Maçka

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
TARİHÇE


macka.jpg


MÖ. 550'lerde Persler tarafından kurulmuş bir yerleşim alanı olup, Trabzon’un kıyı ile bağlantısı olmayan ilçelerinden birisidir. Büyük İskender döneminde Makedonya egemenliğine girmiş, MÖ. 312'de Pontos Kırallığının, daha sonra Roma İmparatorluğu'nun ve Bizans İmparatorluğu'nun egemenliğinde kalmıştır. Osmanlı topraklarına 1461'de katılan Maçka, 1908 de Kaza durumuna getirilmiştir.

Maçka Vadisindeki yerleşimleri dile getiren ilk yazılı kaynak, Ksenophon'un Anabasis (Onbinlerin Dönüşü) isimli eseridir. Ksenophon’un komuta ettiği askerler Zigana Dağlarını aşıp denize ulaşmak için Maçka Vadisinden geçmiştir. Ksenophon geçtikleri vadideki yerleşmeleri şöyle anlatmaktadır; "Doğuya ulaşan Yunanlılar bol erzak dolu bir çok köyde konakladılar. Bu köylerde onları şaşırtan bir tek şeyle karşılaştılar: Bir çok kovan vardı ve bu kovanlardaki peteklerden bal yiyen insanlar kustular, ishal oldular ve içlerinden hiçbiri ayakta duramıyordu. Oradan iki günde yedi fersenk (yaklaşık 35 km.) açıp deniz kıyısında Yunan şehri olan Trapezus’a ulaştılar”.

Trabzon'un ve Maçka'nın fethinden önce yörede bazı Rum kiliseleri bulunuyordu. Bunlardan bazılarının kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır. Maçka'daki yeni Cami ise 1825 yılında yapılmıştır. Mimari yönden herhangibir özellik taşımamaktadır.

Maçka sözcüğünün Kafkas dillerinden geldiği, sonradan yerli Hıristiyanların ağzında değişik biçimde söylendiği biliniyor. M.Ö. 1040 yıllarında bile önemli bir yerleşme merkezi olan Trabzon'u Erzurum ve Erzincan'da yaşayan insanlara bağlayan bir yayla-köprüsü konumunda olduğu açıktır. Maçka yörelerinde, ilk yerleşme yerlerinin, savunma amacıyla, sürekli tarıma geçilmediğinden beslenme etkisiyle yüksek yerlerde, yaylalarda oluştuğu bellidir.

COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ VE EKONOMİSİ


harita15-yollarb.jpg


Maçka, doğuda Yomra ilçesi ve Gümüşhane ili, güneyinde yine Gümüşhane ili, batısında Tonya ve Düzköy ilçeleri, kuzeyinde de Akçaabat ilçeleri ile çevrilidir. Trabzon ilinin Karadeniz'e kıyısı olmayan iç kesiminde yer alan ilçe topraklarını Zigana (Kalkanlı) Dağları engebelendirir. Bu dağların en yüksek yerini oluşturan Çakırgöl Dağı ilçenin güneydoğusunda Deveboynu Tepesi'nde 3.082 m.ye yükselir. Bu dağlardan kaynaklanan Hamsiköy ve Meryemana dereleri Maçka'da birleştikten sonra Değirmendere adı ile anılır.

Tamamıyla yüksek dağlardan oluşan Maçka arazisi 2000 metreye kadar ormanlarla, daha yükseklerde ise otlaklar ve dağ bitkileri ile kaplıdır. Yayla denilen bu yüksek yerler manzarası, temiz havası ve kaynak suları ile doğal güzellikler yönünden eşsizdir. Zigana geçiti de buradadır.

Maçka, Trabzon - Gümüşhane karayolu üzerinde ve Trabzon'a 29 km uzaklıktadır. Deniz seviyesinden 365 m. yüksekliktedir. Yüzölçümü 1.000 km2 olan ilçenin 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 42.557'dir.

İlçenin ekonomisi tarım, hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında mısır, patates, elma ve fındık gelmektedir. Az miktarda lahana, pancar, fasulye ve buğday yetiştirilir. Hayvansal ürün olarak tereyağı ile ünlüdür. Zengin bir orman varlığı bulunan ilçede orman ürünlerini işleyen atölyeler ve kereste fabrikası vardır.
 

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
Maçka'dan Yetişen Değerler


DR. Cevat Küçük

1926 yılının Haziran ayında Maçka İlçesine bağlı Bakırcılar Köyü’nde dünyaya gelen Cevat KÜÇÜK İlköğretimini Maçka İlkokulunda tamamlar. Ortaokula Trabzon’da başlayan Cevat KÜÇÜK bu eğitimini İstanbul’da Türkiye çapında iftiharlık öğrenciler listesine girme başarısını göstererek tamamlar.
İstanbul Beyoğlu Lisesi’ni de aynı başarı çizgisi ile bitiren KÜÇÜK İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine girer. Tıp Fakültesini bitirdikten sonra, Tabip Asteğmen rutbesiyle Amasya’da 1953-1955 yılları arasında vatani görevini yerine getiren Sayın KÜÇÜK, 1962 yılına kadar, Sürmene Hükümet Tabibi sıfatıyla hekimlik mesleğini sürdürdü. 1962-1969 yılları arasında serbest hekim olarak çalışan Sayın KÜÇÜK, siyasete atılır. 1969 seçimlerinde CHP 14.Dönem Milletvekili olarak Meclis’e girer. Bu dönemde, sağlık ve sanayi komisyonlarında görev yapan Sayın KÜÇÜK, 1973 ‘ ten vefat tarihi olan 30/05/1991 yılına kadar da sanayicilikle uğraşmıştır.

. Tıp fakültesinden mezun olduktan sonra; 1953-1955 yılları arasında Amasya’da askerlik görevini tabip asteğmen olarak yaptı.1955’ten 1962 yılına kadar Sürmene Hükümet Tabibi olarak çalıştı. 1962 de bu görevinden istifa ederek siyasi çalışmalara başladı. 1962’den 1969 yılları arasında ise serbest hekim olarak mesleğini sürdürdü.1969 yılında 14.Dönem C.H.P Trabzon Milletvekili olarak meclise girerek sağlık ve sanayi komisyonlarında görev yaptı. 1973’ten vefat tarihi olan 30.05.91 yılına kadar sanayicilikle uğraştı.
1945 Yılında Naciye Hanımla yaptığı evlilikten 2 kız, 2 erkek çocuk sahibi olan Dr. Cevat Küçük Fransızca biliyordu.


Mehmet Ersoy (Gazioğlu)

Tahsili kendi ifadesi ile Rus işgalinde 15 gün gece mektebi. Yeşilyurt doğumlu olup, yoksulluk koşullarinda baba evinden ayrilarak Güney Mahallesinde mülk edinmiş kısaca yoktan varoluşa tipik örnek olmuştur. Ayakkabıcılık (çapulacı) mesleği yaninda 45 yil bedelsiz yoksula ve zengine esnaftan ceza evinde yatan mahkümlara kadar, her sınıftan tüm köyler ve ilçe halkına bugünkü deyimle diş doktorluğu yapmış çaresizliğine çare olmuş, sevgi ve saygısını kazanmıştır, ayrıca uzun yıllar hiçbir ücret almadan kasaba merkez muhtarlığı gibi kamu hizmetini de ifa etmiştir. Belediye hizmetlerinde bulunmuştur. Maçkamızın tarihinde isim bırakmış kişiler arasinda anılmaktadir.

Alaettln BAHÇEKAPILI (1948)

Alaettin Bahçekapılı, Trabzon Maçka'da doğdu (1948). 1959'da Maçka merkez İlkokulu'nu, 1962'de Maçka Ortaokulu'nu, 1965'te devlet parasız yatılı bursuyla okuduğu Trabzon Lisesi'ni, 1967'de ise İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü'nü (TRT bursuyla okuyarak) bitirdi. Bir süre İÜ. Hukuk Fakültesi'nde okudu. Anadolu Üniversitesi AÖF Halkla İlişkiler Bölümü'nü bitirdi (2003).
Haziran 1967'de TRT İstanbul Radyosu'nda redaktör muhabir olarak göreve başladı. Aynı görevle İstanbul, Kars ve Van Radyolarında çalıştı. Ekim1969 Mart 1971 döneminde muhabere subayı olarak Ankara ve Diyarbakır'da askerlik görevini yaptıktan sonra yeniden İstanbul Radyosu'na döndü. 1973'te prodüktör oldu. Eğitim - Kültür Yayınları'nda sürdürdüğü prodüktörlük görevi sırasında (1973 - 1994) 2000'e yakın radyo programı üretti. Yankı uyandıran program dizilerinden kimileri şunlardır: Hayatın İçinden (1973), Günün Ortası (1974), Yeraltı Varlığımız (Nail Ekinci'yle birlikte, 1976), Sularımızdaki Servet /1978), Sılaya Dönüş (1978-1979), Öğleden Sonra (1982-83, 1986), Yolun Yarısından Sonra (1983-84), Kurtuluşumuzun Romanı (1985), Günün İçinden (1985- Türk Hava Kurumu Ödülü ), Gecenin İçinden (1989- Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 1989'un en başarılı radyo programcısı ödülü ), Hayatın İçinden (1991), İllerimiz ve Edebiyat (1991- Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 1991'in en başarılı radyo programcısı ödülü ), Evler Evler (1992-TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Dostluk Ödülü ), Gün Başlarken (1992). Programları Radyo 1, Radyo 2 ve Türkiye'nin Sesi'nde yayımlandı.

