Tanzimattan Cumhuriyete Kadar Türk Karikatüründe Felsefe (Talia Kundakçı)

cagan73

Onursal Üye
17 Kas 2013
544
10,007
Bütün sanalların felsefe zeminleri vardır. İnsanların ve toplumların seçtikleri yaşam biçimlerinin aslında bir kültür zemininde yükseldiği gibi. Sanat dediğimiz, Gombrich’in deyişiyle aslında “sanatçılar” olgusu, işte bu kültür zeminlerini irdeleyenler ve sorgulayanlardır. Bu, oldukça zorlu bir iştir. Yaşanmış ve yaşanmakta olan kültür ve kültürlerin, toplum ve toplumların sürekli devinimlerinin enstantanelerde yakalanmış olması sanatçıyı sonuca götürmez. Enstantene, geçmiş ve gelecekle, başka zeminlerle diyalektik bir ilişkiyi görebilmek zorundadır. Sanal eserinin bütün sorunu bu diyalektik ilişkiyi kavramaktır. Karikatür, bunu en keskin, en yalın anlatım tarzıyla yapar. Karikatürde bu ilişki, görünenin çok ardında değil, ama hemen kendisinde, çizgisinde bulunmakladır. Bu nedenle, karikatürdeki düşünce, örneğin, resimdeki düşünceye göre daha canlı, dinamik, geçmişi de kucaklayan, “şimdi’yi yaşayan düşüncedir. Karikatür “şimdi’yi farkeden okuruyla hemen kaynaşacaktır. Ancak bir şartla: Okur, “şimdi’nin ardında ki anlam birikimini de anlamak zorundadır. Demek oluyor ki; karikatürün düşünce boyutu esas boyutudur. Bu düşünce düz değil; muhakkak çelişki ya da çelişkiler niteliklidir.

Sanatçı, çelişkilerden rahatsız olur. Ünlü İspanyol Karikatürcü Vasquez Solanın dediği gibi; “Karikatür, Allah Kahretsin! Demenin en kibar yoludur.” Bu nedenle, karikatüre tepki sanatı demek çok doğru olur. Evrensel doğrulara, insanlık doğrularına ters düşen herşey sanatçıyı çileden çıkarır. Gördüğü çelişkilere saldırmak, onları çürütebilmek için toparladığı evrensel doğruları silahıdır. Düşüncelerini ve düşüncelerinde yoğurduğu aşağılayıcı alaylarını çizgilere devrederek karikatürünü savaşçı yapmaktadır. Aziz Nesin, karikatürü, “yumruk yiyip karşılık veremeyen güçsüz insanın silahı” olarak yorumlamıştır.

Felsefe “dünyayı ve insanı bilme” demek olunca; elde edilen bilginin insanı ve toplumu değiştirme, geliştirme amacıyla kullanılabileceği sonucu açıktır. Bu durumda felsefe; yaşayan toplumun yaşadığı zaman diliminde çıkar ve zararlarını, çelişkilerini belirlemek, düşünceler üretme sürecidir. Farklı sınıfları içinde barındıran toplumlarda farklı felsefe öğretilerini bulmamız doğaldır. Egemen ya da iktidardaki sınıf, kendi gücünü sürekli kılacak düşünce dizgelerini öğreti olarak benimseyecektir. Felsefe, bu bağlamda her sınıfın kendi mücadelesini vermek için başvurduğu, çıkarlarını sürekli kılmak ya da halklarını elde etmek için hizmetine aldığı bir silahtır. Bütün sanat dalları da, var olanı sorgulamak bakımından felsefeyle ilişkilidir. Karikatürü abartmadan, diğerlerine göre çok özel yapmamaya özen göstersem de; karikatür bu sorgulama işini çok açık, çok net, dolaysız başarmaktadır. En sonunda “Şaka yaptım” diyebileceği güldürme-gülümsetme gibi sözde amacını avantaj olarak kullanmaktadır.

Yöneten ve yönetilenler, güçlüler ve güçsüzler, karşıtlıklar ve elbette ki yaşam var oldukça felsefe de, karikatür de sorgulamaktan vazgeçmeyeceklerdir.
(Sonsözden)


Konu eserin tanıtımını yapmak için muhafaza edilmektedir. Bağlantı linki bulunmamaktadır.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Üst