Kopuş - 1 - Kasım 1995

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
1,038
14,653
İstanbul
eg9v7fd.png
7vwlw6x.png

 

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,498
7,432


Sayın funghu ;

"Çıkışımızdan itibaren, eleşitiri ağırlıklı bir dergi oluşumuz, eleştirilmemize neden oldu. Biz de neden eleştiri ağırlıklı olduğumuzu zaman zaman yazdık. Terry Eagleton'ın da dediği gibi, sanat eserleri, sadece an!attığı, gösterdikleriyle değil, göstermedikleri, sakladıkları olgularla da değerlendirilmelidir. Sanat eserleri bir yere kadar konuşur ve bir yere geldiğinde susar. Bu suskunluğun temelinde ideoloji vardır. Yani sanat eseri, ya da onun üretıcisi demek gerekiyor, 'yeri geldiğinde' ideolojisi gereği susar. Anlatmaz. Yok sayar. Sözgelimi, bir filmde, öykü ya da romanda, insanın topluma ve kendıne yabancılaşması, bunalımlı ve boğuntulu bir biçimde yaşaması ve hatta bu nedenle intiharı anlatılabilir. Üstelik, çok da güzel, biçim yönünden çok başarılı ve estetik biçimde anlatılabilir. Ama, bireyin geldiği bu durumun, temeli eşitsizliğe dayalı sınıflı toplum ilişkilerinin sonucu olduğu anlatılmaz. Sıra bunların anlatılmasına gelindiğinde, sanat eseri susar. Gerekçe olarak da bunun bir sanat olduğu, sanatın böyle bir görevinin olmadığı safsataları sıralanır. Halbuki bu haliyle sanat eseri zaten sınıflı toplumlardaki insan ilişkilerınin nedenlerinı okurun gözünden kaçırmakla kapitalist sistemin kendisine yüklediği görevi yerine getirir. Bir
eleştirmenin görevi de diyor Eagleton, bu suskunluğu, sanat eserinin bu susan yanını konuşturmaktır.
Bu nedenle ister felsefe ister sanat eseri ya da herhangi bir alanda ideolojisi gereği susan eserleri konuşturmak gereği duyduk, duyuyoruz. Bunu, yeri gelmişken bir kez daha belirtmiş olalım."

Açıklama : Bu satırlar Kopuş dergisinin neden "eleştiri" ağırlıklı olduğuna bir yanıt....

Peki Kopuş dergisi nerede duruyor , Yeri neresi? Bunu da aşağıdaki satırlarda anlatıyor :


"Stephen W. Hawking, Zamanın Kısa Tarihi adlı çalışmasında anlatır: "Günlerden bir gün, söylentiye göre Bertrand Russell, gökbilimi üzerine bir söylev verir. Dünyanın güneş etrafında nasıl döndüğünü, güneşin de galaksi denen uçsuz bucaksız yıldızlar kümesi etrafında nasıl devindiğini anlatır. Konuşmanın sonunda salonun en arkasında oturan ufak tefek yaşlı bir bayan ayağa kalkar ve 'bütün söyledikleriniz saçma sapan şeyler. Aslında, dünya dev bir kaplumbağanın sırtında bir tepsi gibi durmakta' der. Bilimci ise yüzünde esaslı bir gülümseme ile yanıtlar: '
Peki ya kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" Türkiye, dünya, güneş sistemi, galaksımiz ve bütün evren ... Kopuş durduğu yeri iyi biliyor. "Yaşlı bayandan" daha iyi. ilkelerini de."

Bu yazıyı Kopuş dergisinin 1 yılını bitirmesi nedeniyle Kopuş Emekçilerinin yazdığı "Kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" başlıklı bilgilendirmeden...


Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim....







 
Üst