİ OLDU / ASM MÜZİK ÜRETİM
1993 / DİNLE / NETSES
1992 / ARADA BİR / NETSES
1991 / ATILMAZ SEVDA / GÜNEŞ PLAK
1990 / DİVANE GÖNLÜM / DESTAN
1990 / DİLANIM / GÜNEŞ PLAK
1989 / DÖN İKİ GÖZÜM / GÜNEŞ PLAK
1988 / YARADAN AŞKINA / GÜNEŞ PLAK
AZERİ TÜRKÜLER
Alıntı ve Kaynak:
Bir Röportajı:
Hayat 50 Kediyle Güzel
Türk Halk Müziği sanatçısı Nuray Hafiftaş'ın mütevazı köy evi konsere gittiği yerlerden topladığı kedi ve köpeklerle dolu.
Şehir yaşamından bunalıp sessiz bir köşeye çekilenlerin sayısı giderek artıyor. İşte Türk Halk Müziği sanatçısı Nuray Hafiftaş da huzuru doğada ve hayvanlarda arayanlardan. Güzel türkücü yaklaşık 4 aydır Çatalca'nın Çanakça Köyü'ndeki evinde sürdürüyor yaşamını. Üstelik evi de öyle lüks bir tripleks değil, iki katlı sıradan bir köy evi. Bu yeni mütevazı yaşamını 50'ye yakın kedi ve 10 civarında köpekle paylaşan Hafiftaş, "Sonunda aradığımı buldum" diyor. Aslında Çanakça Köyü'ndeki geçmişinin 11 yıl öncesine dayandığını söyleyen Hafiftaş, buradaki evine eskiden sadece hafta sonları geliyormuş. Ancak 4 ay önce temelli buraya yerleşmeye karar veren sanatçı, bu süre içinde sadece birkaç kez İstanbul'a gitmiş: "Her seferinde de nasıl döneceğimi bilemedim" diyor. "Peki bu hayvan sevgisi nereden geliyor?" Nuray Hafiftaş'ın... Çocukluğundan beri böyle bir hayali olduğunu söylüyor sanatçı: "Çocukken bir sürü kedim, köpeğim olsun, onlarla birlikte yaşayayım isterdim. Ama annem karşıydı evde hayvana. Çünkü rahatsızlığı vardı. Ben de 'inşallah bir gün müsait bir yerim olur' diye dua ederdim. Sonunda bu dileğimi gerçekleştirdiğim için çok mutluyum. Şu an sessiz, sakin, tabiatla iç içe, hayvanlarımla huzurlu bir hayat sürüyorum ve inanılmaz mutluyum. Artık İstanbul'a zorunlu olduğum zaman gidiyorum. Gidince de fazlasıyla sıkılıyorum. Artık sorunlardan uzak huzurlu bir hayat tek isteğim. Sabahları camı açtığımda karşıdaki dağları, ağaçları, çiçekleri, böcekleri görmek en büyük keyif benim için." Köy hayatının eskiden beri içinde bir özlem olduğunu söyleyen Hafiftaş, özellikle de temiz ve samimi insan ilişkileri nedeniyle bu seçimi yaptığını belirtiyor: "Buradaki insanlarla birlikte vakit geçirmek benim için çok keyifli. İstanbul'da ilişkiler daha kirlenmiş. İnsanlar hep ikiyüzlü ve sahtekar. Onlardan olabildiğince uzakta yaşamak istiyorum. Sanat yaşantım devam ediyor ama ben hiçbir zaman camianın insanı olmadım. Sanat dünyasından görüştüğüm kimse yok. Bana annem, babam, akrabalarım yetiyor. Yani o dünyadan mümkün olduğunca uzak kalmak istiyorum. 4 aydır burada hiç televizyon seyretmedim. Artık benim en iyi dostlarım köy halkı ve hayvanlarım. İki de akrabam benimle kalıyor."
