Zagor Tay Yayınları 350'lik Seri Sayı 265

Zagor Tay Yayınları 350'lik Seri Sayı 265

Zagor Tay Yayınları 350'lik Seri


Like Tree16Likes
  • 15 Post By bakunin
  • 1 Post By machine_code

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24.Temmuz.2009, 02:38   #1
Administrator
 
bakunin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.Mart.2009
Bulunduğu yer: NeverLand
Mesajlar: 6,167
•Rep Puanı : 1213377
•Rep Seviyesi :
bakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond reputebakunin has a reputation beyond repute
bakunin - MSN üzerinden mesaj gönder
Success Sm Zagor Tay Yayınları 350'lik Seri Sayı 265


Keyifli okumalar.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
hadon, rand35, necdet ve 12 kişi bunu beğendi.
__________________






Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.


Konu kinowa tarafından (03.Ağustos.2013 Saat 02:32 ) değiştirilmiştir. Sebep: Link yenilendi
bakunin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 19.Ekim.2010, 13:58   #2
Süper Üye
 
algir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.Aralık.2009
Mesajlar: 892
•Rep Puanı : 69817
•Rep Seviyesi :
algir has a reputation beyond reputealgir has a reputation beyond reputealgir has a reputation beyond reputealgir has a reputation beyond reputealgir has a reputation beyond reputealgir has a reputation beyond reputealgir has a reputation beyond reputealgir has a reputation beyond reputealgir has a reputation beyond reputealgir has a reputation beyond reputealgir has a reputation beyond repute
Standart
Zagor denizinde boğulmak çok güzel.Teşekkürler sevgili bakunin usta.
algir isimli Üye şuanda  online konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 14.Mart.2018, 19:19   #3
Yeni Üye
 
machine_code - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.Mayıs.2015
Mesajlar: 73
•Rep Puanı : 15124
•Rep Seviyesi :
machine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond repute
Standart



****************************** ****** II. P A R T ****************************** *****


Paranormus ve Nostradamus ilişkisi I. P A R T' ta ' Link ' incelenilmişti...


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Zagor C265 Gece Gelen Misafir' de ' Spiritus in Secure, Libri CCLXV., Nox Adveniens Hospes ' Paranormus ne diyordu_?...





" Hatta bu hayvanın iç organlarına bakarak bütün geleceğini söyleyebilirim... "

" Evet... Özellikle ciğerini... Bunun tarihi çok eski çağlara dayanır. Sırrı da kahinden kahine geçer. "

" İç organları okumak kutsal bir törendir ve hayvan da tanrılara kurban edilmiş sayılır... "



Sahte kahin ' pseudopropheta ' Paranormus' un kitap boyunca söylediği tek doğru şey belki de budur...


Runik Yazı ' Runa Littera ' ya da eski Futhark ' Futhark Vetustius ' soyu tükenmiş /ölü ' lingua exstincta /mortua ' bir dildir ve ölülerle ölü dilde konuşmak ' cum mortuis in lingua mortua ' için öncelikle, şu esaslı problemin çözümlenmesi gereklidir...

Runik Yazı, aslen arkaik döneme ' periodus archaica ' özgü ' anlamlı hece -vokal ' vocalis ' veya ön vokalli konsonant ' consonans in prae-vocale '- kombinasyonlarıyla anlamlı kelimeler üretilen ' sillabik /tamga yazı ' syllabarium /scriptura syllabatim ' mıdır, değil ise, antik döneme ' periodus antiqua ' özgü ' anlamsız harf kombinasyonlarıyla anlamlı kelimeler üretilen ' fonetik /alfabetik yazı ' scriptura phonetica /alphabetica ' mıdır_?...

_ Runik Yazı, batılı akademik çevrelere ' academiae occidentales ' göre, Latince ' lingua Latina ' ve türevlerinin ortak atası ' antecessor communis ' olduğu düşünüldüğünden, fonetik /alfabetik bir yazıdır, gramer ' grammatica ' açısından da, bitişken bir dildir ' ea est lingua agglutinativa ', artikel ' articulus ' ve önek ' praefixum ' yoktur, sonek ' suffixum ' vardır, isim ' nomen substantivum ', sıfat ' nomen adiectivum ', zamir ' pronomen ', fiil ' verbum ' çekimleri ' declinatio nominum substantivorum, declinatio nominum adiectivorum, declinatio pronominum, coniugationum verborum ' vardır, etc...


Etrüsklerin Dini ' Religio Etruscarum '






Piacenza yazıtının ' Iecur Placentinum ' dış kenarına yazılan yazının bitigleri ' clausula ' birbirlerinden birer çizgi ile ayrılmış bulunuyor... Bu şekilde takdim edilen 16 bitigin gökyüzünün birer Tanrısının yaşadığı 16 alanı ' domum ' ifade ettiği kabul olunagelmiş bulunmaktadır... Neden_?... Çünkü,...


Libera encyclopaedia ne diyordu_?...

Iecur Placentinum est opus aeneum Etruscum quod iecur ovinum figurat in segmenta divisum et nominibus deorum Etruscorum inscriptum.

Piacenza ciğeri, segmentlere ayrılmış koyun karaciğeri formunda olan ve Etrüsklerin Tanrılarının isimleri yazılmış bir bronz Etrüsk eseridir.


Bir de, Romalılar ' Romanae ', Disciplina Etrusca ' Etrüsk Düzeni... Disciplina Etrusca, Etrüskler' in Roma din ve inanç sistemine bir mirasıdır ve Roma kenti, bu Etrüsk gizli öğretileri uyarınca kurulmuştur... Disciplina Etrusca' nın Etrüskler' in kendilerine ait yazılı bir örneği günümüze intikal etmemiştir, ancak Yunan ve Latin yazarların Eski Çağa ait eserlerinde çok küçük parçalar şeklinde bahsi geçmektedir... ' denen bir kitapta Etrüsklerin, Tanrılarla kişiler arasındaki bağlantıları anlatan öğretilerini toplamaya çalışmışlardır...

_ Libri Haruspicini: Kurban edilen hayvanın karaciğerinin incelenmesine dayalı olarak, tanrıların isteklerinin öğrenilmesi ile ilgili gizli bilgileri içermekte idi ' Etrüskler, vücuttaki diğer bütün uzuvlardan daha büyük ve kanlı olduğu için hayatın merkezinin kalp değil, karaciğer olduğunu düşünmekte idiler '

_ Libri Fulgurales: Yıldırım ve gök gürlemesinin gözlemlenmesine dayalı olarak, tanrıların isteklerinin öğrenilmesi ile ilgili gizli bilgileri içermekte idi ' Kahinlerine, antik Etrüsk dilinde FRONTAC, Latince Fulgurator -şimşek ya da yıldırımı yorumlayan kahin- denir idi '


İtalya, kuzey Picene' deki ' Picenum septentrionale, Italiana ', Pesaro' dan çift dilli bir yazıtta ' inscriptio bilinguis ex Pisauro ', Haruspex ' NETSVIS ' ve Fulguriator ' FRONTAC ', ' Museum Archaeologicum Oliverianum /Oliveriano Arkeoloji Müzesi '





Aruspici ' Haruspices '

Iscrizione bilingue che segnala il sepolcro di un etrusco di professione aruspice e interprete dei fulmini, la traduzione etrusca contiene i nomi corrispondenti netsvis truntvt


Haruspex ve yıldırımın yorumcusu olan bir Etrüsk mezarını gösteren iki dilli yazıt, Etrüsk çevirisi netsvis truntvt' a tekabül eden isimleri içerir.


Latin: L(ucius).CAFATIUS.L(uci).F(ili us).STE(llatina tribu).HARUSPEX.FULGURIATOR

English: Lucius Cafatius, son of Lucius, of the Stellatina, Haruspex, Fulguriator.


Lucius Cafatius, Lucius' un oğlu, Stellatina kabilesinden ' Tribus (divisio populi Romani antiqui) -Antik Roma' da, yasama meclisinin oy birimlerini oluşturan halkın kabilelerinden biri- ' Haruspex, Fulguriator.


Etruscan: CAFFATES.L(a)R(th).L(a)R(is).N ETSVIS.TRVTNUT.FRONTAC

English: Larth Cafates, son of Laris, Priest, Interpreter of thunderbolts.


Larth Cafates, Laris' in oğlu, ' kurban edilen hayvanların iç uzuvlarından kehanette bulunan ' rahip, yıldırımların yorumlayıcısı ' kahin '.


_ Libri Rituales: İnsan hayatını, insanın ölüm sonrası hayatını, kavmi ve devleti tanzim eden talimatlara ilişkin gizli bilgileri içermekte idi

Bunlardan Haruspicies de aynı bir yazıta, Piacenza yazıtına dayanıyor... Bu doğrultu boynuzu bir karaciğere benzetiliyor... Eğer kilden yapılmış olan bir Babylon ciğeri ' Iecur Babylonium ' modelinin de bulunduğunu göz önünde bulundurursak, antik Etrüsk dilinde ve antik Babil dilinde ' lingua Babylonia antiquissima ' karaciğer kavramının ortak bir yönü olması gerekecektir... Nitekim, antik Sümer dilinde ' lingua Sumerica antiquissima ' karaciğere " Haru " denmektedir ve, eğer bu söz Proto-Türkçe ' lingua Turcica antiqua ' " BARU " ise, manası " bir yere varmayı mümkün kılan organ; mesela akciğer " şeklinde beliriyor... Buna göre, Piacenza ciğeri, varılacak yerleri; yani doğrultuları gösteren bir haritadır... Herhalde, böyle aletleri kullananlar rahip sınıfından kişiler olmuş olmalı ki, antik Etrüsk dilinde NETSVIS, Latincede ' lingua Latina ' Haruspex ' haru -bağırsak- + spex, specio' dan -gözlemlemek, izlemek- ' lakabı görmekteyiz...

