O Eşşek olabilecek miyiz acaba?

serifengin

Onursal Üye
23 Eki 2009
2,616
6,254
İstanbul-İzmir
Yıl 1943

Genç Mustafa’nın tayini kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne çıkar. Kütüphanede heyecanla okurları bekler; bir gün olur, beş gün olur, gelen giden yok. Etraftakilerle konuşur, herkese anlatır:

“Bakın kütüphane bomboş duruyor, gelin kitap okuyun.”

Gelen giden olmaz. Amirlerine durumu bildirir.

– Kardeşim otur oturduğun yerde, maaşını düzenli alıyor musun, almıyor musun?
– Alıyorum.
– Eee, o zaman ne karıştırıyorsun ortalığı, gelen giden olsa maaşın mı artacak? Başına daha fazla bela alacaksın, o kütüphaneye yıllardır kimse gelmez zaten…

23 yaşındaki genç memur “Ne yapayım, ne yapayım?” diye düşünür durur. Sonunda aklına bir fikir gelir, eşine söyler. Eşi önce “Deli misin?” der, ama kocasının bir şeyler üretme, işe yarama çabasını yakından görünce fikri kabullenir.

O dönem devletteki amirlerinin çıkardığı tüm engellerin tek tek, bin bir güçlükle üstesinden gelir. Bürokratları zorlukla ikna eder ve bir eşek alır. İki tane de sandık yaptırır. İki sandığa, kalınlığına göre 180-200 kitap sığdırır. Sandıkların üstüne “Kitap İare Sandığı” yazar. Kitapları eşeğe yükler ve köy köy gezmeye başlar.

Kütüphaneye de bir yazı asar: “Sadece Pazartesi ve Cuma günleri açıyoruz.”

Köydeki çocuklar şaşırır. Eşeğe bir sürü kitap yüklemiş bir adam, o gariban çocukların küçücük ellerine kitapları verir.

“Çocuklar bunları okuyun, aranızda da değişin. On beş gün sonra aynı gün gelip alacağım. Aman yıpratmayın, diğer köylerdeki arkadaşlarınız da okuyacak” der.

Mustafa artık Ürgüp’teki kütüphanede bir iki gün durmakta, diğer günler eşeği Yüksel’le köy köy gezmektedir.

Köylerdeki çocuklar Eşekli Kütüphaneciyi her seferinde alkışlarla karşılarlar. Kalpleri küt küt atar heyecandan, sevinç içinde yeni kitapları beklerler. Mustafa‘nın ünü etrafa yayılır. Diğer devlet memurları makam odalarında sıcak sıcak oturup iş yapmazken, Mustafa’nın eşeği Yüksel, yediği otu hepsinden fazla hak etmektedir.

Zamanla insanlar kütüphaneye de gelmeye başlar ama Mustafa bakar ki kütüphaneye kadınlar hiç gelmiyor.

Oturur, Zenith ve Singer’e mektup yazar:

“Bana dikiş makinesi yollayın, firmanızın adını kütüphanenin girişine kocaman yazayım“ der. Zenith dokuz tane, Singer bir tane dikiş makinesi yollar (ilk sponsorluk faaliyeti). Salı günlerini “kadınlar günü” yapar. Kumaşı alan kadın kütüphaneye koşar. On makine yetmediği için sıra oluşur. Sırada bekleyen kadınların eline birer kitap verir, beklerken okusunlar diye. Okuma-yazma oranının düşüklüğünü görünce halkevlerine okuma yazma kursları vermeye gider. Halıcılık kursları başlatır, bölgede halıcılığı canlandırır.

Bu arada valilik Mustafa hakkında dava açar, “kendi görev tanımı dışında davranıyor” diye. 50 yaşına gelen Mustafa, baskıyla emekli edilir.

Mustafa Güzelgöz köylüler arasında efsane olur, yıllar geçtikçe köylerdeki çocuklarda okuma aşkı yerleşir. 2005 yılında Mustafa Amca vefat eder. Tüm Kapadokya çok üzülür, aralarında toplanırlar. Ürgüp’e Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykelini dikerler.

