Dernekpazarı

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
TARİHÇESİ



dernekpazari-22.jpg

Karadeniz Bölgesi'nde, Trabzon İline bağlı bir ilçe olan Dernekpazarı (Kondu Altı), doğuda Hayrat, güneyde Çaykara, batıda Köprübaşı, kuzeyde de Of ilçeleri ile çevrilidir.

Dernekpazarı, 1925 yılında Of ilçesi’ne bağlı bucak merkezi iken 1948'de Çaykara İlçe olunca, Of'tan ayrılıp köy konumuna dönüştürülmüştür. Ancak, 1949 yılında yeniden bucak, yakın tarihlerde de ilçe olmuştur.

Dernekpazarı İlçesinin tarihi,içinde yer aldığı Doğu Karadeniz Bölgesinin tarihi ile eski çağlardan günümüze kadar paralellik göstermektedir. Bu yüzden doğal olarak ilçenin geçmişini öteki ümüze kadar paralellik göstermektedir. Bu yüzden doğal olarak ilçenin geçmişini öteki birimlerden bağımsız olarak değerlendirmek mümkün olmamaktadır.Çünkü,diğer yerleşim birimleriyle birlikte aynı kaderi paylaşmış,aynı tarihi seyirleri izleyerek günümüze ulaşabilmiştir. Doğu Karadeniz Bölgesi Tarihi veya bölgenin en önemli şehri olan Trabzon’un Tarihi ele alındığında,özellikle batılı tarihçilerin büyük çoğunluğu genel olarak bazı yerleşmecilerin (kolonistlerin) bölgeye gelmelerini başlangıç safhası olarak değerlendirmektedirler. Halbuki bölgede bu Kolonistler gelmeden önce bir takım kabileler yerleşik durumda idi. Charles Texier,Fallmaerayer, Pullant, Horedot, Ş.Günaltay,vs. gibi tarihçilere göre, bu yerel kabileler Orta Asya kökenli Turani kavimlerin uzantılarıydı. M.Ö. 800-300 yılları arasında Karadeniz’in kuzeyinde etkinlik sahasını genişleten Kimmerler ve ardından onları bölgeden söküp atan İskitler (Sakalar) Kafkasya üzerinden Anadolu ve Mezopotamya’ya düzenledikleri askeri harekatlar sonucunda Doğu Karadeniz Bölgesinin dağlık ve denize bakan kesimlerine peyderpey yerleşmişlerdir. Yerleşenler çeşitli kabile isimleri altında birbirlerinden bağımsız biçimde küçük siyasi birimler kurarak etkinliklerini sürdürmüşlerdir.Oldukça hareketli, savaşçı ve madencilik alanında hayli ilerlemiş olan bu küçük topluluklar, ilerleyen dönemlerde bile bölgeye hakim olmak isteyen büyük güçlere karşı (Pres,Roma,vs.) coğrafi özelliklerin de yardımıyla direnebilmişlerdir. Daha sonra Kara Deniz Bölgesine küçük gruplan halinde gelen Yunanlı kolonistlerden önce bölgede yerleşmiş olan ve koloni çağında bile etkinlikleri devam eden bu kavimlerin isimlerine ve yerleşim sahalarına ilişkin ilk bilgilere Ksenophon tarafından yazılan “Anabasis” (Onbinlerin Dönüşü) isimli eserde rastlamaktayız. Ona göre, Trabzon’un merkez olduğu bölgede Driller, Khalybiler, Kolkhlar, Taokhlar, Makronlar (Çan-Tzan-Sanni), Mossynoikler, Tibarenler ve Heptakommenler yaşamaktaydı. Yunanlı kolonistlerin Karadeniz kıyılarına yerleşmeleri ilk olarak M.Ö.875’te Sinop’ta gerçekleşti. Ardından yapılan ticaretin gelir getirmesi ve bölgenin potansiyelinin anlaşılması sonucunda bu kolonilerin sayısı artmış, Trabzon’a da M.Ö. 756 yılında gelerek kolonilerini kurmuşlardır. Roma İmparatoru Neron zamanında Trabzon Şehri ve çevresinin, Preslere karşı girişilen seferler için uygun bir ikmal merkezi olabileceği anlaşılınca, M.S. 64 yılında kesin olarak ele geçirilmiştir. Bu döneme kadar, bölge yaklaşık 3-4 asır bir Pres asilzadesi tarafından kurulan Pontos Devleti’nin yarı idaresi altında idi.Neticede,bölge Roma İmparatorluğunun sözde egemenliğine girse de,Romalılar yeril halka tam anlamıyla nüfuz edememiş ve denetim sağlayamamışlardı. Bölgenin coğrafi yapısının oldukça parçalanmış, yerlilerin savaşçı ve itaatsiz olması bu egemenliği kısıtlayan en önemli faktör olmuştur. Roma İmparatorluğunun M.S.395’te Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmasından sonra bölge, Doğu Roma olarak nitelenen Bizans İmparatorluğunun payına düşer. Bu hakimiyet, 1204 yılında Latinlerin İstanbul’u işgal etmelerine kadar sürer. Bu tarihten sonra 1461 yılına kadar, yine Bizans İmparatorluğunun uzantısı olan ve Bizans hanedanlarından Kommenosların kurmuş olduğu TrabzonRum Devleti’nin egemenliğinde kalır. 