Türkiye'nin her yanını röportaj yapmak, bilgi toplamak için dolaştı. Almanya'ya röportaj yapmaya gönderildi. Çeşitli röportajları ve programları F. Almanya (Köln) ve İsveç Radyoları'nda yayımlandı. Radyo Tiyatrosu'na oyunlar uyarladı. Birçok meslek ve kitle örgütünce ödüllendirildi. Toplumsal sorunları irdeleyen programlarıyla, savaşımcılığı ve ilericiliğiyle belli çevreler in hedefi durumuna gelmesine karşın gerilemedi. Şef Prodüktörken TRT'den emekli oldu (1994)

İlk özel radyonun kurucuları arasında yer aldı.

İlk şiiri 1963'te Zeren Şairleri Antolojisi 'nde yayımlanan Alâettin Bahçekapılı , bu ilk şiir denemelerini Kanaryam adı altında kitaplaştırdı (1964). Trabzon'da yayımlanan Sonhaber gazetesinin şiir yarışmasında üçüncülük ödülü aldı (1965). Aynı gazetede İstanbul'dan Mektup Var başlığı altında makaleler ve fıkralar (1966-1967) yazdı. Susuksuz adıyla (1969) yayımladığı gençlik şiirleri edebiyat çevrelerinde umutla karşılandı, yüreklendirici yazılara karşın Bahçekapılı şiir yazmayı sürdürmedi. Duygu ve düşüncelerini en etkili kitle okulu dediği TRT'deki programlarıyla topluma ulaştırmayı yeğledi. Çeşitli yazıları, şiirleri, röportajları ve eleştirileri, Sonhaber, Yalı, Savaş, Kıyı, Soyut, Varlık, Yazın Dergisi. Edebiyat Cephesi, Özün, Yazko, Somut, Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı, Cumhuriyet, Tasvir, Kitle, Gerçek, Yenigün, Başkent, Saçak, Petek, Özlem, Heyamola Mektubu, Ataşehir Magazin, Ataşehir Mektubu gibi dergi, yıllık ve gazetelerde yayımlandı.

Adam, İletişim ve Varlık Yayınları'nda redaktörlük, Görsel Genel Kültür Ansiklopedisi 'nde madde yazarlığı yaptı. Kimi yazılarında A. Bahçekapılı kısaltmasını, kimilerinde Muzaffer Bakioğlu adını kullandı.

İ. Gündağ Kayaoğlu ve Dr. Mustafa Duman' la Trabzon '87 Kültür Sanat Yıllığı' nı hazırladı ve yayımını yönetti. Bu yıllıktaki emeklerini Trabzon'u Yazanlar, Gelişen Trabzon ve Trabzon Lisesi'nin 100. Yılı adlarıyla ayrı basımlarda topladı.

BRT Yayınları'nı kurarak çeşitli konularda kitaplar yayımladı.

İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi için Eşduyum dergisini hazırladı ve yayımladı.
Ayrıca, çocuklara, gençlere yönelik Çağın Öykücüleri yarışmasını iki yıl düzenledi ve yönetti.

Öte yandan 1999'dan beri internette kültür sanat ve ev kültürü konularına yer veren, başka birçok siteye ve dergiye kaynaklık eden Ev&Kültür adlı interaktif bir dergi yayımlamaktadır. www.evkultur.com

Birçok meslek, çevre, toplum, kültür, örgütüne üyedir: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Karadeniz Kültür ve Çevre Derneği (1990'daki kuruluşuna destek verdiği bu derneğin yönetiminde görev aldı. 1996 -2000 arasında Genel Başkanlığını üstlendi) , Karadeniz Vakfı ( 2000-2004 arasında Yön.Kur. üyesi ve Çevre Komisyonu Bşk ), Türkiye Yazarlar Sendikası, Trabzon Kültür Derneği, Ataşehir Derneği ( 2002-. Başkan ) vb.

BRT (Bahçekapılı Reklam Tanıtım) Reklam Ltd. Şti. 'nin ortağı ve yöneticisi olarak çalışmaktadır. Şirketin ortağı Tülay Bahçekapılı ile evlidir ve iki kızı bulunmaktadır.

Yapıtları:

Kanaryam (Şiir, 1964)
Susuksuz (Şiir, 1969)
Hep O Gözler (Roman, 1969'da Sonbahar gazetesinde tefrika edildi)
Trabzon Kültür Sanat Yıllığı 87 (Hazırlayan, BRT Yayınları, 1987)
Trabzon'u Yazanlar (Trabzon'un yazına yansıması,Yilliktan ayrı basım,'87)
Gelişen Trabzon (Hazırlayan, Yilliktan ayrı basım, 1987)
Trabzon Lisesi'nin 100.Yılı (Hazırlayan, ayrı basım, 1987)
Çağın Öykücüleri 1 (Hazırlayan, BRT Yayınları, 1992)
Çağın Öykücüleri 2 (Hazırlayan, BRT Yayınları, 1993)
Gebze'nin Altın Yılları (Siyasal tanıtım, Hazırlayan ,BRT Yayınları 1995)
Çevre Kurtuluş Savaşı, Hemen Şimdi! -I (Çevre sorunları, BRT Yayınları, 2001)
II. Ulusal Çevre Paneli �Bildiriler- (Editör, Karadeniz Vakfı Yay. 2003) Yayıma Hazır Olan

Yapıtları:

Sesleri Bende Kaldı ( Ünlü aydınlarla söyleşiler, anılar, 160 s.)
Kurtuluşumuzun Romanı ( Kurtuluş Savaşını konu edinen romanların incelenmesi, 400 s.)
Karadeniz'i Yazanlar ( Karadeniz illerinin yazına yansıması, 200 s.)
Kentlerimizi Yazanlar ( Bütün illerimizin yazına yansıması, 1000 s. )
Yolun Yarısından Sonra (Prof. Dr. Engin Eker'le birlikte- Yazınımızda yaşlı tiplerin/ kahramanların psikolojik çözümlemesi, 600 s. )
Çevre Kurtuluş Savaşı, Hemen Şimdi!-II ( Çevre sorunlarına çözüm önerileri, 260 s.)
Çepeçevre Karadeniz ( Karadeniz havzasındaki ülkelerin sosyo-ekonomik durumu ve çevre sorunları, 800 s.)
Alâettinler Ansiklopedisi (Tarihte, sanatta, yazında ve yaşamda ünlü Alâettinler, 300 s.)

Ali Reşat ÖZDEMİR (1920-10-Şubat-1994)

Ali Reşat Özdemir 1920 Yılında Maçka İlçesinin Örnekalan köyünde doğdu. İlkokulu Şiran Merkez ilkokulunda bitiren Ali Reşat Özdemir 1939-1940 öğrenim yılında Trabzon Lisesi'nden mezun oldu. 1941 yılında Trabzon Lisesi'nin orta kısmında bir yıl Türkçe yardımcı öğretmenliği yaptıktan sonra İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne girerek 1945 yılında mezun oldu.

Ali Reşat Özdemir Kars, Artvin, Ordu ve Trabzon Liseleri'nde Edebiyat öğretmeni olarak görev yaptıktan sonra Trabzon Lisesi'nden emekli oldu. 10-Şubat-1994 tarihinde öldü.

ESERLERİ:

Şiir:

1-Gönlümden Duygular (1950-1954)
2-Bir Ömür Yolunda (1960-1966)
3-Dünya Bu (1974 Trabzon)
4-Bu da benden (1984-Akçaabat)

ŞİİRLERİNDEN:

TÜRK KADINI KURTULUŞ SAVAŞINDA

Bir tarih yarattın ki içine sığmaz adın,
O kadar büyüksün ki Arşa'a yükseldi şanın.
İman dolu gönlünde ulviyet ışık alır,
Türk anası, şefkati. Yüksek duygulu kadın.

Kucağında yavrusu, cephane arkasında,
Eşinden ayrılmadı sınırda, dağ başında
Vatanın sevgisiyle mucizeler yarattın,
Sen bir doğan güneştin 'Kurtuluş Savaşı'ında''

Bir oğlu şehit oldu, bir oğlun Sakarya'da,
Bir elin cephanede, öbür elin sabanda
Bütün dünyaya karşı böyle imtihan verdin,
Tunçlaştı ölmez adın, şimdi Anavatan'da

