Moğollar

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
861
12,052
İstanbul
Moğollar

1967'de 5 genç müzisyen çalıştıkları gruplarda yaptıkları müziğin kendi yapmak istedikleri müzik olmadığını düşünmektedirler beraber bir grup oluşturmaya karar verirler. Moğollar ismi ile çalışmaya başlarlar. İlk 45'likleri "Eastern Love/Artık çok geç" , Şubat 68'de çıkar. Bu plağın hemen ardından"Mektup/Lazy John"u yapan grup, Haziranda Altın Mikrofon yarışmasına katılır ve "Ilgaz" ile üçüncü olur. Bu başarı ve ardından çıkan 45'lik Moğollar adının daha çok insan tarafından duyulmasını sağlar. Konserler verirler. İlginç konserlerdir bunlar; örneğin, Diskotek dergisi tarafından 3 Nisan 1968'de İstanbul Fitaş sineması'nda düzenlenen, Haramiler ve Kaygısızların da katıldığı konsere "silindir şapkaları, uzun siyah frakları ile üç keman bir viyolonsel ve bir trompet eşliğinde" çıkar Moğollar elemanları. İlk solo konserlerini ise 19 Ekim 1968'de İstanbul Fitaş Sineması'nda verirler. Yabancı şarkıların yanı sıra kendi bestelerini de seslendiren Moğollar, konserlerinde büyük ilgi görür. Ünleri İstanbul dışına çıkar, Anadolu'ya ulaşır. Aynı tarihlerde dördüncü plaklarını çıkaran Moğollar 1968'i tanınmış bir grup olarak kapatır. Moğollar, 1969 yılını, neredeyse tüm Türkiyeyi kapsayan büyük bir turneyle geçirir. Bu turne sırasında yaşadıkları onların müziğinde önemli bir değişime neden olur. Turne öncesinde İstanbul'da verdikleri konserlerde kimi türkü düzenlemeleri ve halk müziği sazlarını kullanmaları ilgi görür, fakat bu turne Moğollar'ın Anadoluyu yakından tanımalarını sağlar, bu da onların tarzlarının daha belirginleşmesini gerçekleştirir. Ve Moğollar bu tarza bir isim verirler : Anadolu Pop. Bu adı ilk telaffuz eden Taner Öngür'dür ve Mart 1970'de Hey dergisine bu adı seçmelerinin nedenini ve amaçlarını açıklayacaktır:"...ispatlamak istediğimiz, halk müziğimizin çok sesli bir ruha sahip olması. Ayrıca folklorumuzdaki dinamizm'in pop müziğin dinamiğine yakın olması...Geri kalmış popüler müziğimizin ileri teknik ve zengin folklorumuzla birleşmesiyle bir kişilik kazanması...." Moğollar, bu açıklamayı yaptıkları tarihlerde, Anadolu Pop'un yalnızca düzenlemelerden ibaret olmadığını ve bu tarzda beste de yapılabileceğini kanıtlamak için bir 45'lik çıkarırlar "Dağ ve çocuk/İmece" her iki parça da yerli melodi ve ritimlerden yola çıkılarak yapılmış bestelerdir, büyük ilgi görür. Böylece Moğollar, Anadolu Pop'un yaratıcıları, "Dağ ve çocuk" ta bestelenmiş ilk Anadolu Pop hit'i olarak tarihteki yerini alır.