Haruspex, kurban edilen hayvanların iç uzuvlarından kehanette bulunan kahin anlamına gelir... Roma' da haruspex tarafından gerçekleştirilen kehanet işine ise, extispicium ' exta = iç uzuvlar + scipio = bakmak = extispicium = iç uzuvlara bakmak ' ismi verilmekteydi...






Epatoscopia ' Hepatoskopi '

Specchio raffigurante un indovino -netsvis- in atto di esaminare un fegato in epigrafe Kalkas

Bir kahini tasvir eden ayna -netsvis- kitabede bir karaciğeri incelemekte olan Kalkas

IV sec. a. C. ' IV secolo, avanti Cristo ' M.Ö. 4. yüzyıl


Livius, MÖ 340' da yapılan bir savaş sırasında, Roma ordusunun harbe kalkışmadan önce bir kurban adadığını ve bu kurbanın karaciğerini inceleyen Haruspex' in o dönemin konsülleri ' consules ' T. Manlius Torquatus ve P. Decius Mus' a karaciğerin olağan konumunda bulunduğunu belirttiğini ve bu kehaneti alan Roma ordusunun tanrıların kendi yanında olduğuna inanarak muharebeye giriştiğini kaydetmektedir...


Libera encyclopaedia ne diyordu_?...


Farlever funnen i Picenum med Etruskiska inskriptioner. ' Picenum' da Etrüsk yazıtlarıyla bulunan koyun karaciğeri '








I den romerska religionen var haruspex en man tranad att se efter omen i offrade djurs lever. Detta var ett arv fran etruskerna. 1877 hittades en bronsskulptur nara Piacenza i Italien som förestallde en lever och med inskriptioner pa gudar för varje omrade pa levern. Kunskapen om haruspex finns i boken Libri Tagetici som ar en samling texter tillskrivna guden Tages i den etruskiska mytologin.

Roma dininde haruspex, kurban edilen hayvanın karaciğeri üzerinden kehanette bulunmak için eğitilmiş bir adamdı. Bu Etrüsklerin mirasıydı. 1877 yılında İtalya' nın Piacenza kentinde, karaciğeri temsil eden ve her alanı tanrılara ayrılan, bronz bir heykel yazıt bulundu. Haruspex hakkında bilgi, Etrüsk mitolojisinde, Tanrı' ya atfedilen metinlerin bir koleksiyonu olan Libri Tagetici ' Tages' in Kitapları ' adlı eserde bulunur.

Under akten lästes följande etruskiska rader upp.

Yasaya göre, aşağıdaki Etrüsk satırları okundu.


TULAR EISNA SATH!

Make the Divine Boundaries! /Sınırları tanrıya çiz!

TA SACNI!

This is the Sanctuary! /Bu tapınağın!

AC EISI NERICN VACL!

Offer the Water as a Libation for the Gods! /Sun tanrıya suyu, bir kısmı tanrı için yere dökülen içki (gibi)!

APLU! THUI SRENAR TEV!

APLU! Show Signs, here, now! /Aplu! Burada işaretler göster!

FLERCHVA RATUM TUR!

Carry out the sacrifice according to the Law! /Törenin hepsini usulüne uygun ver (yerine getir –hediye et-)!

IKAN NETSVIS ALPNU APLUS TURUCE.

The Haruspex has given this as a gift to APLU. /Budur kahinin gönüllüce Aplu'ya sunusu.

VERS RACHTI!

Prepare the Fire! /Ateş hazırla!

TURMS HATHRTHI!

Be kind Hermes! /Hermes cömert ol!

THUI MUR TEVC SRENARTN!

Stay here and show the Images! /Burada dur göster resimleri!

TURMS THUNZ: SUTH!

Hermes once: stay! /Hermes önce -birinci kez-: bekle (der)!

TURMS ESLZ: ZICH!

Hermes twice: write! /Hermes ikinci kez: yaz (der)!

TURMS CIZ: MINI TES!

Hermes thrice: help me! /Hermes üçüncü kez: bana yardım et (der)!

NETSVIS SACCE!

The Haruspex has carried out the Sacred Act! /Kahin kutsal görevi tamamladı!

ZERI UTU RATUM!

The Rite is legally done! /Ayini yaptı usulüne uygun!

EISAR IPA LUCAIR THUI UTICE!

The Gods who rule have withdrawn from here! /Tanrılar orada saltanat sürdü (ama istediklerimizi) burada verdi!



Nota Bene:

Detaylar için; Etrüsk Düzenindeki Kehanet Sanatı " ARS HARUSPICINA haec est DISCIPLINA ETRUSCA " adlı yazı dizisi ve " Biçimbilim ve Sözdizim Açısından Etrüsk Dili " adlı Yüksek Lisans Tezi incelenebilir...


Eski dostumuz Üstad Bakunin' e, bu güzel kitap için, çok teşekkür ediyoruz...



İ ç t e n l i k l e...

Sevgiyle...
Kolibri bunu beğendi.
machine_code isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 16.Mart.2018, 15:24   #4
Yeni Üye
 
oktayyapıcı13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.Haziran.2015
Mesajlar: 33
•Rep Puanı : 10
•Rep Seviyesi :
oktayyapıcı13 is on a distinguished road
Standart
Hayvan iç organlara bakıp kehanette bulunma… Safar Hizqiaal AI nolu bölümde REB’in gladius konusunda insanları bilgilerindirici sözlerinden alıntı yapılmasını önemsemek için ifade edilenler gibi günümüzde dahi öldürdüğü düşmanının iç organlarını bedenden çıkartıp haşlayıp yemenin bir kanun gibi görüldüğü Orta Doğu coğrafyasındaki toplulukları belki de REB’in insanlara o an için yanlışlıklarını söyleme şekliydi ama bunun Orta Doğu coğrafyası dışında anlamlı olması ne kadar doğru olabilir? Özellikle Èxode fora d'Egipte, otsi tskhra nolu bölümde anlamlı ve tutarlı olacak olanların, Avrupa Medeniyeti dışında olacak şekilde başkalaştırılmaya çalışılan Etrüsk ile bağdaştırma ne kadar doğru olabilir?

Rune gibi hiyeroglifler konusunda da ‘’ biliyorum, şifreyi kırdım ‘’ demek kolay olandır yani eski topluluklara ait yazılarla ilgili hiçbir bilgisi olamayacak kadar yeni olanların bu yazıları çözdüklerini düşünmeleri ne kadar doğru olabilir? Tabi bu dilde yazılmış gibi bir şeyleri yazıp ondan sonra bakınız budur demek doğru olandır ama bunlar eskilere aittir demek ve çözdüm demek aslında günümüzde uzayda üs kurmaktan dahi zordur lâkin çözüm yapılabiliyor, ne diyelim bu yazıları okuyanları tebrik ederiz. Tabi bu arada kullanım süresi kısıtlı tarih ve dil açıklamaları konusunun da önemli olabileceğini düşünebiliriz.

İnsanların genel olarak anlayamadıkları unsurları anlamış oldukları ile açıklama getirebildikleri bilinmektedir. Türkiye gibi ülkelerde Etrüsklere dair öğrenilmiş bilgilerin temelinde aslında aruspice olarak bilinen kişilerin yani sadece erkek veya sadece kadın değil genel olarak ‘’ kişilerin ‘’ ‘’ nabu ‘’ için kullandıkları yönteme dayanmaktadır ve yararlanılan resim İtalya Piacenza’da bulunmuş tunçtan yapılmış koyun karaciğer diagramıdır. Bu nedenle bu bulgunun Orta Doğu’ya dayandırılması için büyünün kaynağına kadar bağlar kurulmuştur ama bu günümüz insanlarını tatmin edecek açıklamalardan uzak bir düşünce midir? Yani on altıncı yüzyılda ‘’ büyü var, ben şehit olmadan önce benim yazdıklarımı dinleyin ‘’ gibi ifadeleri olan şehitlerin düşünceleri artık pek de önemli olmayabilir mi? Neden diye sorarsak öncelikle bu parçayı ele alalım çünkü dilin kemiği yok felsefe ve tarih gibi sözel unsurlar çoğunlukla bir toz yığınıdır ve bu yığın içinde nefes alabilmek için bilimden yana olmadıkça rune yazı karakteri olabiliriz.

Gelişen milliyetçilikle toplulukların kendi tarihlerini yazabilir hale geldikleri dönemlerden sonra yani tarihin şekillendirilebilir olduğu bir dönemde İtalya’daki siyasi ilişkilerin farklılaştığı bir dönemde yani 26 Eylül 1877 tarihinde Gossolengo’da bu parça bulunmuştur ve bu parçaya benzer başka bir parça bulunmamıştır. Hayvan anatomisinin anlatıldığı bir parçada olabilecek bu tunç eserin bir tabuya dönüşmüş şekilde anlatılması da ilginçtir. Nasıl Etrüsk sanatının Antik Yunan ile ilgisi açıklandı, Etrüsklerin dillerinin barbarların çadırları ile ilgili olduğu tanımlandı ise Etrüsklerin inanç sistemlerinin de bilinebilir olan ile yetinilmesi esas tutulmuştur.