Bedri Rahmi EYÜBOĞLU

Çerkeş demiryolu yapımında çevirmenlik yaptı, Tekel Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. 1936'daki diploma yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla birinci oldu. Aynı yıl Moskova'da düzenlenen Çağdaş Türk Sanat Sergisi'ne katıldı. 1937'de Cemal Tollu'yla birlikte Akademi'nin Resim Bölümü Şefi Léopold Lévy'nin asistanı oldular. Bedri Rahmi birçok ressamın katıldığı CHP'nin kültür programı çerçevesinde resim yapmak için 1938'de Edirne'ye, 1941'de de Çorum'a gitti. Bu dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri, faytonlu yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi Anadolu'ya özgü görünümler egemendir.
1940'lardan sonra duvar resimlerine yöneldi. İlk duvar resmini 1943'te İstanbul'da, Ortaköy'deki Lido Yüzme Havuzu için yaptı. 1947'de İstanbul'da özel bir atölye ve galeri açtı. 1950'de Ankara'da sanatının o güne kadarki bütün dönemlerini kapsayan bir sergisi düzenlendi. Bedri Rahmi aynı yıl bir kez daha Paris'e gitti ve İnsan Müzesi'nde (Musée de I'homme) ilkel kavimlerin sanatını inceledi. Bu incelemeleri "güzel"in aynı zamanda "yararlı" da olabileceği, "yararlı" olmanın "güzel"in gücünü eksiltmeyeceği düşüncesine ulaşmasına yol açtı. Bu düşünce ise onun bundan sonraki sanat görüşünü tümüyle etkiledi, yönlendirdi.
Bedri Rahmi Akademi'deki ilk yıllarından sonra temel bilgilerini Paris'te André Lhote'un akademisinde edinmesine karşın onun kübist ve yapımcı (konstrüktif) yaklaşımını benimsememiş, Dufy ve Matisse'i kendine daha yakın bulmuştur. Paris'ten döndükten sonra Anadolu ve Trakya gezilerinde yaptığı resimlerle İstanbul görünümlerinde Dufy'nin renk ve çizgi anlayışının etkileri görülür. Zamanla bu etkiden sıyrılan Bedri Rahmi halk sanatını sağlam bir kaynak olarak görmeye başlamıştır. Halk sanatından yola çıkarak yeni anlatım biçimleri aramıştır. Anadolu kilimlerinin geometrik, soyut biçimleri, çini, cicim, heybe, yazma ve çorapların bezeme düzeni ve renk uyumlarını kaynak olarak kullanmış, motifin ağırlık kazandığı süslemeci bir tutumla resimler yapmıştır. İki yıl kadar süren ABD gezisinden sonra değişik malzemelerden yararlanarak soyut resimler ve renk düzenlemelerine yönelmişse de son yıllarında yeniden eski konularına dönmüştür. Kemençeciler, gecekondular, hanlar, kendi portreleri, balıklar ve kahvelerle, yeni renk ve doku deneyimlerinden de yararlanarak, doğaya eğilişin ustaca ve yetkin örneklerini vermiştir. Çağdaş resim öğelerini de içeren bu çalışmalarında, konu soyuta yaklaştığı oranda, resmin de bir tür "nakış"a dönüştüğü izlenir.
Bedri Rahmi 1927'de başladığı resim öğretmenliğini ölümüne değin sürdürmüş, Akademi'deki atölyesinde sayısız öğrenci yetiştirerek, çağdaş Türk resmi için bu açıdan da etkili ve yararlı olmuştur.
Bedri Rahmi 1928'de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır. Şiirlerine, 1933'ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılapçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verilmiştir. 1941'den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlanmıştır. Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır. Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştür. Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemiştir.
Karadut şiirini sanırım işitmeyen yoktur. Aslında bu şiir sevgili Can Dündar'ın da TV'deki bir belgeselde işlediği gibi yasak bir aşkın ürünüdür. Oğlunun belirttiğine göre Bedri Rahmi aşklarını adlarıyla anmayacak kadar kibar bir insan olduğundan "Karadut" ismini verir bu aşkına. Üzüm çeşitleri olan "karadut" ve "çatalkara" ile Çorum'a yaptığı Yurt gezisi sırasında tanışır.

"Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın."


Cemal KAMACI

09.02.1943 yılında Trabzon'un Maçka ilçesinde doğdu. İlk öğrenimini Maçka'da , orta öğrenimini ise İstanbul'da yaptı. 13 yaşında spora başladı. 9 yıl amatör boks yaptı. Dört kez İstanbul, iki kez Ankara, iki kez Silahlı Kuvvetler şampiyonu oldu. 3 ayrı siklette Türkiye şampiyonu oldu. 27 kez amatör milli formayı giydi.

1967 yılında profesyonel oldu. 1976-80 yılları arasında Avrupa, Amerika ve afrika'da 79 profesyonel maç yaptı. 5 kez Avrupa şampiyonluğunda oynadı, 4'ünde şampiyon oldu. 1972 ile 1975 yıllarında yılın sporcusu seçildi.Sporu şampiyon olarak bıraktı. Spor vesilesiyle 13 yıl yurt dışında kaldı. Spor sonrası siyasete atıldı. Almanya'da bir Türk derneğinde 3 yıl yöneticilik yaptı. Ayrıca 5 yıl il başkanlığı görevinde bulundu ve 4 kez milletvekili adayı oldu.
Evli ve üç çocuk babası olup Almanca bilmektedir.

Cemal Reşit EYÜBOĞLU

Cemile Cevher ÇİÇEK

DR.CELALEDDİN ALGAN (15.02.1926-22.06.2005)


Celaleddin Algan, 15 Şubat 1926 tarihinde Maçka'nın Yeşilyurt köyünde doğdu. 1939'da Maçka ilkokulunu, 1940'ta Trabzon Kemerkaya Ortaokulu'nu ve 1946'da Erzurum Lisesi'ni bitirdi. 1946 yılında bir sömestre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne devam etti. 1953 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.

Celaleddin Algan, 1953-1954 yıllarında Cide Hükümet Tabibi ve Sağlık İdaresi Baştabibi, 1954-1955'te İnebolu Sağlık İdaresi Baştabibi, 1955-1956'da Akçaabat Sağlık Merkezi Tababibi, 1956-11957'de Trabzon Hükümet tabibi, Trabzon Belediye tabibi olarak görev yaptı. 1957'de İzmir Bademli'de Sahra Sıhhıye Hizmet Okulunda eğitim gördükten sonra 1958 yılında 66.Piyade Tümeni Topçu Kumandanlığında tabiblik yaptı.

1959-1960 yıllarında İkizdere Sağlık Merkezi Baştabibi ve İkizdere Hidroelektrik Santrali İnşaat Şantiyesi anlaşmalı SSK hekimi olarak görev yapan Celaleddin Algan,1960-1964 yıllarında Heybeliada Sanatoryum ve Haseki Hastanesi İç Hastalıklar Kliniğinde asistan olarak çalıştı. 1964'te İstanbul milletlerarası Tevfik SağlamVerem Savaşı Olgunlaşma ve Gösteri Merkezi'nde kurs gördü. 1965'te B.C.G Kampanyası Göğüs Hastalıkları mütehassısı kadrosu ile yurtiçindeki Verem Savaş hastane ve dişpanserlerinin teşhis ve tedavi metotlarının stanrtdizasyon ve koordinasyonu ile görevlendirildi.

Celaleddin Algan,1968'de Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO)'nın Zaire'nin Kinshasa kentinde düzenlenen Çiçek hastalığının Erakdikasyon Kursuna, 1969'da WHO'nun Kongo'da Brazaville kentinde düzenlediği Verem Savaş kursuna , yine WHO'nun Malezya'nın Kuala Lumpur kentinde 1977 yılında düzenlediği Genişletilmiş Aşı Programı Bölgelerarası Planlama ve Yönetim Kurusu'na ve nihayet Kongo'nun Brazaville kentinde WHO tarafından 1978 yılında düzenlenen Halk Sağlığı Hizmetlerinin Organizasyonu ve Yönetimi kursuna katıldı.

Celaleddin Algan WHO'da çeşitli görevlerde aldı. 1965-1970 yılları arasında WHO'nun Rwavnda Ulusal Verem Savaşı Ve Çiçek Hastalığı Eradikasyonu Projeleri şefi, 1971-1975 yılları arasında da WHO'nun Senegal Ulusal Temel Sağlık Servislerinin Geliştirilmesi Projesinde Epidemiyolojist, 1975-1984 yılları arasında WHO'nunafrika Bölge Müdürlüğü'nde Bulaşıcı Hastalıklar Bölge Danışmanı, 1984-1986 yılları arasında WHO'nun Madagaskar ve Fransız Hükümetleri nezdindeki temsilcisi, Madagaskar Reunion Adaları Misyon Şefi, 1991 Şubat-Mart'tan itibaren WHO'nun Ankara Bürosunda danışman olarak görev yaptı.

1976'da Celaleddin Algan'a Dünya Sağlık Teşkilatı Ççiçek Eradikasyonu Nişanı, 1986'da Madagaskar'dan 'Officier de 1'Orde National''unvan ve nişanları verildi.

Celaleddin Algan tıp mesleğine hizmetleri yanında, şairliğiyle de dikkat çekti. Daha küçük yaştan itibaren şiir söylemeye başladı. Lise ve üniversite yıllarında şiir ödülleri kazandı. 1950 yıllarında İstanbul'da yayımlanan Şadırvan ve Beş Sanat dergilerinde, Trabzon'da başta Hamsi dergisi olmak üzere çeşitli dergi ve gazetelerde şiir ve yazıları çıktı.

Celaleddin Algan, evli ve üç çocuk babası olup, Fransızca ve İngilizce bilmekteydi. 22 Haziran 2005 tarihinde vefat etmiştir.

