Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Canlandırdığınız her karakterle birlikte birşeylerle bağlantı kuruyorsunuz. Her yeni karakterde bir şeyi daha iyi kavrıyor ve ona yürekten inanıyorum."
Bu satırlar Julie Anne Smith (sinemadaki adı ile 'Julianne Moore') a ait. (54. pdf sayfasından)
Vargı : Oyunculuğun en önemli kuralı oynadığı kişinin (canlandırdığı kişinin) kişiliğine bürünebilmesidir. Bunu iyi başaranlar iyi oyuncu olur...
"Öyle ya, gizem son tahlilde bir bilinmezliğe, bir boşluğa tekabül ediyor. Esrarengiz olayların çözüm sürecini yüzyıllardır, gerek okurlar, gerek seyirciler için bu denli cazip kalan da, sonda ortaya çıkan "asıl" çözüm değil, olası çözümlerin potansiyel sonsuzluğu. Tıpkı bir hortum gibi, çevresindeki her şeyi kendi etrafına dolanmaya mahkum eden bir boşluk, bir çekim merkezi, esrarengiz diye tanımlanan olaylar. Bundan olsa gerek, tarihin en ünlü dedektifi Sherlock Holmes'un , en ünlü macerası da, havlamış olması beklenen bir köpeğin havlamamış olmasına dayanarak çözdüğü cinayettir. Burada mühim olan, olan biteni değil, olmayıp da eksikliği hissedileni tespit ederek çözüme olaşmaktır. İpucu, olanlardan geride bırakılmış fazlalıklar değil, hiç yaşanmamış olanların yarattığı eksikliktir."
Bu satırlar "Twin Peaks :The First Season SE" nin değerlendirildiği "Yokluklar varlıkların ikizidir." başlıklı yazıdan (74. pdf sayfasından)
Vargı : 2000 li yılların başında
"semyoloji" (= göstergebilim) : (ikinci anlamı) tanılamaya ve sonucu kestirmeye yarayacak yargılara varmak ereğiyle, hastalıkların belirtilerin inceleyen hekimlik dalı.
"Fenomenoloji (= görüngübilim) : insan bilincinin ve deneyimlerinin (genel olarak öznel deneyimlerinin) özünü inceleyen bir felsefi akım.
İşte bu kavramlara Umberto Eco nedeniyle ve onun kılavuzluğunda aylarca düşün yoğunlaması yaşamıştım.
Bu satırlar da bu kavramlarla ilgili. Belirtibilimi yukarıdaki (özellikle ikinci anlamda) tıpta hastalığa tanı koymada kullanılır. Yani belirtilerden (bulgulardan) yola çıkarak hastaya tanı konulur. a) Ben bu konularda düşün yoğunlaşması yaşarken şunun ayrıdına varmıştım : Belirtibilimin edebiyatta da yoğun kullanılıyor. Özellikle de POLİSİYE ROMANDA... b)Belirtibilimin tıpta belirtilerden yola çıkıldığı doğru. Ancak bu belirtilerin (bulguların) varlığı ile sonuca varıldığı kanısı neredeyse önkabul gibidir. Oysa belirtibilimde tanıya ( ve de sonuca) (polisiyede de) varmak sadece var olan belirtilerle mi ulaşılıyor , hayır ; yoklarla da tanıya (sonuca) varılır. Yukarıda polisiyede olmayanla (köpek havlaması gerekirken havlamamış) sonuca varıldığı gibi tıpta da olmayanla sonuca varılır. En basit örnek kan tahlilinde eksik maddeler de belirli hastalıklara (kansızlık vb.) neden olabiliyor...
Son Söz : YOKLUKLAR VARLIKLARIN İKİZİDİR. Dedo11'in eklentisi ("Yoklar varlıkların ikizidir" BAZEN..."
Sayın @abboritta sunduğun DVD Artı Dergisinin bu son sayısına yakışır bir yorum oldu benim yazdıklarım , sanırım...