1956-AKBABA-sayı-246 ( 29 Kasım 1956 )

dedo11

Onursal Üye
8 Nis 2013
2,354
6,965


Sayın murtaza5 ;

"Büyük şairimiz Abdülhak Hamidin dedesi Hekimbaşı Abdülhak Molla, eczahanesinin duvarına şu zarif mısraı yazıp asmış :

Ne ararsan bulunur derde devadan gayri!..

Akşam, aradığım bir ilacı bulamamanın küskünlüğü içinde eve dönerken, dilimin ucuna bu mısra geliverdi.
...........

İlaç yok... yok... yok... yooook!.."

Bu satırlar Yusuf Ziya Ortaç'ın "Yok mu?" başlıklı yazısından...
Vargı : Yıllardır en basit grip aşısını zamanında bulamıyorum. Yıllardır zatüre aşısını bulamıyorum. Elbetteki aşılarımı olamıyorum...



"Bazı kelimeler var, Türkçesini söylemeyi kabalık sayıyoruz. Sorarsanız, Türkü de Türkçülüğü de kimseye bırakmazlar. Ama kendi ana dilini beğenmeyenlere ne demeli?

Örneğin ölüm ilanlarında, şuna Türkçe "öldü" diyemiyorlar. "Öldü" derlerse, Türkçe olduğu için kaba düşüyor, "irtihal eyledi" deyince kibarlayıyor, inceliyorlar. Gömüldü" denirse saygısızlık oluyor, "defnedildi" deyince saygılı oluyor. Ben bu inceliği, kibarlığı bir türlü anlayamıyorum. Ben inşallah irtihal etmeyeceğim, öleceğim. Beni defnetmiyecekler, gömecekler.
.......
-- Baba, Almanca bir kelime var, anlamını bilmiyorum, dedi.
-- Nedir? diye sordum.
-- Lebi der ya...
Güldüm :
-- Almanca değil, acemce dedim.
-- Neresi, nerede bu Lebi derya? dedi.
Çocuk "leb-i derya" yı bir memleket sanmış.Bu kelime, bir yalının satış ilanında geçiyordu. Şuna "Deniz kıyısında" deseler, sanki yalının değeri azalacak.
Biraz sonra da :
-- Baba! dedi oğlum, bak sakat atçılar cemiyet kurmuşlar.
-- Sakat atçılar mı? O da ne?
Elinden gazeteyi aldım, baktım. Yine bir ilandı. "Sakatçılar Cemiyetinden" diye yazılmış. Oğlum "Sakatat" gibi uydurma Arapçayı "sakat at" anlamış. Haksız mı?
..........
-- İhtiyar darbuka kim baba? Tanıyor musun?
Bunu hiç anlıyamadım. Bir kaç kere tekrarladı. Bir yaşlı darbukacı filan sandım.
-- Oku bakayım şunu gazeteden, dedim.
Oğlum okumay başladı :
-- .... müfettişliğinden emekli Hasan Dalatıl ihtiyar darbuka eylemiştir."
Gülmemek elde mi? "irtihal-i dar-ı beka" yı oğlum öyle bir ağızla söylüyor ki ben "ihtiyar darbuka" anlıyorum. En kalabalık bir zamanında köprü başında durun, gelen geçeni çevirip :
-- "İrtihal-i dar-ı beka" ne demektir? diye sorun. Bakalım bu Osmanlı bilmecesini binde bir kişi çözebilecek mi?
İkide bir de :
-- Bizde aşağılık duygusu var... Kendimizi başkalarından aşağı görüyoruz! der dururuz.

Kendi öz dilini, ana dilini aşağı görmek kadar aşağılık bir "AŞAĞILIK DUYGUSU" var mıdır? Burası ne Osmanlı Cumhuriyeti, ne Türkiye Sultanlığı... Burada insanlar yaşar da, ölür de. Ama "ihtiyar darbuka" eylemez."

4. pdf sayfasındaki "İHTIYAR DARBUKA" başlıklı yazıdan...

Vargı : Hep düşünürüm şu soyut sanılan ama aslında soyut olmayan "MİLLİYETÇİLİK" kelimesini ne zannediyor ben "milliyetçiyim" diyenler acaba? Biz solda olanlar ise kendimize "Yurtsever" deriz. Uzatmayacağım sorular halinde listeleyeceğim :

-- Siz kendine milliyetçi diyen kardeşlerim ; bu ülkenin dağları , ormanları , ağaçları , madenleri , denizleri ,.... bu yurdun bir parçası değil mi? Peki parçası ise yurdun bir parçası bile olsa onu savunmak milliyetçilik değil mi? Peki siz milliyetçi kardeşlerim hayatınızda hangi zaman bunları savundunuz? Sizi bunları savunanların yanında ben hiç görmedim... Ağacına sarılan yaşlı ninelerimizin yanında da göremedim. Yabancı sermayelere peşkeş çekilirken neredesiniz yurt sadece yer üstünden mi oluşur? Yeraltı da o ülkenin parçası değil mi? Evet se neredesiniz?
-- Siz kendine milliyetçi diyen kardeşlerim ; siz hiç bir çinlinin , japonun başka dili kendi diline tercih ettiğini gördünüz mü? Onlar doğulu derseniz alın Alman'ı onlar hiç kendi sözcüklerini atıp yerine başka ülkenin sözcüklerini kullanmayı savunduğunu gördünüz mü? Bunu ben sorunca almalar "Biz vatan haini miyiz?" demişlerdi. Düşünün vatan hainliği sayıyorlar... Peki kardeşlerim siz niye öz diliniz yerine arapça , farsça kelimeleri savunuyorsunuz? Bu milliyetçiliğe yakışır mı?
Ne diyordu ünlü şairimiz (ozanımız) Fazıl Hüsnü Dağlarca : "Türkçem, benim ses bayrağım..." Neymiş ? Türkçe o ülkenin (vatanın-yurdun-milletin) SES BAYRAĞIDIR. Bayrağı yere düşürmek bize yakışmaz....
-- Siz kendine milliyetçi diyen kardeşlerim ; Elbette ki biz yurdumuzda (ülkemizde) yaşayan tüm etnik kökenlilerle , dini kökenlilerle kardeşiz (aynı yurdun yurttaşıyız) ancak bunlardan biri hatta bu birileri Türkler bile olsa ırkçılığı (etnik kökeni bölücülük amacı ile kullanırsa) kullanıp silaha sarılıp dağa çıksa bu devletin polisini , askerini , sivil insanlarını hatta bebekleri bile kurşunlasa öldürse bunlar da 50 000 kişiyi öldürse , mali olarak da yaklaşık 400-500 milyar dolara mal olsa. Bu örgütün liderine siz "ÖNDER" der misiniz? Yetmez "KURKUCU ÖNDER" der misiniz? "ONA STATÜ VERELİM" dermişiniz? Diyeni alkışlar mısınız? İp atılınca da alkışlarsanız , bunları derken de alkışlarsanız?
Gelin o zaman şu "MİLLİYETÇİ" sözcüğünü yeniden inceleyelim...

Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim...


*** Sevgili dostlar bu yazdıklarım "siyaset" diye yaftalama kolaycılığına lütfen kaçmayınız. Bu yazdıklarım bal gibi dilbilim, yurtseverlik , milliyetçilik konusunda incelemedir. Bu böyle biline...


 
Üst