İlgili dönemde bu kadar büyük bir şey gibi algılanmamış eser hakkında İtalya’da yayınlanmış bir habere bakalım : Leggesi nella Libertà Uno splendido regalo fu fatto dal conte Caracciolo al nostro Museo, e ne costituirà, almeno per ora, la più bella gemma Consiste in un bronzo etrusco rappresentante un fegato diviso in varie linee, protuberanze ed iscrizioni. Nella scienza augurale etrusca, quella degli Aruspici, il fegato delle vittime serviva più che ogni altro organo polmoni, milza, reni e cuore) ai responsi alle domande che facevano gli Aruspi, sacerdoti destinati appunto alla divinazione dell'avvenire, per mezzo delle vio scere delle vittime a ciò divisate. Il fegato regalato al nostro museo è un pezzo fino ad oggi unico e per la storia e la scienza aruspicale interessano tissimo, e sotto questi aspetti di grano dissimo pregio ed invidiato dagli musei…

Şimdi ise bu haber ile bağlantılı olacak şekilde eserin nasıl bulunduğuna bakalım…İtalyanca kaynaklar asıl olmaları nedeniyle önemli olabilir ama Lammert Bouke van der Meer’in kitabından yararlanmanın daha yararlı olacağını düşünmekteyiz. Gerçi bizim kaynağımız Etrüskler hakkında Türkiye’deki bir Fransız Anabilim Dalı’nda yayınlanmış birkaç sayfalık bir tez veya Wikipedia’nın Deutsch sayfası veya Gli etruschi e la divinazione slayt sayfası veya aslı maviye boyanmış yeni bir şey değil ama belki de bir şeyler öğrenebiliriz. Sayın Meer, The Bronze Liver of Piacenza isimli kitabının daha beşinci sayfasında şu ifadeleri kullanmıştır : 2.The history of the discovery : At the end of 1877 a bronze liver was found by a farmer dur, donduralım Uğurcum. Ne? Çiftçi Babil’e kadar uzanan bir geleneği yansıtan bir eser keşfetmiş, ne? Şimdi şunu unutmayalım 1810-1980 aralığında çiftçi veya çocuklar tarafından bir arkeolojik eser bulundu ise bunun palavra olma olasılığı yüksektir. Oynatalım Uğurcum, baştan başlayalım; 2.The history of the discovery : At the end of 1877 a bronze liver was found by a farmer when ploughing land owned by the conti Arcelli near the hamlet of conti Arcelli near the hamlet of Ciavernesco di Settima di Gossolengo, about 7 km south-west of Piacenza. (Şimdi şunu da ifade edelim ki yine yaklaşık aynı tarih aralığında bir soylunun topraklarında bir şeyler bulundu ise bunun palavra olma olasılığı yüksektir, devam edelim.). The farmer threw the object under a tree, and in the evening he cleaned it and showed it to his landlord, who thought it worthless and allowed the farmer to have it for nothing. The farmer entrusted it to the priest in the parish of Settima, don Luigi Fulcini, hoping to get some money for it.(Para için M.Ö. ile tarihlenecek bir bronz eser üzerine yazı yazamazlar veya bronzu kendileri yapamazlar, sonuçta her şey para, afedersiniz, bilim için.)Indeed, the priest was willing to pay about ten liras to preserve it in the rectory and to show it as a curiosity to friends and acquaintances. On these conditions the finder gave it away. By chance, this event became known to conte canon ico don Giuseppe Gazzolo, one of the most important landowners in the parish and a man of learning. At the time he was a guest at the house of conte Francesco Caracciolo at Statto. The latter soon sent a letter to his friend Fulcini requesting that the object he sent to him. Conte Caracciolo acquired the bronz efor about sixty liras. He asked the farmer who had discovered it to excavate the area where the bronze had been found(Burada bahsedilen saha kazısı değildir). Three pieces of worthless old metal, a piece of an ancient Wheel and two Roman coins(unfortunately, of unknown date) were found. / Conte Caracciolo recognized the importance of the object, had it photographed and made plastei — casts of it. In the spring of 1878 he showed a photograph of it to his friend Giovanni Mariotti, director of the Regio Museo di Antichità in Parma. The latter advised showing it to capitano Vittorio Poggi, who was a learned man and a connoisseur of Etruscan antiquities. The count arranged for Poggi to study the object for a few days and make detailed drawings of it. On 1st August 1894 the count gave the bronze to the Museo Civico in Piacenza.

Yani kaşif köylü veya serf tarafından bulunan nesne soylunun elleri arasında değerlenmiştir. Söz konusu nesnenin ne olduğu ise Etrüsk engizisyon yargıcı Poggi tarafından tanımlanmıştır. Kopyası kolaylıkla yapılabilir olan nesne, Poggi’nin Di un bronzo piacentino con leggende etrusche, negli Atti e Memorie di storia patria dell'Emilia isimli makalesi ile akademik önem kazanma açısından önemli hale gelmiştir. Özellikle dil konusunda eleştirilerle değişimler gerekli görülmüştür. Wilhelm Deecke gibi birçok isim bu konuda ifade edilebilir ama Carl Olof Thulin’un önemi daha barizdir. İsveçli klasik filolojist, ilahiyatçı ve Etrüsklerin dini öğretileri konusunda yetkin isim olarak tanımlanmış Thulin 1906 tarihinde yazdığı Die Götter des Martianus Capella und der Bronzeleber von Piacenza isimli kitabının Die Bronzeleber von Placenza başlığında anlattıkları günümüzde bu nesneye dair temel inanç ve dil açıklamalarını oluşturmuştur. Yani konu ile ilgili yeni bir şey söyleyenlerin düşüncelerinin kökeni aslında Thulin’dir ve sonuçta ne söylerse söylesinler veya yazsınlar sonuçta Thulin’in çalışmaları tabanından hareket ettiklerinden bir tekrardan ibaret kalacaklardır. Ve tabi ki unutulmamalıdır ki Thulin İtalya’nın kökenlerinin aslında sadece Orta Doğu’da değil İtalya’nın ilerleyen zamanlarda Roma’nın kasırgası ile yok olmuşların hatıralarına sahip Kuzey Afrika gibi işgal edeceği Anadolu’da bulunduğu ifade edilmiştir.

Bahsi geçen bölge hakkında Bollettino storico piacentino isimli derginin Anno LXVI-Fascicolo 1 nolu ve Gennaio-Aprille 1971 tarihli sayısında bahsi geçen eser ile aynı bölgedeki kazılar hakkında şunlar ifade edilmiştir : Nel territorio di Settima e precisamente in una proprietà del Sig. Vegezzi Ferdinando, l'egr. cav. L. Scotti ha scoperto delle tombe antiche, nelle quali si trovarono degli oggetti di bronzo che sembravano appartenere all'epoca etrusca e dei pugnali di ferro dell'epoca barbarica. La località è quella dove altra volta si rinvenne quel famoso bronzo etrusco (di cui gli archeologhi non sono riusciti ancora a spiegare l'arcano) e che fu regalato al museo di Piacenza... Yani bahsi geçen bölge aslında belirli bir tarihsel köken açısından önem ifade etmesi gerekli olan soyluluğun çatışma bölgesidir.

Mario Tabanelli’nin La medicina nel mondo degli Etruschi isimli kitabında ise şu bilgilere yer verilmiştir : Fegato in bronzo di Piacenza - Museo Civico di Piacenza. È la riproduzione, in bronzo, del fegato di un ovino…Yani görünen aldatıcı olabilir.

Bu nesneye Türkiye’de de ilgi duyulmuştur. İtalya’daki doktorlar gibi bir doktor olan Süheyl Ünver Tıbbî Folklor ve İyi Telkinler isimli kitabının 7'nci sayfasında çeşitli bilgiler aktarılmıştır: ''Sümerlerde bir hayvanın çıkarılan karaciğerinden hastalığın teşhisi ve tedavisi hakkındaki fal usulünü de Etrüsklerde görüyoruz. Hatta bu usulü yetiştirdikleri ve dinî birer teşekküle merbut hekimlerine öğretmek üzere karaciğer modelleri yapmışlardır. Bunların misalleri vardır. Bu ciğer falını biz Anadolumuzun en eski ve yerli halkı Eti Türklerinde de buluyoruz. Hatta kabartma modelleri de bulunmuştur. Bugün bu usulü Anadoluda tanıyanlar vardır.'' O dönemlerde Hititler Anadolu’nun en eski hazinelerini barındıran Yunan ve Roma’dan daha eski bir tarihi ifade ettiğinden Türk olarak kabul edilmekteydi. Böylece Anadolu Türktür, Hititler Türktür falan denilmiştir. Etrüsklerin Türk olarak düşünülmesi açısından bir başka kaynak da Helmuth Theodor Bossert’tir. Bossert Hitit hiyerogliflerini çevirdiği gibi Hititler konusunda Türkiye’de önemli çalışmalar yapmıştır. Die Etruskische Bkonzeleber von Piacenza isimli çalışmadan çok sonraları Türkiye’de Bossert Belleten isimli derginin 59’ncu sayısında çevirisi yayınlanmış Hitit Hiyeroğlif Metinlerinde Tanrıça Hepat isimli makalesinde Mısır ve Hititlerde görülen karaciğer ile ilgili uygulamalara dair aktardığı bilgiler arasına Etrüskleri de eklemiştir ve kaynak olarak Thulin’nin makalesini değerli görmüştür.

Fantastik Türk Tarihi yazıcıları da yine Thulin’in makalesinden hareket ederek Etrüsklerle Türkler arasında bağlar kurmuşlar hatta Etrüsklerin Türk olduğunu düşünmüşlerdir. Hatta fantastiklik öğelerini özellikle Alman akademisyenlerin çalışmalarını kopyalayarak tekrarlamışlardır. Böylece Orta Asya ile Etrüskler ile bağların olduğu kanıtlandığı düşünülmüştür fakat bu zaten 1800’lü yıllardan kalma bir düşüncedir yani yeni bu yeni bir şey değildir. Fantastikliğe bu kadar maruz kalınca malumdur ki gerçeklik ile fantastiklik arasındaki bağ kopuk gerçekler hakkında da fantastikliği kabul etme tabuya dönüşebilir. Bu nedenle Clifford A. Pickover’ın Dreaming the Future: The Fantastic Story of Prediction isimli kitabının 56’ncı sayfasında bir şeyler bulabiliriz : When the divination has been completed, say, " Netsvis sacce! zeri utu ratum! eisar ipa lucair thui utice! [The haruspex has carried out the Sacred Act! The rite is legally done! The Gods who rule have withdrawn from here!]." Ama bu sözlerin aslı var mı?

İnternetten veya Türkçeleştirilmiş bir uydurma isimle ağ mağ denilen ortamdan doğruluğu sorgulanmadan bayağı bir sayfadan kopyala yapıştır ile yazılmışlar Türk akademilerinde değerli görülebilirken bize göre şüphelidir. Çünkü 1500’lü yıllardan kalma kitaplar taranmaktadır ve kitaplar internette ücretsiz görüntülenmektedir ve nedense Türk akademilerinde değerli görülenler görüntülenemeyebilmektedir. Kaldı ki fantastik kurgucu bir matematikçinin yazdığı İngilizce kitap da değerli değildir.

