Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Elazığ İli’ne bağlı bir ilçe olan Palu, doğuda Bingöl ili, Genç ilçesi, güneyde Arıcak ve Alacakaya ilçeleri, batıda Elazığ il merkezi, kuzeyde Kovancılar ilçesi ile çevrilidir.
İlçe arazisi, Murat suyu civarındaki düzlükler ile güneydeki Doğu Torosların silsilesini oluşturan Akdağlardan meydana gelir. İlçe topraklarının kuzeyini Gökdere Dağı, doğusunu Karaboğa Dağları, güneyini de Akdağ (2.500 m.) engebelendirir.
Elazığ’ın doğu kesiminde yer alan ve çevresi dağlarla çevrilmiş olan ilçe topraklarının ortası çukurluktur. Bu çukur alanda Murat Irmağının taşıdığı alüvyonlarla oluşan Palu ovası yer almakta olup, ilçenin başlıca tarım alanıdır. Bu toprakların sularını Murat Irmağı toplar. Akdağ’ın güney yamaçlarından kaynaklanan küçük akarsular ilçe sınırları dışında Dicle Irmağına katılır. Keban Baraj Gölünün doğu bölümü ilçe sınırları içerisindedir. İlçe kırık fay hattında bulunduğundan 1.derece deprem kuşağında yer almaktadır.
İl merkezine 76 km. uzaklıktaki ilçenin denizden yüksekliği 850 m. olup, yüzölçümü 722 km2, toplam nüfusu ise 32.761’dir.
Palu, karasal iklim bölgesinde olup, yıllık sıcaklık ortalaması 13 derece dolayındadır. Yağışlar genellikle İlkbahar ve Sonbahar aylarında görülür. Keban baraj gölünün yapılmasından sonra Palu ve çevresinde iklim biraz daha yumuşamıştır.
İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler; buğday, şeker pancarı, üzüm, soğan ve arpadır. Sulanabilen kesimlerde yoğun biçimde sebzecilik yapılmaktadır. Az miktarda elma, baklagiller, kayısı, patates, darı ve pamuk da yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmaktadır. Kırsal kesimlerde Arıcılık, Ovadaki köylerde ise tavukçuluk gelişmektedir.
Tarihi milattan önceki yıllara dayanır. Bölgede bilinen en eski kavimler Hurriler, Hititler ve Urartulardır. Özellikle Tuşba (bugünkü Van) şehri olan Uratula'nde Urartu Kralı Menaus'a ait taş kitabe vardır. Bu kitabeden Palu'ya Sebitaruas, Harput çevresinine de Surani adı verildiği öğrenilmektedir.
Sophene Krallığının başkentliğini yapan Palu, Zazalarin yerleşim yerlerinden bir tanesidir. Sophene Krallığından MÖ. 300 yıllarda yazılmış olan ve halen İranın kuzeyinde bulunan Darius kitabelerinde bahsedilmektedir. Darius, Elazığ ve Tunceli bölgesinde ikamet eden halka Zazana olarak hitap etmiştir. Sophene krallığından kalma en önemli eser Palunun örencik köyü yakınlarındaki Şemşat kalesidir.
Urartular'dan sonra bölgeye hakim olan Soa ait Arsanosta şehrinin kalıntıları ilçenin Örencik köyü yakınlarında bulunmuştur. Palu daha sonra sirasiyla Roma, Bizans, Arap ve tekrar Bizans egemenlikleri altında kalmıştır.
1071 Malazgirt Savaşı ile bölge Selçuklu hakimiyetine gecmiştir. Selçuklu devletinin yıkılmasından sonra Anadolu Snde gördüğümüz Palu, daha sonra Osmanlı hakimiyeti altına girmiş ve bu dönemde Kuzey-güney hattı üzerinde önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Yavuz Sultan Selim, Doğu (Çaldıran) seferi dönüşünde Palu bölgesini komutanlarından Karacimşit Bey emrine tımar olarak vermiştir.
