Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Filmin hemen başında Sadık'ın (Fikret Kuşkan) hamile karısı doğum sancısı çekmeye başlıyor. Günlerden 12 Eylül 1980. Sadık karısını alıp dışarı fırlıyor, fakat sokağa çıkma yasağı nedeniyle kendilerini hasta neye götürecek bir araba veya yardım edecek bir insan bulamayınca kadın sokakta doğum yaptıktan sonra hayatını kaybediyor."
Bu satırlar Uygar Şirin'in "Ağlarken Gülmek" başlıklı sinema incelemesi yazısından..
Vargı : 12 Eylül 1980 günü Tuzla Piyade okulunda Öğrenci Alayında 6. Bölük'te takım (vekaletten bölük) komutanıyım. Öğlen sonrası bize emir geldi. "Çıkışlar yasak. Kimse eve gitmeyecek." Zaten aylardır bize ; "Her gün gelirken evinizde ailenize bu gün eve gelemeyebilirim" diye evdekilerle vedalaşın. Yani sürpriz değildi. Akşam oldu ben önce bölük komutanım olan sonra da tabur komutanı olan Binbaşı M.Ü. ile tabur komutanın odasında uzun bir sohbete başladık. Binbaşım ile ideolojik olarak tam zıt kutuplarda idik (bu çok normaldi. Önceleri bana düşmandı. Sonra beni tanımaya başlayınca dost oldu benimle. Sivil hayatımda da bu dostluk sürdü.) . Bana verilen ilk görev ABD uşağı faşist Kenan Evren'in (gecikmeli de olsa) TV de bildirisini okuyunca öğrenci yatakhanelerinde ışıklar yanmıştı. Beni onları teskin edecek tek kişi olduğumu kabul ettikleri için gidip onları yatıştırmam istendi. Akşam tüm bölüklerin silahlıklarının anahtarları toplatılmıştı. Gittim zor da olsa öğrencileri akıl ve mantığa davet ederek yatıştırdım. Bütün bölükleri ayrı ayrı yatakhanelerini tek , tek ziyaret ederek bunu yapmıştım.
Sonra "Fırtına 1" , "Fırtına 2" ...... operasyonlarına başladık. İnanmayacaksınız ama tam 21 gün botlarımı ayağımdan çıkaramadım...
Bunları neden yazdım? Yukarıda Çağan Irmak'ın "Babam ve Oğlum" filmindeki girişindeki o vurucu girişi bana bunları anımsattı...