Peki, neden ciğer? Konu ile ilgili birçok şey ifade edilebilir. Yani ciğer çok şifalıdır, ciğer yiyenin ciğeri sağlam olur(ceviz yiyip hala aptal olunabilinir mi?)… ama aslında eski toplumların gözlüklerini takmamız daha gerçekçi sonuçlara erişmemiz açısından önemli olabilir. Şimdi Orta Doğu coğrafyasına bir uzanalım, fakirliğin kullanışlı bir şey olduğu Orta Doğu’ya. Ki burası Türkiye, Mezopotamya, Beni İsrail…Bu topluluklarda kaynak azlığında besin kıtlığında hayvanlar eğer etleri için öldürülürse zenginlerin yemedikleri artıklar daha çok fakirlere verilmekteydi. Yani hayvanın midesi, ciğeri, safrası, bağırsakları, böbrekleri, dili, yumurtalıkları…ve bu artıklar bile yeterli olamayabiliyor hatta bu artıklar için mücadeleler yapılabilmekteydi. Zenginlerin içecekleri suyun ve şarabın fakirler tarafından içilmemesi için suyun yerine alternatifleri için sözler söyleyenler gibi ciğer gibi artıklar için şifa tanımları gibi özendirici olan unsurlar temelde fakirlerin et yemiş olma hislerini giderme ile ilgilidir. Peki neden ciğer de mide değil? İşte bu konu tabularla birtakım unsurların görmezden gelinmiş olması ile ilgilidir. Çünkü her artık et aslında büyülerde kullanılabilir ama özellikle ciğer kanın en fazla olduğu organdır ve Orta Doğu toplumlarında kan akıtmanın simgesel karşılığı yenileni yenmiş olmadır. Günümüzde Afrika’daki ilkel kabilelerde geçerli olan bu uygulamada özellikle Afrikalılar palalarla öldürdükleri düşmanlarının kanlarını pala ile kesip çıkarttıkları ciğerlerden içebilmektedirler. Özellikle çok yeni bir olay olan Rwanda Soykırımı’nda Afrikalıların ne kadar ilkel olabildikleri dünyaya kanıtlanmıştır. Bu özellikte ilkellik bir kıstastır yani insanın içindeki ilkel dürtüler farklılaştıkça yabancılaşmaktadır ve yok sayılabilmektedir ama aslında olan şey ilkelliğin sembolleştirilmesidir. Hıristiyan İlahiyatı geniş çaplı incelendiğinde çok eski zamanlarda tıp araştırmalarına karşı çıkılmışlığın altında yine ilkelliğe karşıtlık olduğu görülecektir, insanların ilkellikten korunması için karşı tarafın Hıristiyan düşünceye karşıtlığı önemsendiği anlaşılacaktır… Çünkü insanlar ilkel bir şekilde yaşadıklarında ne kadar vahşi olabilecekleri veya vahşiliklerinin ortaya çıktıktan sonra dizginlenmenin imkansız olduğu aşikardır. Buna verilecek en güzel örneklerden birisi evcil aslan beslemedir, bu aslanlar neden her zaman pişmiş et ile beslenir? Çünkü çiğ et ile beslendikten sonra o aslan artık eski aslan olamaz ve insanlar için tehdittir. Ayrıca doğanın öğreticiliğinde yaşayan insansı hayvanlar arasında da cannibalism gibi alan savaşı nedeniyle öldürdükleri insansılara yaklaşımları da ilginçtir. Bu nedenledir ki büyü ile uğraşan ve bu konuda açıklama yapanlar da inanmışlığın yolundan sapanlardır ve eğer bu kişiler büyünün ne olduğunu açıklamaya çalışmış din adamları ise Hıristiyanlık için şehit olmuşlardır. Ve şehitlerin yazdıklarına adeta radyasyonlu sayfa muamelesi yapılmıştır. Çünkü cahil ve fakir olanlar yoldan sapınca zenginlerin(sadece maddi anlamda değil) sahip olamadıkları zengin bir hırs ile çok yıkıcı ilkeller olabilirler(Görgüsüz insanların neler yapabildiklerini görebilmek gereklidir.). Dinin gereği olanların ‘’ bilenlerce ‘’ okunması gerekli olan sayfaları okuyanların, şehitler tarafından yazılmış sayfalarını okuyanların hemen düşünecekleri fantastik öğelerdir ve bunu kendileri için koz olarak kullanırlar. Egoist bir şekilde yazı yazma ve bu yazıları fantastik öğelerle süslemenin ne olduğu yazılıdır ama bunu artık yazmanın gerekli olduğu düşünülmemektedir. Çünkü bu ifadeler artık geçmişte kalmıştır ama eski Hıristiyan din adamlarının uyarıları dikkate alınabilir yani sadece kendi menfaatleri için bir şeyler uydurmuş insanların bilim sıfatı ile bir şeyler yazmalarını onaylar gibi yazı yazan din adamı sıfatı taşıyanların insanları ilkelliğe ve vahşiliğe götürebilecek ifadeleri son derece tehlikeli olabilir. Çünkü eğer söz konusu inancın korunumu ise öncelikle inanç önemsenmelidir. Bilinmeyen bir şeyi korumak bir şeyi korumak demek değildir.


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
oktayyapıcı13 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 16.Mart.2018, 15:26   #5
Yeni Üye
 
oktayyapıcı13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.Haziran.2015
Mesajlar: 33
•Rep Puanı : 10
•Rep Seviyesi :
oktayyapıcı13 is on a distinguished road
Standart
Paylaşım için teşekkürler

Konu oktayyapıcı13 tarafından (16.Mart.2018 Saat 15:32 ) değiştirilmiştir.
oktayyapıcı13 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 16.Mart.2018, 21:51   #6
Yeni Üye
 
machine_code - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.Mayıs.2015
Mesajlar: 73
•Rep Puanı : 15124
•Rep Seviyesi :
machine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond repute
Standart



****************************** ****** III. P A R T ****************************** *****


_Antik Etrüsk dili ' lingua Etrusca antiqua ', öncelikle ' somut şeyleri temsil eden bir sembol olan ' piktogramdan ' pictogrammata ' ve sonrasında da ' soyut şeyleri temsil eden bir sembol olan ' ideogramdan ' ideogrammata ' dönüşen bir sillabik /tamga yazı ise:

Runik Yazı, bazı akademik çevrelere ' academiae orientales ' göre, fonetik /alfabetik yazı değil, sillabik /tamga yazıdır, dolayısıyla, bir runik yazı olan Etrüsk yazısı da, Proto-Türkçe' dir, öyleyse, Etrüskler de Proto-Türk' tür,...etc,... Örnekler için;






Etrüsklerin Dini ' Religio Etruscarum '





Piacenza yazıtının ' Iecur Placentinum ' dış kenarına yazılan yazının bitigleri ' clausula ' birbirlerinden birer çizgi ile ayrılmış bulunuyor... Bu şekilde takdim edilen 16 bitigin gökyüzünün birer Tanrısının yaşadığı 16 alanı ' domum ' ifade ettiği kabul olunagelmiş bulunmaktadır... Neden_?... Çünkü,...


Libera encyclopaedia ne diyordu_?...


Iecur Placentinum est opus aeneum Etruscum quod iecur ovinum figurat in segmenta divisum et nominibus deorum Etruscorum inscriptum.

Piacenza ciğeri, segmentlere ayrılmış koyun karaciğeri formunda olan ve Etrüsklerin Tanrılarının isimleri yazılmış bir bronz Etrüsk eseridir.


Halbuki, söz konusu yazı şöyle diyor:

OQ USUN USULUÇUN\ OQ USUN ONUB UW\ ATANIS ONUNUÇ\ OYUNUS EL ATAR\ OQ UÇUN EBİL\ v.b.

Bunların hiçbiri Tanrı ismi değil...






Piacenza yazıtındaki ehram üç doğrultuyu gösteriyor: Güney kısmı Etruriayı, Kuzey-Doğu kısmı Etrüsklerin anavatanı olan Avusturyayı ve Kuzey-Batı kısmı Etrüsklerle kardeş halk olan Glozellilerin yaşadığı yeri... Bir göz etrafına çizilmiş olan altı açı ise, ehramla belirtilen üç açı hakkında daha ayrıntılı bilgi veriyor... Bronzun arka yüzünde ise, şu yazılı: "OQ Milletinin mukaddes düşünceleri "; yani ritüales

Artık, Piacenza haritasındaki yazıları okuyarak, hakikatları öğrenelim:

;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Eski Türk Dili Sözlüğü ' Lexicon Linguae Turcicae Antiquae '

OQ: erken Türklerin kendilerine verdikleri isimlerden biri; mızraklı asker; okuma; tefsir, izah

ES ' İS ': his; zeka; can, ruh; için; hakkında; olan; hatırlama; düşünce; tabi olma; sahabet; -in; -nin

ESİ: onun ' İ ' aklında olan ' ES ', yani ben; akılda olan

ESİ-BİZ: bize

OQ ESİBİZ: OQ Milletinin

OY: düşünce, fikir; akla getirmek, istemek; felsefe, feylesof; şey

EZ ' İZ ': mukaddes

EZİS: kutsal; kutsallaşma ' öbür dünyaya transfer olma '

İY: mevzu; mevcutluk

US: Tanrı; instans, yüce kat, derece; orun

UN: takı ' affixum ', -en, -ün

OQ USUN: OQ Tanrısı

USULUÇ: vücut ' corpus ' bulma, var olma

USULUÇUN: Tanrı ' veya corpus ' ciheti

ONUB: memnun edecek şekilde

UW: kutlu, mukaddes; inanç

ATANIS: adanış

ONUNUÇ: layık olmak

EMİN /OYUNUS: Proto-Grek /Latin ' lingua Graeca /Latina antiqua ' şahıs zamiri ' pronomen personale ', siz; fikriniz

