Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Bir ailede birden fazla kişinin aynı ayda doğması bile olağanüstü sevinçle karşılanır. Oysa topu topu 12 ay var. Yani olasılık yüksek. Ya aynı günde doğmuş olmaları olasılığı 365 te birdir. Yani çok zor , hatta çok çok zor... İmkansız değil elbet ama bir hayli yakın imkansıza... Ya bir ailenin üç üyesinin de aynı ayın aynı gününde(sayı olarak) doğmuş olması ..... Yani olacak iş değil doğrusu. İmkansız değil ama imkansıza yakın hatta bir hayli yakın bir olasılık. Bütün bunları neden yazıyorum ?
Bir aile düşünün :
Baba Cahit Albayrak : 14 NİSAN 1914 te
Anne (eş) Albayrak : 14 NİSAN 1921 de
Oğul(ları) Albayrak : 14 NİSAN 1945 te
Dünyaya gelmiş... !!!!!
Bu bilgiler ve fotoğraf 4. sayfadan ....
"Zira Cliff'in fikri gerçekten orijinal. Çliff'in kirpilerinin yüz binlerce dikeni vardı. Birkaç kirpi dikenini bir kartın üzerine yapıştırdıktan sonra, üzerine şunları yazarak , Amerikanın en büyük sigorta şirketlerinden birine yolladı : "Kartın üzerinde gördükleriniz kirpi dikenleridir. Bilindiği gibi kirpiler, ormanların tehlikeye karşı en iyi sigortalanmış hayvanlarıdır. Şayet bir kirpi şehre gelip sigortası olmıyan insanları görecek olsa, gülmekten çatlar!" Bir hafta sonra sigorta şirketi Cliff'e 250 000 kirpi dikenli kartpostal sipariş ediyordu. Böylece kimsenin ehemmiyet vermediği kirpiler, sahibine yarım milyon kazandırmıştı."
Bu satırlar 10. sayfadaki "Kimsenin aklına bile gelmiyen meselelerle zengin olanlar da var : Kirpiye Yatırım Yapabilir misiniz?" başlıklı yazıdan.. Vargı : Boşuna dememişler ; Amerika fırsatlar ülkesidir ...??!!
Aslında derginin başka yazılarına da göz atıyorum ama aklım Şevket Rado'nun köşe yazısında daha doğrusu oradaki işlediği konun bende dürtüklediği bir düşüncede kaldı. Onun için tekrar oraya dönüp buradaki yazıma son vermek durumundayım...
"Kendilerine değil de, başkalarına güvenen insanların hayatta ne hale geldiklerini her halde sık sık görüyorsunuzdur. Güvendikleri kimseler kuvvetlerin kaybettikleri zaman onlar da kuvvetten düşerler; kaybolurlarsa onlar da kaybolurlar. Çünkü kendi kendilerine bir şey yapmayı bilmiyorlar, hayatta böyle bir güç kazanmamışlardır. Onun için : "Duvara dayanma yıkılır, insana dayanma ölür." demişlerdir."
Bir gün İstanbul'da bir hastanedeyim. Birden sirenler çaldı , yüzlerce ama yüzlerce polis bütün her yeri (deyim yerinde ise yeri ve göğü) sardı. Neredeyse hastalardan , sağlık görevlilerinden daha fazla sayıda polis adeta muhasara etti hastanenin içini dışını... Anayoldaki tüm trafik durdu. Durduruldu. Tramvaylar bile durdu. Biraz sonra o milyonluk zırhlı Mercedes (kendisine hediye edilen) göründü. Geldi .... bölümünün önünde durdu. Onlarca insan koştu. Hazırolda durdu... Birkaç kişi seğirtip makam otomobilinin kapısını açtı. İçinden biri indi. Sonra eşi indi.. Otomobilden inen kişi şöyle bir bakındı mağrur mağrur. Hani halk deyimi vardır ya "küçük dağları ben yarattım" gibi ... Hayır bu öyle küçük dağları hatta büyük dağları bile ben yarattım diyecek kadar alçak gönüllü değildi.Bu dünyayı ben yarattım [ aslında mecaz anlamda o günkü dünyayı (ortamı) yaratanlardan veya araç olanlardan biriydi] Çok uzaktan polislerin orasından , burasından eğilip bükülerek gördüm. Tanıdım... Bu mağrur yaratığı (adamı desem insana hakaret olur).
Gel zaman git zaman o adam adeta zulüm abidesi oldu. Zulüm imparatorluğunun aleti oldu. Gel zaman git zaman .... o kişi korkak sıçan gibi yurt dışına kaçtı...
Çok isterdim. Kendisi ile buluşup günler süren söyleşi yapıp kaydetmek... Sonra da bunu kitap haline getirmek. Sonra da senaryo haline getirip film , dizi haline getirmek...
Bunu niçin yapmak isterim. Çünkü onun durumu tüm insanlığa (sadece biz Türklere değil) ders olsun diye...
En başta soracağım sorular :
-- Sen neden bu kadar alçak oldun?
-- Alçaklığın sonsuz olduğunun kanıtı olmak zorunda mıydın?
-- Seni nasıl bir anne-baba , nasıl bir öğretmen , nasıl bir sığındığın insan yetiştirdi ki bu kadar alçalabildin?
-- Seni sadece FETÖ'nün kullandığını mı sanıyordun , şimdi de aynı kanıda mısın?
-- Aldatıldıysan ... Seni sadece FETÖ'cüler mi aldattı?
-- Sen sadece FETÖ'cülere mi hizmet ettiğini sandın , şimdi de aynı kanıda mısın?
-- Amerika sizin neyinizi seviyor... ?
Günlerce , günlerce , günlerce soracağım sorular ...
Peki bu insan kimdi ? Bu anlattığım insan kendini adeta tanrı sayan SAVCI ZEKARİYA ÖZ idi...