"5 Soruda" Bilim

funghu

Kıdemli Üye
13 Şub 2021
881
12,335
İstanbul
"5 Soruda" Bilim
Yüzümüz bilime dönmüşken, kalın ama pekâlâ okunabilir: "Fazla Kültür Göz Çıkarmaz"

"Amerikan cehaleti"ne çare aranıyor: Judy Jones ve William Wilson da bir kitap hazırlamış: "Fazla KültürGöz Çıkarmaz." Bilimi popülarize etmeyi, uyandırılacak merakla bilimin derin koridorlarına kapı açmayı amaçlayan kitap 12 yıldır kitap listelerininbaşında. Boyner Yayınları'nın yakın zamanda Türkçe'de yayımladığı kitap, bilime bu kadar düştüğümüz günlerde bakalımbizde de aynı etkiyi yaratacak mı...

Türkiye'nin üçte birlik nüfusunun yaşadığı topraklar zangır zangır sallandı ve deprem on binlerce insanı yuttu... Geride kalanlarise, belki de ilk kez böyle keskin bir virajla yüzünü bilime döndü. Bilimadamlarına kulak kesildik, sorularımızla telefonları kilitledik, yalvardık, teşekkürettik...

Tozlanmış kitaplarımızı da açtık mı, kitapçı önlerinde kuyruk olduk mu bilmem ama, bilimadamlarının bildiklerinin, kitaplardayazdıklarının canımızı bu kadar ilgilendirdiğini herhalde ilk kez bu kadar derin bir acıyla anladık.

Boyner Holding Yayınları arasından çıkan irice bir tuğla görünümündeki kitap bu sırada dikkatimizi çekti: "Fazla kültürgöz çıkarmaz."Kitabın yazarları Judy Jones ve William Wilson adlı iki Amerikalı. Ama kalabalık bir bilimadamı ve düşünür grubunun katkılarıylahazırlanmış. "Bu kitabın ilk kez yayımlandığı 1987 ilkbaharında okuryazarlık sorunu gündemdeydi. Daha doğrusu, tartışılan şey okuryazarlığınkendisi değildi; neredeyse tanıdığımız herkes 'lie' ve 'lay' gibi okunuşu yakın, ama anlamı farklı sözcükleri hâlâ yanlış kullanıyorve 'Kayıp zamanın peşinde' adlı kitabın ilk yüz sayfasının ötesine hiç geçmemeye razı gelmiş görünüyordu." Böyle yazıyorlarkitabın önsözünde ve kitabı da bu duruma bir nebze çare olsun diye yayımlamışlar.

Sonuç: Kitap bir anda, yazarlarını da şaşırtan bir hızla "en çok satan kitaplar" listesine girmiş ve kısazamanda da en azından ABD için bir klasik haline gelmiş: Sanat tarihi, edebiyat, müzik, sinema, felsefe, psikoloji, din, bilim, iktisat, dünya tarihi, siyaset bilimi başlıkları altındaon bin yıllık dünya kültür tarihinin birikimini mizahi ve anlaşılır bir dille aktarıyor.

Türkiye'de okuma yazma bilen herkesin birbirini ve kendini cahil bulduğu bugünlerde, okuduğunuz birbirinden ilginç konuları çevrenizdekileresatmak da mümkün. Hemen farklı bir konum edinebilirsiniz; artık karakterinize kalmış...İşte kitabın bilim bölümünden, cevabını mutlaka merak edeceğinizbirkaç soru...

* Galilei, eğik Pisa Kulesi'nden aşağı bir çift kurşun ağırlık atmakla gerçekten de herhangi bir şeyi kanıtladımı?

- Öykü ilk kez, Galilei'nin son öğrencisi Vincenzo Viviani tarafından anlatıldı. Viviani, Galilei'nin Pisa Üniversitesi'ninbütün öğretim üyelerinden ve öğrencilerinden oluşan bir izleyici topluluğu önünde ağırlıkları attığını söylemişti. EğerGalilei gerçekten bunu yaparak Aristoteles mekaniğinin gerçekdışı olduğunu gösterdiyse, üniversite kayıtlarında, mektuplarda ya da anılarda niçin bununtek bir izi bile yok? Modern bilimin sorduğu soru budur... Ama eğer Galilei hakkında hatırlanacak tek bir şey bilmek istiyorsanız, onun problemlere matematiksel olarak, ölçümyoluyla yaklaşan ilk bilimci - felsefeci - ve ayrıca renk, tat, koku gibi ölçülemediğine inandığı şeyleri düşününce tüyleri diken diken olan ilkkişi - olduğunu hatırlayın

* Newton elmanın ağaçtan düşmesini gerçekten izledi mi? Eğer izlediyse, bundan kime ne? (Yok izlemediyse, bundan kimene?)

