FİLM KLİŞELERİ
(Cumhuriyet Dergi, Sayı: 663 - 6 Aralık 1998)
İşte, sinemaseverlere dev bir hizmet daha: Film klişeleri dosyası. Neredeyse dünyanın her yerindeki popüler sinema örneklerinde rastlanabilecek yazılı olmayan kurallar demeti... Ötede beride birkaçına rastlamış olabilirsiniz. Ama, bu kadar çoğunu ilk kez burada okuyacaksınız. Önce, ABD'nin tanınmış sinemaseverlerinden Roger Ebert'in derlemesinden bazı örnekler verip, sonra da, dizginlenemez bir vatana hizmet aşkıyla, kendi gözlediğim birkaç klişeyi aktaracağım...(Cumhuriyet Dergi, Sayı: 663 - 6 Aralık 1998)
Roger Ebert, Microsoft'un çıkardığı "CINEMANIA" adlı sinema ansiklopedisi CD-ROM'un üç otoritesinden biri (diğerleri Leonard Maltin ve Pauline Kael).
"CINEMANIA", sinema alanında yapılmış en güzel CD-ROM çalışmalarından biri, belki de birincisi. Piyasada en son 1997 edisyonu bulunuyor. Bilindiği gibi, Microsoft üç-dört ay kadar önce "eğlendirici olmadığı" için, artık bu CD-ROM'un yeni edisyonlarını çıkarmayacağını açıklayarak filmperestleri üzmüştü. Evet, "CINEMANIA 1997" oyun içermiyor, çünkü her şeyden önce ciddi ve güvenilir bir veri tabanı. Ama, 32 bini aşkın madde girişi; 10 binden fazla biyografi, 20 bini aşkın filmin üç ayrı otorite tarafından eleştirisi ve yaklaşık 800 makale ile bir filmperesti onun kadar eğlendirecek bir başka CD-ROM zor bulunur.
Roger Ebert'in "Ebert's Glosssary of Movie Terms" (Ebert'in Film Terimleri Sözlükçesi) başlığı altında derlediği film klişeleri, CD-ROM'un en eğlendirici sayfaları arasında yer alıyor. "Arka koltuğu görmeme sendromu"nu hiç duymuş muydunuz? Ya "Ali MacGraw hastalığı"nı? Bunlar, birçok filmde karşımıza çıkan film klişelerinden sadece ikisi... Şimdi, Ebert'in derlemesinden bazı bölümleri birlikte okuyalım. Bu seçkide söz edilen Bullit, İlk Kan, Sheena, İyi Kötü ve Çirkin, Halloween ve 13. Cuma dışındaki tüm film örnekleri ve yorumlar bana aittir.
Affedersiniz, ben sizi başka biri sanmıştım kuralı: Kahraman, şehrin caddelerinde kaybettiği aşkını umarsızca ararken, sevdiği kadına tıpatıp benzeyen birini (genellikle arkadan) görür ve koşup yanına gittiğinde, kendisine deliymiş gibi bakan tamamen yabancı bir kadınla karşı karşıya gelir. (Gözlem: Dan Saunders)
Aheste giden develer: Orta Doğu'da geçen tüm gerilim filmlerinin takip sahnesinde, izlenen aracı yavaşlatmak için yola develer çıkartılır. "Alçaklar yüksekten düşer kuralı": Neredeyse tüm serüven filmlerinin sonunda, kötü adam yüksek bir yerden sert bir zemine düşmek zorundadır. Genellikle pencere camını arka üstü kırarak yere uçar ve bir otomobilin üstüne düşer. (Gözlem: Stephen D. Dargitz, Ann Arbor. Bak: Düşen alçak sendromu)
Ali MacGraw hastalığı: Bu tür filmlerde kadın kahraman umarsız bir hastalığa yakalanır ve hastalık ilerledikçe daha bir güzelleşir. ("Aşk Hikâyesi"ni ve Yeşilçam filmlerinin veremli kadınlarını hatırlayınız.)