Temmuz 1970'te bir eleman değişikliği daha yaşanır, Aziz Azmet gruptan ayrılıp solo çalışmaya başlar ve o sıralarda yeni isim yapmaya başlayan Üç Hürel ile bir süre çalışır. Yerine Ersen katılır. Ersenle "Ternek"45liğini yaparlar, ancak bu birliktelik uzun sürmez. 1970 ağustos sonunda, Moğollar Ersen'den ayrılır ve Paris'e gider. Paris'te Moğollar, CBS firması ile üç yıllık bir anlaşma imzalar ve bir 45'lik "Behind the dark/Hitchin" yaparlar, ayrıca "Guild international du disque"isimli bir plak şirketine bir albüm yaparlar. Bu albüm "Danses et Rythmes de la Turquie-d'Hier d'Aujourd'hui"1971 yılında "Academie Charles Cros" büyük plak ödülünü alır. Bu arada Moğollar Paris'te o tarihlerde Belçikada yaşamakta olan Barış Manço ile karşılaşırlar ve onunla çalışmaya başlarlar. Kurdukları birlikteliğe "Manchomongol"adını verirler. Barış Manço, bu konuda Hey dergisine şunları söyler o tarihlerde : "Artık biz bir bütünüz. Ne ben Moğollar'ın şarkıcısıyım, ne de onlar benim grubum.Yepyeni bir grup olduk. Adımız MançoMongol. Kafaca anlaşan, aynı fikir seviyesine gelmiş olan bizler, yaptıklarımızın daha iyi olması için, sesimizi bütün dünyaya kuvvetlice duyurabilmek için, başbaşa vermenin zamanı geldiğini anladık. Ancak bu böyle olmaz. Birlikte Türkiyeye dönen Barış Manço ve Moğollar, dört ay değişik yörelerde konserler verdikten sonra ayrılır. Geriye beraber yaptıkları iki 45'lik plak kalır. Bu arada Moğollar'ın Paris'te doldurdukları albüm Mart 1971'de Academie Charles Cross ödülünü alır. Türkiyede büyük yankısı olur bu ödülün. Örneğin Hürriyet gazetesi tam sayfa olarak duyurur bu haberi "Moğollar'ın davul ve zurna ile doldurduğu plak Akademi armağanı aldı." Aynı tarihlerde, yine Paris'te CBS firmasından çıkan 45'lik "Behind the dark/Hitchin" şöyle sunulur dinleyiciye : "Pikabınızın kolunu plağın üstüne koyup dinlemeye başladığınız anda Doğu'dan gelen bir grubun varlığını anlayacaksınız. Moğollar, bir çeşit 'sitar' olan bağlama'yı pop müziğine iyi uygulamaları ile dikkati çekiyor. Öğütleyebileceğimiz tek şey, yalnızca Türklerin bildiği bu ritmin akışına, sihirine kendinizi bırakmanız." Barış Manço'dan ayrıldıktan sonra tekrar Paris'e dönen Moğollar, bu kez Engin Yörükoğlu'nu orada bırakarak Türkiye'ye döner.Yörükoğlu ani bir kararla, 31 Temmuz 1971'de Dominique Meraud ile evlenerek Paris'e yerleşir. Bu beklenmedik ayrılık Mavi Işıklar'ın davulcusu Ayzer Danga ile telafi edilmeye çalışılır, bir sene bu format'ta gider."Alageyik destanı/Moğol halayı" 45'liği bu dönemde yapılır. Bu arada Selda ile bir 45'lik yapar Moğollar. Daha sonra Ersen gruba yeniden katılır. Eylül 1972'de ilginç bir olay yaşanır : Cem Karaca ile çalışan Kardaşlar, Ersen ile çalışan Moğollar solistlerini değişirler. Bu görülmedik olay Moğolların tekrar gündeme gelmesini sağlar. Cem Karaca ve Moğollar güçlü bir birliktelik oluşturmuş ve uzun sürecek bir dostluğun temeli atılmış olur, çeşitli konser turneleri ve plak çalışmalarıyla geçen iki senelik bir zaman sonunda bu defa Taner Öngür ile Ayzer Danga Moğollar'dan ayrılır. Eskilerden bir tek Cahit Berkay kalmıştır. Bu arada Cem Karaca ve Moğollar'ın en önemli parçalarından biri "Namus Belası "çıkar piyasaya.

