Arif Sağ

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
1,064
15,004
İstanbul

Arif Sağ (1945 Aşkale - )​

1945 yılında Erzurum'un Aşkale ilçesi Dağlı Köyü'nde dünyaya gelir. 3-4 yaşlarından itibaren kendisini babasının değirmeninde bulur. Müzikle ilk tanışması burada olur. Sanatçı bu süreci şöyle anlatır;

"Tek bir ses, suyun sesi. Su altta pervanelere vurur. Pervanenin dönerken çıkardığı ses ve bir de iki taşın birbirine sürtmesinin sesi birbirine karışır. O sesi değiştiren tek yabancı unsur vardır. O da kocaman, şakşak denen ağaçtır. Ağacın üzerine nal çakarlar. Taş döndükçe ona sürter, ara sıra taşın çakılları değer, şangır şungur sesler çıkarır. Yani düz sesi bir ritimle, değişik seslerle bozar. Değirmende bu sesleri sürekli dinlemek zorundasınız. Taşlar devamlı döner ve şakşak dediğimiz ağacın üstündeki o nalların sesi değirmen taşına müzikte duyduğun ritmi verir. Ve orada hayal kurarsın, rüya görürsün... Orkestralar yönetirdim orda kendimce. Müziği ben oradan hatırlıyorum. Müziğe kafamı taktığım, müzikle diyalogu kurduğum yıllar o yıllardır..."

Değirmentaşı ve su sesinin uyumu Arif Sağ'ın dinlediği ilk orkestradır. 5 yaşında kavalla, 6 yaşında ise gramofon ve plakla tanışır.

Bağlamayla 7 yaşında iken Erzincan'da 'Kumaş Dede'nin dükkanında tanışır. Burası öyle bir dükkandır ki bağrında Davut Sulari, Aşık Daimi, Ali Ekber Çiçek, Aşık Beyhani, Kemter Yusuf v.b. yetiştirmiştir. 14 yaşına kadar aşıklık geleneğini öğrenip deyişler söylemeye başlayan sanatçı, sonraki yıllarda İstanbul'a gelir ve Aksaray Musiki Cemiyeti'nde Nida Tüfekçi'nin öğrencisi olur.

Bu dönemlerde müzikal altyapısını oluşturma dönemidir. 1960 ve 70'li yıllar Arif Sağ için müzikte arayış yıllarıdır. Arif Sağ'ın, bu dönemin toplumsal hareketlerinin müzikle bağdaşan yanlarından çok, piyasadaki ve resmi kurumlardaki müzik uygulamalarına ağırlık verdiği söylenebilir. İlk plağı "Gafil Gezme Şaşkın Bir Gün Ölürsün"ü bu dönemde, 1963'te çıkarmıştır. 1965'de İstanbul Radyosu'na bağlama sanatçısı olarak girer.

Bu yıllarda Sağ'ın piyasadaki faaliyetleri de devam etmektedir. 45'lik plak dönemi olarak adlandırılan ve yaklaşık 20 yıl devam eden bu sürecin en parlak simalarındandır Arif Sağ... Bu süreçte 45'in üzerinde plak, 200'ün üzerinde beste yapar. Çeşitli sanatçılara bağlamasıyla eşlik etmesinin yanında, - yine bu dönemde- bestelerini de pek çok sanatçıya okutur. Yapılan müzik bugünkü terminolojiyle bir tür arabesk- fantazi benzeridir; bestelerinde ise yerel motifleri çok sık kullanır.Bu da onun halk müziğinden kopamadığı gerçeğinin bir başka göstergesidir.

1975'de kurulan "İstanbul Devlet Türk Müziği Konservatuarı"na "öğretim üyesi" olarak giren Arif Sağ, halk müziği ve bağlama konusundaki akademik çalışmalarını da bu dönemde başlatır. 1982'de konservatuardan ayrılarak, kendi adına "Arif Sağ Müzik Evi"ni kurar. Bu arada Musa Eroğlu, Muhlis Akarsu ve Yavuz Top gibi bağlamanın diğer ustalarıyla Muhabbet serisinin ilk albümünü hazırlar. Uzun bir zamana yayılan bu birlikte çalışma, beş albüm ortaya çıkarır.

