Seben

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,772
NeverLand
seben.jpg


Karadeniz Bölgesi'nin Batı Karadeniz Bölümü'nde, Bolu İli'ne bağlı bir işçe olan Seben, doğusunda Kıbrıscık, batısında Mudurnu, kuzeyinde Bolu, güneyin de ise Nallıhan ilçeleri ile çevrilidir. İlin güney kesiminde yer alan toprakları oldukça yüksek ve engebelidir. Bu toprakları Köroğlu Dağları engebelendirir. Doğal bitki örtüsü açısından zengin olan dağlarda göknar, karaçam ve sarı çamlardan oluşan ormanları vardır. Dağların yüksek kesimlerinde yer alan düzlüklerden başlıcaları Kızık ve Gerenözü yaylalarıdır. İlçe topraklarından kaynaklanan suları Sakarya Irmağının bu yöredeki başlıca kollarından olan Aladağ Çayı toplar. Bu akarsu ilçe sınırları dışında Sarıyar Baraj Gölüne dökülmektedir.

Bolu il merkezine uzaklığı 54 km. olup, denizden yüksekliği 625 m.dir. İlçenin yüzölçümü 665 km2., 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu da 8.871'dir.

İlçenin ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanmaktadır. Aladağ Çayı vadisinin alçak kesimlerinde yaygın olarak meyve üretimi yapılır. Yetiştirilen tarımsal ürünler, buğday, arpa, patates ve şeker pancarıdır. Ayrıca az miktarda armut ve fındık da yetiştirilmektedir. Kızık Yaylasında merinos üretimi yapılmaktadır. Son yıllarda tavuk çiftlikleri de ilçe ekonomisinde yer almıştır.

Seben yöresinin, MÖ.XIII.-VIII.yüzyıllar arasında Friglerin yerleşim yeri olduğu sanılmaktadır. Bu çağları ile ilgili kesin bilgi bulunmamaktadır. Ancak, Solaklar, Musalar, Çeltikdere, Yuva ve Karca köyleri yakınlarındaki kayalara oyulmuş Frigyalılara ait mağara evleri bulunmaktadır. Bunlar da yörede Friglerin egemen olduklarına işaret etmektedir. Daha sonra Romalıların (MÖ.64) ve Bizanslıların egemenliği altında kalmıştır. Yöredeki Pavli Kaplıcalarında yapılan inşaat çalışmalarında ortaya çıkan hamam ve banyo havuzları bulunmuş olup, bunlar Roma dönemine tarihlenmiştir. Ayrıca Çeltikdere Köyü yakınlarında da Bizanslılara ait olduğu sanılan bir kilise kalıntısı bulunmaktadır.

Bizanslılardan sonra yöreye Selçuklular egemen olmuş, 1324'te Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1894 yılında Bolu yöresinde incelemeler yapan ve bölgeye ait bir harita çizen Vitalciuret, bugünkü kaplıcaların olduğu yerde bir şehir olduğunu belirtmektedir. O tarihlerde yaşanan deprem sonrası ilçe yerle bir olmuş, halkıda çevre yerleşim alanlarına dağılmıştır. Bazı eski tapularda ilçe adı Pavlu diye yazmaktadır. Eski Bolu salnamelerinde Pavli ilçesinden toplanan vergilerin dökümüne rastlanmaktadır.

Seben, Mudurnu’ya bağlıyken, 1911 yılında Çarşamba adıyla nahiye olmuştur. 1946 yılında “Seben” adını alarak ilçe olmuştur. Bu gün ilçeye bağlı 2 Mahalle ile 29 köyü vardır. İlçe ismini kuzeyde bulunan Seben Dağlarından almıştır. Seben; yüce dağ, ulu dağ anlamına gelmektedir.

İlçede bulunan başlıca tarihi yapılar arasında; Çeltikdere Kilisesi, Kaya Evleri ve Bağlum (Kesenözü) Kaplıcası bulunmaktadır.

Bağlum (Kesenözü) Kaplıcası

Seben ilçesinin 14 km. güneyinde Kesenözü Köyü yakınındaki bir vadi içerisinde bulunan Bağlum Kaplıcası, aynı zamanda Pavlu Kaplıcaları olarak tanınmaktadır. MTA’nın yapmış olduğu araştırmada beş değişik kaynağın su sıcaklıklarının 26, 60, 68, 74 ve 78 0C olduğu belirlenmiştir.