4. yüzyıl başlarında Hiristiyanlığın Roma İmparatorluğunca resmen din olarak kabul edilmesinden sonra, bu din halk arasında hızla ve serbestçe yayılmaya başladı. Daha önce Doğu Karadeniz’de yaşayan sözünü ettiğimiz paganist inançlara mensup yerel kavimler de yavaş yavaş Hiristiyanlığa geçmeye başladılar. Bu durum, yerel halkın kendi dilleriyle karışık ve halk tarafından bilinen şekliyle Rumca konuşmalarına neden olmuştur.İzlenen bu Bizans siyaseti, yerel dillerin, inançların ve geleneklerin büyük bir çoğunluğunun belleklerden silinmelerine, kısaca yerli unsurların asimile olmalarına kadar varmıştır.Trabzon yöresi Bizans İmparatorluğu ve Trabzon Rum Devleti dönemindebile yoğun bir şekilde değişik boylara mensup Türkler tarafından iskana sahne olmuştur.Gerek tarihi kaynaklar, gerekse toponomi ve onomastik (yer ve şahıs isimleri) ilimleri bu iskan hareketlerinin nerelere ve ne zaman yapıldığını gün ışığına çıkarmaktadır. Bizans İmparatorluğunun kurulduğu yıllarda M.S. 395) Anadolu’ya karşı yapılan ilk akın, Karadeniz’in kuzeyine yerleşmiş olan Hunlar tarafından gerçekleştirilmiştir.395-398 yıllarında Kafkasya geçitlerini aşarak Erzurum üzerinden Anadolu’ya giren Hunlar;Antakya’yı ele geçirerek Suriye ve Filistin’e, arkasından geri dönerek Orta Anadolu’ya yönelmiş ve aynı rotayı izleyerek Kuzey-doğu Anadolu üzerinden bölgeyi terk etmişlerdir. Hunlardan sonra Sabar/Sibir/Sabirler’de (515-516) aynı doğrultuda hareket ederek Orta Anadolu’ya kadar ulaşmışlar,bir kısmı burada yerleşmiş, bir kısmı ise geri çekilerek Kuzey Kafkasya’daki merkez üslerine dönmüşlerdir. Bu ilk seferler bir tür bölgeyi keşif seferi olarak da nitelenebilir. İlerleyen devirlerde bir çok Türk boyu da bazen aynı yolları kullanarak, bazen de İran üzerinden Anadolu’ya ulaşarak ve bölgeyi yurt tutacaklardır. Özellikle Kafkasya üzerinden Anadolu’ya gelenler daha çok birer doğal geçit olan Kür ve Çoruh vadilerinden bu girişleri gerçekleştirmişlerdir.Bu akınlar sonunda bir kısım boylar maiyetleri ile birlikte Çoruh havzasının kuzey kısımlarında bulunan dağları aşarak Karadeniz kıyılarına hakim olan ve doğal sığınak konumunda bulunan vadilere yerleşmeye başlamışlardır. Meselâ,Çaykara’nın güneyindeki Haldızen Geçidi, Solaklı Vadisine yerleşenler için önemli bir geçiş noktası olmuştur.Aynı biçimde Maçka ve Sürmene’deki yüksek yaylalar da aynı işlevi görmüşlerdir. 11. ve 14. yüzyıllarda Doğu Karadeniz’e özellikle dağlık kesime damgasını vuranlar Kafkasya üzerinden Kuzey Anadolu’ya giren Kuman/Kıpçak Türkleridir. Karadeniz’in kuzeyindeki geniş steplerdeyaşayan Kumanların büyük bir kısmı batıya yönelerek Balkanlara göçerken, diğerleri bölgede kalmıştır. Gerek Rusların, diğer Türk boylarının baskıları ve gerekse kendi aralarındaki sorunlar nedeniyle bunların bir kısmı da kafileler halinde zaman zaman Kafkasları aşarak Gürcistan’a ve Kuzey-doğu Anadolu’ya gelerek bölgeyi yurt tutmuşlardır. İlk büyük kafile, 1118’de Gürcü Kralı David tarafından davet edilmek suretiyle Gürcistan’a girdi. Yaklaşık 45.000 ailelik Kuman kitlesinin büyük bir kısmının Selçuklu sınırlarına yerleştirilmesi planlanmıştı. Kumanlardan teşkil etmiş olduğu birliklerle büyük başarı elde eden David, ülkesinin sınırlarını genişletmiş ve başkentlerini Tiflis’e nakletmişti. Aynı zamanda David Oltu, ve Çoruh vadisindeki Türkmenleri bölgeden uzaklaştırarak, Kumanları yerleştirmiştir. Böylece, Ardahan, Göle, Oltu, Çıldır, Tortum, Şavşat, Ardanuç, Yusufeli gibi yöreler Kumanlar tarafından iskan edilmiş oldu. Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon ve yöresini 1461'de ele geçirmesiyle, Osmanlı Topraklarına katılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Maraş'tan gelenlerin buraya yerleştiği söylenirse de bu iddia kesinlik kazanamamıştır. Bir söylentiye göre; Of İlçesi ve çevresindeki bataklık nedeniyle bölgelerde üreyen sivri sineklerin yaydığı sıtma hastalığından korunmak için; orada yaşayanlar, Dernekpazarı'na gelip yerleştirilmiştir. İlçenin 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 8.127'dir.

