Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
3. sayfada Tonguç'un karikatür var. "Unutulmuş Eşya" lar var. Bu unutulmuşlar arasında "İnsan Hakları" da bulunuyor. O gün bu gündür "insan hakları" unutulmuş eşyalar arasındadır.
"Fakat o, asıl kendi rekorunu kırmağa çalışan bir atlet hızıyla koşarken ansızın bir atlet hızıyla koşarken ansızın düşüverdi! Reşat Nuri ile 1916 da tanışmıştık. Demek, tam kırk yıllık dostmuşuz. Bu sıcak dostluk, hiç soğumadan daima içimi ısıttı ve bu ışıklı zeka, hiç kararmadan, senelerce Akbaba sahiflerini aydınlattı : Ağustos Böceği, Ateş Böceği imzalı bütün yazılar onundur.
Kalem sağ elimde, çenem sol avucumda, düşünüyorum : Ömer Seyfeddin, Ahmet Haşım, Enis Behiç, Mithat Cemal, Reşat Nuri.. Aman yarabbi, artık toprağın altındaki dostlar üstündekilerden çok! Ne söyliyeyim?.. Çalı Kuşunun , Akşam Güneşi'nin sahifelerine dökülen gözyaşları, nur olup kabrine yağsın!"
Bu satırların yazarı Yusuf Ziya Ortaç.
Vargı : çocukken , gençken okurduk ; "eğer öbür dünyadaki arkadaşların bu dünyadakinden çoğalmaya başlamışsa yaşlanmışsın demektir." Yaşlı biri olarak bu sözün haklı olduğunu biliyorum. Ve şunu diliyorum : Ölüm yaşa göre olsun , önce doğan önce ölsün... Bir yaşlı olarak bu en samimi dileğimdir...