OYUNUS EL: halkın fikri

EL ' İL ': halk

ATAR: kazanan; matuf

OYUNUS EL ATAR: halkın fikrini kazanan, yani, sizin

UÇ: Tanrı; lider, han; bayrak; uçma

OQ UÇUN: OQ hanı

EB ' İB ': bir bütün halinde; genel; tahakkuk; datif ' dativus ' yapan ön ek ' praefixum ', ad exemplum: EB-İL -> halka

EBİL*: olan, olma

ESİÇİNİN: yadettiğin

OT: ateş

OTUNUNUNUL: ateşte yakılma

UW OY: mukaddes düşünce ' iman '

UL: yüce; ulaşım, iletişim ' communicatio '

UZ*: transformasyon; -im

ULUNUZ*: ululuğa erişerek

BİN: -im

ESİ BİN: Yunanca /Latince /Almanca ' lingua Graeca /Latina /Germanica ', eimi /sum /ich bin ', benim

ULUÇUNUNUZ: ululaşmış olma

ESİÇİN*: kendi

UB: pra-; yüce; haşmet; ' suffixum ', ile; tarafından, ad exemplum: EL-URUB -> halk tarafından defnedilme

UB-UÇUQ /UB-UÇ OQ: yüce OQ hanı

ESİZİS: olarak; hatırası

ESİT: ... haline gelme, ... haline geçer; bunu ... , -dır; bildirge

ESİTİS: husule gelen; ... olarak bilinen

UB-ESİTİS: haşmet

UYUZ: birlik ' unio '

OQ ULUYUZUB: OQ lar arasında ululaşmış olma

EN ' İN ': durum, statik hal

ESİN /ESİS: Proto-Grek /Latin ' lingua Graeca /Latina antiqua ' şahıs zamiri ' pronomen personale ', o; canın; ruhun; hatırasını

OQ ESİN: OQ milleti

ÖZ: kendi; zati; mahsus; sahip

ÖZÜN: kendin

ON: muvaffakiyet; olma

ON OY: hasretmek

ESİNİT: din

ESİNİTİZ: icra

EMİN /UW-ESİNİTİZ: Proto-Grek /Latin ' lingua Graeca /Latina antiqua ' iyelik zamiri ' pronomen possessivum ', sizin

UW-ESİNİTİZ OQ: OQ mukaddesatı

ESİNİZ ANIB: saygı göstererek

OLUÇ: olsun, olan

UW-OLUÇUN: mukaddesleşmiş olma

AN: düşünme ve hissetme sistemi; idrak, zeka; taziz etme; anlaşılma; hatırlama; hatıra; hatırlanacak şey; anma; anıt; an

UNUT: isimlerden biri, isim fiil olmak üzere izafet terkibi, ' bileşik isimler -composita nominalia- ', -ı, -i, ın, in,

OTUNUT: ateşe verilme; yakılma

ON ANIP*: muvaffakiyet hatırası

UQUT: yazı

ELİTİRİSİZ OY: Tanrıya ulaştıran

ULUT: ' ulaşım, iletişim,... yapan ' Melek

ODULUP: yakılıp

ULUQ: ulu

UÇURUL: uçurularak

ELİTİRİZ*: götürülme

ONUT: hakiki halde ' kişi şeklinde ' tecelli eden, müdafaa, muvaffak

UZATIQUNIR: uzanmış; sonsuzluklar; sonsuz diyar

;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

OQ ESİBİZ OY EZİSİYİZ

OQ USUN USULUÇUN

OQ USUN ONUB

UW ATANIS ONUNUÇ,

OYUNUS EL ATAR

OQ UÇUN EBİL.


OQ Milletinin mukaddes düşünceleri

OQ Tanrısında Tanrılaşsın,

OQ Tanrısını memnun edecek şekilde,

mukaddes olarak adanmaya layık olmak suretiyle,

halkın fikrini kazanan

OQ Hanı olman dolayısıyladır.


ESİÇİNİN UÇUN

OTUNUNUNUL UW OY,

UW ULUNUZ ESİ BİN

ULUÇUNUNUZ.


Yadettiğin hanının

ateşte yakılması hakkındaki mukaddes düşünce,

benim mukaddes ululuğa erişerek

ululaşmış olmam dolayısıyladır.


US ESİÇİN EZİS

UB-UÇUQ ESİZİS

UB-ESİTİSİN UÇ

OQ ULUYUZUB.


Tanrıda mukaddesleşme

Yüce OQ Hanı olarak

haşmetle anılan hanın

OQ lar arasında ululaşmış olmasındandır.


OQ ESİN ÖZÜN

ON OY,

UW-ESİNİTİZ OQ

ESİNİZ ANIB

UW-OLUÇUNUN AN.


Kendisini OQ Milletine

hasretmek suretiyle,

OQ mukaddesatına

saygı göstererek

mukaddesleşmiş olman dolayısıyla, sana işbu anıt dikilmiş bulunmaktadır.


OTUNUT UW-OY

UW-ULUNUZ ULUTUZUL.

ON ANIP OLUÇ UQUT

ELİTİRİSİZ OY

ULUTUN ESİN.


Yakılma hakkındaki mukaddes iman

mukaddeslik ululuğunda ululaşmadır.

Muvaffakiyet hatırası olan bu yazı

Tanrıya ulaştıran

Ulut Meleği şerefinedir.


ODULUP ULUQ UÇUN,

ESİN UÇURUL ELİTİRİZ

OLUÇ ONUTUL.


Ulu Hanın, yakılmak suretiyle,

canın uçurularak götürülmesi

muvaffak olsun.



" Piacenza /Settina doğrultu piramidinin gözünden bakıldığına göre İtalya "





USULUÇUN.

Var olma ' yani Tanrı ' ciheti /Innsbruck-Settina-Zagreb ' 50 derece '

EZİÇ ESİB ATAB.

Takdis ' mukaddes sayma ' ciheti ' doğu ' /" Transfer olanlar " denilen mıntıka, Zagreb-Settina-Foggia ' 53 derece '

ESİÇİN ELİZ.

Kendi Halkımızın bulunduğu cihet /" Öz Halkımız; yani Etrüskler ", Foggia-Settina-Borgo ' 50 derece '

OQ ULUYUZU.

OQ hakimiyeti ' ciheti ' /" OQ üstünlüğü ", Borgo-Settina-Valencia ' 57 derece '

ESİBİZ-ES UÇULUSU.

Bize tabi liderlik ciheti /" Kendimizden olan -bize mensup- liderlik ", Valencia-Settina-Paris ' 70 derece '

UZATIQUNIR UÇUZ.

Sonsuz diyarlar liderlikleri ' kuzey ' /Paris-Settina-Innsbruck ' 80 derece '


Piacenza /Settinadaki Doğu /Güney /Batı Piramidi ' Etrüsklerin geldiği, yaşamakta olduğu ve batıda -Glozelde- yerleşmiş oldukları mıntıkayı gösteren Piramit '... Bu Piramit yazıtında Etrüsklere ESİÇİN ELİZ ' Kendi Halkımız ' ve onların doğusunda bulunan halka EZİÇ ESİB ATAB ' Transfer olanlar diye isimlendirilenler ' denmektedir... Fakat Umbria' da yerleşmiş olan Lydialılar ESİÇİN ELİZ değillerdir... Ancak ESİÇİN ELİZ alfabesini kabul etmiş bulunduklarından, İonalılar için Etrüsk sayılmışlardır... Ayrıca, o zamanlarda Etrüskler bütün İtalyayı temsil eden bir halk idi... Po nehrinde yer alan Piacenza /Settina yazıtı, Etrüsklerin İtalyanın yerli halkı olduğunu doğruluyor... Bu yazıtta Etrüskler İtalyaya geldikleri doğrultuyu Innsbruck /Settina /Zagreb açısı şeklinde belirtiyor ve bu doğrultuya USULUÇUN ' var olma açısı ' diyorlar... Bu USULUÇUN' da ise, Etrüsklerin Karntende bıraktıkları kayaüstü yazıtları ile Obergailthal' daki Gurina' da bıraktıkları bronz saç üzerine yazılmış yazıtlar bulunuyor...





Bir yerden bir yere gitmeyi ifade etmek üzere, kanatlı olarak resmedilen ve elinde Piacenza ciğerini tutan bir seyyah ' viator /peregrinus ' tasviri... Seyyahımızın elinde tuttuğu şeye yazıtımız US ATAL USUTUZ ' Orunlar Kontinuumu; yani, dünya haritası ' diyor ki, Homer bu yazıyı KALCHAS diye okumuş ve Kahin diye yorumlamış bulunuyor...

Anlaşılan, eski çağlarda yola çıkan her Etrüsk seyyahı 126* 76* 60 mm' lik Piacenza haritasını cebinde taşımış olmalı ki, bu şekil, bize bu haritaya bakan bir seyyahı gösteriyor... Onun bir seyyah olduğunu belirtmek üzere, ressam onu kanatlı olarak göstermiş... Bugünün ressamları belki de onu uçakta giden bir turist olarak gösterirlerdi...


Görülüyor ki, gerçekler birer masal halinde anlatılmıştır ve bütün bunlar, Romalılar çağında bazı Etrüsklerin Piacenza haritasındaki bazı sözleri yorumlayabildiklerini; ancak, Avusturyadaki ve Glozeldeki Erken Etrüskler hakında hiçbir bilgileri olmadığını kanıtlıyor... Yani, Erken Etrüsk dili Romalılar çağında artık anlaşılamıyordu...

;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------


;***************************** ****************************** ***********************


_ Tarafımızca her ne nedenle ve her ne şekilde ve her kim olursa olsun, kesinlikle polemiklere girilmeyecektir;

Fakat bazı şeyleri yazmak ta bazen ' hiç istenilmeden de olsa ' elzem olur, öyle değil mi Keller_?...

