Filmlerin Restorasyonu Sonrasında Ekran Görüntüsü Kazançları ve Kayıpları

buzancar

Kıdemli Üye
12 May 2014
158
1,344
Filmler restore edilirken günümüz televizyonlarına uygun olsun diye eski kare ekran görüntüler alt ve üst taraflarından kırpılarak özgün kayıtlarda kayıplar meydana gelmektedir. Bu nedenle filmlerin gerçek kopyaları (vhs, vcd) elinde bulunanlarca mutlaka saklanmalıdır.

Örnek -1:
Neşeli Günler (1978) - Türk yapımı
- Alttan ve üstten kırpma yapılmış

Örnek -2:
Tenten ve Köpekbalığı Gölü (1972) - Belçika yapımı
- Alttan ve üstten kırpma yapılmış

Ancak buna karşın restorasyon sonrası filmler karşılaştırıldığında eski ekran formatındaki görüntülerin sağdan ve soldan kırpılmış olduğu da anlaşılabiliyor.

Örnek -3:
Shaka Zulu (1986) - Güney Afrika Cumhuriyeti yapımı
  • Eski formatında iki yandan kırpılma yapılmış
  • Yeni ekranlar için yapılan düzenlemede ise üst taraftan kırpılmış
(bazı filmlerde sadece alttan kırpmalara rastlanmaktadır)

Örnek -4:
12 Kızgın Adam (1957) - ABD yapımı
  • Eski formatında iki yandan kırpılma yapılmış
  • Yeni ekranlar için yapılan düzenlemede ise alt-üst kırpma yapılmış

Sample1%20-%20Restored%20Films%20-%20Happy%20Days%20-%20old%20new%20screens.jpg



Tinntin%20and%20Sharks%20-%20Restored%20Cropped%20Size%20Version%20And%20Origjinal%20Size%20Version.PNG



Sample2%20-%20Restored%20Films%20-%20Shaka%20Zulu%20-%20old%20new%20screens.jpg



12%20Angry%20Men%20-%20after%20and%20before%20restoration%20%281%29.PNG
 
Son düzenleme:

cizgicicocuk

Çeviri & Balonlama
9 Haz 2016
851
10,682
Aslında sinema filmlerinde "orijinal format" konusu, sadece ekranın en-boy oranından ibaret değil. Bir filmin çekildiği film stoku, kullanılan lensler, gösterim amacı ve dönemin teknik standartları da işin içine giriyor.

Örneğin 1950'lere kadar filmlerin büyük bölümü yaklaşık 1.37:1 (Academy Ratio) formatında çekiliyordu. Bu oran, eski 4:3 televizyonlara oldukça yakın olduğu için televizyon yayınlarında ciddi bir kırpma gerekmiyordu. Ancak televizyonun yaygınlaşmasıyla sinema sektörü seyirciyi tekrar salonlara çekebilmek için daha geniş görüntü formatlarına yöneldi. Böylece 1.66:1, 1.75:1, 1.85:1 ve CinemaScope'un kullandığı 2.35:1 gibi geniş ekran sistemleri ortaya çıktı.

Bu nedenle 1950'lerden sonra çekilen birçok film, eski 4:3 televizyonlarda gösterilebilmek için "Pan & Scan" adı verilen yöntemle yeniden düzenlendi. Bu işlem sırasında görüntünün sağ ve sol tarafları kesiliyor, bazen de görüntü içerisinde yapay kamera hareketleri uygulanıyordu. Özellikle 2.35:1 veya 2.39:1 gibi geniş formatlı filmlerde kadrajın neredeyse yarısına yakın kısmı kaybedilebiliyordu. Yönetmenin aynı kare içerisinde göstermek istediği iki karakterden biri tamamen kadraj dışına çıkabiliyor, hatta bazı sahnelerin görsel dengesi bozulabiliyordu.

Günümüzde ise tam tersi bir durum yaşanıyor. Artık televizyonlar ve monitörler çoğunlukla 16:9 (1.78:1) formatında olduğu için bazı eski filmler ekranı doldurmak amacıyla yeniden kırpılıyor. Özellikle dijital platformlarda zaman zaman "fullscreen", "fit to screen" veya "remastered for widescreen" gibi ifadelerle karşılaşılabiliyor. Ancak ekranın tamamen dolu olması, görüntünün doğru olduğu anlamına gelmiyor. Bir filmin üstten, alttan veya yanlardan kırpılması; yönetmenin ve görüntü yönetmeninin bilinçli olarak oluşturduğu kompozisyonu değiştirmiş oluyor.

