Keban

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,659
NeverLand
New_ke2.jpg

Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Elazığ İli’ne bağlı bir işçe olan Keban, doğuda Elazığ, batıda Arapgir, kuzeyde Çemişgezek, kuzeybatıda Ağın, güneyde ise Baskil ile çevrilidir. Elazığ’ın batı kesiminde yer alan ilçe topraklarını, Güneydoğu Toroslar ile Munzur Dağları arasında kalan derin akarsu vadileri ile yarılmış bu dağların uzantıları engebelendirir. Murat Nehri kuzeybatıdan gelen Karasu Nehri ile birleşerek Fırat Nehri’ni oluşturur ve ilçe topraklarını sular. Yapımına 1965’te başlanan Keban Barajı, Karasu, Murat ve Fırat nehirleri vadilerinin bazı bölümlerinde yapay bir göl oluşturmuştur. Bu göl kuzeyde ilçenin doğal sınırını oluşturmaktadır. Ayrıca Fırat Nehri de batıda Malatya ile doğal sınırı oluşturmaktadır. İlçedeki başlıca ovalar Fırat Vadisinde bulunmaktadır. Denizden 780 m. yükseklikteki ilçenin yüzölçümü 543 km2 olup, toplam nüfusu 9.210’dur. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır.

İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca ürünler, buğday, arpa ve üzümdür. Ancak Baraj yapımı sırasında halkın büyük bir kısmı göç etmiş ve ilçe nüfusu azalmıştır. Hayvancılıkta koyun ve kıl keçisi besiciliği yapılır.Ayrıca ilçede yöresel motifli kilim dokunmaktadır.

New_ke1.jpg

Keban kazılarında ele geçen kalıntı ve buluntular ilçenin çok eski bir yerleşim alanı olduğunu göstermektedir. 1966 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nin gerçekleştirdiği arazi çalışmalarını İstanbul Üniversitesi ve Michigan Üniversitesi’nin araştırmaları izlemiştir. Bunu Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün Türk Tarih Kurumu’nun öncülüğünde yerli ve yabancı bilim adamlarının ve kurumların çalışmaları izledi. Bu çalışmalar sonunda bölgenin Paleolitik Çağdan günümüze kadar kesintisiz iskân edildiği anlaşıldı. Kurtarma kazıları, Ağın, Aşvan, Çayboyu, Değirmentepe, Fatmalı-Kalecik, Han İbrahim Şah, Haraba (Şimsat), Kalaycık, Kilise Alanı, Korucu Tepe, Körtepe, Pagnik Öreni, Pulur, Taşkın Kale, Taşkun, Tepecik ve Tülin Tepede yoğunlaştırıldı. Keban ilçesinin dışına da taşan bu alanlarda yapılan araştırmalar Paleolitik Çağları izleyen dönemleri de kapsayan geniş arkeolojik verileri ortaya koydular.

Kalkolitik Çağa (MÖ.5500-3500), İlk Tunç Çağı (MÖ.3500-2000), Orta Tunç Çağı (MÖ.2000-1500), Hititlere ait kalıntılar bu bölgede ortaya çıkmıştır. Bölgede Pers, Roma, Bizans, Selçuklu, Artukoğulları, Dulkadiroğulları, Akkoyunlular dönemleri birbirini izlemiştir. Bu bölge Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Savaşı’ndan (1515) sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı dönemindeki madencilik çalışmaları ile tanınan Keban, XIX.yüzyılın sonlarında Mamuret-ül Aziz vilayetinin Elazığ sancağına bağlı bir kaza merkezi olup, 1954’te ilçe durumuna getirilmiştir.

İlçeden günümüze gelebilen eserler arasında; Yusuf Ziya Paşa Külliyesi , Denizli Kervansarayı (Vakıf Han), Yusuf Ziya Paşa Külliyesi Hanı, Hacı İbrahim Paşa Kervansarayı, Ermeni Kilisesi, Yusuf Ziya Paşa Çeşmesi, Surp Kevork Manastırı, Kömürhan Köprüsü bulunmaktadır.