Arka koltuğu görmeme sendromu: Otomobiline binen kişi, arka koltuğa gizlenmiş olan insanı göremez. Bu, gerçek hayatta olacak bir şey değildir.
Arkadan görülen uzun saçlı kadın: Kahraman, özellikle barda ne zaman arkası dönük duran uzun saçlı bir kadın görüp, yanına gitse, yanıldığını ve bir erkekle karşı karşıya olduğunu anlar.
Ayağı burkulan kadın sendromu: Bir adam ve bir kadın ne zaman kötü adamlardan veya tehlikeli bir durumdan kaçmaya başlasa birkaç adım sonra kaçınılmaz bir şekilde kadının ayağı burkulur. Sonuçta, adam kadını taşımak zorunda kaldığı için hızları kesilir ya da tamamen hareketsiz kalırlar.
Barda yerde kayma kuralı: Neredeyse, barda çıkan her kavganın sonunda, yenilen kişi son yumruğun etkisiyle düşer ve duvara çarpıncaya kadar yerde kayar. Gerçek hayatta bu mümkün değildir. (Bar kavgasında yenilen kişi çoğu zaman kapıdan veya pencereden dışarı uçar. Gerçek hayatta bu da mümkün değildir.)
Boş bavul sendromu: Oyuncu, boş bavul taşıdığı halde, çok zorlanıyormuş gibi yapar. Hemen ardından gelen bir kovalamaca veya saldırı sırasında ise, bavulu tüy gibi kaldırdığı görülür.
Brotman Kanunu: (Şikagolu sinema salonu işletmecisi Oscar Brotman'ın adından) İlk on dakikada bir şey olmazsa, hiçbir şey olmaz.
Bullitt vitesi: Yüksek hızla takip sahnelerinde otomobiller, gerçek kapasitelerinden daha fazla vites değiştirebilir. "Bullitt" filminde Steve McQueen'in otomobili 16'dan fazla vites değiştiriyor. (Gözlem: Edward Savio)
Burada bekle senaryosu: Genellikle erkek kahraman, genellikle bir kadına 'Şimdi, arabanın içinde beni bekle. Kesinlikle peşimden gelip, binaya girmeye kalkışma', diye sıkı sıkıya tembihte bulunur. Ama, kaçınılmaz bir şekilde salak ve güçsüz olan kadın karakter, adamın dediklerini unutur, dışarı çıkıp veya binaya girip kötü adamın eline geçer ve iyi adam tarafından kurtarılır. (Gözlem: Donna A. Higgins)
Büyük baş sallama kuralı: Ölümcül biçimde yaralandığı için son anlarını yaşayan film kişisi, birkaç kelime konuştuktan sonra, başını yana sallar ve ölür.
Cooter kuralı: Genç ve yakışıklı film kahramanı evine döndüğünde, kendisi kadar çekici olmayan abisiyle akşam yemeğinde mutlaka kavga eder. Kavganın sebebi genellikle çiftliğin elden çıkarılması, baba mirasının paylaşımı veya kahramanın sinir bozucu konuşma şeklidir. Kahraman evden dışarı fırlar ve arka taraftaki çitlerin önünde oturur. Abisinin karısı (iyi kalpli, uzun zamandır acı çeken bir kadındır) peşinden gelip şunları söyler: "Trap, Cooter / Hunter / Trip / Billy / Bob'u affet lütfen. O seni seviyor. Öyle demek istemedi. Konuşma şekli öyle, kötü bir niyeti yok." (Gözlem: Lisa Stansbury)
Bıçaklı çılgın katil filmleri: Elinde kasap veya ekmek bıçağı olan çılgın bir katilin diğer karakterleri doğramasını anlatan filmler. Bu katiller niçin "Halloween" ve "13. Cuma" filmlerinde olduğu gibi genellikle maskelidir? Ciddi oyuncular böyle bir rolde görünmekten utandığı için mi? Hayır. Maske takmak ve bıçak sallamak fazla bir oyunculuk becerisi gerektirmediği için...