Örneğin 1957 yapımı "12 Kızgın Adam" (12 Angry Men) yaklaşık 1.66:1 (open-matte) oranında gösterime girmiştir. Eski televizyon versiyonlarında genellikle yanlardan kırpmalar yapılırken, günümüzde bazı sürümlerde 16:9'a yaklaştırmak için üst ve alt bölümlerden de kesintiler yapılabiliyor. Sonuç olarak hiçbir kırpılmış sürüm, sinemada izlenen orijinal kadrajı tam olarak yansıtmıyor.

Benzer şekilde birçok eski televizyon dizisi ve bazı filmler başlangıçta 4:3 olarak çekilmişti. Günümüzde bunların bir kısmı yapay olarak 16:9'a çevriliyor. Bunun için çoğu zaman görüntünün üstünden ve altından önemli miktarda bilgi kaybediliyor. Bazen karakterlerin başlarının kesildiği veya kadrajın anlamsız şekilde daraldığı sahneler ortaya çıkabiliyor.

Bir diğer yanlış anlaşılan konu da çözünürlük meselesi. İnsanlar bazen eski filmlerin günümüzde "4K'ya yükseltildiğini" veya "yapay olarak büyütüldüğünü" düşünüyor. Oysa klasik filmlerin büyük çoğunluğu dijital değil, 35 mm veya 65/70 mm film üzerine çekildi. Film negatifleri dijital sensörler gibi sabit piksel sayısına sahip değildir ve taşıdıkları detay miktarı oldukça yüksektir.

Genel kabul gören değerlendirmelere göre iyi korunmuş bir 35 mm negatif yaklaşık 4K ile 6K arasında, bazı durumlarda daha da yüksek seviyede detay içerebilir. 65/70 mm formatlar ise 8K'nın da üzerine çıkabilen ayrıntı kapasitesine sahiptir. Bu nedenle "Lawrence of Arabia", "2001: A Space Odyssey", "Ben-Hur", "The Sound of Music" gibi büyük yapımların günümüzdeki 4K sürümleri aslında düşük çözünürlüklü görüntülerin büyütülmüş hali değildir. Orijinal negatifler yeniden taranmakta ve filmde zaten mevcut olan ayrıntılar ortaya çıkarılmaktadır.

Gerçek restorasyon sürecinde yapılan işlemler genellikle şunlardır:

Film negatiflerinin yüksek çözünürlükte yeniden taranması
Çiziklerin ve kirlerin temizlenmesi
Film üzerindeki toz ve lekelerin giderilmesi
Renklerin dönemin referanslarına göre düzeltilmesi
Görüntü titremelerinin azaltılması
Yıpranmış karelerin onarılması
Ses kayıtlarının temizlenmesi

Yani kaliteli bir restorasyonun amacı görüntüyü değiştirmek değil, zamanın verdiği zararları ortadan kaldırarak filmi ilk gösterildiği döneme mümkün olduğunca yaklaştırmaktır.

Bu nedenle benim için bir filmi değerlendirirken çözünürlükten önce iki şey önemlidir: Doğru aspect ratio ve doğru restorasyon. Çünkü filmin orijinal kadrajı korunmuyorsa, görüntü 8K bile olsa yönetmenin seyirciye göstermek istediği çerçeveyi tam olarak görmüş olmuyoruz.
 
Son düzenleme:

atakan74

Yeni Üye
11 Nis 2026
19
19
Çok güzel bir konuya değinmişsiniz, teşekkür ederim. Ben bunu ilk Cüneyt Arkın'ın restore edilen Battal Gazi filminin ilkinde fark etmiştim. Bazı sahnelerde görüntü üstten Cüneyt Arkın'ın gözlerine kadar kırpılmıştı ve filmin getirildiği bu kırpık hale çok üzülmüştüm.
 

farukgulluce

Yeni Üye
26 Tem 2009
84
271
Gaziantep
Eğer sinemayı 7. sanat olarak kabul ediyorsak, ki öyledir; Bu resmen bir sanat katli oluyor. Çünkü burada müthiş güzellikte bir görsel kompozisyon vardır. Kırparak bütün görsel dengeyi alt üst ediyorsun.
 
Üst