HAYAT-sayı-52 ( 22 Aralık 1966 )

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,513
7,479

Sayın murtaza5 ;

"Arka plandaki simsiyah gökyüzü hariç, bu sayfalarda gördüğünüz büyük fotoğrafın, Doğu Anadolu'nun sarp dağlık bölgelerinden, ya da Amerika'nın Güney Dakota eyaletindeki pek meşhur Grand Canyon'undan hiç bir farkı yoktur. Fakat geçenlerde Boston'daki Amerikan Havacılık ve Feza Enstitüsünün bir sinema perdesinde şekillendiği zaman , feza bilginleri ve mühendisleri buranın neresi olduğunu derhal tanıdılar. Fotoğraf, çok yakından ay sathının bir parçasını göstermekteydi."

Bu satırlar ve bu satırla eşlik eden dergideki fotoğraflar "Aya Yakından Bir Bir Bakış!" başlıklı haber yazısından...


YIL : 1973 , YER : Ceylanpınar DÜÇ Çiftliği....
-- Kalk, kalk!.....
-- Ne var! Bırak ta biraz uyuyayım. Bütün gece nöbet tuttum.
-- Çok önemli uyan... Seninle görüşmek isteyen birleri var...
-- Ben çok uykusuzum. Gece nöbet tuttuğum için , gündüz uyumasam gece nöbette uyuyakalabilirim. Bırak ta uyuyayım.
-- Çok önemli. Bir şıh gelmiş. Oturmuşlar ağaç gölgesinde... Bizle tartıştılar... Sana ihtiyacımız var...

Gece Akrepli Sulama Tesislerinde , oradaki sulama merkezlerinin pompalama merkezlerinden birinde nöbetçi olarak çalışan gündüz ise Devet Üretmen Çiftliğinin işçi koğuşunda uyuyan beni gündüz uykumdan böyle uyandırmışlardı... Kalktım giyindim... İşçi yemekhanesinin karşısındaki ağaçlık bölgenin olduğu yere gittim. Vardığımda da. Kürsülere oturan bir sürü sakallı adam ve onlara hürmetle davranan işçi koğuşlarından bazı arkadaşları gördüm.
-- ..... arkadaş ta geldi. (bana dönüp) . Şıhımız gelmiş. Burada tartışma oldu. Bazı arkadaşlar senin adını sürekli andıkları için. Şıhımız seni de görmek istedi...
Ben : Sizler kimsiniz? Nereden geliyorsunuz? Necisiniz?
-- Ben tarikatın şıhıyım.
Ben : Hangi tarıkatın?
-- Ben Menzil tarıkatın şıhıyam....
-- Ben bu tarıkatı pek tanımıyorum (o zaman gerçekten tanımıyorduk) Neredesiniz?
-- Adıyaman'da...
Ben : Konu ne?
Arkadaşlar : dünya, ay , güneş , yıldızlar....
Ben : (şıha dönerek) senin eğitimin ne ki bu konularda bilgi ileri sürebiliyorsun...
-- Adıyaman'da 4 yaşımdan beri .... den ilim aldım... Sonra Şam'a gittim orada .... yıl ilim aldım... Sonra Mısır'a gittim .... yıl ilim aldım... ....... (ha bire aldığı ilmi sıralıyor....)
Ben : Tamam tamam senin ilim dediğin "Nakil"e dayalı söylenenler... Onun için sıradan bilgi sınıfına bile girmez ki bırakalım bilimsel bilgiyi. (adam pek hiddetlendi...)
Ben : Peki kaç müridiniz var?
-- Yüzbin mi desem , ikiyüzbin mi desem.... (işin doğrusu bana pek abartılı gelmişti o zaman... Yıllar sonra gerçekten de bu tarıkatın çok büyük olduğunu öğrenecektim..)
Ben : Peki dünya hakkında ne söylüyorsun ?
-- Allah-u taale insan için yarattığı bir yer...
Ben : Sen tabi nereden bileceksin ki insan olmadan milyarlarca yıl da dünya vardı. Yani insan yokken de dünya oluşmuştu... Bir gün insanlık yok olsa da dünya varlığını sürdürecektir. Yani dünyanın oluşumunun insanla ilişkisi yok. Ancak elbette ki insanın oluşumunda dünyanın etkisi var... Peki ay nedir?
-- Ay dediğin nurdur...
Ben : Nur sözcüğü ile öyle kutsala büründürmeyin. Eğer nurun ışık olduğunu bilseniz bile bu anlamda da ay için geçerli olmadığını bile bilmiyorsunuz demektir. Çünkü siz ayı ışık kaynağı kabul ediyorsunuz... Oysa ay böyle bir gökcismi değil...
Ben : Peki Güneş nedir?
-- Allah-u teala süs diye yaratmış...
Ben : Güneş süs değil ki... Peki yıldızlar nedir...
-- Onlar da gökleri süslemek için yaratılmış...
Ben : Peki ayın , güneşin , yıldızların büyüklüğü sence ne kadardır?
-- Yıldızlar onkuruş büyüklüğünde , ay leğan (leğen) kadar , güneş te leğandan biraz büyüktür....
Ben : Demin ilim almak için yıllar yıllar harcamış olduğunu saydın ya.... Birak bir okulda eğitim almayı ; Sıradan bir gazetede gökle ilgili , ayla ilgili haber aktaran bir gazeteye yarım saat ayırsaydın o öğrendiklerinden daha doğru ve çok bilgi edinirdin...
Döndüm benimle aynı fikirden olan arkadaşlarıma (çünkü bizle hergün çekişenler de vardı) ...
Ben : Bunlarla tartışmak boşuna zaman harcamaktır ... Haydi beni takip edin biz onları hurafeleriyle baş başa bırakalım....
Ayrıldık bir zamanlar babamın işletmiş olduğu ( oldukça eskilerde DP'li olmadığı için DP tarafından elinden alınan ) DÜÇ kahvesine gittik...


Offfff..... Yahu ben Kerime Nadir söyleşisine değinecektim. Kalem beni nerelere götürdü... (inanın bu satırları dürüst duygularımla yazıyorum)...

Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim...

 
Üst