Düğün pastası kuralı: Düğün pastasının göründüğü her komedi filminde, bu pasta çok geçmeden mahvedilir. (Gözlem: John Weckmueller)
Düşen alçak: Filmin kötü adamları (bazen de kötü kadınları) olabildiğince yüksek yerden düşerek ölür. (Batman'de Jack Nicholson; Gizli Teşkilat'ta Martin Landau, Yabancı'da Orson Welles, Still Of The Night / Sakin Bir Geceydi'de Sara Botsford.)
El ele kuralı: Hollywood yapımı serüven filmlerinin çoğunda, kadın kahraman tehlikeden kendi başına kaçma yeteneğinden yoksundur. Güçlü bir adam elinden tutar ve ardı sıra nazikçe çeker. Bu kural, güçlü bir kadın kahraman olan Sheena (Ormanlar Kraliçesi) filminde bile değişmiyor ve dişi Tarzan, bir TV yorumcusunun elini tutarak uçağa yetişebiliyor.
Hey! Cody! Kuralı: Kötü adam, iyi adamın üstüne atlamak üzeredir. Tetiği çekip öldürme fırsatı da vardır. Ama, kaçınılmaz şekilde "Hey! Cody!" (yerine iyi adamın filmdeki ismini koyun) diye haykırır. İyi adam hızla döner ve böylece ilk ateş eden o olur.
Hollywood market çantası: Kalbi kırık ve yeniden aşık olmak istemeyen sinik bir kadın, ne zaman inatçı bir yeni kısmet tarafından izlense, kadın bir markete girer. Çıkışta alışveriş çantası mutlaka yere düşer ve yırtılıp içindekiler kaldırıma saçılır. Bu, ya hayatındaki düzensizliği simgelemek ya da yeni kısmetinin yardımı sırasında ahbap olmalarını sağlamak içindir. Böylece adam, hem yere düşen şeyleri, hem de kadının dağılmış hayatını toplar... (Gözlem: Cindy L. Cup Choy)
Islak...: Hollywood'daki öykü toplantılarında, çıplaklığa alternatif olarak önerilir: "Madem soyunmak istemiyor, ıslatamaz mıyız?" Ve Harry Cohn'un Esther Williams hakkında söylediği şu sözler anımsanır: "Kuruyken hiçbir şey, ama ıslakken bir yıldız."
Joel Silver kuralı: Hareketli serüven filmlerindeki tüm kadınlar ölü veya çıplak olmadıkça, konu için gereksizdir. (Gözlem: Jim O'Brien, CIS)
Konuşma hatasına düşen katil: Katil kahramanı rahatlıkla öldürebilecek durumdayken, gevezelik etmeye başlar ve kahramana kurtuluş çaresi bulma fırsatı verir. (Genellikle James Bond, Indiana Jones ve benzeri filmlerde görülür. Ayrıca bakınız "Hey Cody! kuralı" ve "Tuco'nun tavsiyesi")
Kötü adamlar sigara içer kuralı: 1970'lerde görülmeye başlanan bir durum. Kötü adamlar sigara içerken, iyiler bırakmaya çalışır. (Günümüzde, tiryaki izleyiciler bile, kahramanın sigara içmesini hoş karşılamıyor.)
Kutu kuralı: Afişinde oyuncularını küçük çerçeveler içinde sunan filmlerden uzak durun. (1970'lerin bol yıldızlı felaket filmleri ve Agatha Christie uyarlamaları kastediliyor.)
Lenny kuralı: Adını Steinbeck'in "Fareler ve İnsanlar" yapıtındaki nazik dev Lenny'den alan bu kurala göre zekâsı veya fiziği anormal olan film karakteri, konu ilerledikçe kötü durumlara düşer. (Gözlem: Stuart Cleland)
Meyve arabası: Yabancı bir ülkede veya etnik bir yörede geçen bütün takip sahnelerinde, otomobiller en az bir meyve arabası devirir ve meyveler yola saçılır.