Bir süre sonra Cahit Berkay Moğollar'ı dağıtıp Fransa'ya gider orada Engin Yörükoğlu ile buluşur, yanlarına katılan çeşitli müzisyenlerle Moğollar adı altında iki albüm ve bir 45'lik yaparlar. 1974 sonu ile 1976 yılları arasında Cahit Berkay ve Engin Yörükoğlunun sürdürdüğü moğollar 1976'da çalışmalarına son verir, bu dönemden kalan en önemli albüm, Fransa'da RCA firmasından çıkan "Hitit Sun" Türkiyede "Düm - Tek" tir bu albümde Cahit Berkay'ın enstrümental besteleri Anadolu Pop'tan jazz rock'a doğru yönelmeyi işaretlemektedir. 1976'dan sonra yalnızca bireysel çalışmalarını sürdürür 'çekirdek' Moğollar elemanları. Cahit Berkay, filim müzikleri yapar aradaki yıllarda.'90'larda, Cem Karaca ve Uğur Dikmen'le Rock kumpanyası adlı grubu kurar, birlikte iki albüm yaparlar. Engin Yörükoğlu, Fransada çeşitli jazz grupları kurar, sonraları İstanbul'da Jazz Stop isimli bir kulüp açarak orada çalmaya başlar. Taner Öngür ise Dostlar ve Cem Karaca Dervişhan'da çalışır bir süre. Daha sonra Almanya'ya yerleşir. 1992'de Türkiye'ye döner, "Alarm" isimli ilk ve tek solo albümünü çıkartır. 1992'de bir televizyon programında dinlediği Moğollar'dan etkilenen Leman dergisi çizerlerinden Kaan Ertem, "Moğollar tekrar bir araya gelsin" çağrısıyla bir imza kampanyası açar .4000'den fazla imza toplanır bu kampanya dahilinde.Cahit Berkay, Taner Öngür ve Engin Yörükoğlu arada bir bir araya gelip bu konuyu görüşürler, yeniden Moğollar'ı kurmak konusunda tereddütleri vardır, ancak kampanya'ya gelen mektuplar onlara cesaret verir.Yanlarına genç bir müzisyen Serhat Ersöz'ü alarak, 31 Mayıs 1993'te İstanbul Cemal Reşit Rey konser salonunda verdikleri muhteşem bir konserle geri dönerler. 1994'te "Moğollar94" , 1996'da "Dört Renk" , 1998'de "30.yıl" 2000'de " 1968 -2000" albümlerini çıkarırlar.

CAHİT BERKAY
1946'da Isparta'da doğdu. Müzik hayatına, 1962 yılında Siyah inciler grubunda başladı. 1964'te Selçuk Alagöz'ün grubunda profesyonel oldu. Moğolları kuran ilk kadroda yer aldı. Grupta akustik elektrik gitar, yaylı tambur, ıklığ, bağlama çalıyordu.
Moğollar dışında yıllardır film müzikleri yapıyor. 1978'de"Fıratın cinleri", 1982'de"Kırık bir aşk hikayesi", 1991'de"Gizli yüz" filim müzikleri ile Altın Portakal ödülünü aldı. 200'den fazla uzun metrajlı filim müziği ve bir çok dizi müziği dağarcığında yer almakta.
1997'de Cahit Berkay filim müzikleri albümleri serisinin birincisini yaptı. Film müzikleri volüm 2 , 1998'de, volüm 3 ise 2001'de çıktı.

ENGİN YÖRÜKOĞLU
1945'te İstanbul'da doğdu.Müziğe 1963 yılında Gölcük'te başladı.Daha sonra Selçuk Alagöz'ün grubuna girdi.Moğolları kurana kadar, Cahit Berkay ile burada çalıştı.Moğollar'la gittiği Paris'te gruptan ayrıldı.Daha sonraki yıllarda Cahit Berkay ile Paris'te çeşitli çalışmalar yaptı.Ayrıca Jazz müziğine yöneldi.Çeşitli triolar ve Quartetler kurdu.1991'de Türkiye'ye dönen Yörükoğlu, halen İstanbul/Beyoğlunda Jazz Stop isimli bir Jazz ve Rock kulübü ve Bodrum Kızılağaç köyünde de bir restaurant işletmektedir.

TANER ÖNGÜR
1949'da Istanbul'da doğdu. Müzik hayatına 16 yaşında Volkanlar isimli grupla Kontrabas çalarak başladı. Daha sonra sırasıyla, Meteorlar, Okan Dinçer Kontrastlar ve Erkin Koray dörtlüsü ile çalıştı. 1969 yılında Moğollar'a katılan Öngür, grup'ta Bass gitar çalıyordu 1974 yılında Moğollar'dan ayrılarak Tank isimli bir grup kurdu. Fakat bu grup fazla uzun ömürlü olamadı. Daha sonra Cem Karaca Dervişhan grubuyla çalışan Taner Öngür,1980 yılında Almanya'ya gitti. Frankfurt'ta Figo Andaç ile Baba isimli bir proje üzerinde 10 sene elektronik, psycodelic deneyler yaptılar.1991 yılında Türkiye'ye dönen Taner Öngür 1993'te Alarm isimli bir solo albüm yaptı.