Trabzonlu şairlerden Ahmet Özer 1990'da yayımladığı Söyle Yüzüm Tanığımsın adlı şiir kitabında Celaleddin Algan'ı şu mısralarla anlatmaktadır:

Celaleddin/Ömerturan'ın gönüldeşi/şair
Afrika görmüş/sıtmalı zenci çocuklar
Köstekli bir saat yeleğinin cebinde
Ömrü yolculuklarla kananmış
Şiir doru bir taydır yürek ovasında
Bir yıldızdır gecede tutuşup yiten
Ve Erzurum denince karlı bir gecede
Ayışığı düşerdüşlerine/nazım'ın'ın yasak şiiri
Palandökenlerde 'leyli meccani bir talebe''

Dilin ağzında bir pervanedir
Yeşilin/ yağmurun/ karanlık denizin çocuğa
Dizelerin solgun sayfalarda çınlar hala
Hep aynı çemberi çevirmekte/
Omuzlarında dökülen rüzgar

Kimbilir kaç kez değdi avuçların
Ateşe batmış bir insanın alnına
Kaç kez Ferhat odun aşkının alevinde
Pınarlarına süt rengi ceylanlar inerken
Ve güzele sevdalı yüreğin ter içindeyken


Ertuğrul Kemal EYUBOĞLU (1899-1975)

Mühendis, araştırmacı.Maçka’da doğdu. Öğrenimini Trabzon Sultanisi’nde ve İstanbul Mühendis Mekteb-i Âli’sinde tamamladı (1924). İstanbul’un işgali sırasında direniş örgütüne katıldı. 1924-1942 arasında Devlet Demir Yolları Yol İdaresi Başkanlığı görevini yürüttü.

Bu dönemde Soğukta Beton İnşaat ve Ksilolit adlı kitapları yazdı. 1945’te serbest çalışmaya başladı. 1965-1975 arasında XIII.Yüzyıldan günümüze değin 400’e yakın şairin yapıtlarının incelenmesiyle oluşturulan 2 ciltlik Şiirde ve Halk Dilinde Atasözleri ve Deyimler adlı kitapları hazırladı.

Ahmet ÖZER (1946- )

Eğitimci, şair.Maçka (Trabzon)’da doğdu. Trabzon Lisesi’ni (1964), Fatih Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü (1967), Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli öğretim kurumlarında 29 yıl Türk Dili Öğretmenliği yaptı. Halen Bilkent Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Yıllardır, Kıyı ve Bilkent 4 Mevsim dergilerinin sanat yönetmenliğini sürdürüyor.

İlk şiiri 1966 yılında yayımlandı. Şiirleri ve yazıları Doğrultu, Dönemeç, Düşün, Edebiyat 81, Evrensel Kültür, Güney, Hakimiyet Sanat, Karşı, Kıyı,Milliyet Sanat, Sesimiz, Somut, Temmuz, Türkiye Yazıları, Varlık, Yansıma, Yazko Edebiyat gibi çeşitli yayın organlarında yer aldı.

İlk yapıtı Ayrı Beraberlikler (1981) Nevzat üstün Şiir Ödülü’nü kazandı.

Ömer KAYAOĞLU (1916- )

Asker, şair. Maçka İlçesi’ne bağlı Örnekalan (Mağura) Köyü’nde doğdu. İlkokulu burada, ortaokulu Vefa Lisesi’nde okudu. Kuleli Askeri Lisesi’ni (1937), Kara harp Okulu’nu (1939) bitirdi. Görevi gereği tüm Anadolu’yu dolaştı. 1962’de yarbay rütbesi ile emekli oldu.

Şiirleri Yücel, İstanbul, Yirminci Asır, Aydabir, Ajans-Türk, Kemalizm, Çağrı, Yeni Fırat, Varlık Yıllığı gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı. 1962-1967’de Elazığ’da yayınlanan Yeni Fırat dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı.

Başlıca eserleri:

Bir Avuç Köpük (1936),
Kabuk (1962),
Şah Katı Düşleri (1980).

İsmet Zeki EYUBOĞLU (1925- )

Yazar. Maçka İlçesi’nde doğdu. Ortaöğrenimini Vefa Lisesi’nde, yükseköğrenimini İ.Ü Edebiyat Fakültesi’nin Klasik Filoloji Bölümü’nde tamamladı. Klasik Filoloji sertifikası aldı. Ortaokul yıllarında Nakşibendi Tarikatı’na girdi. Eski geleneği sürdüren şiirler yazdı. Karadeniz yöresi halkbilgisi derlemeleri yaptı.. Folklor ve dil alanında çalıştı. Çevirileri de vardır.

Eserlerinden bazıları :

Divan Şiirinde Sapık Sevgi (1968), Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar (1968), Baki (1972), Nietzsche (1973), Anadolu İnançları (1974), Karadeniz Aşk Türküleri (1976), Şeyh Bedrettin ve Varidat (1980), Bektaşilik (1980), Anadolu Uygarlığı (1981), Alevilik- Sünnilik (1979), Türk Dilinin Etimiyoloji Sözlüğü.
 

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
TARİHİ ESERLER ve TURİSTİK YERLER

ÇEŞME VE SEBİLLER

Arıkaya Mahallesi Çesmesi - 1

Trabzon ili Maçka ilçesi, Şahinkaya Beldesi, Arıkaya Mahallesi İlköğretim Okulunun yanında bulunan bu çeşmenin kitabesi günümüze gelemediğinden ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapı üslubundan XIX. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Çeşme kesme taştan üç köşeli alınlığı olan cephe görünümündedir. Silmeler tüm cepheyi dolaşmaktadır. Çeşme 2.20x1.75x2.00 m. Ölçüsünde olup, arkasında su haznesi bulunmaktadır. Sivri kemerli çeşme aynasının önünde yalağı bulunmaktadır.

Arıkaya Mahallesi Çesmesi - 2

Trabzon ili Maçka ilçesi Şahinkaya Beldesi Arıkaya Mahallesi’nde bulunan bu çeşmenin kitabesi günümüze gelemediğinden, yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XIX. Yüzyılda yaptırıldığı sanılmaktadır.

Kesme taştan yapılmış olan çeşme 2.40x1.60x0.75 m. ölçüsündedir. Yivli, sivri kemerli cephesinin ortasında musluk ve yalak taşı bulunmaktadır. Aynı zamanda çeşmenin arkasında uzun bir de su arkı bulunmaktadır.

Fatih Mahalle Çeşmesi

Trabzon ili Maçka ilçesi Şahinkaya Beldesi, Fatih Mahallesi’nde bulunan bu çeşmenin de kitabesi bulunmadığından banisi ve yapım tarihi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XIX. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Çeşme kesme taştan yapılmış olup, 2.00x2.10x1.68 m. ölçülerindedir. Sivri kemerli cephesinin çevresi silmeli bir kuşakla çevrelenmiştir. Ayna taşının bulunduğu nişin önünde yalağı vardır.

Yazıltaş Köyü Çeşmesi

Trabzon ili Maçka ilçesi Yazıltaş Köyü’nde bulunan bu çeşmenin kitabesi bulunmadığından banisi ve yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak cephesindeki silmenin üzerinde bulunan kemerde 1910 tarihi görülmektedir.

Çeşme kesme taştan, 1.00x1.20x0.40 m. ölçüsünde sivri kemerli olup, cephesinin tümünü bir silme dolaşmaktadır. Sivri kemerin içerisinde de yapım tarihi olan 1910 yazılıdır. Ayna taşının önünde uzun bir de yalak taşı vardır.

Esentepe Mahallesi Çeşmesi

Trabzon ili Maçka ilçesi, Esiroğlu Beldesi Esentepe Mahallesi’nde, Şimşirli Köyü’ne giden yol üzerinde bulunan bu çeşmenin kitabesi günümüze gelemediğinden banisi ve kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XIX. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Kesme taştan olan çeşme, 2.46x3.35x3.40 m. ölçüsündedir. Sivri kemerli cephesinin üzerinde silmeli bir kuşak çepeçevre çeşmeyi dolaşmaktadır. Ayna taşı üzerinde kitabe yeri bulunsa da kitabe yazılmamıştır. Ayna taşının önünde yalak taşı bulunmaktadır. Çeşme günümüzde harap bir durumdadır.

Yeniköy Mahallesi Çeşmesi

Trabzon ili Maçka ilçesi Esiroğlu Beldesi, Yeniköy Mahallesi’nde bulunan çeşmenin de kitabesi günümüze gelememiştir. Bundan ötürü yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XIX. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Kesme taştan, 2.10x2.70x2.70 m. ölçülerindedir. Sivri kemerli çeşmenin kemer ayakları yekpare taştan iki paye üzerine oturtulmuştur. Silmeli bir kuşak cepheyi çepeçevre dolaşmaktadır. Ayna taşının üzerinde kitabeli bulunmakta olup, kitabesi yazılmamıştır.

Işıklar Köyü Çeşmesi

Trabzon ili Maçka ilçesi, Esiroğlu Beldesi Işıklar Köyü’nde bulunan bu çeşme kitabesinden öğrenildiğine göre, h.1320 (1902) tarihinde yaptırılmıştır. Banisi bilinmemektedir.

Çeşme kesme taştan semerdam şeklinde olup, sivri kemerli ve arkasında da su haznesi vardır. Çeşme 2.20x2.26x2.70 m. ölçülerindedir.

Temelli Köyü Çeşmesi

Trabzon ili Maçka ilçesi Esiroğlu Beldesi, Temelli Köyü’nde Aşağı Temelli yolu üzerinde bulunan bu çeşme, kitabesinden öğrenildiğine göre, h.1250 (1834) yılında yaptırılmıştır. Banisi bilinmemektedir.