10052274665559267748941092747095n.jpg


Lafım kimseye değil ama Türkiye'yi okumuş insanlarla dolduran bu güzide insanlar
kadar olabilmemiz temennisiyle...
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

yeryüzü

Yönetici
3 Eki 2011
17,632
85,449
hiçbiryerde :)

Bu arada valilik Mustafa hakkında dava açar, “kendi görev tanımı dışında davranıyor” diye. 50 yaşına gelen Mustafa, baskıyla emekli edilir.

...

Acı gerçekler işte,şunu hiç unutmamak lazım ki
haklı da olsak doğrular için hep mücadele etmek gerekiyor.

Yalnız Şerif,
hepimiz Mustafa olalım,"eşekli kütüphaneci"
olalım da, o eşşeği anlayamadım :)
 

gandor08

Yönetici
6 Ocak 2013
18,289
146,059
Tüylerim diken diken oldu, ne güzel bir iş yapmış Rahmetli Mustafa Bey, Sevgili Atamızın Köy Projesi varmış ama bir türlü uygulamaya geçilemeyen bir proje, o projenin 100 biri uygulansa idi bugün hatırı sayılır ülkeler arasında olurduk.

Tarih tekerrürden ibarettir, şmdilerde bile köylerimize sahip çıkamıyoruz, bir resmi kurum hayvancılığa teşvik veriyor, diğer başka bir resmi kurum bu hayvanlar olursa köyünüz bundan yararlanamaz diyor, ben anlayamıyorum bazen ve çıldırıyorum.

Mühendisler yetiştiriyoruz, ziraatçiler yetiştiriyoruz ama nafile kuruma gelince masa başında oturtuyoruz, adamlar ülkemizden toprağı tırlarla gemiye gemiden de israile taşıyıp çölde meyva yetiştirip o meyveyi bize satıyorlar. Bizde dikili olan ağaçlarımıza sahip çıkamıyoruz. Yumurtayı sütü yoğurdu marketten alıyoruz.

Nereye gidiyoruz diye çok sorguladım kendimi ama cevap bulamadım?
 

kartal

Onursal Üye
17 Şub 2011
4,327
4,714
O eşek kadar olabilirmiyim bilmem ama o adı geçen vali kadar eşş......eşş..olmam herhalde.
 

Doktor Kim

Aktif Üye
17 Mar 2011
309
14,624
Kütüphaneci Mustafa Bey gibi olmak eşeklik ise ben eşek olmayı can-ı gönülden isterim

O eşekten kasıt kütüphaneciden hesap soran zihniyetin Mustafa Bey'in böyle davranmakla eşeklik ettiğini ve kötü örnek olduğunu düşünmeleridir. Doğal olarak Kütüphaneci Mustafa Bey gibi olmak eşeklik ise ben eşek olmayı can-ı gönülden isterim.
Haa.. Kötü bir iki ayaklı eşek olmaktansa İYİ BİR AMAÇ UĞRUNA dört ayaklı eşek olmayı da kabul edebilirim.
Sevgili dostum böyle güzel bir anektodu bizlerle paylaştığın çok teşekkür ederim.
 

KARAOĞLAN

Onursal Üye
2 Şub 2010
3,008
21,268
Gaziantep
Bu arada valilik Mustafa hakkında dava açar, “kendi görev tanımı dışında davranıyor”diye. 50 yaşına gelen Mustafa, baskıyla emekli edilir.

Aydınlanma döneminin "eşekli kütüphaneci"leri tarih oldu ama 70 yılda bu tip valiler katlanarak çoğaldı.
 
Son düzenleme:

yolbulduran

Onursal Üye
16 Nis 2011
379
1,218
Bütün Dünya dergisinin bu ( 08 / 2013) sayısının, 91-98. sayfalarında Sabriye Aşır tarafından yazılmış, "Sakallı Celal" konusu var.
Orhan Karaveli'nin yazdığı, "Sakallı Celâl, bir 'eski zaman kahramanı" isimli kitaptan alıntılar yapılarak yazılmış sanırım.
Bana bu konudaki Mustafa Bey'i hatırlattı.

Biliyorsunuz, Vizontele Tuba'da da bir konu işlenmişti, Tarık Akan'ın canlandırdığı Güner Çernikli benzer bir çaba içindeydi.
 
Son düzenleme:
Üst