Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Bugün, Kadın Eserleri Kütüphanesi'nin kuruluşunun altıncı yılı. Kadınların yazalı ve sözlü tarihine adanan kütüphanede beş bine yakın kitap, belge, tez, fotoğraf, afiş düne olduğu kadar geleceğe de ışık tutuyor. Kadınlar artık anımsıyorlar, anlatıyorlar ve kadın hareketi kurumsallaşıyor."
3.Sayfada : Berat Günçıkan'ın yazısından....
Vargı-1 : Ben Temalı (konulu) kütüphane taraftarıyım... Diyeceksiniz ki kütüphane buldun da temalısını mı arıyorsun ? Ayrıca kütüphaneler yaygın ve ulaşılabilir olmalı ve orada okuma ortamı olmalı … Vargı-2 : Kadınlara uygulanan erkek şiddeti (cinsel ve fiziksel) ne yazık ki ülkemizin en önemli konularından biri. Ben erkekliğimden utanır oldum... Ayrıca bunları yazmasam olmayacaktı : Biliyorsunuz 50.000 katil , hırsız ve hertürlü pis işlere bulaşan cani ve suçlular dışarı bırakılıyor (başkalarına yer açmak için her halde). Adamın biri çıkar çıkmaz gitti karısını öldürdü.... Ne diyeyim... Sözün bittiği yerdeyiz...
8.Sayfada : Özgen Acar'ın Troya Hazinesi üzerine yazısı var.
Benim için Truva demek Batının emperyalist saldırısı (Aşil vb.) ve kahraman HEKTOR'un dramatik ölümü
demektir....
10. Sayfada : Şair Jozef Attila üzerine bir yazı var... Benim için Jozef Attila şiirden çok acı , dram , acı , dram , acı , dram …
Emeğine ve paylaşım isteğine teşekkür ederim....
NOT : Her ne kadar bu dergi 2025 te sunulmuş ise de ; Ben incelemeye 2026'nın gecesinde 04:00 ten sonra başladığım için :
ATATÜRK'TEN BAŞKASINI "KURUCU ÖNDER" OLARAK TANIMYAN , ATATÜRK'TEN BAŞKASINA "KURUCU ÖNDER" DEMEYEN , ATATÜRK'TEN BAŞKASINA "KURUCU ÖNDER" DİYENİN PEŞİNDEN GİTMEYEN ,
TÜM TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN HALKINA (HALKLARINA DEĞİL) ;
2026'NIN
TAM BAĞIMSIZ (HER AÇIDAN) , TAM DEMOKRATİK , TAM LAİK VE TAM SOSYAL ADALET VE TAM ANLAMIYLA HUKUK DEVLETİ ÖZELLİKLERİNE SAHİP TÜRKİYE CUMHURİYETİ GETİRMESİNİ DİLERİM.
SAĞLIK , BAŞARI VE MUTLULUK YOLDAŞINIZ OLSUN...
Beyin, akıl, düşünce dediğimiz kavramlar ne kadar ilginç, bunu yaşadıkça anlıyorum.
Mesela benim de çok ama çok sevdiğim bir kişi, halklar yerine halk demeyi tercih
ediyor, yani öyle olduğunu varsayıyor. Çok fazla halk var aslında ve eminim bunu
o da kabul ediyor ama bir noktada bazı "önyargılar" bunu kabullenmeyi engelliyor.
En basiti Amerika kıtasını düşünelim, orada kızılderililer vardı değil mi, farklı yerlerde
farklı "kabileler". Onları tümden bir halk olarak da tanımlayabiliriz, farklı "kabileler",
mesela Siu, Komançi, Apaçi... vb. olarak da görebiliriz. Hepsi aynı değil, hepsinin aynı
özellikleri yok, olması da gerekmiyor. Yüz yıl önce ulus devlet yaratmak isteyenler bazı
ortak yanları kullandı, şimdi bunlar işe yaramıyor. Başka ortak şeyler bulmamız lazım.