SERHAT ERSÖZ
" 1993 yılından beri Mogollar grubunda klavyeci, besteci ve aranjör olarak yer alan Serhat Ersöz, Bilgi Üniversitesi Müzik Bolumu Caz Kompozisyon mezunudur. Mezun olduktan sonra aynı bölümde armoni, kulak egitimi ve ensemble derslerine girmistir. Mogollar’ın dışında bircok albumde klavyeci ve aranjor olarak yer alan Ersöz, aynı zamanda cok sayıda belgesel, tiyatro, reklam ve kısa film muziklerine imza atmıstır. "

Kaynak:

Bazı Albümleri:
  • Umut Yolunu Bulur, 2009
  • Yürüdük Durmadan, 2004
  • Volume 3, 2001
  • Moğollar 1968-2000, 2000
  • Moğollar 30. Yıl, 1998
  • Volume 2, 1998
  • Moğollar 4 Renk, 1996
  • Volume 1, 1997
  • Moğollar ' 94, 1994
  • Anadolu Pop 70'Li Yıllar, 1993
  • Taner Öngür Alarm, 1993
  • Düm-Tek, 1975
  • Anadolu Pop, 1971
m1x2e7y.png


jguz1j8.png
d2nzit5.png

iqvioqg.png
kj1lp16.png

bnmwjlu.png

rw1tfq3.png

47fpv9q.png

Hayallerim ve Moğollar

149 filme, 58 diziye ve 10'un üzerinde belgesele müzik yapan Cahit Berkay film müziğini şöyle tanımlıyor: Hayalleri müziğe aktarmak.

Berkay 1967'den beri Moğollar'ın bir üyesi. Sanatçının müthiş. sorumlulukları olduğuna inanıyor. "Çocuklara mutlu bir yarın devretmek lazım" diyor. Son uğraşı Moğollar'ın sevilen parçalarını bir albümde toplamak...

"Annem ve babam sık sık İstanbul'a gidip geliyorlardı. Bir gün bana oradan mızıka getirdiler. İlk olarak ondan birtakım sesler çıkarttığımı hatırlıyorum. Sonra ilkokuldayken okulun mandolin kurslarına girdim ve çabuk ilerlettim. 3. sınıfta okulun mandolin grubunda çalmaya başladım. 1959 senesinde ailece İstanbul'a taşındık. O zaman benim idealim akordeon çalmaktı. Ama bir gün komşunun çocuğunda gitar gördüm. Elime aldım, kurcaladım, hoşuma gitti. Babamdan bana gitar almasını istedim. Cevap klasik. "Sınıfı geç de alalım." O yıl sınıfı takdirle geçtim ve bir gitar sahibi oldum."

30 yıldan beri Barış Manço ve Cem Karaca gibi yorumcularla yaptığı ortak çalışmalarla Moğollar'la ve film müzikleriyle müziğin içinde olan Cahit Berkay müzikle ilk tanışmasını böyle anlatıyor.

Cihangir'de bir apartmanın en üst katındaki dairesinde söyleşiyoruz Cahit Berkay'la. Salonda bir kanepenin üstüne gitar, bağlama, cura yan yana sıralanmış. Hemen yanındaki sehpada ise akort aleti ve mızraplar. İlk konumuz film müzikleri.

Cahit Berkay'ın film müziklerine başlaması 1974 yılına dayanıyor. Atıf Yılmaz "Koca Yusuf" adında bir film çekiyormuş. Filmdeki çeşitli sahnelere müzik yapmasını istemiş Berkay'dan.

"Filmde duyguları olan bir araba vardı. Kötü insanlara kötülük yapıyor, iyi insanlara iyilik yapıyor. O sahnelere birtakım komik efekt sesleri yaptık. Filmde bir de birbirini seven iki genç vardı. Bu sahnelere duygusal bir müzik yaptık. Kavga seslerine de bol davullu bir kavga müziği."

Bu müziklerden sonra Cahit Berkay bu alanda tanınmaya başlamış. O dönemlerde filmlerde müzik, çoğunlukla Batı'daki filmlere yapılan müziklerin filmlerin üstüne döşenmesi şeklinde oluyormuş. Bu sıkıntı sinemayı ciddiye alan yönetmenlerin Berkay'a çok yoğun teklif yapmasına neden olmuş. Hatta yönetmenleri filmler için özel müzik yapılması gerektiğine inandırmak için birkaç filme de para almadan müzik yapmış. Bu yaklaşımından dolayı Atilla Dorsay'ın kendisi için "Cahit Berkay böyle giderse sinemanın başına bela olacak" dediğini hiç unutmuyor.

