Bu kapak neden çok güzel?

I'mystery

Yeni Üye
13 Kas 2009
88
171
Bir Teks tutkunu olarak ve bu kapak illüstrasyonundan yola çıkarak, Villa hakkında ben de birkaç şey söyleyeyim; Kompozisyonel çözümlemenize bir şey demiyorum, fakat artık Bonelli Teks'in kapaklarından, Villa hegemanyosunu kaldırmalı. 90'larda yayınlanan Teks albümlerinde ilk defa gördüğümde -bir çizer olarak- Villa, beni de çok etkilemişti. Bugüne gelirsek, şunu görüyoruz ki, çok kanıksanır şekilde, Villa sürekli kendini tekrar ediyor. Dikkatli bir çizer olarak baktığımda, örneklemek gerekirse;
- İlk olarak şunu vurgulamak gerekiyor ki; ne kadar detaycı ve gerçekçi olursanız, sanatın gerçekliğinden ve onun duyumsattığı estetik hazdan o kadar uzaklaşırsınız. Bu açıdan Villa, takıntılı derecede detaycı. Dudaklardaki çizgileri bile atlamıyor. Bu yüzden tükenmez kalem bile kullanıyor. Kurşunkalem gibi bir tonlama elde edebilmek için.
- Yine en çok göze batan ve itici gelen şey ise, Teks'i bir Apollo veya Amerikan her-o-gele'si gibi çizmesi. Bodybuilding salonundan çıkmış sanki. Bence Teks bir italyan, bir body'ci değil. Adam sanki Teks'i kutsal bir varlık gibi görüyor sanırım. Örnek olarak, Teks'in yüzündeki ifade, zor zamanlarında bile hiç değişmiyor. Çünkü Villa'ya göre o, insanüstü ve tanrısal bir varlık. Ama bütün bunlara rağmen Teks, kısa boylu olmaktan kurtulamıyor nedense. Bazı yerlerde ise, kafa kısmını küçülterek işin içinden sıyrılıyor.
- Bir diğer önemli şey ise, çizdiği tüm figürlerde hep aynı karakteristik yüz ve ifadeleri tekrar etmesi. Baş karakterlerle birlikte, kötü adam tiplemesinin bile yüzünde hep aynı ifade biçimi var. Sanki formüle edilmiş bir şablon gibi. Şaşırmamak elde değil. Eğer siz bir ÇR. çizeriyseniz, karakter değişimini ayırdedici bir şekilde vurgulamak zorundasınız.
Daha bir sürü şey sıralanabilir. Mesela durağan veya yürüyen bir figürün elleri nedense hep sıkılı yumruk şeklinde. Bu kadar detaycıysanız, ellerin rahat görünmesi gerektiğini nasıl farketmezsiniz.
Herşeye rağmen, Villa'nın çok iyi atmosfer oluşturduğunu söylememek haksızlık olur. Rahat okunabilen ve hikayenin içine girerek özdeşleşen okuyucuyla, çok iyi bir empatik bağ kurdurabilen bir çizer.
Fakat yukarıda sıraladığım, sorunlar, aslında sürekli ilerlemesi ve kendini aşması gereken bir sanatçının, ne kadar stabil kaldığını gösteriyor. Bence bunun tersini kanıtlamış birçok çizer var Teks kadrosunda. Örnekse, Teks'i bugünlere taşıyan, çizgilerindeki rahatlık, akışkanlık ve dinamizmle en başta Giovanni Ticci, gösterilebilir. Bence Ticci, hikayeyi bu yönleriyle, çok daha güçlü bir şekilde duyumsatıyor ve kendini sürekli daha ileriye taşımış bir çizer. Bonelli'nin baştacı etmesi gereken bir çizer varsa, bu tartışmasız G. Ticci'dir.
Diğerlerini de sayalım; Massimo Carnavale, Stefano Andreucci, Stefano Biglia, Ivo Milazzo, Pasquale Frisenda, Corrado Mastantuono, Bruno Brindisi.
Başka bir dolu çizerlere haksızlık etmek istemem, ama bu saydıklarım, özgün ve artistik yönüyle daha öne çıkan illüstratörler.
Üşenmedim yazdım. Sabır gösterip okuyanlara şimdiden teşekkürler. Yapay Zeka çağında artık bunların ne kadar önemi kalacak bilemiyoruz. Yine de yüzyıllara yayılan bir sanatsal ve kültürel birikimin çöpe gideceğine inanasım gelmiyor...
 