1982 yılında İstanbul'da Şan Tiyatrosu'nda ilk 'Bağlama Resitali'ni verir. Sonrasında bu dönemlerde Avrupa'nın bir çok ülkesi ile Uzakdoğu'da (Japonya'da) halk müziğimizi ve halk çalgımızı tanıtıcı çalışmalar yapar.

Ülkemizde müzik alanında kişisel renklere ve üstün yeteneklere sık rastlanmasına rağmen, bağlama çalgısında bir ekol yaratan sanatçı sayısı parmakla sayılacak kadar azdır. İşte bunlardan birisi ve -şimdilik - sonuncusu Arif Sağ'dır. Bağlamaya teknik bakımdan hakim olduğu kadar Arif Sağ'ın icrası, yerel tavırlar, repertuar ve duygu bakımından da zenginliklerle doludur. Halk müziği ve bağlama alanında özgün arayışlarını yoğunlaştırarak sürdüren Arif Sağ, bir dönem (1987-1991) parlamentoda "milletvekili" olarak bulunan ilk sanatçıdır.

5 Mayıs 1996'da Almanya Cumhurbaşkanı Sayın Roman Herzog'un desteği ile Köln Flarmoni Orkestrası ile Köln Flarmoni Salonu'nda verdiği konserle Anadolu müziğinin batıya tanıtılmasına ciddi katkılar koymuştur.

1996 yılında Köln Senfoni Orkestrası eşliğinde Erdal Erzincan ve Erol Parlak 'la birlikte Köln'de verdiği konser büyük ilgi görür ve yine aynı yıl Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen özel ödülü alır. Arif Sağ, sazında günlük yaşamın ekmek-su gibi doğal bir parçası sayılan Anadolu Aleviliği'nin "aşık-ozan" geleneği ortamında yaşayarak yetişmiştir.

Son olarak 21. 01. 2000 - 05. 02. 2000 tarihleri arasında, İspanya'nın ünlü Flamenko gitaristi Toma Tito ile Avrupa'nın 12 ayrı şehrinde konserler vererek bağlamanın yurt dışında tanınmasını ve hak ettiği övgüyü almasını sağlamıştır. Sanatçı evli ve iki çocuk babasıdır. (www. arifsag. com)

ogpl66u.png
ayg3nza.png
p62kmpd.png

rsp03fh.png
b9lakp6.png

1pdjftx.png
fnyt7gl.png
gq8z15e.png
3n9dz7n.png
a8dofzs.png
a8dofzs.png

2ev4ceb.png
1qlmapi.png

4cqz43a.png


 

eankara

Onursal Üye
24 May 2010
1,566
9,693
Arif Sağ konusuna ait Sn. @funghu 'nun sunduğu kaynaklar, çok güzel bir paylaşım olmuş. Dev sanatçımızın özelliklerine ilişkin '' ilk '' leri çok ; Türkiye'nin ilk Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nın kurucularından biri olması, Sn. @funghu 'nun mesajında işaret ettiği gibi, meclisteki sanatçı niteliğine sahip ilk milletvekili olması, çok sayıda özelliklerinden sadece birkaçı. Malum, sanat alanı aynı zamanda yetenek alanı. Yine yukarıda okuduğum sanatçıya ait söyleşiden edindiğim bilgiye göre, '' ilkokul üçüncü sınıfta sazımı dinletir hale geldim '' demesi üzerine aklıma, henüz 6 yaşında kraliyet ailesine konser veren, dahi müzik adamı Mozart geldi. Tabii çalışmaların önemi tartışılmaz, ama bu tür yetenekler, daha çocuk yaşlarda dikkatleri çekiyor.