Kesme taştan olan çeşmenin sivri kemerli bir cephe görünümü vardır. Bu kemerler yekpare taş payeler üzerine oturtulmuş, ayrıca bir friz de geometrik bezemeler halinde cepheyi dolaşmaktadır. Bu geometrik bezemeler üzerinde bitkisel bezemelere de yer verilmiştir. Çeşme 2.60x2.20x0.93 m. ölçülerindedir.

Yeşilyurt Köyü Çeşmesi

Trabzon ili Maçka ilçesi Yeşilyurt Köyü, Merkez Mahallesi’nde bulunan bu çeşme kitabesinden öğrenildiğine göre, Çolakzâde Mahmut Ağa tarafından h.1266 (1850) yılında yaptırılmıştır.

Kitabe:

”Sahib’ül hayrat ve hasanat Çolakzâde El-Hac Mahmut Ağa’nın vakfı Şerifidir h.1266”

Çeşme kesme taştan, 2.40x2.25x1.40 m. ölçülerinde sivri kemerli olarak yapılmıştır. Kemer ayakları yekpare taştan olup, cepheyi silmeli bir kuşak çepeçevre dolaşmaktadır.
 

Mehmet Ali

Süper Üye
1 May 2009
3,187
57,217
TAM 35
Maçka Yolları Taşlı

Trabzon/Sürmene-Bahattin Çamur-TRT İstanbul

Oy. Maçka Yolları Taşlı,
Gel Uyu Kalem Kaşlı.
Ne Oldu Sana Yavrum,
Böyle Gözlerin Yaşlı.

Yukarı Gel Yukarı,
Irmağın Gözündeyum.
Eller Ne Derse Desin,
Ben Yine Peşundeyum.

Dereler Akar Akar,
Garişir Denizlere.
Gurban Olayım Yavrum,
O Sevdali Gözlere.

Gız Tarlanin Taşları,
Duman Değil Gar İdi,
Sevdiğum Senin İlen,
Ne Günlerum Var İdi.

Maçka ile ilgili bu çok önemli bilgiler için çok teşekkürler kaptan.
 

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
KALELER

Kırantaş Köyü Kalesi

Trabzon Maçka ilçesi Kırantaş Köyü Orta Mahalle, Kayaüstü Mevkii’nde, yöreye hâkim bir tepe üzerinde yer alan kalenin yapım tarihini belirten bir kitabesi bulunmamaktadır. Günümüze yalnızca kuzey ve doğu yönünde uzanan sur duvarı kalıntısı gelebilmiştir. Bu sur duvarı 6–7 m. uzunluğunda, yüksekliği de 10 m. yi bulmaktadır.

Kale kalıntıları ve sur duvarları 1 m. kalınlığında olup, moloz taştan yapılmıştır. Büyük bir bölümü tahrip olduğundan planını çıkarmak mümkün olamamıştır

Hortokop Kalesi

Trabzon ili Maçka ilçesi, Ortaköy Kale Mevkii’nde bulunan bu kalenin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır.

Kaleden günümüze gelebilen kalıntılara dayanılarak güney yönünün daha yüksek, kuzey yönünün de hafif meyilli olduğu anlaşılmaktadır. Kale horasan harçlı moloz taştan yapılmıştır. Günümüze gelebilen sur duvarlarının yüksekliği 5-8 m. arasında değişmekte olup, kalınlığı da 1.50 m. dir. Sur duvarları desteklenmek amacı ile dışarıdan yayvan burçlarla takviye edilmiştir.

CAMİ VE MESCİTLER

Akmescit Köyü Camisi

Trabzon ili Maçka ilçesi Akmescit Köyü’nde bulunan bu caminin kitabesinden öğrenildiğine göre; h.1290 (1873) yılında yaptırılmıştır. Banisi bilinmediğinden, yöre halkı tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.

Kesme taştan dikdörtgen planlı olarak yapılan caminin önünde dört ahşap sütunun taşıdığı, ahşap çatılı dışa açık son cemaat yeri bulunmaktadır. Buradaki yuvarlak kemerli bir kapıdan ibadet mekânına geçilmektedir. Giriş kapısı iki kanatlı olup, üzerinde kabartma şeklinde vazodan çıkan üzüm salkımları ve yaprakları bulunmaktadır.

İbadet mekânının üzeri ahşap bir tavanla örtülmüştür. Bu tavanın üzerinde iç içe geçmiş sekizgenlerden oluşan bir göbeği vardır. Mihrap kesme taştan oldukça sadedir. Yan yüzeylerinde dört sıra halinde bordürler içerisine baklava dilimleri yerleştirilmiştir. Mihrabın sağındaki minber ahşap olup, burada palmet motiflerine ve bir vazodan çıkan bitkisel motiflere yer verilmiştir.

Bahçekaya Köyü Merkez Camisi

Trabzon ili Maçka ilçesi, Bahçekaya Köyü’nde bulunan bu cami, kitabesinden öğrenildiğine göre h.1302 (1885) yılında yaptırılmıştır. Banisi bilinmemektedir.

Kesme ve moloz taştan yapılan cami dikdörtgen planlı olup, üzeri kırma bir çatı ile örtülmüştür. Kuzey yönünde dört taş sütunun taşıdığı son cemaat yeri bulunmaktadır. Dışa açık olan son cemaat yeri yakın tarihlerde camekânla kapatılmıştır. Son cemaat yerinden yuvarlak kemerli bir kapı ile ibadet mekânına geçilmektedir. Bu kapı kesme taş lentolu, iki kanatlıdır. Kapının üzerinde örgü şeklinde motifler görülmektedir.

İbadet mekânı mihrap yönünde altlı üstlü ikişer, doğu ve batı yönünde altlı üstlü üçer pencere ile aydınlatılmıştır. Bu pencerelerden üsttekiler, alttakilere göre daha küçük ölçüdedir. Pencerelerin sövelerinde, kilit taşlarında palmet ve nar gibi kabartma motiflere yer verilmiştir.

Mihrap yuvarlak bir niş şeklinde olup, oldukça basittir. Üzerinde h. 1310 (1885) tarihli on satırlık bir kitabesi bulunmaktadır. Minber ahşaptan olup, yan yüzlerinde bitkisel bezemeye yer verilmiştir.

Güzelce Köyü Camisi

Trabzon ili Maçka ilçesi, Güzelce Köyü’nde bulunan bu cami 1948 yılında yapılmıştır.

Kesme taştan yapılan cami, dikdörtgen planlıdır. Giriş kapısı üzerinde bir kiliseden alınmış söveler kullanılmıştır. Caminin mimari yönden hiçbir özelliği bulunmamaktadır

KÖPRÜLER

Altındere Köyü Köprüsü

Trabzon ili Maçka ilçesi Altındere Vadisi’nde, Cami Boğazı Yaylası’na giden yol üzerinde bulunan bu köprü XIX. yüzyılda yapılmıştır. Kitabesi bulunmadığından banisi ve yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir.

Düzgün kesme taştan yapılmış olan köprünün köşe dolguları moloz taştandır. Tek gözlü ve basık yuvarlak kemerlidir.

Ardıçyayla Köprüsü

Trabzon ili Maçka ilçesi Krantaş Köyü ile Ardıçyayla köyleri arasında, Akarsu Deresi üzerinde bulunan bu köprünün kitabesi günümüze gelememiştir. Bu bakımdan yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Yapı üslubundan XIX. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Köprü moloz taştan, tek gözlü olarak yapılmıştır. Üzerindeki yoldan ötürü kavislidir. Hasar gören köprü değişik dönemlerde onarılmıştır.

Bağışlı Köyü Köprüsü

Trabzon ili Maçka ilçesinde, Trabzon-Gümüşhane yolu yakınında, Değirmendere üzerinde bulunan bu köprünün de kitabesi günümüze gelememiştir. Bu nedenle yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XIX. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Düzgün kesme taştan tek gözlü olarak yapılmıştır. Köprünün yapımında yer yer moloz taş kullanılmıştır. Köprü günümüzde harap durumdadır.

DOĞAL GÜZELLİKLERİ

Altındere Vadisi Milli Parkı

Trabzon ili Maçka ilçesine 48 km. uzaklıktaki Altındere Vadisi Milli Parkı’nda Sümela Manastırı bulunmaktadır. Zengin bitki örtüsü ve jeomorfolojik yapısı ile tanınmış olan bu Milli Park Altındere Vadisi’nde bulunmaktadır.

Milli Parkın zengin florasında doğu ladini ağırlıklı olan bitki örtüsünü yapraklı ve iğneli ağaçlardan göknar, sarıçam, kestane, meşe, ıhlamur, gürgen, söğüt, karaçam, ormangülü oluşturmaktadır. Aynı zamanda bu doğal ortam içerisinde geyik, karaca, çengel boynuzlu yaban keçisi, yabani domuz, ayı, kurt, çakal, tilki, yaban kedisi gibi türler yaşamaktadır.

Solma Turizm Merkezi

Trabzon ili Maçka ilçesi’ne 22 km. uzaklıkta Magura Yaylası üzerinde bulunan bu turizm merkezi deniz seviyesinden 1.800 m. yüksekliktedir. Zengin bitki örtüsü ile kaplı olan bu yaylada çeşitli turistik tesisler bulunmaktadır
 

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
Maçka Sivil Mimari Örnekleri

Cemalettin Eyüboğlu Evi

Trabzon ili Maçka ilçesi, Şahinkaya Beldesi, Konaklar Mahallesi’nde bulunan bu ev XX. yüzyılın başlarında yapılmıştır. Zemin ve bir kattan meydana gelmiştir.