Antiquorum Danorum, Angliae Boreoccidentalis,... ve Cadavera Humana in Turbariis ve alt konuları olan, Homo Tollund, Homo Grauballe, Homo Lindow, ... ve folklorik ilişkileri ile ilgili bir yazı tarafınızca tarafımızdan istenilmişti, hatırladın mı_?...

Hatta ' neredeyse bir kitap olacak kadar ' uzun bir yazı tarafımızca tarafınıza gönderilmek için hazırlanılmıştı; yazının kısa bir kesiti aşağıdadır;

;............................. .............................. .............................. .............................. .....................

_Yaklaşık CCCCXC a.C.n.' da, boynunda boğulma kaynaklı olduğu düşünülen belli belirsiz bir oluk ve son yemeği de, darı ve böğürtlen kalıntıları olan ve çıplak halde bulunan Haraldskjaer kadınıdır ' Mulier Haraldskaer '

_Yaklaşık CCCCXC a.C.n.' da, Kuzeybatı İngiltere ' Angliae Boreoccidentalis ', Cheshire' da ' Cestrensis comitatus ' Wilmslow yakınında Lindow Moss' taki bir torf turbalığında bulunan ve son yemeği de ökseotu poleni ve kavrulmuş ekmek olan Lindow Adamıdır ' Homo Lindow ' Ökse otu ' Viscum album ' Druidler ' Druidae ' ve diğerleri tarafından törenlerde kullanılırdı; sihirli nitelikleri olduğuna yaygın olarak inanılırdı...

Bu ve benzeri bataklık cesetlerinin ' Cadavera Turbarii ' özellikleri ' boyunlarında ip, halka ile ve belli belirsiz izlerle bulunmaları, çeşitli nesnelere sarılı bir halde ve özenle yerleştirilmeleri, son yemekleri,... ' bazı uzmanların iddia ettiği gibi, bunların mahkum ' Captivus ' ya da göçmen ' Immigrans ' olduğunu değil, tanrı ve /veya tanrıçalara ' Deis et Deabus ' ritüelik kurban sunusu ' günahlarından arınmak için; sunma -Immolatio-, bir kefaret sunusu sunmak -Expiationis-, bir kurban sunmak -Sacrifico- ' için ' boğazlarının kesilerek ya da iple boğularak,... ' öldürülüp, bataklığa atıldıklarını kanıtlar gibidir, çünkü aksi halde, o devirlerdeki uygulama esas alınarak ' yakılarak ' ölmüş olmaları gerekirdi...

Kan dökülmesi de ' Vetus Testamentum: Ad Effundendum Sanguinem -> kan dökmek için ' tanrıçaya bir adamın adandığı ayinin önemli bir öğesiydi... Lindow Adamı ' Homo Lindow ' ve diğerlerinin atardamarları kesilmiş, kanları toprağa akıtılmıştır... Almanya' nın Schleswig kentinde bulunan bir adamın yalnızca boğazı kesilmekle kalmamış, cinsel organları da ' Genitales ' üreme gücünün nüfuz etmesi için kesilip çıkarılmıştır... Bu kısırlaştırma aynı zamanda tohumlarının yalnızca tanrıçada kalmasını güvenceye alıyordu... Tollund Adamı gibi bu adam da sıradan biri değildi... Altın saçlarına, Ortaçağ zamanlarında Güneybatı Almanya' da ' Australo-occidentalis Germania ' bulunan bir bölge olan Swabia' ya özgü karmaşık bir düğüm atılmıştı, elleri manikürlü, ayakları pedikürlüydü...


;............................. .............................. .............................. .............................. .....................

* Çoktanrıcı dinlerden ' Religiones Polytheisticas ' Antik Kelt dininin ' Religionum Antiquorum Celtarum ', Neopagan ' Neopaganismus ' formunda da kutlanılan ve TekTanrılı dinlerin ikincisi ' Secundum Monotheisticarum Religionum ' olan Hristiyanlıktaki ' Religionibus Christiana ', Kutsal Bakire Meryem' in doğumu bayramı ' Ad Festum Nativitatis Sanctae Mariae Virginis ' ve Katolik Kilisesi Sakramentlerinin ' Sacramentorum Ecclesiae Catholicae ' biri, yani Mesih' in Vücut ve Kanının Cevherinin Doktrini ' Doctrina Substantia Corporis et Sanguinis Christi ' olarak adlandırılan ' Efkaristiya' nın /Komünyon' un ' Eucharistia /Communionis ' bir karmasının benzeri olan eski Beltane festivallerinde ' Ad Ignem Bealltainn Festa ' özel bir ekmek parçalanır ve dağıtılırdı... Antik kuzey yarımkürede bahar şenliği, 1 Mayıs' ta ' Dies Maii ' gerçekleştirilirdi ' Antiquae Hemisphaerii Septentrionalis Feriae Vernae Die 1 Maii Habitae '
Yanmış bölümü alana a d a n m ı ş ' French: Offrir un sacrifice expiatoire à, Latin: Propitiare, Ecclesiastical Latin: Propitiatoria, Vetus Testamentum: ut sit placabile sacrificium -> bir kefaret sunusu ' adak ' sunmak ' denir, tanrılara kurban edilirdi... Kuzey Avrupa' da ' Europa Septentrionalis ' benzer ayinlerin yapılıp yapılmadığı bilinmiyor ama kanıtlar, yapılmış olduğuna işaret ediyor...


;............................. .............................. .............................. .............................. .....................

etc,... etc,...

Fakat bazı akademik terimlerin açıklaması tarafımızca tarafınıza sorulmuştu, hatırladın mı_?...








Peki sen ne yapmıştın Keller_?...

Kayıplara karışmıştın... Bir bilinmeyen olmuştun... Gizem adamı olup çıkmıştın,... etc,...etc,... ' Hatta -bak, latife de değil, ciddi ciddi- mortuus olduğunu bile düşünmedik değil hani... '

Belki unutmuşsundur... Ne de olsa uzun zaman geçti, öyle değil mi_?...

24 Şubat 2017 ' Tarafınızca tarafımızın aranıldığı son tarih '

Ne kadar zaman geçmiş Keller_?... Neredeyse 400 gün...

Peki bunca zamandır neredesin be adam_?... Tamam, tamam, bu akademik terimlerin açıklamalarını istemiyoruz, vazgeçtik, bıraktık, ok_?...

Her neyse... Bu ve benzeri konulara duyduğun ilginin azalmamasına ' ve bir de mortuus olmadığına ' sevindik açıkçası...

Kendine iyi bak, sevgiyle kal...


;***************************** ****************************** ***********************

İ ç t e n l i k l e...

Sevgiyle...
machine_code isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 17.Mart.2018, 18:49   #7
Yeni Üye
 