- Mesele, Newton'a evrensel kütle çekimi yasası için ilham veren şeyin o düşen elma olup olmadığıdırve bu hikayeyi yayan, onu Newton'un yeğeni Catherine Barton'dan dinleyen Voltaire'dir. Newton hakkında ayrıntılı yazılar yazmış olan Voltaire, aslında yaşlımatematikçi - fizikçiyle görüşmeyi hiç başaramamıştı, ama sarayın basın odasında görevlendirilen bütün iyi gazeteciler gibi, Newton'ınbekleme odasında dolaşarak ve garip anekdotlar derleyerek bir sürü zaman harcamıştı. Elma öyküsü muhtemelen yanlış; o elma da Havva'nın Adem'e verdiğielmayla, Giyom Tel'in oğlunun başı üzerindeyken vurduğu elmayla ve savaş tanrısı Eris'in, üzerine "en güzeline" diye yazarak Hera, Afrodit ve Athena'nınönüne fırlattığı elmayla aynı sepettendir. Öte yandan, Newton'ın elmayı düşerken izleyip izlemediğinin ne önemi olabilir? Newton dışındabir sürü insan elmaların düşüşünü izledi, ama evrensel kütleçekimi yasasını onlar fark edemedi.

* Evrim teorisini ilk bulan kimdi, Darwin mi yoksa şu Alfred Russel Wallace mı? Ayrıca, aydın ve çağdaş bir kişi,zavallı Vilified Lamarck hakkında ne düşünmeli?

- Aslında iki doğabilimcisi arasındaki mesele, teorinin önce kimin tarafından bulunduğu değil, sahibinin kim olduğuydu... Eğer iki bilimci de centilmencebir tutum sergileyerek bilimi onurlandırmasalardı, bu durum bir hukuk davasının konusu olacaktı. Ama onlar birbirlerini övdüler. Zavallı Jean Baptiste Pierre Antoine de Monet'e,de Lamarck şövalyesine gelince, yüksek dallardaki yapraklara ulaşmak için sık sık boynunu uzatan her hayvanın er geç zürafa haline geleceği ve kazanılmışbir özellik olan uzun boyunluluğu kendinden sonraki kuşaklara geçireceği şeklindeki komik düşünceleriyle hatırlanması pek yazık! Aslında Lamarck, yalnızcaevrim düşüncesini entelektüel ortama taşımakla kalmamış, omurgalı ve omurgasız hayvanlar sınıflandırmasını yapmış ve biyolojiyi 19. yüzyıl başlarının cafcaflı sözlerinden biri halinegetirmiştir.

* Haydi doğru söyle, Lobaçevski, ceketine tebeşir tozu bulaşan yegane en büyük matematikçi miydi?

- Lubaçevski'yi büyük matematikçi vb şeklinde adlandırma konusunda yalnızca tek bir sorun vardır. Carl Gauss, Öklitçi olmayan geometriyidaha önce bulmuş ve geometrinin ya da uzay teorisinin artık aritmetik düzeyinde olmadığı, aritmetiğin zihin ürünü, geometrinin ise deneysel olduğu sonucuna varmıştı.Gerçekten de bir çok kişi size, sadece Gauss'un değil, matematiği bulmuş olan Newton'ın ve onu bulmaya çok yaklaşmış olan Arşimet'in de büyükmatematikçiler olduğunu söyleyecektir. Ama Arşimet ceketine tebeşir tozu bulaşma sınavından geçemez, zira tebeşirle değil, kumla, külle ve arada sırada dazeytinyağıyla çalışıyordu.

* Bilim uğruna ölmeye değer mi?

- Bu güzel bir soru; yanıtı da, kanıtları kesin olmasa da, muhtemelen hayır. Hayat tatlıdır ve gerçekler enindesonunda ortaya çıkar. Zamanı gelmiş iyi bir düşünceyi kimse yok edemez, vb. Ama böyle de olsa, eldeki bulgular, ortalama bir din adamının, iyi bir fikri olan bir bilimciyiyakalamaktan (özellikle bu fikir herkesin anlayabileceği bir şekilde açıklanmışsa) ve bu fikrin yaşamına, hatta daha iyisi bilimcinin yaşamına son vermekten gerçektenhoşlandığını gösteriyor.../
AKTÜEL (Tarih: 1999 veya 2000 olabilir)​

 
Üst