Alt kat kesme taştan, üst kat ise arka ve yan duvarları kesme taş, ön ve arkası bağdadi sıvalıdır. Ön cephede taş sütunlar üzerine oturan üçgen alınlıklı cumba dışarıya taşırılmıştır. Girişte küçük bir hol, iki yanında mutfak ve bir oda bulunmaktadır. Merdivenle çıkılan üst katta bir hol ve bunun çevresinde de üç yatak odası vardır. İç mekândaki dolap ve yüklüklerdeki ağaç işleri dikkat çekmektedir.

Fuat Eyüboğlu Evi

Trabzon ili Maçka ilçesi, Şahinkaya Beldesi, Konaklar Mahallesi’nde bulunan bu ev, XIX. yüzyıl sonu XX. yüzyılın başlarında yapılmıştır. Ev zemin ve iki kattan meydana gelmiştir.

Zemin katı düzgün kesme taştan, üst katların yanları kesme taş, ön ve arkaları da dolma duvar üzerine bağdadi sıvalıdır. Girişteki birinci ve ikinci kat iki sütun üzerine oturtularak dışarıya taşırılmış ve hayat meydana getirilmiştir. Bunun iki yanında da odalar sıralanmıştır.

Şükrü Akın Konağı

Trabzon ili Maçka ilçesi, Şahinkaya Beldesi, Konaklar Mahallesi’nde bulunan bu ev, 1932 yılında Şükrü Akın tarafından yaptırılmıştır.

Bahçe içerisinde bodrum, zemin ve çatı katından meydana gelmiştir. Bodrum ve zemin kat kesme taştan, diğer kat ise bağdadidir.

Behzat Şahinler Evi

Trabzon ili Maçka ilçesi, Şahinkaya Beldesi, Taşalan Mahallesi’nde bulunan bu ev Cumhuriyetin il yıllarında yapılmıştır. Eğimli bir arazide bulunan ev zemin ve bir kattan meydana gelmiştir.

Evin zemin ve üst katının arka ve yan duvarları kesme taştan, ön cephesi dolma duvarlı olarak bağdadi tekniktedir. Bu evde de iki sütunun taşıdığı, dışarıya taşırılmış bir hayat bulunmaktadır. Bunun çevresinde de odalar sıralanmıştır. Üzeri kiremit çatı ile örtülüdür

KİLİSELER

Anayurt Köyü Kilisesi (Camisi)

Trabzon ili Maçka ilçesi, Anayurt Köyü’nde bulunan bu yapının ne zaman ve kimin tarafından yapıldığını belirten bir kitabe günümüze gelememiştir.

Günümüzde cami olarak kullanılan bu kilise düzgün kesme taştan dikdörtgen planlı, bazilika tipinde üç nefli olarak yapılmıştır. Naos içerisinde birbirlerine kemerlerle bağlanmış dört sütunla nefleri meydana getirmiştir. Yapının üzeri kırma çatı ile örtülmüştür.

Kilise camiye çevrildikten sonra batı yönündeki girişi kapatılmış, güneydoğu köşesine de tek şerefeli bir minare eklenmiştir.

Gürgenağaç Köyü Kilisesi (Camisi)

Trabzon ili Maçka ilçesi, Gürgenağaç Köyü’nde bulunan bu kilisenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapı üslubundan XIX. yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.

Kilise düzgün kesme taştan, dikdörtgen planlı, bazilika düzeninde yapılmıştır. Naos sütunlarla üç nefe ayrılmıştır. Üzeri değişik zamanlarda farklı şekillerde örtülmüştür. Tonoz örtülü üst örtünün bir bölümüne kubbe yapılmıştır. Camiye dönüştürüldükten sonra batı yönündeki kapısı örülmüş, kuzeybatıda yeni bir giriş açılmıştır. İç mekân sıvanmış olduğundan freskleri hakkında bir bilgi bulunmamaktadır.

Oğulağaç Köyü Kilisesi (Camisi)

Trabzon ili Maçka ilçesi Şahinkaya Beldesi’ne bağlı Oğulağaç Köyü’nde bulunan bu kilise 1867 yılında yaptırılmıştır.

Kilise eğimli bir arazide, kesme taştan, dikdörtgen olarak yapılmış bazilika planlıdır. Üzeri kırma çatı ile örtülmüştür. Camiye çevrildikten sonra giriş kapısı ve apsiste değişiklikler yapılmıştır. Bununla beraber orijinal apsisi üç kademesi görülmektedir. İç mekân camiye dönüştürüldükten sonra barok üslupta bezemelerle süslenmiştir.

Yazlık Köyü Kilisesi (Küçük Livera Camisi)

Trabzon ili Maçka ilçesi Yazlık Köyü’nde bulunan bu kilise 1862 yılında yapılmıştır. Kitabe yeri boş olmasına rağmen yapım tarihi kaynaklardan öğrenilmiştir.

Kilise düzgün kesme taştan üç nefli bazilika plan düzenindedir. Nefler dört sütunla birbirlerinden ayrılmış, bunların üzerine de kubbe oturtulmuştur. Orta nefin dışında kalan iki yan nef beşik tonozla örtülmüştür. Camiye çevrildikten sonra apsis önü örülmüş ve yan tarafına yeni bir mihrap yapılmıştır. İç kısmında da bazı düzenlemeler yapılmıştır.

Altındere Köyü Kilisesi

Trabzon ili Maçka ilçesi Altındere Köyü’nde meyilli bir arazi üzerinde bulunan kilise 1876 yılında yapılmıştır.

Kesme taştan, dikdörtgen planlı, bazilika tipindeki kilisenin iç mekânı dört sütunla üç nefe ayrılmıştır. Bunlardan orta nef, yan neflerden daha geniş olup, üzerleri içten beşik tonoz, dıştan kırma çatı ile örtülmüştür. İç mekâna kuzey ve batı yönündeki kesme taş söveli kapılardan girilmektedir. Kapıların üzerinde kabartma olarak işlenmiş vazolardan çıkan üzüm dalları ile bezeli süslemeler vardır.

Kilise bir süre cami olarak kullanılmış bu nedenle de içerisi badanalanmıştır. Ancak bu badananın altındaki izlerden, kilisenin fresklerle bezeli olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle apsiste Hz. İsa, Hz. Meryem ve Çocuk İsa fresklerinin izleri görülmektedir.

Bağışlı Köyü Kilisesi

Trabzon ili Maçka ilçesine 18 km. uzaklıktaki Bağışlı Köyü’nde bulunan bu kilisenin ne zaman yaptırıldığı bilinmemektedir. Günümüze yalnızca beden duvarları ile ana apsisi gelebilmiştir.

Kalıntılarından anlaşıldığına göre kuzey yönünde sivri kemerli bir girişi bulunmaktadır. Bazilika planındaki kilisenin üzeri beşik tonozla örtülü idi

Verizana (Coşandere Köyü) Kilisesi

Trabzon ili Maçka ilçesi Coşandere Köyü’nde bulunan kilisenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Günümüze harap durumdadır. Kalıntılarından kilisenin dikdörtgen planlı, bazilika plan tipinde, üç apsis ve üç nefli olduğu anlaşılmaktadır.

Çamlıdüz Köyü Kilisesi

Trabzon ili Maçka ilçesi Çamlıdüz Köyü’nde bir kaya kütlesi üzerinde, çevreye hakim bir konumda yapılmış olan kilisenin yapım tarihi bilinmemektedir. Bunu belirten herhangi bir kitabe günümüze gelememiştir.

Kesme taştan, dikdörtgen planlı bazilika tipindeki kilisenin kuzey ve güney yönünde birer giriş kapısı bulunmaktadır. Üst örtüyü duvara gömülü payelerin desteklediği içten beşik tonoz, dıştan da kırma bir çatı oluşturmaktadır. Apsis yarım yuvarlak planlı olup, üzerinde bir mazgal pencere bulunmaktadır.

Aşağı Temelli Köyü Kilisesi

Trabzon ili Maçka ilçesi Esiroğlu Beldesi, Aşağı Temelli Köyü’nde bulunan bu kilisenin kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XIX. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Kilise kesme taştan dikdörtgen planlı olup, ibadet mekânını dört taş paye üzerine oturan merkezi bir kubbe örtmektedir. Bunun dışında kalan alanlar tonozla örtülüdür. Kilisenin girişi kuzey yönünde olup, apsisi doğu yönündedir. Ancak bir süre camiye çevrilen kilisenin güneyindeki mihrabı yıkılmıştır.

Mintantoz (Ocaklı Köyü) Kilisesi

Trabzon ili Maçka ilçesi, Ocaklı Köyü Aşağı Mahallesi’nde bulunan bu kilisenin yapım tarihi bilinmemektedir. Büyük olasılıkla XIX. yüzyılda yapılmıştır.

Kilise düzgün kesme taştan dikdörtgen planlı bazilika üslubunda yapılmıştır. İbadet mekânı üçerden altı sütun ile üç nefe ayrılmış, neflerin ortasında kasnaklı bir kubbe bulunuyordu. Bu kubbe günümüze ulaşamamıştır. Apsis üç yönlüdür. Giriş kapısının çevresinde kabartma motifler bulunmaktadır. Bunlar kanatlı ve kuyrukları ile birbirlerine dolanmış olan grifonlardır. Bu grifonların ağızları içerisindeki kartuşlara haç ve ay şekilleri işlenmiştir. Bunların üzerinde bulunan kitabelik yeri yazısızdır.
 

