Şalpazarı

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
TARİHİ


salpazari.jpg


Şalpazarı ilçesinde yerleşimin çok eski tarihlere dayandığı bilinmektedir. Yörede yaşayan insanlar Oğuzların Üçoklar boyundan olan Çepni’lerdir. Çepni’lerin bu bölgeye Trabzon’un fethinden önce Uzun Hasan zamanında kafileler halinde geldikleri bilinmektedir. Çepni kelimesinin anlamı; Düşmana karşı gözü pek, mazlumlara karşı merhametli, mert,sınır bekçiliği yapan manasına gelmekte olup, yöre insanı bu özelliklerin tümünü taşımaktadır. İlçede yaşayan çepniler; Orta Asya’dan göç ettikten sonra Doğu Anadolu’nun Doğu kesimleri ile İran’a yerleşmiş oldukları,buralarda yaşadıkları sırada yönetime karşı ayaklanma faaliyetlerine karıştıkları bilahare yönetim tarafından çıkarılan bir fermanla Anadolu’ya sürgün edildikleri tarihçilerin yapıtlarından anlaşılmaktadır.Buradan sürgün edilen Çepni Türklerinden 100.000 kadarı Doğu Karadeniz’de Görele, Tirebolu, Şebinkarahisar, Torul, Kürtün ve Ağasar (Şalpazarı) yörelerine yerleşmişlerdir. İlçe Osmanlı döneminde Trabzon Sancağı Görele kazasına bağlı iken 1798 tarihinde çıkarılan bir fermanla Trabzon sancağına bağlı Vakfıhatuniye (Vakfıkebir) kazasına bağlandığı yöre halkının elinde bulunan belgelerden anlaşılmıştır. Şalpazarı İlçesi, 1914 yılında Vakfıkebir kazasına bağlı nahiye haline getirilmiş, 1987 yılında çıkarılan bir kanunla ilçe olmuş ve 02.08.1988 tarihinde teşkilatlanıp fiilen faaliyete geçmiştir.

COĞRAFYASI


salpazari3.jpg


Karadeniz Bölgesi'nde, Trabzon'a 65 km. uzaklıktaki Şalpazarı, Doğu Karadeniz Bölgesinin orta kesiminde yer almaktadır.İlçe merkezi, Asar Deresi ile Köristan Deresinin birleştiği noktada kurulmuştur. Konum itibarıyla Trabzon'un en batısında yer almaktadır. Giresun iline bağlı Ey-nesil ve Görele ilçeleri ile komşudur. Kuzeyinde Beşikdüzü, güneyinde Gümüşhane iline bağlı Kürtün ilçesi ve doğusunda Tonya ile çevrilidir.
Şalpazarı ilçesinin en büyük akarsuyu Ağasar Deresi, Şıhkıram ve Sis Dağı eteklerinden çıkarak Ağasar vadisini boydan boya kat ederken, doğudan ve batıdan köyler arası sınır teşkil eden birçok küçük dereciklerin suyundan alarak kuzeye doğru yoluna devam eder.
ilçe merkezinden büyük kolu olan küçük dere, Fidanbaşı ve Sugören deresi ile birleşir ve Beşikdüzü ilçesinin batısından Karadeniz’e dökülür. Uzunluğu 42 km olup, göz ve sel suları ile oldukça bol su, ülke çapında tanınan ve üzerine Türküler yakılan bir akarsudur. Alaca yaylası ve Gökçeköy’den çıkan Gökçeköy Deresi (Çayırdere, Kovanlı Dere) kolları ile birleşerek Sisdağı’nın batısından Görele topraklarından Karadeniz’e dökülür.ilçenin mesiresi haline gelen ve adını da minarellerinin özelliği itibarıyla acılığından alan ilçe merkezinden 8 km güney yönünde bulunan Ağasar Deresi’nin hemen üzerinde akan Acısu şifa suyu olarak içilmektedir.

Eskiden Vakfıkebir'e bağlı bir bucak iken 1987 yılında ilçe konumuna getirilmiştir. İlçede herhangi bir eser bulunmamaktadır.


HALK OYUNLARI


horon1.jpg
horon2.jpg


HORON: İnsan topluluklarının insanlık tarihi kadar eski, gelenek ve göreneklerinden biri de horondur, insanların karakter yapılarının yaşantı biçimine yansıması ile birden fazla insanların isteği dahilinde birtakım hareketlerin oluşturduğu ahenk biçimidir.

Horon genellikle davul, zurna, kemence veya az da olsa kaval eşliğinde insanların kol kola tutuşarak sağa doğru hareket etmek suretiyle, çalgı aletlerinin ritmine uyularak dizlerin gevşeyip toplanmasıyla oluşturulan kıvrak ve canlık hareketler topluluğu sonucu meydana gelir. "Horon tepme" şeklinde konuşulur. Komutla oynandığı gibi kız (ba*yan) horonlarında komuta bağlı kalınmadanda oynanır.