I. Dünya Savaşı sırasında Trabzon ile birlikte burası da Rus işgaline uğramış, burada yaşayanların bir kısmı batıya göç etmiş, yörenin kurtuluşundan sonra da geri dönmüşlerdir. Bu bakımdan her yıl 27 Şubat günü Mahalli Kurtuluş Günü olarak kutlanmaktadır.

DERNEKPAZARININ İLÇE OLMA SÜRECİ

10 Mayıs 1990 sarihli TBMM toplantısında alınan kararla Dernekpazarı ilçe oldu ve Kondu Mahallesi Dernekpazarı ilçesi'nin Merkez Mahallesidir kararı 20 Mayıs 1990 tarih ve 3644 şayili resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.

01.08.1991 tarihinde göreve başlayan ilk kaymaca Efkan ALA ile birlikte diğer daireler de yavaş yavaş oluşmaya başladı. Belediye eski binasını yıktırarak yerine 5 katli büyük bir bina inşa ettirdi. Bu binanın zemin ve birinci katini resmi dairelere Verdi. Adli ve askeri şubeler dışında diğer daireler oraya yerleşti.
 

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
COĞRAFİ DURUMU
Yüzölçümü 78 m.kare denizden yüksekliği 190m. Olan ilçemiz İlimiz Trabzon ‘dan güneyde ve ile 70 km. mesafededir. Yılın dört mevsiminden tabiatın her rengini görebileceğiniz eşsiz güzelliklerle dolu Solaklı vadisinde yer alan ilin en küçük amma en şirin ilçesidir.
Geneli Solaklı akarsuyunun batısında bir bölümü de doğusunda yer alan bir yerleşim yeridir.

Doğusundan Hayrat ve Of İlçeleri
Batısından : Köprübaşı ve Sürmene İlçeleri
Kuzeyinde : Of
Güneyinde de Çaykara İlçesiyle çevrili bir konumu var.