Yusuf Ziya Paşa Çeşmesi

Elazığ Keban ilçesinde Çarşılar Mahallesi yakınında XVIII.yüzyılda yapılmış olan Ziya paşa Külliyesi’ne ait olan bu çeşme medresenin güney duvarı ile, caminin güneybatı köşesinin birleştiği yerdedir.

Kesme taştan yapılmış küçük bir çeşmedir. Sivri kemeri içerisine ayna taşı ve yalak taşı yerleştirilmiştir.

Kömürhan Köprüsü

Elazığ-Malatya karayolunun 51.km. sinde Fırat Nehri üzerinde 1983-1986 yıllarında yapılmıştır. Köprü 287 m. boyunda, 11.50 m. genişliğindedir. Orta açıklığı 135 m., kenar açıklıkları da 76’şar m. olmak üzere üç açıklıktan meydana gelmiştir.

Köprü kutu kiriş sistemi ile yapılmış, orta ayakların her iki tarafına da segmentler yan yana getirilerek bağlanmıştır.

Surp Kevork Manastırı

Elazığ Keban ilçesinde, Ulukent Köyü’ndeki manastır iki katlı bir yapıdır. Ne zaman yapıldığı da kesinlik kazanamamıştır. Giriş kapısının yanındaki panoda Surp Kevork’un resminin bulunmasından ötürü kilisenin Surp Kevork’a adandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca buradaki bulunan bir yazıdan da manastırın l064’de yapıldığı öğrenilmektedir.

Manastır dikdörtgen planlı bir yapı olup yanlarında müştemilat binaları bulunmaktadır. İbaret mekanın üzeri tonozla, apsid kubbesinin olduğu bölüm ise kubbe ile örtülmüştür. Ancak kubbeli bölüm yıkılmıştır. Apsid’in iki yanında hücreler bulunmaktadır. İç mekan ve özelikle apsid bölümü fresklerle bezeli olup bunların bazıları dini sahneleri kapsamakla beraber yer yer bitkisel bezemeler burada görülmektedir.

Denizli Kervansarayı (Vakıf Han)

Elazığ’dan geçen Bağdat kervanyolu üzerinde bulunan Denizli Kervansarayının kitabesi bulunmamakla beraber mimari yapısından Selçuklu döneminde, XIII.yüzyılda yapıldığını ortaya koymaktadır.

Klasik Selçuklu kışlık kervansaray plan düzenindedir. Bir bakıma da Selçuklu hanları ile yakın benzerlik göstermektedir.

Kervansarayın anıtsal bir kapısı vardır. Kesme taştan yapılmış olan kapı profillerle çerçeve içerisine alınmıştır. Girişin üzeri tonozla örtülürdür. Buradaki iki kadın figürü dikkati çekmektedir. Eyvan görünümündeki giriş bölümünün iki yanında iki oda bulunmaktadır. Bunlardan birisinin mescit olması kuvvetle muhtemeldir. İç mekan iki dizi kalın paye ile üç bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerin üzeri tonozlarla örtülmüştür.

Bu kervansaray da günümüze harap bir durumda gelmiş olmasına rağmen kalıntılardan yapı üslubu ve plan düzeni anlaşılmaktadır.

Hacı İbrahim Şah Kervansarayı

Elazığ Keban ilçesinde, Elazığ-Çemişkezek yolu üzerinde Hacı İbrahim Şah Köyü’nde bulunan kervansarayın mimari üslubu ve plan düzeninden XII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Günümüze harap bir durumda gelmiştir. Dikdörtgen planlı olan kervansarayın ortasında bir avlu bunun çevresi iki sıra halinde kısa ve kalın payelerle üç bölüme ayrılmıştır. Bunların da yanında beşik tonozla üzerleri örtülmüş bölümler bulunmaktadır.

Bu han ve kervansarayların dışında Keban barajı nedeniyle Harput çevresinde ortadan kalkmış veya yıkılmış bazı yapılar daha bulunmaktadır. Bunların başında Sultan IV.Murat döneminde yapılmış Harput Murat Hanı, Elazığ-Malatya yolu üzerinde, Fırat Nehri kıyısında Kömür Hanı, Ağın-Kemaliye yolunda da Arnavut Hanı bulunuyordu.

