Milliyet Sanat - Yeni Dizi Sayı 11 - 1 Kasım 1980

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
652
8,799
İstanbul
ffp2ws7.png

YURDUMUZ SINEMASI YURTDIŞINDA
Sinemamızın yurtdışında koçbaşlığı görevini "Sürü" filmi
yüklenmişti. Bu film üstüne dış basında yayımlanan bir
eleştiride aynen şöyle deniyordu: "Gerçekten eşsiz, güzel
bir film. Ve bir Türk filmi olması cesaretinizi kırmasın."

1980 NOBEL EDEBIYAT
Polanya asıllı Amerikalı yazar Czeslaw Milosz'un yaşamı
ve sanatı üstüne Talat Sait Halman 'ın yazısı, şiirlerinden
örnekler ...

EVRENIN SIĞINAĞI PADİŞAH VE ULUSUN BİREYİ ATATÜRK
Konur Ertop 'un incelemesi Atatürk 'ün padişahla
ilişkilerini ele alıyor; devrimci eylemle padişahın temsilcisi
olduğu devlet anlayışını karşılaştırıyor.

ORHAN VELI KANIK
Otuzuncu ölüm yılında, can yoldaşı, gönüldaşı Nahit
Hanım'la Orhan Veli üstüne söyleşi ve Oktay Rifat'ın
"Biraz Garip, Biraz Orhan Veli" yazısı.

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR
Usta romancımızın yaşadığı Heybeliada'yı Zeyyat
Selimoğlu ziyaret etti.

TADlMLIK
Sabahattin Kudret Aksal'ın "Sonsuzluk Kitabevi", Tomris
Uyar'ın "Göndökümü"nden alıntılar, Oktay Rifat'ın
yakında çıkacak "Elifli" kitabından şiirler ...


 

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,057
5,991
Sayın funghu ;

"Aristoteles, söylevlerin en çok orak (anlamadım, dizgi hatası olmalı-Dedo11) zamanına önem verir. Onun demesi , söylevlerin sonu dörd evreden oluşur. İlkin, dinleyicilerin kesik kurdela durumuna düşmesi için yandan çarklı bir türkü tutturulur. İkinci evrede daha önce ortaya yığılanlar gübür mübür edilir ya da ortasından yumuşağa alınır. Daha sonra -ki ne yapılacaksa bu evrede yapılır- dinleyiciler bir gündoğu-poyraza bindirilir. Sonuncu evrede ise söylevciler, kısa bağlanmış buzağı gibi, yeniden konunun çevresinde dört dönmeye başlar"

Bu değişik anlatımın yazarı Salah Birsel'in "Edebiyat Söyleşileri" köşesindeki "Tango Rengi" başlıklı yazısından.


"Ardımda yetmiş kadar yapıt bıraktım. Başlangıçta yaptığım bir kaç çeviri ve öykü kitapları dışında otuz beş telif romanım vardır. Mülkiye'de yüksek öğrenim yaparken, hastalanmam öğrenimin yarıda kalmasına neden oldu. Bir iki yıl devlet memurluğu, bir süre de Kütahya milletvekilliği yaptım. Ondan sonra yalnız yazarlık..."

Bu satırlar Zeyyat Selimoğlu'nun "Hüseyin Rahmi Gürpınar'la Heybeli'deki küçük parkta konuştuk!" başlıklı yazıdan. Zeyyat Selimoğlu , Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın heykeli ile konuşuyor.
Daha önce de değinmiştim. Gençken bir dergi çıkarmak istemiştim. Dergi sadece söyleşilerden oluşacaktı. Zaten adı da "SÖYLEŞİ" olacaktı. Birkaç kişi ile görüşmüştüm. Bana "Peki bu durumda sadece var olan-yaşayan sanatçılarla görüşüp söyleşirsek. Sanatımızın dünü ne olacak?" Ben de "Onların yaşamaması onlarla söyleşi yapmamıza engel olabilir mi?" deyince , şöyle bir dururlar, şaşırırlardı. Yani zannediyorlar ki sadece yaşayanlarla söyleşebiliriz. Bakın buradaki söyleşi buna bir örnek... Bu kadar yazmışken "Yaşasın Hüseyin Rahmi Gürpınar!" diye slogan atmama da şaşırmayınız lütfen...

"Haldun Taner, "Devekuşu'na Mektuplar"ından birinde, 1960'lı yılların başında yaşadığı bir olayı anlatır. "Günün Adamı" adlı oyunun Şehir Tiyatrosu'nda oynanmasını zamanın valisi yasaklar. Yasaklanma nedenini öğrenmek isteyen Taner de kalkar, valiye gider. Sonrasını şöyle anlatın Haldun Taner : "Öyle anlıyorum ki, eser oynatılmayacak, dedim. Vali ve belediye başkanı olarak belediyenin tiyatrosunda sizin buyruğunuz geçer. Ama ben de bir yazar olarak, durmam. Gerekirse kahve kahve gezer, oyunumu herkese okuyabilirim. Kitap olarak bastırır okuyuculara sunarım. Umarım bunu da engellemeye kalkmazsınız, dedim. Elbet kalkmam, dedi sayın vali. Piyesle kitap bir değildir. Kitabı aydınlar okur, ama piyesi her çeşit insan hatta ümmiler (Cahiller, okuma yazma bilmeyenler - Dedo11) de seyreder."
"İşte,
yazının gelişimi de, yazmayı, okumayı bir azınlığın tekelinden çıkartma, en geniş kitlelere yayma, bilgiyi demokratikleştirme mücadelesinin bir boyutunu, ama küçümsenmeyecek bir boyutunu oluşturmaktadır."

Bu satırlar Tunç Tayanç'ın "Harf Devriminin Yıldönümünde DİL VE YAZI ÜZERİNE" başlıklı yazısından.
Sitemizdeki bir dostuma , neyin devrim olduğuna (sadece) bir örnek. Harf Devrimi küçümsenecek bir devrim mi? Eski yazıya geçmek isteyenlerle Ankara'da ve İstanbul'da (sahaflarda eski yazı ile yazılan kitap satınalmak için gelen) tanımadığım birileriyle bu konuları ne çok tartışmıştık (sözel , seviyeli) .... Hani derler ya "yazsam roman olur" bu öyle değil o tartışmaları yazsam roman değil "Kitap olur"...


Derginin 37. Sayfasında "
yazko edebiyat" dergisinin ilk sayısının çıktığını duyuran reklam var (İlk sayısındaki hangi yazarların yazısı var, bakın görün lütfen) . Müthiş projeydi YAZKO ve onun yayınlanan dergileri ve kitapları... Tüm dergilerini (dergi çeşitlerinin) bütün sayılarını , yayınladığı kitapların tümünü almış ve okumuştum.

Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim...
 
Üst