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
MANASTIRLAR


Sumelâ (Meryem Ana) Manastırı


adsz-3.jpg


Trabzon’un 54 km. güneyinde, Maçka İlçesi sınırları içerisinde yer alan Sümela Manastırı, Meryem Ana vadisinden 1628 m. yüksekliğindeki bir mağaranın içerisine yapılmıştır. Ziganaların tepesinde, ormanlık alanda, Değirmendere’nin bir kolunun seslendiği bu yere zigzaglar yapılarak zorlu bir tırmanıştan sonra çıkılabilmektedir.

Sümela Manastırının kuruluşu Anadolu’nun pek çok manastır ve kilisesinde olduğu gibi, çok eski yıllara tarihlendirilmiştir. Bunun yanı sıra, yine benzerlerinde olduğu gibi kuruluşu bir takım efsanelere bağlanmıştır. Bu söylencelerden birine göre; Hz. İsa’nın azizlerinden Lukas’ın yaptığı iddia edilen Meryem ikonası her nasılsa Atina’ya gitmiştir. Meryem’in ikonası bir gün buradan ayrılmak istemiş!... Ve melekler tarafından uçurularak Ziganaların tepesindeki bir mağaraya bırakılmıştır. Bu arada Atina’dan gelen Barnabas ve Sophronias isimli iki keşiş de bu resme burada rastlamış ve manastırın yapımı için girişimde bulunmuşlardır. Ne var ki bu ikona, çok eski tarihlere inmektedir. Nitekim Trabzon yöresinde ciddi incelemelerde bulunan J.P.Fallmerayer (1790–1861) 1840 yılında Sumela Manastırını görmüş ve anılarında buradan uzun uzun söz etmiştir. J.P.Fallmerayer keşişlerin anlattıklarını kitabında eksiksiz kullanmıştır. Buna göre; ikona yöredeki Müslümanlarca yakılmak istenmişse de yanmamış, balta ile parçalanmak istenmiş kırılmamış, dereye atılmış bu kez de sular tarafından sürüklenmiştir. Bu arada ikona üzerindeki çatlağın balta izi olduğu iddia edilmiştir. Oysa yörede objektif izlenimleri ile dikkat çeken Fallmerayer ikonanın söylendiği kadar eski olmadığını çerçevesinin XVII. yüzyılda Trabzonlu bir sanatkâr tarafından yapılmış olabileceğini kaydetmiştir.

1-5.jpg


Hz. Meryem (Panaghia) anısına kurulan Sümela Manastırı’nın ismi Grekçe kara, siyah ve karanlık anlamına gelen Melas’dan gelmektedir. Ancak bu da kesinlik kazanamamıştır. Manastırın yer aldığı vadi ve dağ yamacının koyu renkleri veya ikonanın siyah rengi bu ismin verilmesinde başlıca etken olmuştur. Kafkas ikonalarında aziz tasvirlerinin yüz ifadelerine esrarlı bir görüntü verebilmek için çoğunlukla siyah rengin uygulandığı bilinmektedir. Bu nedenle Kafkasya’da yapıldığı sanılan Hz. Meryem ikonasının koyu renkte oluşu, manastıra da bu ismin verilişi arasında bağlantı kurulmuştur. Büyük bir olasılıkla manastırın kurulduğu bu mağara, tespit edilemeyen eski tarihlerde kült yeri olarak kullanılmış ve sonra burası manastıra dönüştürülmüştür. Bu arada manastırın esasının İmparator II. Theodosius zamanında (408–450) kurulduğu, İmparator Iustinianus’un kumandanlarından Belisalius’un yeniden yaptırdığı iddia edilmişse de bunu kanıtlayacak hiçbir belge ortaya konmamıştır. Manastırın bilimsel olarak tespit edilebilen tarihi VIII. yüzyıla inmektedir. O yıllarda Trabzon’da Komnenosların egemen olduğu ve III. Aleksios Komnenos’un (1349–1390) bu manastıra ilgi gösterdiği bilinmektedir. Nitekim bazı belgelerden de dedesi II.Ioannes Komnenos’un (1280-1285) Sümela Manastırına bazı bağışlarda bulunduğu öğrenilmiştir. Öte yandan Trabzon Komnenos prensliğinde sözü edilen bir efsaneye göre de, İmparator III.Aleksios büyük bir fırtınaya tutulmuş ve Sümela’daki Meryem ikonasının manevi gücü sayesinde canını kurtarabilmiştir. Buna karşılık Sümela’ya zengin bağışlarda bulunmuş ve burasını yeni baştan düzenlemiştir. Manastırın dış kapısı üzerindeki 1360 tarihli beş satırlı yazıtta da İmparatorun doğu ve batının hâkimi ve bu manastırın kurucusu olduğu yazılıdır. Ayrıca 1361 yılındaki bir güneş tutulmasını imparator Sümela’da karşılamış, bu olayı yansıtan güneş resmi sikkelerinin bir yüzüne basılmıştır. Bütün bunların yanı sıra İmparator III. Aleksios 1365 tarihli bir emirname ile manastırın tüm gelirlerini düzenlemiş ve Trabzon’a Türklerden gelecek tehlikeye karşı keşişlerin uyanık olmalarını istemiştir. Bu da Sümela Manastırının yalnızca dini merkez olmadığını, stratejik konumundan ötürü gözetleme görevini üstlendiğini kanıtlamıştır.

2-3.jpg


Osmanlı döneminde, Osmanlı padişahları Sümela Manastırı’nın tüm haklarını korumuş ve bu dini merkeze daima saygılı olmuşlardır. Fatih Sultan Mehmet manastırın haklarını koruduğunu açıklayan fermanlar düzenlemiştir. Sultan II. Beyazıd, Yavuz Sultan selim, Sultan III. Murad, Sultan İbrahim, Sultan IV. Mehmed, Sultan II. Süleyman, Sultan III. Ahmet gibi Osmanlı padişahları da Sümela ile ilgili çeşitli fermanlarda bulunmuşlardır.

XVIII. yüzyılda Sümela Manastırı ile Voyvodalar ilgilenmiş, harap olan birçok bölümlerini baştan yapmışlardır. Bu arada İgnatios isimli bir başpiskopos 1749 yılında manastır ve kayaların üzerini freskolarla bezemiştir. XIX. yüzyılda manastır en zengin ve görkemli yıllarını yaşamıştır.

Sümela Manastırı mağara içerisinde yapılmasından ve mimari özelliklerinden dolayı Anadolu’daki bazı Hıristiyan yapıları ile çok yakın benzerlikler göstermektedir.

3-3.jpg


Sümela Manastırı doğal ve oldukça geniş, yüksek bir mağara içerisine önü duvarlarla örülerek yapılmıştır. Manastır ilk yapılışından sonra birbirini izleyen, bazen yan yana, bazen üst üste yapılarla büyük bir yapı topluluğu görünümündedir. XIX. yüzyılda mimari yönden çok zenginleşmiş ve yeni yapılarla son derece görkemli bir görünüme kavuşmuştur. Dik merdivenlerle çıkılan ve sonra aşağıya inilen girişin yanlarında koruyucuların hücreleri yer almaktadır. İç avlu da dağın yamacına bitiştirilmiş, ocaklı mutfaklar, yukarıdaki kayalardan sızan kutsal suyun toplandığı su haznesi vardır. Bunu merkezi oluşturan kovuk arasına yerleştirilen iki katlı bir yapı izlemektedir. Manastırın odak noktasını oluşturan mağaranın önünün bir duvar ile örülmesi ve buradaki şapel kompozisyonu tamamlamaktadır. Bunları irili ufaklı düzensiz biçimde yapılmış birçok hücre ve şapel sınırlamaktadır. Son derece düzensiz, yığma moloz taşlardan yapılan bu binaların üzerlerinin eski resimlerden anlaşılacağı gibi ahşap elemanlarla tamamlandığı görülmektedir. Avlunun sağında, vadiye bakan alanda 1860 yıllarında yapıldığı sanılan misafir hücreleri ile kütüphane yer almaktadır. Bugün önü tamamen yıkılmış olan kütüphane duvarlarına oldukça iri harflerle yazılmış “Bibliotheka” sözcüğü okunmaktadır.

4-2.jpg


Manastırın eski resimlerinden bu yapıların avluya bakan yüzlerinde, birbiri üzerine bindirilmiş ahşap konsolların taşıdığı balkonlar ile sundurmaların yer aldığı görülmektedir. Kütüphanenin hemen yanı başından yükselen doğrudan doğruya yamaca yaslanan, gösterişli bir bina arka plandaki tüm yapıları gizlemektedir. Bu bina manastırda yaşayanların barındıkları ana yapı olup, içeride bir koridorla ikiye ayrılmakta, her iki yanına odalar sıralanmıştır. Üç kattan oluşan yapının içerisi ahşap olduğundan günümüze yalnızca dış duvarları gelebilmiştir.