Berkay'a kaç tane filme müzik yaptığını soruyoruz.
"Şimdi jeneriğinde özgün müzik Cahit Berkay yazan 149 film var. Ancak işin acı tarafı, Moğollar'la birlikte Fransa'ya gidip geldiğimiz dönemde bazı filmlere benim başka filmlere yaptığım müzikler döşendi. Çok kanallı döneme geçtikten sonra televizyonlarda eski filmler sıkça oynuyor. Ben bunları teker teker yakalıyorum."

Müziğini yaptığı filmler arasında üçünün Berkay için farklı bir yeri var. Selvi Boylum Al Yazmalım, Dila Hatun ve Kırık Bir Aşk Hikâyesi.

Kısa zamanda çok fazla müzik üretmek zorunda olması Berkay'ı zaman zaman darda bırakmış.

"Yönetmenler zamana ihtiyacım olduğunu pek gözönüne getirmiyorlardı. O dönemlerde sinemalar sezonluk kapatılıyordu. Diyelim ki Şubat'ın 10'unda Türkan Şoray ve Kadir İnanır'lı bir film oynayacak. O dönemlerde film starlara yapılıyordu. O filmin önceden saptanan tarihte o sinemada oynaması gerekiyor. Senaryo ve çekim aşamasında zaman güzel kullanılıyordu. İş seslendirme aşamasına geldiği zaman ya para suyunu çekmiş oluyordu ya da takvim sonuna dayanmış oluyordu. Benden apar topar 2-3 gün içinde filmlere müzik yapmamı istiyorlardı. Müziği yetiştirmek için bazen 48 saat çalışıyordum, geceleri oturup sabahlıyordum. Filmi izleyip ertesi gün müziğini verdiğim çok oldu."

Telefonda anlatılan filmler
Bu sıkışık dönemde Cahit Berkay'dan telefonla bile müzik istenmiş. Yönetmenler Berkay'a telefonda film sahnelerini anlatırlarmış. O da sahneyi kafasında canlandırarak ona göre müzik yapmaya çalışırmış. Berkay bu rahatsızlığını o dönemlerde Cumhuriyet gazetesinde "Telefonla bile müzik siparişi aldım" başlıklı bir haberde dile getirmiş.

Bu sorunlar üzerine konuşurken aklına ilginç bir anısı geliyor.
"Benden bir afet sahnesine müzik yapmam istendi. Yönetmenin isteği ilahi bir müzikti. Hatta bir plak dinletti. 70-80 kişilik bir senfoni orkestrasından çıkabilecek bir müzik. Beethoven olsam böyle bir müzik yapmam aylar alır. Sinirlendim. Gidiyordum. Yapamayacağım bir şey isteniyor benden. O an aklıma bir şey geldi. Yönetmenden plağı çalıp bana içeride kulaklığa vermesini istedim. Verdiler müziği. İlahi müziğin olduğu bölümde bağlamayı aldım elime o parçaya göre akordunu yaptım. Müziğin üzerine bağlamayla uzun hava çalmaya başladım. İçerden yönetmenin sesi gelmeye başladı. "Tamam, işte bunu istiyorum."

Cahit Berkay, film müziği yapmış olmasının besteciliğine ve müziğine çok önemli yararları olduğunu düşünüyor.

"Sinema bir hayal . Bir filme müzik yaptığınız zaman o hayali müziğe aktarıyorsunuz. Size bir sahne izletiyorlar. Siz de oraya nasıl bir müzik, nasıl bir enstrüman kurgusu yapılması gerektiği üzerine düşünüyorsunuz. Bu da benim müzikle bir duyguyu tarif edebilme ve bir duyguyla ilgili bir müzikal kurgu yaratabilme yeteneğimi geliştirdi. Artık görüntüyle birlikte olabilecek sesleri hayal edebiliyorum."

Cahit Berkay'ın film müziklerini albümleştirme fikri bundan 10 yıl öncesine dayanıyor. Bunun için albüm yapma arzusuyla Unkapanı'nda çok dolaşmış. Buradan aldığı cevap "Enstrümantal müzik satmaz" olmuş. En sonunda yoğun çabalar sonucunda "Cahit Berkay Film Müzikleri Volum 1" alübümü çıkarmayı başarmış.