Palu, 1921 yılına kadar Diyarbakır iline bağlı Ergani Maden sancağının bir kazası olarak idare edilmiştir. 1927 yılında ise Palu Elazığ'a bağlanmıştır. Palu, Egil, Kocaköy, Bingöl ile Genç ve Licenin bir kısmının ayrılmasıyla küçülme sürecine girmiştir. 1948 yılına kadar 360 küsür köyü kalan Palu; Karakoçan ve Sivan (Servi)'nın ayrılması ve köylerinin bazılarının Bingöl merkeze bağlanması ile bu süreç devam etmiştir. 150'ye yakın köyü kalan Palu; nihayet 1988 yılında Kovancılar, Arıcak ve Alacakaya'nın ilçe olması ile Palu'nun köy sayısı 36'ya düşmüştür.
İlçenin gezilip görülebilir yerleri arasında Palu Kalesi, Eski Hamam, Kilise, Urartu Kralı Menaus'a ait taş kitabe, Cemşitbey Camii ve türbesi, Dükkanönü Camii, Küçük Camii, Ulu Camii, Alacalı Mescid ve Tarihi Palu köprüsü sayılabilir.
Palu Cumhuriyetin ilanına kadar Diyarbakır iline bağlı Ergani-Maden sancağının bir livası(İlçesi) olarak idari taksimatta yer almıştır.
Palu Kalesi
Elazığ ili Eski Palu yerleşiminde Murat nehri'nin kuzeyindeki alanda kayalık bir kütle üzerinde oluşturulan kale yapısı, mevcut sur duvar izleri ölçeğinde kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda gelişmiş, Güney ve doğu eteklerinde Murat suyu ile kuşatılmış, yalnız Palu, Kovancılar, Karakoçan alanını değil aynı zamanda Murat Nehri'nin doğu ve batı geçtiği noktaları da denetim altında bulunduran hakim bir konuma sahiptir. Kuzey ve batıdan da sarp kayalıklarla korunmuş ve dünyada bir eşi olmayan bu doğal korunaklı tüm çevreye hakim ve görkemli konumuyla Urartular'ın yerleşim geleneğindeki tüm koşulları taşıyarak bu yönüyle başı çekmektedir. Batı yönünden yapıldığı öngörülen girişten itibaren, kuzeydoğuya doğru dikleşerek devam eden ve çeşitli kırılmalarla kayalık alanın zirvesine ulaşan sur duvarları, kesintilerle birlikte doğuya doğru devam edip, tapografik koşullarla birlikte önce güneye hemen devamında güneybatıya doğru devam eder. Sur duvarlarının en büyük kesintisini oluşturan bu bölümün devamında, sur duvarları güneydoğu köşede tekrar yakalanır. Bu noktada sert bir kırılma ile kuzeydoğuya dönen surlar, yine çeşitli kırılmalar ile birlikte, doğu eksendeki olası kapı girişine ulaşır.
Palu Kalesi'nin içinde yer alan kimi mekanlar ve diğer buluntular, en az kale kadar ilginç ve önemlidir. Bu buluntulardan "Menua Yazıtı" ya da literatürdeki adıyla "Palu Yazıtı", kentin bilinen en eski adı olarak "Şebeteria" adını vermesi bakımından oldukça önem taşır. Her ne kadar Urartular'ın kaleyi ve bölgeyi ele geçirmesi ile birlikte Şebeteria'nın fethedildiği belirtilmekteyse de fethedilen ve Urartu'nun eyaleti olan bu kent adı, Urartu öncesi halkların verdiği isimdir.
Kalede günümüze kadar herhangi bir bilimsel kazı yapılmadığı gibi, kale ile ilgili diğer çalışmalar da çok yeterli ve detaylı değildir.
Palu köprüsü
Elazığ Palu ilçesinde bulunan bu köprünün 1305 yılında yapıldığı sanılmaktadır. Harput Valisi İsmail Hakkı Paşa yöredeki diğer köprüleri onarırken bu köprüyü de onarmıştır.
Murat Suyu üzerindeki bu köprü kesme taştan yapılmış olup 193 m. uzunluğundadır. Sekiz yuvarlak kemerlidir.