Bu kaplıcanın suları sodyum bikarbonatlı sular grubuna girmektedir. Mide, safra kesesi, çocuk felci, solunum ve dolaşım bozukluklarında yararlı olduğu belirlenmiştir.

Bolu Kaya Evleri

Bolu, Seben ilçesinde kayalara oyularak yapılmış bir yerleşim birimi bulunmaktadır. Bu kaya evlerinin en önemlileri Alpagut Köyü, Muslar, Çeltikdere, Karca, Karca, Solaklar, Hoçaş ve Kaşbıyıklar köylerindedir.

Bu kaya evlerinin bazılarında kırmızı boya ile yapılmış haç işaretleri ile karşılaşılmıştır. Bazılarında da şapel, rolik çukurları bulunmuştur. Çeltikdere ‘deki kaya evleri Bizans Kilisesi karşısındadır. Bu buluntulara dayanılarak Seben Kaya evlerinin erken Hıristiyanlık döneminde kullanılmış olduğu sanılmaktadır.

00006184.jpg


Seben Kaya Evleri
Bolu yöresindeki kayalar Frigler tarafından özenle oyulmuş ve ev olarak kullanılmışlardır. Halkın “Gavur Evleri” dediği bu evler, Muslar, Çeltikdere, Yuva, Karca ve Seylik yörelerinde yoğunlaşmıştır. Bunların ne zaman yapıldıkları kesin olarak bilinmemekle beraber MÖ.1200 yıllarında Anadolu’ya yerleşen Friglere ait olduğu sanılmaktadır. Kayalıklar ve iki derin vadi yamaçlarında yer alan bu evler kare planlı olup, düzgün merdiven ve dehlizlerle birbirlerine bağlanmış ve bazı yerlerde 4-5 katlı yapı konumuna getirilmiştir.

solaklarmagara.jpg


Solaklar Kaya Evleri

Muslar’da 100-150’ye yakın kaya evi bulunmaktadır. Buradaki kayalarda yer alan bu evler diğerlerine göre daha basit olup, üst üste veya yan yana ikili ve üçlü odalar halinde sıralanmışlardır. Bazıları kare veya dikdörtgen şeklinde olup, içlerinden bir tanesi diğerlerinden daha geniş ve vadiye hakim konumdadır. Odaların bazılarında yuvarlak ağızlı, içleri sıvalı büyük kuyular, sarnıçlar bulunmaktadır. Bu kuyuların burada yaşayan insanlara ait erzak deposu oldukları sanılmaktadır. Bu evlerin içerisinde nişler, aydınlatma amaçlı kandil ve meşale delikleri ile de karşılaşılmıştır. Ayrıca evlerin büyük çoğunluğu güneye bakarsa da, bazıları güneşten yararlanmak ve ısınmak amacı ile batıya dönük olarak yapılmışlardır. Bu ev gurubunun batısındaki diğerlerinden ayrı olan kaya evinin ibadet amaçlı olarak kullanıldığı sanılmaktadır.

ÇeltikdereKilisesi

Bizans döneminde bugünkü Seben ilçesinin bulunduğu yöre önemli bir merkez konumunda idi. Bunun da nedeni burada bulunan kaplıcalardan kaynaklanmaktadır. Seben’de dağlarla çevrili bir yamaca kurulmuş olan Çeltikdere Kilisesi yakın tarihlere kadar köy içerisinde olduğundan cami olarak kullanılmıştır. Köyün yer değiştirmesinden sonra bu kilise boşaltılmıştır.

00006083.jpg


Düzgün kesme taş ve tuğladan yapılan bu kilise, Orta Bizans (MS.842-1204) dönemine özgü kapalı Yunan haçı planında, kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Kilisenin batısında narteksi, doğusunda da dışa taşkın üç bölümlü apsidi bulunmaktadır. Kilisenin naosu (ibadet mekanı) 9x13 m. ölçüsündedir. Ancak ortadaki kubbeyi taşıyan dört sütundan hiçbirisi günümüze gelememiştir. Kilise terk edildikten sonra da harap bir konuma gelmiştir.

Çeltikdere Kilisesinin karşısındaki büyük bir kayalığın içerisindeki mağaralar insanların yaşayabileceği bölümlere ayrılmıştır. Bu bölmelerde küçük şapeller oluşturulmuştur. Ayrıca duvarlarında dinsel resimler bulunmaktadır.
 
Üst