Sümela Manastırının freskolarında İncil, Tevrat ve Aynaros resim rehberinde sözü edilen konular işlenmiştir. Manastırların dış yüzeylerinin resimlerle kaplanmasına genellikle Romanya’daki Voronet (XV. yüzyıl), Humor (XVI. yüzyıl), Muldovita (XV. yüzyıl) ve Sucevita (XVI.-XVII. yüzyıl) kiliselerinde karşılaşılmaktadır. Burada da manastırın dış yüzeyini kaplayan freskoların büyük çoğunluğu 1710–1740 yıllarında Caldiya (Gümüşhane) Mişabu (Papazbaşı) Ignatios’un emriyle yapıldıkları sanılmaktadır. Ancak bugün görülebilen fresklerin altında daha eski tarihlere inebilen örneklerin olması olasıdır. Büyük olasılıkla da erken tarihli freskolar 1740 tarihli onarımda yenilenmiştir.

6-1.jpg


Mağara kilisenin dış yüzü her biri düzgün çerçeveler içerisine alınmış birçok resimlerle bezenmiştir. Bunların büyük bir bölümü çok yıpranmış, bazılarının seçilmeleri güçleşmiştir. Buradaki resimlerin ilk bölümünde evrenin yaratılışına yer verilmiştir. İkinci bölümde şeritler halinde Tevrat ve Tekvin’den alınma sahnelerle karşılaşılmıştır. Özellikle erkek ve kadının yaratılışı, Allah’ın öğütleri, günah işlemeye teşvik, cennetten kovulma, Âdem ile Havva görülmektedir. Üçüncü bölümde kıyamet sahnesi, Thomas’ın şüphesi, Mezardaki Melek, Birinci İznik Konsülü, Kabil’in kardeşi Habil’i öldürmesi ve Anastasis sahnesi konu edilmiştir. Bunları izleyen dördüncü bölümün ilk üç panosu anlaşılamayacak kadar harap olmuştur. Haç, Hamsin Yortusu, görünüşün değişmesi, Melek’in Joachin’e görünmesi, Tebşir, Mabet’e takdim ve İsa’nın göğe yükseliş sahnesi bu şerit halindeki freskleri izlemektedir.

Güney duvarının dış yüzünde yarıdan fazlası dökülmüş olmasına rağmen bir av sahnesi ile Hz. Meryem’in ölümünden sonra melekler tarafından gökyüzüne götürülüşü resmedilmiştir. Bunların ardından Koimesis sahnesinde Hz. Meryem çiçek desenli oldukça süslü bir yatakta yatmakta, arasında kalan mağara duvarlarında dört sıra halinde azizler ile oranz durumda Hz. Meryem resmedilmiştir.

Absidin dış yüzündeki Hz. İsa’nın doğumu, Hz. İsa’nın mabette temsili, Lazaros’un dirilişi; Absidin kuzeyinde Kudüs’e giriş, Hz. İsa’nın çarmıhtan indirilişi, ölümünden sonra yeniden diriliş sahnelerine yer verilmiştir. Öte yandan mağaranın iç yüzünde, 1732’de keşiş Matheos’un yenilediği Aziz tasvirleri ile Oineolu Ressam Savas’ın resmettiği freskler bulunmaktadır tavandaki Panagia Playtytera, Hz.İsa Cebrail resimlerinin yanı sıra kuzey duvarında dört bölümlü geniş bir kompozisyon halinde mahşer panosu işlenmiştir. Mağara içerisindeki en ilginç kompozisyonlardan biri, muhteşem bir tahtta oturan Hz. Meryem’in freskidir.

5-2.jpg


Cumhuriyetin ilanından sonra bölgede yaşayan Rumlar Yunanistan’a gitmişler, Sümela Manastırı sahipsiz kalmıştır. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da manastır kısa sürede harap olmaya başlamış, kâgir bölümler yıkılmış, ahşap bölümler yanarak yok olmuştur. Bu yağmaların yanı sıra geçirdiği yangın ve doğa koşulları sonucu harabe haline gelmiştir.

Uzun süre kendi halinde terk edilen manastır 1972 yılında Trabzon Müzesi yönetimine bırakılmış, onarımı yapılarak yok oluşu önlenmiştir. Ancak çok yakın tarihlerde Sümela Manastırı Kültür Bakanlığı’ndan Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir.

Sümela Manastırı kapandıktan sonra, içerisindeki eserlerin büyük çoğunluğu dağılmıştır. Özellikle manastırın en önemli eseri olan gümüş çerçeveli Hz. Meryem ikonasının ne olduğu bilinmemektedir.

Manastırdaki el yazmalarının büyük çoğunluğu çeşitli müzelere dağıtılmıştır. Bunlardan XVII-XVIII. yüzyıllara tarihlendirilen tezhip ve minyatürlü bazı İnciller Ankara Etnoğrafya Müzesinde, bir tanesi de Atina Benaki Müzesi’ndedir. XII. yüzyıla tarihlenen Sümela İncili ise İstanbul’da Ayasofya Müzesi’ndedir.
 

bakunin

Admin
12 Mar 2009
6,646
84,814
NeverLand
Vazelon Manastırı


dogukaradeniz-vazelonB.jpg


Trabzon ili Maçka ilçesine 14 km. uzaklıkta, Kiremitli Köyü’nün de 7 km. batısında, çam ormanları içerisinde yer alan ve Yuhannes’e adanan Vazelon Manastırı’nın ilk kurucusu ve yapım tarihi bilinmemektedir. Bununla birlikte bazı araştırmacılar MS.270 ve MS. 317 tarihleri üzerinde durmaktadırlar. Bununla beraber manastırın VIII. Yüzyılın ortalarında kurulduğu, onu izleyen yıllarda da genişletildiği anlaşılmaktadır. İlk manastırın kurulduğu mağaranın önündeki yapı kalıntıları XIX. yüzyıla aittir. Günümüze çok büyük değişikliklerle gelebilen manastırı İmparator İustinianus onartmıştır. MS.644 yıllarında bir onarım daha geçirmiş, kütüphanesi daha da zenginleştirilmiştir.

XIII. yüzyıldan sonra Vazelon Manastırı Maçka’nın kültürel, dini ve ekonomik yapısında etkinliğini sürdürmüştür. Yöredeki manastırların en zengini olan bu manastırın geliri ile de Sümela Manastırının yaptırıldığı söylenmiştir. Bugünkü görünümünde manastırın sağır duvarlı birinci katına batısından merdivenle çıkılmakta ve buradan da küçük bir hole ulaşılmaktadır. Bu girişin iki yanındaki koridorlar ve çevrelerinde üçerden altı oda yer almaktadır. Manastırın asıl yapısına günümüze gelemeyen ahşap bir merdivenle çıkıldığı sanılmaktadır.

Günümüze son derece harap ve perişan durumda gelebilen manastırda yalnızca yapı kalıntıları ile karşılaşılmaktadır. Bunlardan soldaki büyük yerin yemek salonu, soldakinin ise mutfak olması üzerinde durulmuştur. Ayrıca burada bir su sarnıcı ile hemen hemen onun yanı başında üç nefli bir kilise yer almaktadır. Kilisenin kuzey duvarında mahşer günü, cennet, cehennem tasvirlerini konu alan freskler yapılmıştır. Üst örtü sistemleri de ahşap olduğundan zamanla yıkılmış ve 1923 yılında tamamen terk edilmiştir.


Gregorius Peristera (Kuştul-Hızır-İlyas) Manastırı


00020249.jpg


Trabzon Esiroğlu, Kustul Köyü’nde (Şimşirli) bulunan bu manastır, vadiye hâkim bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemekle beraber, araştırmacılar MS.752 yılına tarihlendirmişlerdir. Manastır, 1203 yılında yağmaya uğrayarak terk edilmiş, 1393’de yeniden önem kazanmış ve bu durum 1904 yılında bir yangın sonucu yanmasına kadar sürmüştür.

Batı cephesinden bir merdivenle içerisine girilen manastır, geniş holleri, salonları ile dikkati çekmiştir. Haç planlı kilisesi zamanla yıkılmış ve hiçbir iz kalmamıştır. Araştırmalar sonucunda, manastırdan vadiye kadar uzanan dehlizler ortaya çıkarılmışsa da bunlar bugün kullanılamayacak durumdadır.

Kızlar Manastırı (Panagia Keramesta)

Trabzon-Hamsiköy yolu üzerinde, Kiremitli Köyü vadisindedir. Bu manastırın da yazıtı günümüze ulaşamamakla birlikte, 1858 yılında yapılmış olduğu sanılmaktadır.

Kızlar Manastırının, Sumela Manastırı veya Vazelon Manastırı’nın mimari yönden küçük bir kopyası gibi olduğu söylenmektedir. Kaya içerisine yapılan bu manastırın günümüze yalnızca batı ve kuzey duvarları gelebilmiş, diğer bölümleri tamamen yıkılmıştır.
 

uzung

Yönetici
14 Ağu 2009
3,445
29,519
İstanbul
Bir Maçka'lı olarak bu kadar bilgi bende yoktu. Hepsini kayıt ediyorum. Ayrıca bu hizmetiniz için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Sağolun.
 

Vergilius

Onursal Üye
25 Nis 2009
5,739
5,167
Ansiklopedik mükemmel bilgiler geçtiğimiz yaz maçkadaydım yeminle hayran oldum cennet gibi biryer.Sümela Manastırına yürüyerek yağmur altında tırmandım orası ayrı bir güzel.Bulutların ağaç tepelerine inerek oluşturduğu yakamoz ve şırıl şırıl akan güçlü dereleriyle yeminle cennet.İmkanım olsa o en tepe yaylalarda ömür boyu yaşamayı isterim.
 
Üst