oktayyapıcı13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.Haziran.2015
Mesajlar: 33
•Rep Puanı : 10
•Rep Seviyesi :
oktayyapıcı13 is on a distinguished road
Standart
Öğretici bir bilgisayar oyunu olan The Stanley Parable’ı oynayanlar bilirler(ironik olabilir.). Şimdi temelde bilgisayar gerçek hayatta bizim işlerimizi inanılmayacak bir ölçütte kolaylaştıran bir unsurdur ve aynı zamanda bu kolaylaştırma ait olunmayan unsurlara yönelik ait olunmayan bir kimlik silsilesine de etki etmektedir. Bilgisayar oyunlarının çizgi romanlardaki ‘’ kahraman ‘’ karakterler imajına sahip olmaları gibi gerçek hayattan kopuk bir soyut gerçekliği telkin ettiklerinden daha çok bu tarz bir güdülenmeye ihtiyaç duyan insanların tercihi olmaktadır. Günümüzde twitch yayıncısı diye bir şey vardır, bu işten gerçek paralar kazanılmaktadır ve oyun oynayarak para kazanmayı telkin etmektedirler hatta bu ortamda sevgili olunmaktadır fakat gerçek hayattan kopuk insanların birbirlerine adeta bir tarikat gibi değer vermeleri gerçek hayat bilincine varamayacakları gerçekliğine sahip olabilir. Sonuçta her şey bir internet kablosuna bağlıdır, kablo kesilince gerçek hayat ortaya çıktığında bu insanlar çıldırabilmektedirler. Hatta kavgalarını, çekişmelerini, insanlar üzerinden para kazanmalarını gerçeklik zannetmektedirler yani gerçek hayat simülasyonu içinde yaşamaktadırlar ve bunu bir gerçeklik zannetmektedirler. Tabi bu tarikat gerçek hayatlarını oluşturduğundan gerçek hayata zaman kalmamaktadır ve eğer gerçek bir firmada bir pozisyon kazanamazlarsa bir yabancı dil bilmek veya gerçekten aşık olmak veya doğanın içinde bir hayvanı kurukafa tokası ile boğarak seven çizgi film karakterinin sevgisi ile sevmesinden farklı olarak sevme veya doğayı doğanın içinde tanıma veya bir sanatla uğraşma…. konularında anlamsızlık yaşamaktadırlar yani gerçek hayatın içeriğinde anlamsız eleman olmaktadırlar. Evet bilgisayar oyunları suçludur mu diyebiliriz? Tabi ki hayır çünkü bu oyunların temel amacı gerçekliğe sahip kurgulara dayalı olacak şekilde insanların güzel zaman geçirmesidir. Yani bir oyunu oynayarak bu oyunu oynayanın çektiği video ve bu videoyu seyretme farklı bir şeydir. Aynı öldürdükleri veya tecavüz ettikleri insanları videoya çekip, bu videoları satanlar ve bunları alanlar veya kurgusal öyküleri temsil eden edebiyat eserleri, filmler vb.gibi. Çünkü insanlar genel olarak gerçek hayatın getirdiklerine yabancılaşmak istemektedirler(eski zamanlarda insanlara bir şeyler telkin etmede de bu taktikten yararlanılmıştır.) ve değeri anlaşılamamış Strange Days filmindeki gibi ait olmadıkları anları yaşamak istemektedirler. Bu istek ideolojik fikirlerin bütününde bulunmaktadır. Saplantılar, ön yargılar, cehalet… ideolojilerin çerçevesini oluşturmaktadır ve bir nevi bu tabu tapınağı olunca değerli görülmektedir. Tabu tapınaklarının yükseldiği her fikir bütünü sonuçta ‘’ daha ileri ‘’yi telkin ettiğinden, daha fazla gerçek hayattan kopuş ve izole edilmişlik baskın hale gelmektedir. Dünyanın genelinin ne kadar büyük, insanların fikirlerinin ne kadar engin olduğunu anlayamayacak kadar kısıtlı bir zihin yapısı ile sonuçlanan bu tabu tapınaklarının müritleri ancak Barbar Conan’nın kestiği kafayı görünceye kadar masalları gerçeklik zannederler çünkü ideolojilerin bütünü birer tabu tapınağıdır, tapınağın ortasında idolleştirilen bir insan putu bulunmaktadır ve bu tapınağı bu putun oluşturduğu düşünülmüştür. Bir deli olan Benito Mussolini gibi alt dudağı üst dudağını öne çıkarırcasına yukarı kalkmış diktatörlerden farklı olan Adolf veya Grauer Wolf Hitler’in muhteşem konuşmalarından özellikle 07.09.1934 tarihindeki konuşmasının bütünü ve sonunda adeta ‘’ freedom ‘’ diye bağıran William Wallace(kurgu) gibi ‘’ Seig Heil ‘’ diye keskin bir şekilde bağırması, Hitler’i diğer diktatörlerden farklı bir köşeye koymaktadır çünkü Baltık bölgesinden Balkanlara ve Orta Doğu’ya kadar olan bölgedeki hiçbir diktatör böyle keskin bir duygusallığa sahip değildir ve bu oldukça kullanışlı olabilecek bir şeydir. Çünkü Hitler ideoloji adamıydı, bir Haçlı Savaşçısı(Amerika’nın tarihsel anlatımlarını gerçek sayanlara göre Hitler bir dinsizdi ama o zaman Amerika’ya göre Almanya gibi Hıristiyanlık da dinsizdir. En basidi, en son Kilise kaç Yahudi’nin ölümünden sorumluydu?)… ama bir put değildi, milli, Almanya’nın yaşadığı toprak kayıpları ile zenginleşen diğer Avrupa devletlerini görebilen ve tarihten gelen değerlere hiçbir diktatörün değer vermediği kadar değer vermesi(Almanya’nın yeni olmamasından kaynaklanmaktadır.) ve Orta Doğu’daki gibi birçok diktatöre örnek olması da bu açıdan önemlidir. En az kadın, çocuk ve silahsız insanları bombalayan askerlerine madalya takan diğer diktatörler gibi zalim ve ülkesini yükseltmeyi düşünen Hitler’in yeni olarak yaptığı tek şey ideolojisi ile örnek olmaktır, diğer diktatörler gibi ideolojiye dönüşmek değil. Evet peki bunun konu ile ilgisi….şudur Grauer Wolf gibi diktatörler, ideoloji babaları… sonuçta insandır ve bu gerçeklikten kopuk şekilde hatasız olan ‘’ adam ‘’ denilen putlar ve bu putların gösterdikleri şekilde ‘’ hep ve daima ileri ‘’ düşüncesi kimlikleri var eden, ölümlere neden olan bir cehalet silsilesi olabilir. Kimileri sandalları maviliklere süreceğini ve buna çocukların inanacağını düşünebilirler ama işte bunun gerçekliği sorgulanmazsa veya tabu tapınağının ortasındaki kusursuzluk abidesinin önünde şükranları belirtirse(kusursuzluk=kusur yığını olduğundan bu ancak bu dünyayı var eden varlığa ait olacak şekilde tanımlanması mantıklı olandır.), o zaman Barbar Conan olmadıkça putlar ile mutlu olan çocukları mutlu olarak görmek bizi de mutlu etmelidir ta ki kadınları döverek kadın haklarını savunduğunu düşünen cahilleri görene kadar. Neden?

Çünkü The Godfather Bölüm 3’te Al Pacino’nun canlandırdığı kurgu karakter Michael Corleone ve Kardinal Lamberto ile konuştuğunda taşlar ve su hakkında bir şeyler söylenmiştir. Bu sözleri biz de kendimize göre başkalaştıralım. Şimdi suyun içinde yaşayan balıkları düşünelim ama bunlar bir havuzun içinde yaşasınlar. Doğduktan itibaren hiçbir düşmanın olmadığı bir dünyada yaşayan balıklara göre bu dünya gerçek dünyadır ve bu dünya dışında başka bir dünyanın var olduğunu veya başka canlıların var olduğunu düşünmeyi tabu haline getirmiş olsunlar. Kendi tapınaklarında putlarına saygı gösterirken havuza atılan yiyecekler için şükür etsinler. Bir gün havuzu yapan, havuzdaki balıklara yem atan insan havuzun suyunu kanalizasyona bağlasın ama akış kuvvetli olmasın yani balıklar havuzun içinde kaldıklarında onları zorla kanalizasyona götürecek bir kuvvet olmasın. Balıklar düşünecektir, şimdi biz burada mutluyuz hepimiz tek tip balığız o delikten gidenlerin sonu felakettir. Çünkü balıklar için o delik bilinmeyendir, sonra bir gün bir balık ben bu delikten gideceğim ve gerçek hayatı yaşayacağım desin. Ama deliğin kanalizasyona açıldığını bilmesin. Tabi o delikten geçtikten sonra bir daha geri dönmemiş olsun bizim balık, sonra oradan birileri çıkıp bakın ne oldu, o delikten bir daha geçmek isteyen var mı desin. Fakat o balığa ne olmuş olabilir? Tamam, o bilinmeyen delik kanalizasyona gidiyor, çok çetin bir yol ve bizim balığı orada yaşayanlar öldürsünler ama başka bir balık daha gizlice o delikten geçsin. Sonra önceki balığın iskeletini görsün ama kendisine bir şey olmasın ve kanalizasyonun aktığı denizde kendini bulsun. Çok yabancı bir ortam ve orada kendisi gibi balıklar görsün, bu balıklarla beslenen başka balıklar da olsun. İçine su girmeyen taşların bulunduğu tehlikesiz ama bir insanın isteğine bağlı bir havuzda yaşamak mı risk alıp delikten geçmek mi sorusuna kendisi cevabını versin. İşte balık olmayınca bu soru ve bu sorunun cevabını aramak anlamsız olabilir ama balıklar ve havuzu somut hayata taşıdığımızda bizim için bir anlam ifade edebilir. Haçlı Seferleri ve Coğrafi Keşifler nasıl Avrupa’yı günümüzdeki haline getirdiyse, risk alınmadıkça bir havuzun içinde yaşamak bir insanın isteğine bağlı olabilir, tapu tapınaklarında yıllarca aynı şeyleri tekrarlama ve bunların yanlış olabileceğini düşünmemeyi telkin edenlerin büyük bir balıktan daha büyük bir düşman olabilir ve o havuzda balıkları besleyen insan bir gün havuzu yıkıp balıkların hepsini öldürebilir. İşte bu nedenledir ki ideolojilere saplanmak ve ideolojilerle hareket etmenin sonucu uzun vadede mutlak hüsrandır ve tabu tapınaklarındaki putlar ne kadar görkemli olursa olsunlar bir balyoz darbesini alınca kırılacak kadar kırılgandırlar. İdeolojiler sürekli olarak birilerini, bir şeyleri kötülerler kendilerini ise kusursuz güzellikle ve insanın istediği bir ütopyayla tanımlarlar. Örneğin Kavgam kitabını okumak günahtır, okuyan Hitler sempatisi kazanır gibi bir algıyı telkin edenlerin demokratikliği ve özgür düşünceyi savunmaları ne derece değerli olabilir veya Hitler’i Almanya tarihi içinde değerlendirince veya Almanya’ya giren Sovyet ve Amerikalıların yaptıkları insanlık suçlarından bahsedince otomatik olarak ‘’ faşo ‘’ damgası yapıştıranların tabu tapınaklarında yaşamalarını onaylayabilir miyiz veya Uzanti Cumhuriyeti’nin Yukarı Huganda eyaletinde yaşayanlardan bir kısmının inançlarına uygun yaşamalarını eleştiren diğerlerinin ‘’ sizler Hiran’a gidin, gericiler ‘’(Sanki Hiran’ın o büyük kültürünü veya Hiran’daki bilimsel çalışmaları anlayabilir) demelerini destekleyebilir miyiz veya sözde medeni Yukarı Huganda eyaletinde yaşayanların konma akılları ile medeni insanlar gibi giyindikten veya yaşadıktan sonra bir kültür festivalinde bir yönetmene‘’ sen burada serilla diyemezsin, merör propagandası yapıyorsun, burası Huganda eyaleti!‘’ demelerini anlayışla karşılayabilir miyiz(Bu arada Yukarı Huganda eyaletindeki üniversitelerde serilla kelimesi oldukça kullanılmaktadır örneğin serilla pazarlaması)? Burada unutulmaması gereken bir şeyi kurgusal olarak anlatalım.

Bir tavuk veya hindi düşünelim, bu tavuğun veya hindinin bir sol kanadı var ve bir de sağ kanadı. Sol kanat diyor ki ‘’ ben bu tavuğu uçuranım, ben olmazsam tavuk uçamaz bırak uçmayı yaşayamaz ‘’, sağ kanatta aynısını söylüyor. Ve beklenen an gelir, tavuk veya hindi bir tehlikeye düşer, tilki kardeş gelmiştir ve kanatlarını çırpa çırpa kaçmaya çalışır ama ne sol kanat ne de sağ kanat hindiyi uçuramaz, tavuk önce ayaklarına sonra horoza veya bekçi köpeğine sonrada insana güvenebilir, kanatlar sadece ayaklara yardımcı olabilir. Çünkü ne sol kanat ne de sağ kanat suranı kurabilir veya sandalları okyanuslara taşıyabilir, aynı diğer kanatlar gibi.