PAMUK UYANDIRIYOR
Her sabah saat 8.00'de kalktığını söyleyen Hafiftaş, biraz şekerleme yapmak istese dahi köpeği Pamuk tarafından mutlaka uyandırıldığını anlatıyor: "İstanbul'da saat 13.00'e kadar uyuyordum. Uyandığımda da kendimi bitkin hissediyordum. Burada 3-4 saat bile uyusam sabah zımba gibi kalkıyorum. Sonra bütün gün hayvanlarla ilgileniyorum. Hasta olanlar da oluyor içlerinde. Tedavilerini yapıyorum. Veteriner hekim Fahrettin Bey bana çok yardımcı oluyor. Acil durumlarda geliyor. Ben de artık ne zaman ne yapılması gerektiğini öğrendim. Hepsine gerekli ufak tefek müdahaleler yapıyorum. Üşüttüklerinde antibiyotik tedavilerini yapıyorum. Gözlerine pomat sürüyorum. Akşamüzeri mutlaka çay içeriz. Burada insana bir gün yetmiyor bile." Nuray Hafiftaş'ın evin içinde ve dışında yaşayan 50'ye yakın kedisi sanatçının peşinden hiç ayrılmıyor. Hayvanların birçoğunu konser için gittiği yerlerden alıp getirmiş: "Kedilerim ve köpeklerimin büyük çoğunluğu muhtaç durumdaki hayvanlar. Birçoğu sokağa atılmış, kulağı duymayan, bir bacağı olmayan, gözü görmeyen kediler, köpekler. Konsere gittiğim yerlerden topluyorum onları. Mesela Kütahya'da arabanın önüne bir kedi yavrusu çıkmıştı, alıp getirdim. Onun adı Kütahyalı. İzmir'de bir yavru yağmurun altında sırılsıklam olmuştu. Onu da getirdim. En son Bolu'dan getirdim bir tane. Tam 45 dakika peşinde koştum yakalayabilmek için." Kedilerin arasında Siyam, İran ve Mısır kedisi gibi özel ırklar da dikkat çekiyor. Bunların da sahipleri tarafından bakılamayan kediler olduğunu söylüyor Hafiftaş: "Bakamayan bana getiriyor. Ama artık istemiyorum. Herkes aldığı gibi baksın. Ben tek başıma bu kadar kediye bakmak için maddi, manevi birçok şeyden fedakarlık yapıyorum." Havyan sevgisinin çok güzel bir duygu olduğunu söyleyen Hafiftaş, "Herkes hayvan sevmek zorunda değil. Sevmiyorlarsa da bari onlara zarar vermesinler. Ben de bu sevgi olmasaydı bu kadar hayvana zamanımın büyük bir kısmını harcayabilir miydim?" diyor. Neslihan Tunç (Sabah Gazetesi - 2005)
Ziyaretçiler için gizlenmiş link,görmek için
Giriş yap veya üye ol.
Nuray Hafiftaş, 1964 yılında Kars'ta Doğdu. İlk Okulu Taksim'de okudu. İTÜ Devlet Konservatuar'ını bitirdikten sonra İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyetinde 4 yıl kadrolu devlet sanatçısı olarak çalıştı. Aynı yıllarda İstanbul Radyosu'nda da sözleşmeli sanatçı olarak 4 yıl çalıştı. Şimdiye kadar birçok albüm çıkaran sanatçının 100'ü aşkın söz ve bestesi kendisine ait olan eserleri var. Bunlardan "Ayrılık Nikahı", "Yalan Dünya" ve "İsyan Ediyorum"u Kibariye, "Hasret" ve "Gurbet "i ise İzzet Yıldızhan okudu. Sanatçının '' Sılayı Ver '' isimli son albümünde ise kendisine ait altı bestesi bulunuyor.
Tüm bunlarla türk müziğinin gönüllü neferi oldu Nuray Hafiftaş? Onu herkes gözlerinin güzelliğiyle tanıdı. Ancak onu yüz binlerce Türk Halk Müziği tutkununa sevdiren, müthiş yorumu, eğitimli sesi ile söz yazarı ve besteci tarafı oldu? Müzikal anlamda olsun, kişiliği ile olsun profesyonel müzik hayatına atıldığı günden bu yana çizdiği çizgiden ödün vermeyen Nuray Hafiftaş yeteneklerini sadece bunlarla sınırlamadı, bağlamasıyla olan dostluğu halen devam eden sanatçı bu özelliği ile meslektaşları arasında önemli ve özel bir konuma sahip? "Ben sansasyonla, dedikodu ile yıllardır tanışmadım? Ne olduklarını bilmem? Ben türkü söylerim, bağlama çalarım ve üretirim?" Yıllardır bunları söyledi ve bu sözlerin sahibi oldu.
Türk Halk Müziği'nin çağdaş, otantizme asla ihanet etmeyen ama teknolojiye açık bir neferi oldu. Zaman oldu kendi kulvarında birlikte yarıştıkları meslektaşlarının albümlerinde vokal yapacak kadar alçak gönüllü ve özverili oldu. Gün oldu yanılgıların faturasını bağlamasına çıkardı, güzel eserler üretti. Ürettiklerini de "sanatçı kıskançlığına" ters düşecek bir biçimde sanatçı arkadaşlarıyla paylaştı. Nuray Hafiftaş'ın Türk Halk Müziği klasik sanatçıları literatürüne girmesine neden olan özellikleri kuşkusuz sadece bunlar değil. "Eyvah Gönül" de ürettikleri eserlerden biri... Ateş Müzik etiketiyle piyasaya çıkan '' Sılayı Ver '' isimli son albümünü Suat Sakarya ve kendisi yönetti.. 13 eserden oluşan bu albüm yaklaşık üç yıl aradan sonra çıktı.
