Kral Conan Macera Dizisi Cilt 1 - Bölüm 3 - Zembabwe'de Kızıl Mehtap (Balonlama)

prospero

Onursal Üye
Çeviri & Balonlama
10 Kas 2014
248
11,421
Afiyetle Okuyunuz...


prospero083__zps9inee4vi.jpg


prospero085_zpsu0vjtglk.jpg


 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Tarantula

Onursal Üye
9 Ağu 2010
662
2,962
Çok teşekkürler Sevgili Prospero. john Buscema'nın 80'lerde çizdiği Conan'lardan. Bu seri 5 maceradan mı oluşuyor ?
 

hüseyin aksakal

Onursal Üye
Çeviri & Balonlama
7 Eyl 2010
773
5,728
Kdz. Ereğli
Conan the Aquilonian'ın bu üçüncü öyküsünün birinci faslı şöyle başlıyor


BÖLÜM 1 YEŞİL CEHENNEM​

Poitain Kontu Trocero yorgun, köpük saçan atı—ufak ama sağlam bir Stygia kırı—neredeyse üzengilerin kurtulmasına yol açarak çamurda kayarken eyer kaşına yapışıyordu. Kır atın kafasını çevirerek dizginlere asıldı ve yüzünün önünde uçan kaşındırıcı tatarcık bulutunu tokatladı. Bezgin bir küfür mırıldandı. Arkasında Aquilonia ordusunun komutanı Pallantides atı aynı çamur patikata kayarken sunturlu bir küfür savurdu.

Trocero, başlarının üstünü kapatan bulutlu gök kubbeye yan yan baktı. Bir atlının başı yüksekliğinde etraflarında yükselen uzun, değneğimsi otların tepesinin berrak olması zor gözüküyordu. Aşağıda atlarının toynakları toprağın üstünde topuk eklemi derinliğinde uzanan sığ sudan bir örtüde şapırdıyordu. Zira Zembabwei ovalarına memleketi pis kokulu bir bataklığa çeviren yağmur mevsimi gelmişti.

Bir sonraki iki hafta içinde yağmur kesilir, bu düzlük diyarda uyuşuk uyuşuk akan su kaybolurdu. Toprak kuru, sert kabuklu bir kile dönüşürdü. Yükselen çimenlen ise kuruyup yeşilden sarıya döner, ateşin dokunuşuyla silip süpürülürdü. Fakat bu gelecekte olacaktı.

“Yağmur yağacak gibi görünüyor,” Trocero Pallantides’e homurdandı.

“General yükseğe zalimce baktı. “Set’in yapışkan pulları adına,” diye homurdandı. “Bana yeni bir şey söyle Kont! Son on gündür her gün yağıyor ve donanımının pastan uzak tutmak için çabalamayı bıraktım. Bu bel büken yürüyüşte kral bizi daha ne kadar tutacak?”

Trocero soğuk bir sırıtışla omuz silkti. “Conan’ı bilirsin! Bir baykuş bile yolunu göremeyecek kadar karanlık olana dek. Yılana dikkat!” Gri atı kişnerken birden seslendi.

Bir adamın kalçası kalınlığında enekli, gri bir bataklık engereği çimlerin sapları arasında sürünerek kaybolurken, Pallantides dizginlere asıldı.

“Bu lanetli bataklığa doydum,” General hırladı. “Derketo sunaklarında içimi dışıma çıkarsınlar ama keşke o iğne bacaklı ihtiyar druid hala bizimle olsaydı! Belki İhtiyar Zembabwei’nin havasını bizim için büyüleyebilirdi. Her şey bu çamurda yaya yürümekten iyidir! At ve develerimizin yarısı ya öldü, ya sakatlandı; adamların yarısı da bataklık ateşiyle bağırsaklarını döküyor... Kırk dokuz cehennem adına, Yasak Kent’e vardığımızda savaşacak güçte olmamızı nasıl bekler?”

Trocero omuz silkti. Zira bir aydan uzun süredir Kral Conan Aquilonia ordusunu Styx’ın mecrasını bilinmeyen kaynağına doğru takip ederek devam etmeye zorlamıştı. Her iki yanı, doğu çöllerinin altın kumları tarafından kuşatılan nehir boyunca devam eden ince yeşillik şeridinin bulunduğu doğu Stygia sınır boylarında yorgun argın ilerlemişlerdi. Sonra nehir güneye doğru bükülmüştü. Kimsenin olmayan, görülebilen tek yaşam izi deve ve koyunlarıyla gezgin doğu Shem klanları olan Zuagirler olan kavrulmuş, sahipsiz bir memleketi geçmişlerdi.

Ordu Stygia sınırlarının ötesine geçmiş, Keshan ve Punt krallıkları arasındaki yoldan geçiyordu. Vadilerin içindeki ve derelerin boyundaki orman yamalarıyla dalgalı, çimenli savanlara teslim oluyordu Çöl. Güney Punt’te Styx nehri, birkaç gündür aştıkları engin, uyuşuk bataklıklar oluşturmak üzere yayılıyordu. Şu anda gizemli Zembabwei’nin sınırlarına yaklaşmaktaydılar.

