Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"1940'lara doğru saldırgan faşist güçler, hazırlıklarını Avrupa devletlerinin gözleri önünde bitirdikten sonra Polonya'ya saldırdılar. Başta İngiltere olmak üzere sömürgeci devletler bu olayı hoşgörüyle karşıladılar. Böylece Birinci Dünya Savaşı'nda "haksızlığa uğrayan" Almanya'nın "gönlü alınmış" oluyordu. İstila yolları Paris'e, Balkanlara yönelince iş biraz karıştı. İngiltere, Amerika açısından en korkulu durum, bu güçlerin Manş'ı da atlaması olasılığıydı. Faşist istilacılar, Rusya steplerine yönelince Batı dünyası rahatlar gibi olmuştu. 1942'lerin haziranına uzanan bu dönem, yeryüzü aydınlarının, yazarlarının, ozanlarının gelişme dönemi sayılabilir. Ya ırkçı, saldırgan olacaksın, ya da onların karşısında... Faşist, antifaşist deyimlerin en çok kullanıldığı bir dönemdi bu yıllar. Bir de buiki görüşün dışında kaldıklarını sanan 'bize dokunmayan yılan'cılar vardı! Ne yazık ki şiirimize bil e yansımıştı bu akımdan yana olup da durumlarını açığa vurmadan geçiştiren hümanistler, sürrealistler, bireyciler, gericiler... En kabadayıca ortaya atılanlar da Turancılardı. Çıkardıkları dergilerde, kelle kesip kan içen ozanların görünmelerine sadece bir rastlantı denip geçilemezdi kuşkusuz."
Bu satırlar Rıfat Ilgaz'ın "Ayın Sorusu" na verdiği yanıtından... Vargı : Lütfen tekrar , tekrar , tekrar okuyunuz... Son Söz : GEÇMİŞ SANDIĞIMIZ GİBİ SADECE GEÇMİŞ , BİTMİŞ DEĞİLDİR !