aksakal19

Süper Üye
6 Haz 2013
220
1,209
izmir
Bir Teks tutkunu olarak ve bu kapak illüstrasyonundan yola çıkarak, Villa hakkında ben de birkaç şey söyleyeyim; Kompozisyonel çözümlemenize bir şey demiyorum, fakat artık Bonelli Teks'in kapaklarından, Villa hegemanyosunu kaldırmalı. 90'larda yayınlanan Teks albümlerinde ilk defa gördüğümde -bir çizer olarak- Villa, beni de çok etkilemişti. Bugüne gelirsek, şunu görüyoruz ki, çok kanıksanır şekilde, Villa sürekli kendini tekrar ediyor. Dikkatli bir çizer olarak baktığımda, örneklemek gerekirse;
- İlk olarak şunu vurgulamak gerekiyor ki; ne kadar detaycı ve gerçekçi olursanız, sanatın gerçekliğinden ve onun duyumsattığı estetik hazdan o kadar uzaklaşırsınız. Bu açıdan Villa, takıntılı derecede detaycı. Dudaklardaki çizgileri bile atlamıyor. Bu yüzden tükenmez kalem bile kullanıyor. Kurşunkalem gibi bir tonlama elde edebilmek için.
- Yine en çok göze batan ve itici gelen şey ise, Teks'i bir Apollo veya Amerikan her-o-gele'si gibi çizmesi. Bodybuilding salonundan çıkmış sanki. Bence Teks bir italyan, bir body'ci değil. Adam sanki Teks'i kutsal bir varlık gibi görüyor sanırım. Örnek olarak, Teks'in yüzündeki ifade, zor zamanlarında bile hiç değişmiyor. Çünkü Villa'ya göre o, insanüstü ve tanrısal bir varlık. Ama bütün bunlara rağmen Teks, kısa boylu olmaktan kurtulamıyor nedense. Bazı yerlerde ise, kafa kısmını küçülterek işin içinden sıyrılıyor.
- Bir diğer önemli şey ise, çizdiği tüm figürlerde hep aynı karakteristik yüz ve ifadeleri tekrar etmesi. Baş karakterlerle birlikte, kötü adam tiplemesinin bile yüzünde hep aynı ifade biçimi var. Sanki formüle edilmiş bir şablon gibi. Şaşırmamak elde değil. Eğer siz bir ÇR. çizeriyseniz, karakter değişimini ayırdedici bir şekilde vurgulamak zorundasınız.
Daha bir sürü şey sıralanabilir. Mesela durağan veya yürüyen bir figürün elleri nedense hep sıkılı yumruk şeklinde. Bu kadar detaycıysanız, ellerin rahat görünmesi gerektiğini nasıl farketmezsiniz.
Herşeye rağmen, Villa'nın çok iyi atmosfer oluşturduğunu söylememek haksızlık olur. Rahat okunabilen ve hikayenin içine girerek özdeşleşen okuyucuyla, çok iyi bir empatik bağ kurdurabilen bir çizer.
Fakat yukarıda sıraladığım, sorunlar, aslında sürekli ilerlemesi ve kendini aşması gereken bir sanatçının, ne kadar stabil kaldığını gösteriyor. Bence bunun tersini kanıtlamış birçok çizer var Teks kadrosunda. Örnekse, Teks'i bugünlere taşıyan, çizgilerindeki rahatlık, akışkanlık ve dinamizmle en başta Giovanni Ticci, gösterilebilir. Bence Ticci, hikayeyi bu yönleriyle, çok daha güçlü bir şekilde duyumsatıyor ve kendini sürekli daha ileriye taşımış bir çizer. Bonelli'nin baştacı etmesi gereken bir çizer varsa, bu tartışmasız G. Ticci'dir.
Diğerlerini de sayalım; Massimo Carnavale, Stefano Andreucci, Stefano Biglia, Ivo Milazzo, Pasquale Frisenda, Corrado Mastantuono, Bruno Brindisi.
Başka bir dolu çizerlere haksızlık etmek istemem, ama bu saydıklarım, özgün ve artistik yönüyle daha öne çıkan illüstratörler.
Üşenmedim yazdım. Sabır gösterip okuyanlara şimdiden teşekkürler. Yapay Zeka çağında artık bunların ne kadar önemi kalacak bilemiyoruz. Yine de yüzyıllara yayılan bir sanatsal ve kültürel birikimin çöpe gideceğine inanasım gelmiyor..
 
Üst