"Bu albümden sonra hem çok olumlu hem de çok olumsuz tepkiler aldım. Bu albümde parçalara yeni yorumlar getirmeye çalıştım. Ama bizim bu yorumların dozunu kaçırdığımız şeklinde eleştiriler geldi. Yeni yorumlar denememin nedeni de şuydu: Film müziğinde müziği görüntüyle beraber veriyorsun. Görüntüyü ortadan kaldırdığın zaman müzik anlamsız kalabilir. Biz de o anlamı oturtacak küçük destekler koymaya çalıştık. Ama dozu biraz kaçırdık galiba."

Birinci albüme gelen eleştiriler üzerine Berkay ikinci albümde parçaları aslına daha uygun bir şekilde yorumlamış. Film müzikleri albümlerinin devam edeceğini söylüyor. Film müziklerinin yanı sıra 58 dizi ve 10'un üzerinde belgesele de müzik yapan Cahit Berkay'ın bir diğer projesi de bunlara albüm yapmak.

Film müziklerinden sonra Moğollar ve öncesi müzik yaşamını konuşmaya başlıyoruz. Neredeyse her mahallede bir grubun olduğu 60'lı yıllarda Cahit Berkay da arkadaşlarıyla ilk amatör grubunu kuruyor. O dönem çaldığı müzikler Cliff Richard, Shadows ve Beatles parçaları.

"Beatles çıktıktan sonra hayatımız bambaşka oldu. Onlar çok etkiledi beni. O dönemler beste yapmaktan çok, Beatles parçalarını dinleyip bu parçaları çalmaya çalışırdık. Bu bizim için bir anlamda enstrümanı doğru düzgün çalma uğraşıydı. Bu denemelerin bana kulağımı geliştirme ve enstrümanımı daha iyi tanıma açısından müthiş faydaları oldu."

1964 yılında mahalleden bir arkadaşı vasıtasıyla Cahit Berkay'a Selçuk Alagöz orkestrasında gitar çalması için teklif geliyor. O dönemlerde gitarda kendisini bir profesyonel orkestrada çalacak kadar yeterli görmediği için ilk başta çekiniyor. Alagöz'ün ısrarı sonucu Selçuk Alagöz orkestrasında profesyonel müziğe ilk adımını atıyor. Selçuk Alagöz orkestrasıyla üç yıl boyunca Hürriyet gazetesinin düzenlediği Altın Mikrofon yarışmasına katıldıktan sonra daha farklı tarzda müzik yapmak istediği için Engin Yörükoğlu ve Hasan Sel ile birlikte orkestradan ayrılıyor. Bu üçlü, Siluetler grubundan ayrılan Murat Ses ve Aziz Azmet'le birleşerek 1967 sonbaharında Moğolları kuruyorlar. Berkay grubun kurulduğu ilk yıllarda yaşadıkları zorlukları şöyle anlatıyor:

"Annem sandviç yapardı, cebime koyardım. Bir de yanıma 2-3 lira otobüs parası alırdım. Prova yapmaya giderdik. Prova yapacak yer zor bulunurdu. Enstrüman bulmak olağanüstü zordu. Bugün dünyada hangi marka hangi cins enstrüman varsa Türkiye'de var. Paran varsa gidiyorsun, 10 dakika sonra alabiliyorsun. Bizim dönemde yedek gitar telini gitar kutusunun içinde taşıyabilmek büyük bir mutluluktu. Bir ayrı sorun da yaptığın müziği insanlara nasıl duyuracaksın. Bizim dönemimizde yaptığımızı insanlara ulaştırmak için turne yapmak zorundaydık. 45'lik yapıyorduk ama evinde plakçalar olan insan sayısı olağanüstü azdı. Tabii turneler çok keyifliydi. Gittiğimiz zaman müziğe gerçekten ihtiyacı olan, müzik dinlemek isteyen gerçek müzikseverlerle karşılaşıyorduk. Ama iş bir idealinizin olmasında bitiyor. O dönemlerde idealist değilsen müzik dünyasında yer edinebilmen olağanüstü zordu. Biz tırnaklarımızla kaza kaza geldik."

Çeşitli kadro değişikliklerine rağmen 1967 sonundan 1976 yılına kadar başarılı bir şekilde ayakta durmayı başaran Moğollar, bu süreç içerisinde çok sayıda 45'lik plağa imza atmış. O dönemler 45'likler yapıldığı için bu plaklar sonradan üç albüm içerisinde toplanmış. 76 yılından 93 yılına kadar dağılma süreci yaşayan grup Cahit Berkay, Engin Yörükoğlu, Taner Öngür ve 1972 doğumlu Serhat Ersöz'ün bir araya gelmesiyle tekrar çalışmalarına başlamış. Ve 93'ten bugüne kadar da üç albüm daha yapmış.

