Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Asrın demokrasileri, taclı ve tacsız cumhuriyetler dahi ahenktar cemiyetler yarata ve yaşata bilmekten uzaktır. Bu yeni cumhuriyetlerin yapısını gemiren içtimai kurtlar çoktur. Cemiyet belli başlı iki muhasım sınıfa ayrılmıştır : Bir taraftan sermayeyi, teşebbüsü, tanzim ve idareyi temsil eden kapitalistler; diğer taraftan da çalışmayı ve mutavaatı temsil eden proleterler. Yine inkişaf safhalarında, yan yana yaşamağa imkan bulabilen bu iki sınıfın iktisadi buhran zamanlarında alevlenen mücadelelerinden cemiyeti kurtaracak hiç bir çare düşünülemiyor.
Bu günkü büyük sınai demokrasiler için, ne ahenktar bir iç iş bölümü, ne de istikrarlı bir dış kooperasyonu temin edebiliyor.
...........
Tarihte en ahenktar cemiyete misal aranacak olursa ancak demokrasiler arasında bulunabilir. Atina demokrasisini cemiyetlerin en ahenklisi sayarlar. Bu ahengi temin eden klasik prensipler de üçtür : Serbestlik yani fertlerin hareketleri üzerine kanundan başka hakim bulunmamak; Müsavilik yani fertler asalet veya servet sebebile kanun indinde imtiyazlı bulunmamak; Kardeşlik yani kanunların vaz'ında hotkam hırslara yer vermemek ve kanunların tatbikatında fertler ziyanına doğacak zaruri mahzurlar tashih olunmak."
Şimdi başlık altı yazıya dönelim :
"Ahenktar cemiyette Devlet iktidarı mümkün olan en yüksek derecesine erişir, fertler serbestlik ve müsaviliğin mümkün olan en yüksek derecesinden istifade eder. Ahenktar cemiyette Devlet fertlerin serbeslik ve müsaviliğini temin edmeyi en büyük vazife bilir; çünkü müsavilik içinde serbeslik inkişafın ilk şartıdır, inkişaf ise iktidarın tek yanağıdır."
Bu satırlar Ahmet Cevat'ın "Ahenktar Cemiyet" başlıklı yazısından.
Vargı : Burada Kemalizmin yumuşak karınından biri daha ile karşılaşıyoruz. Unutmayınız Kemalizm Atatürk'ün çevresi tarafından oluşturulmaya çalışılan bir akımdır. Kötü kesinlikle değildir. Kötü niyetli kesinlikle değildir. Ancak bazı tutarsızlıklar barındırmıyor da denemez. Daha önce birine değinmiştim. Anımsanırsa "Feodalizmin kalıntıların tümden kazıma yoluna gidilmemiştir." Laiklik konusunda da tam görevini yerine getirememiştir. Bir diğeri ise yukardaki alıntılarda gizlidir.
Dikkat ettiniz ise "Atina demokrasisini cemiyetlerin en ahenklisi sayarlar." vurgusu ise tamamen yanlıştır. Düşünün o toplumda aristokratlar , köylüler , askerler veeeeee Köleler vardı. Düşünün kölelerin olduğu bir toplum , gerisini siz düşünün... Ne ahenktar , ne ahenktar....
Diğer bir tümce "Ahenktar cemiyette Devlet iktidarı mümkün olan en yüksek derecesine erişir." Anlaşılan dergideki satırları yazan Marksizm-Leninizm'i okumuş biri ancak olmazı olmaya kalkınca böyle çelişkiler olur. Oysa bilinen bir kuraldır ki insanlığın belli bir aşamaya geldiğinde toplum sınıflara ayrıldığında (hele hele çıkarları uzlaşmaz sınıflara ayrılmış ise) işte o zaman DEVLET ortaya çıkar , iktidar o zaman ortaya çıkar. Yani bir yerde devlet iktidarı en yüksek dereceye erişirse orada toplumsal ahenk diye bir şey olmaz. Ne zaman oluşur ? Ancak "devletin sönümlenmesinin toplumsal koşulları oluşursa ; işte o zaman toplum ahenktar bir topluma dönüşür."
Bu yazdıklarım Atatürk'ün eşsiz bir liderliğine , BU YURDU ARKADAŞLARI İLE BİRLİKTE KURTARDIĞINI , GERÇEK ANLAMDA TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURUCU ÖNDERİ OLDUĞUNU GÖLGELEMEZ...
Ancak yukarıdaki eleştirilerim toplumbilimin gerçekleri...