Palu Hamamı
Elazığ, Palu ilçesinde bulunan bu hamamı kimin yaptırdığı bilinmemekle beraber kitabesinden 1270 yılında yapıldığı öğrenilmektedir.
Moloz taş ve tuğladan yapılan hamam soyunmalık, sıcaklık ve halvet bölümlerinden meydana gelmiştir. Giriş kapısının görkemli bir görünüşü olup nişlerle çerçeve içerisine alınmıştır. Hamamın ana mekanını büyük bir kubbe örtmektedir. Bunun dışında kalan alanlar küçük kubbelerle örtülmüştür.
Palu Kilisesi
Elazığ Palu ilçesinde bulunan bu kilisenin ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Günümüze harap bir durumda geldiğinden ötürü mimari yapısından da bir bilgi edinilememektedir. Ayrıca kime ithaf edildiği de anlaşılamamıştır.
Kilisenin ibadet mekanı dört büyük kemerin taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür. Apsid bölümü dışarıya doğru çıkıntılı olup, apsid önündeki bölümün üzeri tonozludur. Duvarlarında İncil’den alınmış sahneleri içeren freskler bulunmaktadır.
Cemşit Bey Türbesi
Elazığ, Palu ilçesinde bulunan Cemşit Bey Mescidi’nin yanında bulunmaktadır. Cemşit Bey Yavuz Sultan Selim’in sipahi Beylerindendir.
XV.yüzyıla tarihlendirilen türbe, sekizgen planlı olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Kesme taştan yapılan türbenin son derece güzel bir taş işçiliği vardır. Türbe içerisinde Cemşit Bey ve ailesine ait sekiz mezar bulunmaktadır.
Harput’taki Murat Baba, Nadir Baba ve Üryan Baba türbeleri orijinalliklerini tümü ile yitirmişlerdir.
Merkez Camisi
Elazığ, Palu Merkez Camisi ilçe merkezinde bulunmakta olup ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır.
Dikdörtgen planlı caminin üzeri düz bir damla örtülmüştür. İbadet mekanı birbirlerine kemerlerle bağlanmış sütun ve payelerle üç sahna ayrılmıştır. Mihrabı yeşil tuğla sırla örülmüş olup ilginç bir görünümü vardır. Caminin orijinal minaresinden yalnızca kaide kısmı günümüze gelebilmiştir.
Cemşit Bey Mescit ve Türbesi
Elazığ‘daki Cemşit Bey Mescidi’ni Yavuz Sultan Selim’in Sipahi Beylerinden Cemşid Bey yaptırmıştır. XV.yüzyıl eseri olan bu yapı kare planlı olup üzeri kubbe ile örtülmüştür. Mihrap yöresel taşlardan yapılış olup ilginç bir görünümü vardır.
Mescidin yanındaki türbe sekizgen planlı olup üzeri kubbe ile örtülmüştür. Türbe içerisinde Cemşid Bey ile birlikte sekiz mezar bulunmaktadır. Bu mezarlar da taş işçiliği yönünden oldukça dikkat çekicidir.
Ulu Cami
Elazığ, Palu ilçesinin merkezinde olan Ulu Cami’nin kitabesi günümüze gelememiştir. Bu bakımdan ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber XIV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Ulu Cami dikdörtgen planlı olup mihraba paralel bir sıra paye ile ibadet mekanı iki sahna bölünmüştür. Üzeri düz bir damla örtülmüştür. Caminin en ilginç yönlerinden biri olan mihrabı, beyaz ve siyah taşların alternatif dizilişi ile meydana getirilmiştir. Minberi de Anadolu ağaç işçiliğinin ilginç örneklerindendir.
Camini yanındaki minaresi taş bir kaide üzerine oturtulmuş taştan yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.
Alacalı Mescit
Elazığ Palu ilçesinde bulunan Alacalı Mescidin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.
Kare planlı olan mescidin üzeri piramidal bir çatı ile örtülmüştür. Son cemaat yeri sivri kemerlerle birbirine bağlanmış iki eyvan şeklindedir. Mescidin duvarları siyah ve beyaz taşlardan örülmüştür. Mihrabı mukarnaslıdır.