"Moğollar'ın her zaman bir prensibi oldu. Kendi kültürümüzden, folklorumuzdan kopmadan bunları evrensel ölçüde yorumlamak. Bunu benimsemeyenler gruptan ayrıldı. Mesela Aziz Ahmet sevmedi. Anadolu Pop tarzını. Hasan Sel provalara geç gelirdi. Onlar bu sebepten dolayı gruptan ayrılmak durumunda kaldılar. Her şeye rağmen geçmişte çok güzel şeyler yaşadık. Ama kesinlikle geçmişe özlem duymuyoruz. Biz bugünü yaşayıp yarın yapacağımız işlerin temelini nasıl oluşturabiliriz diye uğraşıyoruz."

Berkay'ın bir diğer özelliği de bağlamadaki ustalığı ve gitarla bağlama karışımı çalış tarzı. Bağlamaya ve halk müziğine olan merakı çocukluk yıllarına dayanıyor. O zamanlar amcasının bir bağlaması varmış. Çalmayı denemiş ama daha küçük olduğu için bağlamayı kucağına bile oturtamazmış. Daha sonra Moğolları kurduktan sonra müzikal kişilik arayışı içerisinde halk müziğini temel almaya karar vermişler. Bu karardan sonra Cahit Berkay'ın ilk işi bir bağlama almak olmuş. Temel bilgileri aldıktan sonra kendini geliştirmiş ve bugünkü ustalığına erişmiş. Berkay'ın diğer enstrümanları ise cura, gitar, yaylı tambur ve kabak kemane.

Mutlu bir yarın...
Konumuz birden değişiyor. Sanatçının sosyal sorumluluğunu konuşmaya başlıyoruz. Berkay'a göre sanatçı yaşadığı ülkeye ve insanlarına karşı sorumluluk taşımalı.

"Müthiş sorumluluklarımız var yaşadığımız şu dünyada ve ülkede. Yarın yaşayacak çocuklar var. Onlara mutlu yaşayabilecekleri bir yarın devretmemiz lazım. Bu noktada biz de olumsuz gördüğümüz şeyleri şarkı haline getiriyoruz. Mesela yeni bir şarkı yaptık. "Niçin Kapatıldı Köy Enstitüleri" diyoruz Moğollar'ın son albümünde. Köy Enstitüleri varoşlardaki insanların eğitiminde çok önemliydi. Onlara daha büyükşehirlere göç etmeden bir yandan kendi işleriyle ilgili gerekli altyapıyı verirken bir yandan da okuma yazma öğretiyorlardı. Köy Enstitüleri'nin kapatılması Türkiye için büyük ayıptır. O parçanın bir bölümünde "Hani Demir Ağlarla Örüyorduk Ülkeyi" diyoruz. Bayram tatillerinde yollarda 250 kişi ölüyor. İnsanları demiryolu sistemine alıştırsaydık bu kayıplar olmayacaktı. Maalesef bunların hesabını kimse sormuyor. 30 senedir bu ülkeyi idare eden insanlar hâlâ göğüslerini gere gere sanki çok doğru işler yapmışlar gibi başımızda oturuyorlar ve halk buna karşı tepki göstermiyor. Bunun üzerine "Bir Şey Yapmalı" diye bir şarkı yaptık. Erozyon topraklarımızı alıp götürüyor. Buna tepki olarak "Toprak Ana" diye bir şarkı yaptık. Bergama köylülerinin müthiş bir mücadelesi vardı, kazandılar. Onlar için de "Ölüler Altın Takar mı" diye bir parça yaptık. Bunların hepsi yaşadığımız şeyler. Yaptığımız parçalar da bunlara karşı bir tepki."

Cahit Berkay uzun yıllardan beri ortak çalışmalara imza attığı Cem Karaca'nın "Bindik Bir Alamete Gedeyoz Kıyamete" adlı son albümüne de gitarı, bağlaması ve yaylı tamburuyla katıldı. Çok eski arkadaşı olan ve her zaman yeni şeyler üretmesi gerektiğini savunduğu Karaca'nın 5 yıl sonra çıkardığı albümüne katkıda bulunmanın kendisi için büyük bir mutluluk olduğunu söylüyor.