Bazı Albümleri
2010 / YAZI BİR DERT KIŞI BİR DERT
1. Dağlar
2. Yazı Bir Dert Kışı Bir Dert
3. Firari
4. Gözünü Sevdiğim
5. Gadanı Alım
6. Yeni Cami Avlusunda
7. Be Hey Gafil
8. Gideceğin Yer Bellidir
9. Garibim Fukarayım
10. Yavrular
11. Şiire Gazele
12. Kahveyi Kavururlar
2005 / SILAYI VER / ATEŞ MÜZİK ÜRETİM
1. Sılayı Ver
2. Bitlis
3. Nere Gidem Yar
4. Gurbet
5. Dert Garibe
6. Değmen Bana
7. Le Le Yar
8. Ay Balam
9. Toza Döndüm
10. Ele Ne
11. Bu Bayramda
12. Bizim Eller
13. İhanet Edersem
2002 / LEYLİ LEYLİ / PRESTİJ MÜZİK
1. Ayvaz
2. Leyli Leyli
3. Halaya Gel (Harman Halayı)
4. Dön Gayrı
5. Sen Bir Yana
6. Ben Ağlamayım (Kim Ağlasın)
7. Dağlara Kirvem
8. Giden Yar
9. Beyaz Geceler
10. Hakka Gider
11. İnadına
12. Leyli Leyli Düet
13. Düğün Dernek
1999 / EYVAH GÖNÜL / PRESTİJ MÜZİK
1. Sen Küçüksün
2. Geliver
3. Men Unutabilmirem
4. Hınzır Paşa
5. Eyvah Gönül
6. Doktor
7. Gaçma Yarim
8. Ak Düştü
9. Aferin
10. Mendil
11. Su Sızıyor
1996 / ELİNE DÜŞTÜM - DAĞLAR / MERT MÜZİK ÜRETİM
1994 / ŞİMDİ OLDU / ASM MÜZİK ÜRETİM
1993 / DİNLE / NETSES
1992 / ARADA BİR / NETSES
1991 / ATILMAZ SEVDA / GÜNEŞ PLAK
1990 / DİVANE GÖNLÜM / DESTAN
1990 / DİLANIM / GÜNEŞ PLAK
1989 / DÖN İKİ GÖZÜM / GÜNEŞ PLAK
1988 / YARADAN AŞKINA / GÜNEŞ PLAK
AZERİ TÜRKÜLER
Alıntı ve Kaynak:
Ziyaretçiler için gizlenmiş link,görmek için
Giriş yap veya üye ol.
. com .trBir Röportajı:
Hayat 50 Kediyle Güzel
Türk Halk Müziği sanatçısı Nuray Hafiftaş'ın mütevazı köy evi konsere gittiği yerlerden topladığı kedi ve köpeklerle dolu.