Yayla şenliklerinde şenlik merkezine doğru gidilirken, tek ayak hareketleriyle ileri doğru canlı fakat az yol alınarak hareket edilir. Erkek insanların büyük bir kısmı, gençlerin ise tamamına yakını kurulan horon halkasına katılır. Figürler genelde birbirine benzemekte olup sıksara, horipsin ve adı konmayan figürler horon tepenin becerisine bağlı olarak uygulanır. Ayak hareketlerine bağlı omuzların titrek hareketlerine özen gösterilir. Erkek horonlarında sıksara oynanırken komutla (genelde çalgıcılar komut eder) kollar yukarı kaldırılır 3-5 dakikada böyle tepildikten (oynandıktan) sonra aşağı alma figürü 3 kez tekrarlanır. Bu figürde dizlerin yere değdirildiği de görülür. Horonlarda topluluğun coşku ve neşeye dayalı esprisi hakimdir. Bu zamanlarda insanların daha coşkulu daha mutlu oldukları Horonun oynandığı yer, bir evin içi, bir tarla, bir yayla çimenide olabilir. İnsanlar arasında kendiliğinden oluşan kurallı ahenkler manzumesidir.

Bölgemizde horonun atik, kıvrak ve çabuk hareketleri, suyun kaynaması hamsinin kıvrak hareketleri insanlarının atik ve çevik olduğunu anımsatır. Kızlı erkekli olduğu gibi sade kız; sade erkeklerce de oynanabilir. Kız ve erkek horonları oynanırken becerikli ve gönüllü kişilerce mahalli türkü eşliğinde de oynanabilir.

Bölgedeki yayla şenliklerinde en çok adını duyurmakla birlikte yöredeki hemen hemen her insan tarafından oynandığı için ekip kurmak suretiyle oynanması fazla ilgi çekmez. Bu bakımdan folklor yarışmalarında fazla adını duyurduğu söylenemez.

Bayanlar, zaten folklorik kıyafet giyen giysilerle erkekler de ise beyaz gömlek üzerine siyah veya lacivert yelek ve pan*tolon beyaz çorap siyah ayakkabı giydikleri bunları tabanca ve köstekli saatle süslenerek oluşan görüntüler hakimdir.

Tura, (Yesir) oyunu: İ lçemizin, Simenli, Sütpınar.Sayvançatak ve Çamlıca köylerinde genellikle dini bayram günleri ile "otçular hafta*sı" şenliklerinde yaylalarda oynandığı başlangıcı belli olmayan "Tura" (Yesir) oyunu oynanmaktadır. Bölgemizde bekar gençlerin birebir konuşmaları uygunsuz kabul edildiğinde bu oyunda evlenecek gençlerin birbirlerini daha iyi tanıma sonucu evlenme ile sonuçlandığı da görülür.Oyun oynanacak yerde olanlar ikiye ayrılırlar. Bu ikiye ayrılmayı A ve B kalesi olarak da adlandırırız, ikiye ayrıl*manın eşit olmasına dikkat ederlerse de bile bir tarafa iki-üç kişinin fazla olması herhangi bir yanlışlık sayılmaz ve oyun oynanır.

-A- kalesinden çıkan bir kişi oyun alanına doğru ilerler. Bunu -B- kalesinden çıkan bir kişi vurur (yani elle temas eder), vurulan kişi -B- kalesine geçer. Vurulmadan geri dönüş yapabilirse yine -A- kalesinin oyuncusu olarak oyuna devam eder.

-A- kalesinden çıkan kişiyi -B- kalesinden vurmaya gelen kişi yine -A- kalesindekilerce takip edilir, eğer takip so*nu -B- kalesinden çıkan vurulursa vurulan kişi o zaman -A- kalesinde bekler. Oyun bazen kaleleierin birinde adam sayısının bire-ikiye inmesi ile yeniden taksim olunarak devam eder veya iki, üç kişiye inmesi beklenemez, kaleleie*rin birinde azalma olursa, azalan taraftan birisi çok azaldık gelin yine paylaşalım ve oynayalım der.

Eşit olacak paylaşma yapılır ve oyuna devam edilir. Oyun her iki taraf veya taraflardan birisi çok yorulduklarını ifade ederse sona erer. (Bu oyunlarda bekar kız ve erkekler evlenmek için anlaşmada yaparlar. Sonunda kızı istetir*ler, vermezlerse çok azalmasına rağmen kaçıp alma ile evlenme olayları olmuştur.

Oyun esnasında kalesinden çıkanı vurmaya gelen olmazsa, kalesinden çıkan kişi karşı tarafı tahrik etmek için vursanıza gibi sözcüklerde söyler (var mı vuracak gibi).
 
Üst