Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Kare masanın solunda oturan Cumhuriyetçi Millet Partisi lideri Osman Bölükbaşı.İnönü ile Menderes'i taıyorsunuz.
Sağda oturan kişiyi tanıyamadım.Mecliste DP,CHP ve CKMP dışında parti yoktu.Tanıyamadığım kişi seçilen az
sayıdaki Bağımsızların lideri olabilir.1950'li yılların seçim sistemi çok ilginçti.Bir ilde en çok oyu alan parti tüm
milletvekilliklerini kazanırdı.2 Mayıs 1954 seçimlerinde DP 541,CHP 31 ve CKMP 5 milletvekili çıkarmıştı.DP iktidarı
Kırşehir'de 5 milletvekilliğini de Bölükbaşı'na kazandırınca ili cezalandırmış ve ilçe yapmıştı! Bir başka ceza da İsmet İnönü ve öteki
milletvekillerinin tümünü seçen Malatya'ya gelmişti.İl bölünerek Malatya'dan Adıyaman ili oluşturulmuştu.Ama o 31 CHP'li
iktidara Meclis'i dar etmiş ve erken seçime zorlamıştı.Günümüz CHP'sine duyurulur!
Aslında bana kalsa hemen girişteki "Vita" reklamı üzerine yazacaktım... Ama derginin içindekiler yakamı bırakmıyor (dolu dolu içeriğe sahip bir dergi)..... Başlayalım ....
"DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ !..
İç manzara D.P. nin ilk günlerine ne kadar benziyor: Mitingler, nutuklar, törenler... Hala, dağ, taş, bir ağızdan aynı marş söylüyoruz : Güneş ufuktan şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar!..
Bir gün değil, bir ay değil, bir yıl değil... On bir sene bu!.. Ne yürümekle bitmez yol, ne beklemekle doğmaz güneşmiş!.. Çocuk olsa, dokuz ayda doğardı. Biz, kadınlı erkekli, yirmi dört milyon insan, dokuz doğuruyoruz, o hala doğmuyor!..
Bilirsiniz, kutuplarda yılın altı ayı gece, altı ayı gündürdür. Gelsinler de Türkiye'yi görsünler. Hangi altı ay?.. Yüz otuz iki aydır halak tüküsünü çağırıp ekliyoruz :
Güneş ufuktan şimdi doğar!..
..........
Yalnız, merak etmeğe başladım : Ufuktan şimdi doğacağını beklediğimiz bu güneş, hangi güneş acaba?..
İsmet İnönü ile Adnan Menderes'in, yüzlerini aynı ufka çevirmiş aynı güneşi beklediklerini sanır mısınız?.. Aah, türkü aynı türkü ama, güneş aynı güneş değil!...
......... Bu arada, işini karanlıkta görenlerin, güneşten kaçan yarasalar gibi, ha doğdu, ha doğacak diye tirtir titrediği muhakkak..."
Bu satırlar Yusuf Ziya Ortaç'ın başyazı'sından. İnanmayacaksınız ama bu yazıyı okuyunca hemen üstte görüldüğü halde tekrar tekrar derginin tarihine baktım. Tekrar , tekrar , tekrar.... Neden bu kuşkuya düştüm?..... Sonra halk deyişi ile rahatladım "Ha o gün , ha bu gün" ....
Vargı : Söylemesem çatlardım : Şimdikiler kaçacakken pasaporta gerek duymuyor ki , biz pasaport alanlara bakıp yorum yapalım.
8. Sayfada "Demokrat Partiden İstifa Mektupları" başlıklı yazı var. Okuyun siz de benim başmakaledeki durumuma düşüp derginin tarihini kontrol etme gereği duyacaksınız....
12. Sayfada "GUGUK" başlıklı yazı var. Vargı : Bu başlıklı yazıya rastlayınca aklıma "HUKUK" geldi... Ama niye yalan söyliyeyim "kıs kıs gül"emedim. Çünkü yaşananlar o kadar acı ki gülseydim aklımdan şüphe ederdim...