Merkezden yükseklere doğru dik engebeli ve düz alanlara ulaşılır.
Var olan işlenebilir araziler çoğalan nüfusunu bakmadığı için başlayan göçler işlenen arazileri işlenmez hale soktuğu için farklı doğa örtüleri oluştu.
Orta yükseklikteki alanlar (Mezere-Komların bulunduğu kısım ) açık alan olup hayvanların beslenmesi için değerlendirilir. Son yıllar kom ve mezireler kullanılmaya kullanılmaya ormana dönüşmektedir. İlçemizin Zincirlitaş Köyü dışında tüm köylerinin ve merkez mahallelerinin meziresi ve komu vardır. Yerleşim yerlerindeki tarlaları da çalışacak kimseler kalmadığından,çay,fındık ve meyve bahçelerine dönüştü. % 100 tarla olarak işlenen arazilerin aynı amaçla işlenen kısmı % 20 yi aşmamaktadır.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

Bol yağışlı bir bölge oluşumuz nedeniyle arazı yapısının çoğu (Yukarıda da belirttiğim nedenlerin de etkiyle ) ormana dönüştü. Ağaç dikerek değil, kendiliğinden yetişen ağaçların oluşturduğu bitki örtüsü. Bizlere de koruması düşer ki herkes göz bebeği gibi bakar. Kendi tabulu arazisi üzerinde yetişen ağacın dibine gidip alttan yukarı doğru baktığında ihtiyacı bile olsa onu kesmeye kıyamaz. Devletin havadan çektiği görüntülerle oluşturduğu haritalar da öz malını orman vasfına kaydedip elinden almasına isyan eder Karadenizli.
Alçak kesimlerde meyve ve fındık ağaçlarının yanında, kızılağaç , meşe, gürgen karaağaç, orman gülü, kestane bulunur. Yükseklere doğru çam ağaçlarının arazi örtüsüne hakim görülür. Yükseldikçe ağaçların yerini çıplak araziler alır. Daha yükseldikçe yaylalara ulaşılır. İlçenin yaylaları çok güzeldir.
Çevre ve köy içleri dahil taşlık alanlar çoktur. Yükseldikçe kaya kütleleri de büyür.

AKARSULARI

İlçenin doğusundan akarak Of dan denize dökülen SOLAKLI DERESİ ve onu besleyen bazı akarsular vardır.
Kazankıran Yaylası ve çevresinden doğup, Holo gurup köylerinden akarak Süt Fabrikası yanından Solaklı ya eklenen Holo Deresi.
İlçenin Batısındaki hakim tepelerden doğarak merkezden Solaklı ya eklenen Kondu Irmağı ile Gülen Köyü altından eklenen Gülen Irmağı,
İlçenin doğusundaki kom ve yaylalardan doğup ilçe merkezinden Solaklı ya katılan Aksilisa Irmağı.
Yaz aylarında bunların suyu azalarak bir varlık gösteremez duruma düşer. Sadece Holo Deresi varlığını her mevsim hissettirir.

YAYLALARI


İlçenin yaylaları coğrafı konum olarak Çaykara İlçesi sınırları içinde kalmıştır. Kendi sınırları içinde tek bir yaylası vardır. Kazan Kıran Yaylası.
Akköse Köyünün Yaylaları : Ancumah, Tufa, Sarıkaya
Gülen Köyü Yaylası : Öküzlü
KONDU VE Yenicami Mahalleleri : Ablayeras, Limonsuyu ve İspatan Yaylaları
GÜNEY Mh. Ve Zincirlitaş Köyü nün yaylası: Yurt.
TÜFEKÇİ Köyü : Barma ve Kazankıran
YENİCE Köyü : Barma ve Mavreyas Yaylaları
GÜNEBAKAN Köyü :Barma, Mavreyas ve Alkoyin Yaylaları.
ÇALIŞANLAR Köyü : Kazankıran, Barma, Mavreyas, Alkoyin, Çençül, Seydiyakup yaylaları.
TAŞÇILAR Köyü : Barma, Mavreyas, Seydiyakup , ERGİNİS (Suludere ) yaylaları.
ÇAYIRBAŞI Köyü : Barma, Mavreyas, Seydiyakup yaylaları.
ORMANCIK Köyü : Kazan Kıran ve Barma Yaylaları.


İKLİMİ

İlçemizde Karadeniz iklimi hakimse de Doğu Anadoluya çok yakın olduğu için Doğu Anadolu'nun yumuşak iklimiyle de bağdaşır.
1900 lü yılların sonlaındn itibaren iklimde büyük bir değişiklik gözlenmektedir. Havalar açtığında aşırı sıcak, kapatığı veya yağdığında da aşırı soğuklar hakimiyetini koruyor. Mevimler mevsim özelliklerini koruyamamaktadır.


