Marjane Satrapi Hayatını Kaybetti

yeryüzü

Yönetici
3 Eki 2011
18,032
91,383
hiçbiryerde :)
images


Persepolis ve Dikiş Nakış kitaplarını Türkçe okuduğumuz İranlı sanatçıyı kaybettiğimizi üzülerek öğrendim.

Satrapi’nin ölüm haberini ailesi ve arkadaşları şu sözlerle duyurdu:

“Marjane Satrapi, eşi ve hayatının aşkı Mattias Ripa’nın ölümünden biraz fazla bir yıl sonra, kederden yaşamını yitirdi.”

Yakınlarının bu şekilde duyurusundan başka bir bilgi henüz yok maalesef.

Biz onu Persepolis ve Dikiş Nakış kitaplarından tanıyorduk (Persepolis'in animasyon filmi de yapılmıştı ama
bir türlü onu izleyememiştim)...

İlk kez 2000 yılında yayımlanan Persepolis, 1979 İran Devrimi (İslam Devrimi olarak da biliniyor) sırasında ve sonrasında büyüyen genç bir kızın hikâyesini anlatıyor.
Sekiz yıl sonra, Satrapi'nin ortak yönetmenliğini üstlendiği film uyarlaması Oscar'da en iyi animasyon dalında aday gösterildi.

Marjane Satrapi 1994'te Fransa'ya yerleşti ve 2006'da Fransız vatandaşlığına geçti. 2025'te, Fransa'nın İran'la ilişkilerindeki "ikiyüzlülüğü" gerekçe göstererek Légion d'honneur nişanını reddetti.


Çizgi roman yerine endüstrinin kullandığı “grafik roman” teriminden hoşlanmadığını belirten Satrapi, bu durumu şu sözlerle eleştirdi:


“Bence bu terimi, burjuvazi çizgi romanlardan korkmasın diye uydurdular. Yani sanki, ‘Bakın, bu sizin de okuyabileceğiniz türden bir çizgi roman’ demek istiyorlar.

Sürgünde yaşamanın yarattığı kopukluk duygusunu yazılarında sık sık işleyen Satrapi, memleketine olan bağını şu sözlerle özetledi:

“Paris’e ve onun tarif edilemez güzelliğine ne kadar aşık olursam olayım, tüm çirkinlikleriyle Tahran benim gözümde sonsuza dek dünyadaki tüm şehirlerin gelini olarak kalacak. İran’ı ev olarak görüyorum çünkü ne kadar Fransız hissetsem de ‘ev’ kelimesinin benim için tek bir anlamı var: İran.”

Satrapi, son yıllarını İran’daki ahlak polisinin gözaltına aldığı Mahsa Amini’nin 2022’deki ölümünün ardından başlayan halk hareketini anlatan “Kadın, Yaşam, Özgürlük” adlı eser üzerinde çalışarak geçirdi.

2024’te yayımlanan projede kendisini çizimler yapan birinden ziyade sanatçı, aktivist, akademisyen ve gazetecileri bir araya getiren bir “yönetmen” olarak tanımladı. Kitabın yayımlanmasının ardından İran rejimine yönelik, “Temel insan haklarını bile bize çok görüyorlar. Dans etme hakkın yok, şarkı söyleme hakkın yok” eleştirisinde bulundu.

 
Üst