Cahit Berkay'ın son günlerdeki en büyük uğraşı Moğollar'ın en çok sevilen parçalarının toplanacağı albümü. Ne Best Of, ne de Nostalji: "Aslında yeni parçalarımız var ama böyle bir albüm yapmamız konusunda çok yoğun bir talep var. Biz de, Moğollar'ın en çok sevilen parçalarını bugünkü aklımıza, yüreğimize, duygularımıza yansıtarak yeni bir albüm çıkarmaya karar verdik."

HALDUN İPAL
[Cumhuriyet Dergi 1999, s.692, Haziran, 27.06.1999]

 
Son düzenleme:

eankara

Onursal Üye
24 May 2010
1,515
9,379
Yine harika mesajınızla bana nostalji duygusu yaşattınız Sn. @funghu . Nasıl bu duyguyu hissetmeyeyim ? Yaşamımın çeşitli anlarında var olan bir gruptur Moğollar. Üstelik çizgi dünyasıyla da ilişkileri var ! Grubun yıllar sonra, yeniden bir araya gelmesi, mesajınızda yazdığınız gibi çizer Kaan Ertem'in başlattığı imza kampanyası ile olmuştu. Kaan Ertem'in köşesindeki yazılarına bakarak , önceleri '' yok canım, çok zor yeniden toplanmaları , ne yazık ki artık tarih oldular ! '' dediysem de , sonraları inanmaya başladığımı ve en sonunda gerçekleştiğini görünce sevindiğimi , dün gibi hatırlıyorum. Severek uzun süre izlediğim efsane dizi '' Kaynanalar '' ın unutulmaz jenerik müziği olan '' Kapalı Çarşı '' parçası, sanırım bir kuşağın hala hafızalarındadır. Grubun elemanlarından Cahit Berkay ile aynı lise mezunu olmamızdan hareketle ( Kabataş Erkek ), '' pilav '' günlerimizde yılda bir de olsa sohbet imkanını bulduğum için kendimi şanslı sayıyorum ! Eşimle onların konserinde tanışmış olmamız, kızımızın adını'' Selvi Boylum Al Yazmalım '' filminden hareketle vermiş olmamız ( sadece o film değil, Cahit Berkay 'ın film müziğini de unutmak mümkün değil ) ve de Taner Öngür'ün ( ne kadar mütevazi bir insan olduğunu anlatamam ) bizleri evine davet etmesi sonucu saatler süren müzik sohbetlerimiz. Ayrıca bir de, Serhat Ersöz'ün çocukluğundan itibaren müzik yeteneğine , ağabeylerimin bulunduğu Gölcük'te tanık olmamızı eklemeliyim ! Yazdığım gibi, aile yaşantımızda önemli yere sahip bir grubu ele aldınız bu kez Sn. @funghu ! Tabii, bir de sonraki yıllarda, gerek onların müziğini dinlerken gerekse de fırsat bulup gittiğimiz konser anlarına ait anılar dizisi , yazacak çok şey var, iyisi mi kısa keseyim !!

Ama , şunu belirtmeden mesajıma son vermeyeyim. Sn. @funghu 'nun yazdığı gibi 1971 yılında Fransız "Academie Charles Cros" ödülünü almaları ünlerine ün katmıştı, inanmak güç. Zira, aynı ödül bir yıl önce Jimi Hendrix' e, bir yıl sonra , yani 1972'de diğer efsane grup Pink Floyd'a verilmişti.

Detaylı bilgilerin bulunduğu, arşivlik mesajınız için teşekkürler Sn. @funghu
 
Son düzenleme:

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
861
12,052
İstanbul
Sayın @eankara grupla ilgili çok değerli anılarınızı paylaştığınız için çok mutlu oldum.
Cem Karaca'nın meşhur Gülhane Konserlerini hatırlar mısınız bilmem, yanlış hatırlamıyorsam Cem Karaca'nın arkasında çalıyorlardı.
O akşamdan çektiğim bir fotoğraf var, ama ne yazık ki, Cahit Berkay kadraj dışında kalmış. En güzel anılarımdan biridir, bu konser.

qkwjquw.png

Not: Fotoğrafın orijinali çok net değildi ve biraz da yıpranmıştı; yapay zekadan yardım alarak,
bu görsele kavuştum :)
 
Üst