TARIMSAL YAPI

Arazı yapısı dik ve engebelidir. Bu nedenle tarımsal çalışma çağımıza göre çok ilkel olarak sürdürülmektedir. Tamamen insan gücüyle yapılan tarım verimsiz olduğundan ekilip biçilen kısımlar azalarak çay ve fındık bahçesine dönüştü. Çay ve fındık dışında son zamanlarda kivi üretimi başladı. Tamamen kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla mısır, patates,fasulye,kabak ,sebze ve meyva türlerinden de elma,armut,kiraz, üzüm,karayemiş,muşmul,hurma , incir ,ceviz ve kestane yatiştirilmektedir.
İlçemiz Akköse Köyünde mera arazisi üzerine 2000 yılında 8 dönümlük alan islah edilerek 160 adet ceviz dikilmiştir.

ULAŞIM

İlçemiz kendine en yakın olan Çaykara İlçesine 7 km. Of İlçesine 17 km. Rize İline 50, Trabzon İline de 72 km mesafede olup asfalt yolla bağlıdır.
Merkez den Trabzon istkametine her gün iki munibüs kalkmaktadır. Ancak Çaykara -Dernekpazarı taşımacılık Kooperatifine ait araçlar her yarım saatte bir karşılıklı olarak Çaykara, Dernekpazarı –Trabzon ve Trabzon, Of, Dernekpazarı, Çaykara, Uzungöl istkametinde servis kaldırmaktadır.
Servisler Trabzon Limanı Mevkiindeki Çömlekçi Semtinde bulunan yazıhaneden hareket eder.
Şehirlerarası taşımacılıkata da Ulusoy ve Metro Turizm şirketleri karşılıklı olarak hergün, Samsun, Ankara, İstanbul, Bursa, istikametine yolcu taşımaktadır.
Aras,MNG, Yurtiçi, Sürat, Kargo Kargo, Ups Ekspres kargolar haftanın belli günleri, sürekli, diğer Kargolar da müşteri bulduğunda ilçemize gelmektedir.
 

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
YAŞANAN FELAKETLER

29 Temmuz 1929 yılında yağan şiddetli yağmurlar neticesinde Ulu cami Köyü'nde toprak kayması olmuştur. Bu heyelanla Solaklı Deresi'nin önü tıkanarak suni bir baraj haline gelmiştir. Daha sonra biriken suyun kuvveti önündeki toprak yığınının patlamasına neden olmuş, akan su merkezdeki bir çok dükkan içerisindeki mallarla birlikte tahrip olmuşlardır. O zamanki su yüksekliği 10-12 metreyi bulmuştu. Bu olay akıllarda öyle yer etmiştir ki artik tarih anılmaz olmuştur. Tarih yerine “Sellerden şu kadar yıl önce-Sellerden şu kadar yıl sonra” denir olmuştur.

19 Mayıs 1959 yılında benzer bir sel olmuş ancak hasar 1929 yılındaki kadar olmamıştır. 1958 yılında Merkezde çıkan bir yangında dört dükkan yanmıştır. 1965 yılında Yenicemi semtinde çıkan bir yangında 7 ev yanmıştır. Yörenin bilinen en büyük yangın afeti bu olmuştur. 1968 yılında çarsının en kalabalık olduğu bir Cumartesi günü çarşı merkezindeki petrol dükkanında çıkan yangın büyük bir panik oluşturmuştur. yangın petrol tanklarının patlama olasılığıyla çok ciddi bir tehlike arz etmekteydi. Ancak kısa zamanda söndürülerek tehlike önlendi.
 

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
DERNEKPAZARI YÖRESEL YEMEKLERİ

1. MISIR ÇORBASI : Önce mısır yarması (Dink’de yada Şoromil’de ezilerek- parçalanarak elde edilir) bir süre kaynatılır sonra bakla eklenir ve iyice pişirilir.Bir küçük tavada içyağı iyice kavrulur son aşamada ince kıyılmış kuru zagoda eklenir çorbaya dökülür ve servise hazır olması için bir iki dakika pişirilir.Afiyet olsun

2.LAHANA ÇORBASI : Küçük parçalar halinde doğranan kara lahana yaprakları suda haşlanıp suyu süzülür üstüne suyla birlikte bakla konularak iyice pişirilir içindeki malzemeler piştikten sonra tavada kavrulan iç yağı üzerine dökülür bir iki kaynamadan sonra tuzu kontrol edilerek servise hazırlanır.Afiyet olsun.

