Cumhuriyet Kitap - Sayı 0469 - 11 Şubat 1999

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
911
12,842
İstanbul
6trokdr.png


 

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,398
7,103

Sayın funghu ;

"1980'LERDE TÜRK ROMANI

1980 sonrası Türk romanı, Türkiye'deki alt üst oluşun yalnızca siyasal yanına biraz ilgi göstermiş, bunu yaparken de kurulu düzenin yanında yer almıştır; ekonomik ve toplumsal yaşamdaki değişimler romanımıza yansımamıştır. O romanları kısaca anımsamakta yarar var.
Ahmet Altan'ın Sudaki İz (1985) adlı romanı, tipik bir "12 Eylül" romanı. "12 Mart" romanlarıyla "12 Eylül" romanları arasındaki en önemli içerik farkı : "12 Mart" romanlarında, hapislere düşen, işkenceler gören, öldürülen "devrimci" gençlere ağıt yakılırken, "12 Eylül" romanlarında "devrimci" gençlere saldırılmaktadır, bu gençler aşağılanmaktadır. Sudaki İz, bu tip romanların ilk örneği. Okurun sağduyusunu böylesine küçümseyen, kendi kuşağından gençleri böylesine aşağılayan, egemen güçlerin kamuoyuna kabul ettirmeye çalıştıkları "devrimci prototipleri"ni (Yani taşradan gelen, yalnız ve doyumsuz, hor görülen, kızlarla ilişki kuramayan delikanlılar ile şımarık, ukala, analarına babalarına kızmayı topluma baş kaldırma sanan, serüven bitince sınıflarının bağrına dönen zengin veletleri...) "devrimci gençlik" diye böylesine pervasızlıkla betimleyen bir başka roman okumadım."

Bu satırları hayranı olduğum eleştirmenlerin hası Fethi Naci'nin "Toplum ve Roman" başlıklı yazıdan....

1980'ler - 1990'lar bazı yazarların yüzbinler sattığı dönem... Bunlardan biri Ahmet Altan , diğeri de Orhan Pamuk'tu. Romanları yüzbinler satıyor... Ben de alıp okuyorum. Ancak satıraralarında öyle şeyler buluyorum ki bu satırlar onların gerçek yüzünü yakalamama neden oluyor. Çevreme anlatıyorum , anlatıyorum ama hiç kimse bana katılmıyor... Postmodernizmin ne olduğunu nasıl dikta rejimlerine hizmet edip bu tür yönetimlerin buzkıran gemisi sayıldığını , globalizmin (küreselleşme) , neoliberalizm , postmodernizmin , tarihin sonu masallarının , dinler savaşını savunanların aslında emperyalizmin teorik savaş araçları olduğunu , bu tür (Ahmet Altan'ı ve Orhan Pamuk'u tekrar okuyun bu gözle) romanların yenilginin hayalkırıklığının fırsata çevirip emperyalizme hizmet olduğunu anlattım anlattım. Neredeyse birkaç kişi hariç hep yalnız kaldım.
Bunların tamamlayıcıları sanatın dışında da ha bire kitap yazıyordu. Birini örnek vereyim. Bu kişinin adı da Mehmet Altan'dı. Şeyinden uydurup çıkardığı "Liberal Marksizm" gibi oksimoron bir kavram uydurmuş emperyalizme hizmet eden biriydi. Hatırlayanınız vardır. Televizyonlara çıkıyor bu vatandaş. Artık dünya çapında hiçbir zaman kapitalizmin , emperyalizmin neden olacağı savaş olmayacağını , olamıyacağını kendinden geçercesine bunun 2x2=4 gibi kesin olduğunu. Bir daha savaş olursa her şeyi ona söyleyebileceğimizi ancak bunun asla olmayacağını , söyleyip durdu. Sizler de bu tür konuşmalarına tv lerde denk gelmişsinizdir. Şimdi nerelerde... Ahmet Altan bir ara kırınmırın etti diye içeriye attılar , yattı çıktı … Tııısssssss…. [ Kısa anımsatma Ahmet Altan , CIA ve fetöcülerin ortaklaşa finanse ettiği TARAF gazetesinin başına geçirmişlerdi. ] Orhan Pamuk bir ara kapağı yurtdışına attı ortalık durulunca (onlar için) yurda gelmeye başladı. Askeri vesayet , askeri vesayet diye neredeyse askeri darbeyi birlikte (fetöcülerle) başarıyorlardı. Şimdilerde hiç vesayet , otoriter rejim , dikta rejmini eleştirdiklerini duyan var mı? Ne oldu onların istediği süper demokrasi kuruldu mu? .... Bu konuda yaz yaz bitmez...


Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim...











 
Üst