Gerçekten de, Trocero’nun Ak Druid Diviatix’in hala orduyla at sürmesini dilediği birçok zaman olmuştu. Son derece uygar bir adam olan Poitain Kontu büyü numaralarına pek az bel bağlardı. Fakat İblislerin mesken tuttuğu Stygia’nın kumlu ıssızlıklarında sarhoş, ihtiyar druit Thoth-Amon’un büyücü savaşçılarıyla savaşta kendisini iyice aklamıştı. Şu anda Siyah Yüzük ezilmiş, Thoth-Amon’un kendisi de epey güneydoğudaki Zembabwei’nin orman kuşağına varmıştı ve Kont, Conan’ın yüksek kuleli Tarantia’ya döneceğini ummuştu!

Ama hayır! Bu kez Conanş tahtı için her zaman doğaüstü bir tehdit olan Stygialı büyücüyü toprağa gömmeye ve neslini kurutmaya kararlıydı. Kadim tılsım Ahriman’ın kalbi’nin yardımıyla Ak Druid Nebthu’da onlara iyi hizmet etmişti. Fakat Trocero, Diviatix’in batıya gitmesi için Conan’ın neden izin verdiğini biliyordu.

Vahşi Pictlerin yüce kralı veya savaş beyi Dekanawatha savaşta düşmüştü. Halefi Sagoyaga, kanasusamış hırzslarla gırtlağına dek doluydu. Tüm Pict Kabileleri ve Ligureanları, Aquilonia’nın batı eyaletlerini istila için birleştirmeyi hedefliyordu. Aquilonia kralı başka yerde meşgulken, Pict şeflerini saldırıya dalmaktan vazgeçirmek için, sadece Ak Druid, bu vahşi bölgelerde nüfuz sahibiydi.

Böylece, Conan’ın uzak güneyin savan ve ormanlarına yıldırım gibi inmesi için hazırlanarak Stygia’nın kuzey sınır boylarında yeniden toplanmak için durdu. Ahriman’ın Kalbi de onunla gitmişti çünkü nesne Tarantia’daki muazzam Mitraeum’da korunmak üzere geri dönmeye mecburdu. Zaten Conan’ın onu etkili şekilde kullanabilecek büyücüsü de yoktu.

Aquilonia ordusundan ayrılmadan önce druid Thoth-Amon’un kaçtığı sığınağı tespit etmek için ilahi, doğaüstü güçleri kullanmıştı. Stygialının kuzeyli müttefikleri, Hyperborea’nın Ak El’i bir yıl önce Pohiola’da Aquilonialılar tarafından ezilmişti. Uzakdoğudaki müttefiki Kızıl Çember de efsanevi Angkhor’un, tanrı kralı Pre-Eun’un ezilmesiyle dağılmıştı.

Bu yüzden, Thoth-Amon’un sığınacak yer olarak Zembabwei’nin Yasak Kent’i hariç hiçbir ses işitildi. Son müttefiki, Damballah’ın baş büyücü rahibi Nenaunir, kafatası tahtından üç milyon siyah barbara hükmediyordu. Dahası, Nebthu harabelerindeki çatışmanın ardından, Thoth Amon kaçmış, Conan da vahşice izlemeye karar vermişti.


Not: Bu ham çeviri, kusurlu olabilir. Prospero'ya armağan olsun...
 

serdary67

Onursal Üye
18 Eki 2009
8,731
25,996
ordu-turkey
Bir yanda kimmeryadan esen iki dostun rüzgarı diğer yanda hüseyin kardeşin güzel yazısı hangisine yetişeceğiz bakalım.Emek veren dostlar sağolun.
 

prospero

Onursal Üye
Çeviri & Balonlama
10 Kas 2014
248
11,421
Sevgili Hüseyin Aksakal, bu şahane hediye için çok teşekkür ederim.
 

BRAN MAK MORN

Çeviri & Balonlama
13 Tem 2011
193
2,221
Birbirinden kıymetli paylaşımlar için Prospero ve Shoryuken kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ederim. Sevgili Hüseyin Aksakal kardeşime de değerli çevirileri ile Robert E. Howard evrenine gerçekçi bir gözle ilk kez bakabilme imkanı sağladığı için ayrıca çok teşekkür ederim.
 

büyük beyaz

Yönetici
Çeviri & Balonlama
E-Dergi Takımı
17 Ağu 2009
17,739
44,190
denize sıfır
Coşmuşsunuz arkadaşlar.:)
Hüseyin Aksakal dostumuzun değerli yazıları ve Barbar abimizi rengarenk bizlere sunan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
Hakkınız ödenmez.:)
 
12 Şub 2010
15,006
544,046
Prospero&shoryuken güzellikleri bitmiyor

Buscema çizimi Conan'lar, orijinal çizimler ve şahane renklerle Diyarı ve gönlümü şenlendirdi

Teşekkürler, saygılar...
 
Üst