3.ĞULİYA : Mısır yarması ve renkli kuru fasulye suda bir süre pişirilir ayrı tencerede irice kırılan kara lahanalar haşlanarak suları süzülür.İki karışım birleştirilerek pişirilir.Ayrı tavada içyağı kavurması üzerine dökülür az kaynatıldıktan sonra suyu kontrol edilerek servise hazırlanır.Afiyet olsun.

4.LAHANA SARMASI : Kara lahanalar suda haşlanarak suyu süzdürülür ince doğranmış soğan,bulgur,biber ve kıymanın(kıymanın döğme olması tercih edilir) karışımı yaprağın içine konur iyice sarıldıktan sonra iki ucu parmakla içe sokulur tencereye dizilen sarmaları geçmeyecek şekilde pişirilir.Afiyet olsun

5.KUYMAK :

a) Peynir Kuymağı : Önce tereyağ eritilir ve üstüne mısır unu eklenerek kavrulur.Üzerine su ve yöresel tuzlu peynir (Dinsiz peynir) eklenir pişene kadar gudal ile karıştırılarak pişirilir,

b) Kavroto Kuymağı: Mısır unu tereyağında kızarana kadar kavrulur kavurma işi bittikten sonra tuz ve su ilave edilerek pişirilir(Yeni doğum yapmış kadınlara besleyici olarak yedirilir)

c) Kaymak Kuymağı : Kaymak mısır unu ile kavrulur üzerine tuz ve sulandırılmış yoğurt veya ayran ilave edilir ağır ağır pişirilirken bir süre kaşıkla karıştırılır.Yağın kuymağın üstüne çıkıncaya kadar pişirilir,

d) Süt Kuymağı : Süt ile buğday unu karıştırılarak pişirilir isteğe bağlı olarak başka bir tavada eritilen tereyağı kuymağın üzerine dökülür yine isteğe bağlı olarak karışıma kurutulmamış zagoda da karıştırılabilir,

f) Çalkama : Tereyağı ve buğday unu pembeleşene kadar karıştırılarak kavrulur az miktarda su ve yeterince şeker ilave edilerek pişirilir ( Bebekler ve yaşlıların beslenmesi için yapılan bir yemektir).Afiyet olsun

6.HAŞİL :

a) Kavut Haşili : Kavut ununa (Kavrulmuş arpa unu) kaynamış su dökülerek iyice karıştırılır elde edilen hamurun ortasına bir çukur oluşturulur.Hazırlanan (yağ,su ve şeker) bu çukura dökülür kaşıkla hamurdan alınan parça şerbete batırılarak yenir,

b) Süt Haşili : Kaynar suya mısır unu ilave edilerek karıştırılarak pişirilir.Elde edilen katı kıvamlı karışımın üzerine süt yada yoğurt dökülerek servise hazırlanır.Afiyet olsun

7. MUHLAMA : Tereyağı eritilerek içine yöresel peynir (Dinsiz peynir) katılır eğer peynirde kurç varsa kurçlar ezilir.Kurçlar ezildikten sonra pişirilir isteğe bağlı olarak kurçların ezilmesinden sonra su konularak kaynatılır.Afiyet olsun.

8. GAYĞANA : Eritilen tere yağının içine yumurta kırılarak pişirilir isteğe bağlı olarak karışıma kurçlu yöresel peynir (Dinsiz peynir) ilave edilir .Afiyet olsun.

9. EKMEK ÇUMURU : Sıcak mısır ekmeğinin içi alınır içene eritilmemiş tereyağı ve yöresel peynir eklenerek karıştırılır ve servise hazır hale getirilir. . Afiyet olsun.

10. TURŞU KAVURMASI : Eritilen tereyağına eklenen zagoda hafifçe kızartılır daha sonra üzerine taze fasulye turşusu veya salut turşusu ilave edilir iyice kavrularak servise hazırlanır.Afiyet olsun.