Şehir yaşamından bunalıp sessiz bir köşeye çekilenlerin sayısı giderek artıyor. İşte Türk Halk Müziği sanatçısı Nuray Hafiftaş da huzuru doğada ve hayvanlarda arayanlardan. Güzel türkücü yaklaşık 4 aydır Çatalca'nın Çanakça Köyü'ndeki evinde sürdürüyor yaşamını. Üstelik evi de öyle lüks bir tripleks değil, iki katlı sıradan bir köy evi. Bu yeni mütevazı yaşamını 50'ye yakın kedi ve 10 civarında köpekle paylaşan Hafiftaş, "Sonunda aradığımı buldum" diyor. Aslında Çanakça Köyü'ndeki geçmişinin 11 yıl öncesine dayandığını söyleyen Hafiftaş, buradaki evine eskiden sadece hafta sonları geliyormuş. Ancak 4 ay önce temelli buraya yerleşmeye karar veren sanatçı, bu süre içinde sadece birkaç kez İstanbul'a gitmiş: "Her seferinde de nasıl döneceğimi bilemedim" diyor. "Peki bu hayvan sevgisi nereden geliyor?" Nuray Hafiftaş'ın... Çocukluğundan beri böyle bir hayali olduğunu söylüyor sanatçı: "Çocukken bir sürü kedim, köpeğim olsun, onlarla birlikte yaşayayım isterdim. Ama annem karşıydı evde hayvana. Çünkü rahatsızlığı vardı. Ben de 'inşallah bir gün müsait bir yerim olur' diye dua ederdim. Sonunda bu dileğimi gerçekleştirdiğim için çok mutluyum. Şu an sessiz, sakin, tabiatla iç içe, hayvanlarımla huzurlu bir hayat sürüyorum ve inanılmaz mutluyum. Artık İstanbul'a zorunlu olduğum zaman gidiyorum. Gidince de fazlasıyla sıkılıyorum. Artık sorunlardan uzak huzurlu bir hayat tek isteğim. Sabahları camı açtığımda karşıdaki dağları, ağaçları, çiçekleri, böcekleri görmek en büyük keyif benim için." Köy hayatının eskiden beri içinde bir özlem olduğunu söyleyen Hafiftaş, özellikle de temiz ve samimi insan ilişkileri nedeniyle bu seçimi yaptığını belirtiyor: "Buradaki insanlarla birlikte vakit geçirmek benim için çok keyifli. İstanbul'da ilişkiler daha kirlenmiş. İnsanlar hep ikiyüzlü ve sahtekar. Onlardan olabildiğince uzakta yaşamak istiyorum. Sanat yaşantım devam ediyor ama ben hiçbir zaman camianın insanı olmadım. Sanat dünyasından görüştüğüm kimse yok. Bana annem, babam, akrabalarım yetiyor. Yani o dünyadan mümkün olduğunca uzak kalmak istiyorum. 4 aydır burada hiç televizyon seyretmedim. Artık benim en iyi dostlarım köy halkı ve hayvanlarım. İki de akrabam benimle kalıyor."
PAMUK UYANDIRIYOR
Her sabah saat 8.00'de kalktığını söyleyen Hafiftaş, biraz şekerleme yapmak istese dahi köpeği Pamuk tarafından mutlaka uyandırıldığını anlatıyor: "İstanbul'da saat 13.00'e kadar uyuyordum. Uyandığımda da kendimi bitkin hissediyordum. Burada 3-4 saat bile uyusam sabah zımba gibi kalkıyorum. Sonra bütün gün hayvanlarla ilgileniyorum. Hasta olanlar da oluyor içlerinde. Tedavilerini yapıyorum. Veteriner hekim Fahrettin Bey bana çok yardımcı oluyor. Acil durumlarda geliyor. Ben de artık ne zaman ne yapılması gerektiğini öğrendim. Hepsine gerekli ufak tefek müdahaleler yapıyorum. Üşüttüklerinde antibiyotik tedavilerini yapıyorum. Gözlerine pomat sürüyorum. Akşamüzeri mutlaka çay içeriz. Burada insana bir gün yetmiyor bile." Nuray Hafiftaş'ın evin içinde ve dışında yaşayan 50'ye yakın kedisi sanatçının peşinden hiç ayrılmıyor. Hayvanların birçoğunu konser için gittiği yerlerden alıp getirmiş: "Kedilerim ve köpeklerimin büyük çoğunluğu muhtaç durumdaki hayvanlar. Birçoğu sokağa atılmış, kulağı duymayan, bir bacağı olmayan, gözü görmeyen kediler, köpekler. Konsere gittiğim yerlerden topluyorum onları. Mesela Kütahya'da arabanın önüne bir kedi yavrusu çıkmıştı, alıp getirdim. Onun adı Kütahyalı. İzmir'de bir yavru yağmurun altında sırılsıklam olmuştu. Onu da getirdim. En son Bolu'dan getirdim bir tane. Tam 45 dakika peşinde koştum yakalayabilmek için." Kedilerin arasında Siyam, İran ve Mısır kedisi gibi özel ırklar da dikkat çekiyor. Bunların da sahipleri tarafından bakılamayan kediler olduğunu söylüyor Hafiftaş: "Bakamayan bana getiriyor. Ama artık istemiyorum. Herkes aldığı gibi baksın. Ben tek başıma bu kadar kediye bakmak için maddi, manevi birçok şeyden fedakarlık yapıyorum." Havyan sevgisinin çok güzel bir duygu olduğunu söyleyen Hafiftaş, "Herkes hayvan sevmek zorunda değil. Sevmiyorlarsa da bari onlara zarar vermesinler. Ben de bu sevgi olmasaydı bu kadar hayvana zamanımın büyük bir kısmını harcayabilir miydim?" diyor. Neslihan Tunç (Sabah Gazetesi - 2005)
Ziyaretçiler için gizlenmiş link,görmek için
Giriş yap veya üye ol.