Yusuf Ziya Paşa Külliyesi Hanı (Keban)

Elazığ, Keban ilçesinde Çarşılar Mahallesi’nde bulunan Yusuf Ziya Paşa Külliyesinin bir bölümünü oluşturan han külliye ile beraber XIII. yüzyılda yapılmıştır.

Günümüze yalnızca giriş kapısı ile bazı duvarları gelebilmiştir. Kesme taş ve molozdan yapılan hanın en ilginç yönü girişin yanlarındaki hayvan kabartmalarıdır. Ayrıca giriş kapısını çerçeveleyen silmeler üzerindeki rozetler kapının hanın yapılışından sonra onarıldığını ve bu dönemde yenilendiğini göstermektedir.

Ermeni Kilisesi

Elazığ Keban ilçesinde Çayırbaşı Mahallesi’nde bulunan Ermeni Kilisesi dikdörtgen planlı olup üzeri çatı ile örtülüdür. Apsid bölümü diğer kiliselere göre oldukça dik bir görünümdedir.

İbadet mekanı sütunlarla üç nefe ayrılmıştır. Günümüze iyi bir durumda gelmiş olan kilisenin duvarlarında fresk izlerine görülmektedir. Yörede Ermeni cemaati olmadığından ötürü kullanılmamaktadır. Uzun süre depo işlevi sürdürmüştür.

Yusuf Ziya Paşa Külliyesi

Elazığ, Keban Çarşılar Mahallesi’nde, eğimli bir arazide bulunan Yusuf Ziya Paşa Külliyesini XVIII.yüzyılda Elazığ Valisi Yusuf Ziya Paşa, cami, medrese, mektep, çeşme ve şadırvan olarak yaptırmıştır.

Osmanlı mimarisinin merkezi planlı yapılarının en gelişmiş örneklerinden olan caminin önünde sivri kemerlerle birbirine bağlanmış beş sütun ve bir yarım sütunlu beş bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yerinden ibadet mekanına oldukça görkemli bir kapı ile geçilmektedir. Basık kemerli bir kapının bezemeleri Avrupa etkisinde kalan diğer Anadolu’daki süsleme örneklerinden birisini yansıtmaktadır. Kapı üzerindeki talik kitabede caminin Yusuf Ziya Paşa tarafından yaptırıldığı bertilmiştir.

İbadet mekanı ortadaki oldukça ince dört sütun, sekiz köşeli kasnak üzerine oturan merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Bu sütunların ince oluşundan ötürü ibadet mekanı bölünmemiştir. Ayrıca kubbe dışındaki bölümlerin üzeri de çeşitli tonozlarla örtülmüştür. Kubbe içeride yazı, hurma ağaçları ve çeşitli bitkilerden oluşan bir bezeme ile boş yer kalmamacasına süslenmiştir. Mihrap ve minber mermerden olup burada yöresel taş işçiliği açıkça kendisini göstermektedir.

Caminin kuzeydeki ön avlusuna taştan on köşeli, mukarnaslı bir şadırvan yerleştirilmiştir.

Yusuf Ziya Paşa Külliyesi’nin kuzey batısında iki katlı bir mektep yapılmıştır. Doğu ön cephesinde yuvarlak kemerli pencere ve bir kapısı bulunmaktadır. Mektebin ikinci kat girişinde beş satırlık talik yazılı bir kitabesi bulunmaktadır. Bu bölüm kare planlı olup üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Mektebe bitişik olan medrese yıkılmış ve çok az bir kalıntısı günümüze gelebilmiştir. Ayrıca medresenin güney duvarı ile caminin güneybatı köşesine sivri kemerli bir çeşme yerleştirilmiştir.

Yapı topluluğunun yanındaki hanın ise yalnızca giriş kapısı günümüze gelebilmiştir.Bu kapının en ilginç yönü de yan girişlerdeki hayvan kabartmalarıdır. Ancak kapının kemer ve silmeleri il üst örtüsü XIX.yüzyılda yapıldığı izlenimini vermektedir.
 
Üst