11. PATATES ÇORBASI : Tencerenin içine su,acı biber,soyulmuş parça patates ve bulgur karışımı pişirilir.Pişmiş yemeğin üzerine ayrı tavada iç yağı kavrularak son aşamada içine zagoda konularak az kızartılarak çorbaya dökülür bir iki dakika pişirildikten sonra servise hazır hale getirilir.Afiyet olsun.

12. PİLAVLAR :

a) Zagodalı pilav : Bulgurdan yapılan pilavın üzerine eritilen tereyağı ve zagoda karışımı dökülerek karıştırılır.Afiyet olsun.

b) Kurufasülyeli Pilav: İnce fasulyeler suda pişirilir.Pirinç- Bulgur pilavı hazırlanırken pişirilmiş fasulyeler ilave edilir.Pilav suyu çekene kadar ağır ağır pişirilir.Afiyet olsun.

13. BULAMA : Doğum yapan ineğin birinci sağımından sonra ilk üç gün boyunca sağılan süt belli bir kıvama gelene kadar karıştırılarak pişirilir.Afiyet olsun.

14. NOROÇUMUR : Tereyağı eritilerek su ve yöresel peynir eklenir (Dinsiz peynir) karışımın içine mısır ekmeği doğranır (Etmeğin kabuk kısmı tercih edilir) karışım yavaş yavaş pişirilir.Afiyet olsun.

15. EKMEK :

a) Mısır Ekmeği : Mısır unu ılık su ile karıştırılır ve tuz eklenir.Pelte kıvamında iyice yoğrularak hamur oluşturulur.Ekmek hamuru pişirilmek için tepsiye konularak guzine sobasında pişirilir ve hazırlanan hamur ocak da odunlar üzerinde kızdırılan taş plakinin içine konularak üzeri sacla örtülür.Ateşteki korlar (Köz) yığılır.Korların kolay sönmemesi için üzerine kül serpilir.6-8 saat sonra ekmek pişmiş olur.

b) Kızdırma : Kızdırılmış plekiye ekmek hamuru konduktan sonra korlanmış ateşin karşısına 70-80 derece diklenerek konulur.Zaman zaman döndürülerek pişirilir.

c) Zagodalı Ekmek: Mısır ununa bol miktarda zagoda kaymak,süt ve tuz dökülerek elde edilen ekmek hamuru plekide,ocak taşında veya fırında pişirilir.

d) Kabak Ekmeği : Soyulan beyaz kabak ince dilimlere ayrılır tereyağı,iç yağı,mısır unu ve tuz karıştırılarak ekmek hamuru oluşturulur.Ekmek pişirme yöntemleri ile pişirilir.

e) Hamsi Ekmeği : Mısır ekmek hamuruna temizlenmiş hamsiler dökülerek harmanlanır ve ekmek pişirme yöntemleri ile pişirilir.

16. KESME MAKARNA : Buğday unu tuz ve su karıştırılarak elde edilen orta kıvamdaki hamur bir süre dinlendirilir.Yumurta büyüklüğündeki hamurlar yufka haline getiriler yufkaların soba veya sac üzerinde yüzeylere pişirilir.Pişirilen yufkalar dürüm şeklinde katlanarak ince ince kıyılır.Kıyılan yufkalar bozulmadan saklanır.Yenmek istendiği zaman yenecek kadar makarna süzgeç üzerine konup su serpilir ve makarna sahanına alınır.Üzerine yöre peyniri yada toz şeker serpiştirilir.Eritilerek hazırlanan tereyağı her noktasına gelecek şekilde dökülür.

17. ÇIRIHTA : Buğday unundan hamuru akacak şekilde karışım oluşturulur.Geniş tabanlı tavaya zeytinyağı iyice kızartılır.İçine avuç içi kadar genişliğinde hamurlar konur.Konulan hamur kümelerinin iki yüzü çevrilerek kızartılır.Genellikle kahvaltılarda yenir.

18. PATİÇ YEMEĞİ : Taze fasulye iki üç kere kırılarak suda pişirilir ve suyu süzdürülür.Soyulmuş sarımsak dibekte iyice ezilir tereyağı ile pişmekte olan fasulyenin üzerine dökülür.Kudalla iyice karıştırılarak pişmesi sağlanır.
 
Üst