Miyop kuralı: Gözlüklü küçük kızlar her zaman doğru, gözlüklü erkek çocuklar her zaman yalan söyler. (Gözlem: Gene Siskel)
Ölmeyen ölü: Korku filmlerinde, katil kolay kolay ölmez. Kahraman, binbir güçlükle katili öldürür ve arkasını döner. Ama o da ne? Alçak ölmemiştir ve yine korkunç bir boğuşma başlar. (Roger Ebert, "Öldüren Cazibe"de Adrian Lynne'in bunu yapmasının affedilmez olduğunu söylüyor. Ben de diyorum ki, asıl affedilmez olan Martin Scorsese ve Robert de Niro'nun Korku Burnu klasiğinin yeni çevriminde bu klişeye tenezzül etmeleridir.)
Tırmanan alçak: Kahramanın kovaladığı kötü adam, tüm sağduyu ilkelerine aykırı bir şekilde merdivenlere, kilise kulesine, dağın tepesine çıkmaya başlar ve böylece kendini kapana kıstırmış olur. (Bakınız: Düşen Alçak)
Tuco'nun tavsiyesi: Adını, Sergio Leone'nin ünlü klasiği "İyi Kötü ve Çirkin" filminde Eli Wallach'ın oynadığı Tuco karakterinden alan bir klişe. Tuco, tahta küvette banyo yaparken bir adam giriyor. Niyeti, kendisini sakat bırakan ve hayatını karartan bu alçağı öldürmektir. Hemen ateşe başlamak yerine, nefretinden ve intikam tutkusundan bahsetmeye başlıyor. Tuco da ondan önce ateş edip, adamı öldürdükten sonra "Eğer birini öldüreceksen" diyor, "Ateş et, konuşma." Ne yazık ki çoğu film kişisi bu tavsiyeyi unutmaktadır...
Üçüncü el: Zor durumlarda, kahraman üçüncü elini kullanır. Sylvester Stallone İlk Kan filminin bir sahnesinde, bir su kenarında üstünü çamurla kaplayarak kendini gizliyor. Bir insanın üçüncü bir eli olmadan bunu yapması imkânsızdır. (Çıplak Silah 2,5 filminde Priscilla Presley, bir sahnede Leslie Nielsen'i üçüncü eliyle tokatlıyor. Bu daha inandırıcı değil mi?..)
Yanlış ağaç seçimi: Ormanda geçen takip sahnesinde, kötü adam, binlerce ağaç arasından, tutup film kahramanının gizlendiği ağacın altında durur. Kahraman da üstüne atlayıp işini bitirir. (Stallone'nin başrolünü oynadığı İlk Kan filmi... Rambo, o kadar ağaç arasında, adamın altına geleceği ağacı nasıl bilebiliyor?)
Yabancı bir bölgedeki yabancı ilkesi: Filmin yıldızı yeni bir kasabaya gelirse, bu karakter filmin sonunda o kasabada kahraman veya ünlü bir kişi olur. (Shane, Batı'da Kan Var, Kanal (Erden Kıral) vb).
Yedi Dakika kuralı: (ABD ticari TV kanallarının 'yedi dakikada bir reklam arası' ilkesinden esinlenilmiş) 'yedi dakikalık dikkat' adlı bu kurala göre 10 ile 20 arasındaki yaş grubunu hedefleyen hareketli serüven filmlerinde, konu yedi dakikalık bölümlere ayrılır. Her yedi dakikada bir yeni yetme ölür veya öldürülür. Birkaç ana karakter dışında herkes öldüğünde film biter. (Wes Craven filmleri, Halloween'in devam bölümleri vb.)
Yere kapaklanma kuralı: Bir hareketli serüven filminde, kaçan gruptan hiçbir kadın karakter yere kapaklanmadan 10 metre gidemez. Kaçanlardan biri gelip onu kaldırır ve bu arada canavar / kötü adam / düşman mesafeyi biraz daha kapatmış olur. (Gözlem: James Portanova)
Kaynak: Cumhuriyet Dergi, Sayı: 663 - 6 Aralık 1998
Not: Yazıyı, zamanında internetten kaydetmiştim, dergi elimde yok.