Müziğe geleneksel kültür alanı olarak değer veren, neredeyse ömrünü aşıklar geleneğini sürdürme konusuna adayan Sağ'a ilişkin satırları okuyunca, müzik alanıyla birlikte fikir dünyasını daha yakından tanıma olanağına kavuşuyoruz. Günümüzün , en önemli geçer akçesi '' tüketim '' kavramına odaklanan dünyasında, halkın beğenisine önem veren, kültür alanına katkı yapmayı amaçlayan sanatçılarımız gitgide azalıyor gibi sanki. Bu açıdan, @funghu 'nun Arif Sağ ile ilgili sundukları, '' bu tür sanatçılarımıza gereken değeri verelim '' gizli mesajını da taşıyor bana göre .

Sanatçıya ait biyografi bilgileri, söyleşiler ve de albüm kapaklarıyla hayli zengin içeriğe sahip yukarıdaki paylaşımı okuyunca bir konunun eksikliği '' yine '' gözüme çarptı. Tıpkı, Fransız ya da Amerikan çizgi romanlarında örneklerini çokça gördüğümüz gibi Arif Sağ ile ilgili , çok sayfalı çizgi romana sahip olsaydık diye düşündüm. Kim bilir, günün birinde olur belki .

Çok teşekkürler Sn. @funghu . Diyar arşivimize , bu önemli müzik ve fikir adamımıza ait bilgileri kazandırmanız , benim için oldukça önemli oldu. Sağ olun.
 

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
1,064
15,004
İstanbul
Sayın @eankara

Arif Sağ’ın 1982 tarihli Şan Tiyatrosu Konseri’nin kasetini dinledikten sonra “Bu şekilde bağlama çalmayı öğrenmeliyim” diyerek bir bağlama almıştım. O dönemde, bu kaseti dinleyen birkaç arkadaşım da “kısa saplı bağlama” almıştı. O tarihten beri bağlamayı bırakmadım.

Konser kasetinden sonra 7 albümden oluşan meşhur Muhabbet serisi gelmişti: Arif Sağ, Musa Eroğlu, Muhlis Akarsu ve Yavuz top. Halk müziğinin en popüler olduğu zamandı, dersem sanırım abartmış olmam.

1993 yılı 2 Temmuz’unda insanlık tarihinin en acımasız katliamlarından biri gerçekleşti. Türkülerimizin en önemli isimlerinden Nesimi Çimen ve Muhlis Akarsu katledildi. Bu katliamdan Arif Sağ’ın kurtulabilmesinden mutlu olduk. Muhabbet’in en farklı icracı ve yorumcusu diyebileceğim Yavuz Top’u da geçtiğimiz yıl kaybettik. Geriye Türkü Dede’miz Musa Eroğlu kaldı.

Yukarıdaki ''bu tür sanatçılarımıza gereken değeri verelim'' ifadenize katılıyorum. Müzikle ilgili olarak bir ölçütüm var. Arif Sağ veya başka bir müzisyenin eserleri, yıllar sonra bile birçok icracı/yorumcu tarafından seslendiriliyorsa: o, zamana karşı savaşı kazanmış, değeri bilinmiş ve kalıcı bir sanatçıdır. Muhabbetin usta yorumcularının birçok eseri, bugün pop müzikçiler dahil pek çok müzisyen tarafından seslendirilmektedir.

Arif Sağ’ın Şan Tiyatrosu Konseri ile ilgili olarak bir not eklemek istiyorum. Bu konserin sunuculuğunu Cemile Kutgün yaptı. Cemile Kutgün’ün tanıtma ve sunumu yaklaşık olarak 9 dakika sürüyor. Herhangi bir müzik/konser kasetinde bu uzunlukta bir tanıtım var mıdır, bilmiyorum. Sanırım, bir rekor kırılmıştır.

Değerlendirme ve yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum.
 
Üst