Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"1937 Ağustos'unda Harp Okulu biter. Aziz Nesin subay çıkar. İki yıl meslek eğitimi görmek üzere Beyoğlu Maçka Askeri Fen Tatbikat Okulu'na girer. Bir yandan da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Doğu Süsleme Bölümü öğrencisidir. Aziz Nesin Fen Tatbikat Okulu'nu da bitirip kıtaya çıkar. Askerliği sevmektedir. İyi bir subaydır. Görevini bilinçle, severek yapmaktadır. (....) İkinci Dünya Savaşı'nın en yoğun olduğu yıllardır. Erlere izin vermek yasaktır. Askerlik de üç yıla çıkarılmıştır. Bir er o sırada teğmen olan babama izin vermesi için yalvarır. Erin çocuğu olmuştur ve çocuğunu görmeden askere alınmıştır. Babam üstelemelere karşın izin vermez. Ama ere gelen acıklı bir mektubu okuyunca dayanamaz ve izini verir. Er gider ve dönmez. Köyünde cinayet işlemiş ve tutuklanmıştır. Çocuk ve mektup mizansenin bir parçasıdır... Er, her nasılsa bir zaman sonra kışlaya geri döner ve babam tarafından cezalandırılır. Aşçıbaşı da şantajla izin istemektedir, yoksa babamın bir ere izin verdiğini üstlerine bildirecektir... Babam kulak asmaz. Ancak izin verilen erle aşçıbaşı birleşerek babamı şikayet ederler. Zaten askerlikten bezmiş olan ve ayrılmak için bir vesile sayan babam mahkemede kendini savunmaz ve ordudan atılır."
Bu satırlar Behzat Ay'ın Ali Nesin'in Babası Aziz Nesin'i anlattığı "Gömüyü Arayan Adam" kitabı üzerine yazdığı incelemeden... [ dedo11 anımsatması : Gömü : çoğunlukla toprağa (yerin dibine) gömülmüş Hazine , altın , para vb. değerli taş vb. , demek. ]
Vargı : Ben bu satırları iki nedenle aktardım... 1 - Aziz Nesin'in bilinmeyen (veya az bilinen) yılları anlatılıyor bu satırlarda.
Ben askeri okulu Güneydoğulu olduğum için kazandırmamışlardı (bun anlatmıştım) yani asker kökenli değilim ama Tuzla Piyade Okulu'nda askeri öğrenci oldum ve Asteğmen olunca da kurada Tuzla Piyade Okulun'un Öğrenci Alayında asteğmenlik yaptım. Bu nedenle bu satırlardaki olaya duygudaşlık yapmam çok doğaldı. Ben de yasaklı (cezalı) öğrencilere izin verdim.....
2 - Bir gün Tarih dersinde (aynı olayı hem Orta Okulda hem de Üniversite de aynı şey oldu) deniliyor ki "İşgal güçlerine pek direnen yok. Mersinde işgal güçleri kadınları rahatsız edip çarşaflarını çıkarıp , eteklerini kesmeye başlayınca halk belli aşamadan sonra işgale karşı isyan etmiştir." Buna benzer şeyler anlatılırken … Ben oturduğum yerden : "Aferin İşgal Güçlerine kadınlara saldırıp , taciz etmeleri için iyi ki etmişler. İyi etmişler."
Sınıf buz kesiyor... Ortaokulda tarih öğretmenim Emin Güllü bana bağırıyor : "Ne biçim insansın. İşgal güçlerinin kadınlarımızı böyle rahatsız etmeleri olayına nasıl olur da "iyi etmişler" diyorsun. Senin kanından şüphe ederim." Beni dövmeye geliyor. Zaten her fırsatta öğrencilerini (beni de bir kez) eşek sudan gelene kadar döven bir tipti.
Bana ulaşıp daha tokat atmadan , yerimden : "Düşünün bir kere .... Halk padişahın da etkisi ile İşgal kuvvetlerini ses çıkarmıyor. İsyan etmiyor. Kadınlara saldırıp rahatsız edince ancak cahil , bilinçsiz , vatan duygusuna henüz sahip olmayan bir halk ancak isyan etmeye başlıyor. İyi ki bu olay olmuş ta direniş başlamış işgalcilere karşı." Tarih öğretmenimin bana vurması çok ayıp olacaktı , vuramadı (ama eminim vuramadığına da üzülmüştür.)..
Bu benimle ilgili anıyı neden anlattım. Şundan bazen olumsuz bir durum çok olumlu durumlara neden olabilir. Eğer ordudan atılmasaydı Aziz Nesin belki hiçbir zaman Aziz Nesin olmayacaktı...
Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim....
***Not : Yahu ben Tomris Uyar'ı anlatacaktım. Nerelere gitmişim yine ....