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
oktayyapıcı13 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 17.Mart.2018, 22:14   #8
Yeni Üye
 
machine_code - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.Mayıs.2015
Mesajlar: 73
•Rep Puanı : 15124
•Rep Seviyesi :
machine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond repute
Standart
Etrüsklerde enteresan kareler ' Quadrae Attractivae in Etruscis '


****************************** ******* I. P A R T ****************************** ******

;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sibir







Pinterest:

Scythian Gold Belt Plaque Gold,5th-4th cent BCE South Western Siberia, area between the Rivers Irtysh Ob Russia

İskit altın kuşaklı altın plaka, Hristiyanlık öncesi dönem, 5. -4. yüzyıl, Güney Batı Sibirya, Obi Irtiş nehirleri arasındaki alan, Rusya ' Hermitage Müzesi '

Burada, gökten yere inmiş olan AT' ın ' yani canın ' yeryüzündeki eziyet yaratığı ' madde dünyası ' tarafından ısırılışı ' hayatının yaşanılmaz hale getirilişi ' tasvir ediliyor...


;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Marmi di Ascoli Satriano




Libera encyclopaedia:

Polychrome marble carving (4th century BC) of two griffins devouring a deer. Formerly at the Getty Museum, now at the Polo museum in Ascoli Satriano.

Bir geyiği yiyip bitiren iki griffinin polikrom mermer oyma eseri (M.Ö. 4. yüzyıl). Eskiden Getty Müzesi' nde ' A.B.D. ', şu an Ascoli Satriano' daki Polo müzesinde ' İtalya '.

;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tolstaya Mogila










Libera encyclopaedia:

Gold Scythian pectoral, or neckpiece, from a royal kurgan in Tolstaya Mogila, Pokrov, Ukraine, dated to the second half of the 4th century BC.

M.Ö. 4. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen Ukrayna, Pokrov, Tolstaya Mogila' daki ' Kalın Kabirlik ' bir kraliyet kurganının altın İskit pektorali veya boyun süsü ' kolyesi '

;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------




Pinterest:

Etruscan sarcophagus C.200BC National Archaeological Museum of Perugia

İtalya, Perugia Ulusal Arkeoloji Müzesi, M.Ö. 200 Etrüsk Lahiti

;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Eski Türk Dili Sözlüğü ' Lexicon Linguae Turcicae Antiquae '

ALT: vekil

ÖG: havari

ÜYÜS: yığılma

UYULT: öldükten sonra

ESÜÜZ-AT: daima hatırlanan nam

ATIZ-ÜY: atıldıkları lahit

ES: can; ruh

ULUYUZ-AT: nam hakimiyeti

ÖG -AT: canları Tanrıya ulaştıran kanatlı atlar

BİL: yönetim; krallık

Tanrı Bili: Tanrı krallığı /yönetimi; uzay


;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

i_ Alt satırdaki ikinci ve üçüncü işaretin He ve Zayin ' Fenike alfabesi /Abecedarium Phoenicium ' olması ' ilki ters E, diğeri I ' hali için;

Sağdan sola:


ATADININ ÖG-AT US ALT ÖG ÜYÜS UYULT USUÇ ESÜÜZ-AT

Senin, müteveffa ' mortuus ' olduktan sonra, daima hatırlanan namının, majesteliğe erişmesi amacıyla, yüce kat ' Tanrı /Deus ' vekili havari ' seçilmiş ' ÖG-AT' lar tarafından yığılması ' toplanması '

Burada, bir Etrüsk savaşçısının müteveffa olduktan sonra, canları Tanrıya ulaştıran kanatlı atlar ' ÖG-AT /gryphi -grypes ' tarafından, hatıratının, namının, canının, ruhunun,... Tanrı Biline ' Tanrı Krallığı /Regnum Dei ' götürülmesi anlatılmaktadır...

Üst satır sağdan sola ' a dextra ad laevam ', alt satır soldan sağa ' a laeva ad dextram ' okunulduğunda, ifade, daha da anlamlı bir hal kazanır... ' Etrüskçe, normalde sağdan sola yazılır, fakat, arkaik dönemde -periodus archaica-, bazen boustrophedon -bustrophedon- tarzı yani bir satır sağdan sola, bir satır soldan sağa doğru olduğu da görülmektedir '


ATADININ ÖG-AT US ALT ÖG ÜYÜS UYULT ATIZ-ÜY ES UÇUS

Senin, müteveffa olduktan sonra, yüce kat vekili havari ÖG-AT' lar tarafından canının uçmuş olmasından ' ölmüş olduğundan ' dolayı atıldığın ' gömüldüğün ' lahit ' sarcophagus ' tir ' budur '

Burada, bir Etrüsk savaşçısının müteveffa olduktan sonra, canları Tanrıya ulaştıran kanatlı atlar tarafından, hatıratının, namının, canının, ruhunun,... Tanrı Biline götürülmesinden sonra, cansız bedeninin bir lahite gömüldüğü anlatılmaktadır...

Dikkat edilmesi gereken ise, şudur:

Etrüsk savaşçısının hatıratının, namının, canının, ruhunun,... ÖG-AT' lar tarafından Tanrı Biline götürülmesinden sonra, cansız bedeni, bilinmeyen birileri tarafından bir lahite gömülmüştür...


j_ Alt satırdaki ikinci ve üçüncü işaretin Yodh ve Lamedh ' Fenike alfabesi /Abecedarium Phoenicium ' olması ' ilki ters F, diğeri ters kıvrık L ' hali için;

Sağdan sola:


ATADININ ÖG-AT US ALT ÖG ÜYÜS UYULT UÇUB ULUYUZ-AT

Senin, müteveffa olduktan sonra, yüce kat vekili havari ÖG-AT' lar tarafından, hakimiyet namının uçurulmak suretiyle ' canının Tanrıya kavuşmak üzere tenden ' atılması

Dikkat edilirse pek bir şey değişmedi... : )



İ ç t e n l i k l e...

Sevgiyle...
machine_code isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 17.Mart.2018, 22:16   #9
Onursal Üye
 
kandraks53 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.Ağustos.2010
Mesajlar: 2,808
•Rep Puanı : 105491
•Rep Seviyesi :
kandraks53 has a reputation beyond reputekandraks53 has a reputation beyond reputekandraks53 has a reputation beyond reputekandraks53 has a reputation beyond reputekandraks53 has a reputation beyond reputekandraks53 has a reputation beyond reputekandraks53 has a reputation beyond reputekandraks53 has a reputation beyond reputekandraks53 has a reputation beyond reputekandraks53 has a reputation beyond reputekandraks53 has a reputation beyond repute
Standart
Teşekkürler bakunin ellerinize sağlık..
kandraks53 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Alt 24.Nisan.2018, 00:28   #10
Yeni Üye
 
machine_code - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.Mayıs.2015
Mesajlar: 73
•Rep Puanı : 15124
•Rep Seviyesi :
machine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond reputemachine_code has a reputation beyond repute
Standart



****************************** ****** II. P A R T ****************************** *****

Etrüsklerin, alfabelerini, M.Ö. 754' te ' DCCLIV a.C.n. ', İtalya Campania bölgesindeki Antik Yunan kolonisi ' Colonia Antiqua Graeca in regio Italica Campaniae ' Cuma' ya yerleşen Greklerden en erken VIII. yüzyılda almış oldukları yaygın kanaattir... Çünkü,...

Libera encyclopaedia ne diyordu_?...


Abecedarium Latinum deducitur a varietate occidentali abecedarii Graeci nuncupato Cumano.

Latin alfabesi, Cumae adıyla adlandırılan Grek alfabesinin batılı bir varyasyonundan türetilir.

Libera encyclopaedia ne diyordu_?...


Roma'nın erken dönemlerinde Etrüksler tarafından kullanılan Cumae Grek alfabesi zamanla Etrüsk alfabesine evrimleşmiş, Romalılar bu alfabeyi benimseyerek geliştirmişlerdir.

Enteresan... Hülasaten ve alenen, Cumae Grek alfabesi, Etrüsk alfabesine evrimleşmiş, Etrüsk alfabesi de, Latin alfabesine evrimleşmiş imiş... Hani, Darwinizm' de de ' Theoriam Evolutionem Darwinianam ', Homo erectus, zamanla, Homo neanderthalensis' e, evrimleşmiş, sonrasında da, zamanla, Homo neanderthalensis' te Homo sapiens' e " ya da daha genel bir örnek açısından, balıklar ' pisces ', amfibiyenlere ' amphibia ', amfibiyenlerde, sürüngenlere ' reptilia ' " evrimleşmiş ya, işte, onun gibi bir şey herhalde... Kısacası, o şundan, şu bundan, bu ondan evrimleşmiş... İşte o kadar... : )

Fakat bütün bunlara rağmen, Etrüsklerin, ' iddia edilenin aksine ' Grek & Latin kökenli kültürle aralarında selef - halef ilişkilerinin olamayacağı neredeyse kesin gibidir... Detaylarına girilmeksizin kısaca bahsedilmesi gerekirse;

_ Etrüsklerin, alfabelerini, M.Ö. 754' te, Cuma' ya yerleşen Greklerden en erken VIII. yüzyılda almış oldukları kabul edilirse, Etrüskçede, b, d, g, o seslerinin bulunmadığının iddia edilmesi gerekir ki, böyle bir iddia, mümkün değildir...

' Alfabede o harfi yoktu ancak bazı Latince-Etrüskçe iki dilli yazıtlarda, Latincenin etkisiyle o harfi görünmektedir... Latince sözcüklerin Etrüskçeye transkripsiyonunda o seslisi her zaman u olarak yazılmıştır... Antik yazarlardan biri olan Plinius, bu konuda, şunları söylemektedir;

" o aliquot Italiae gentes non habebant, sed loco eius ponebant u, et maxime Umbri et Tusci " ' Plinius, apud Priscian, II. XXVI.XVI '

İtalya' nın bazı halklarında o harfi yoktur, onlar bunun yerine u harfini kullanırlar, özellikle de Etrüskler ve Umbrialılar

_ Etrüsklerin, ' kendileri hakkında yazdıkları herhangi bir eser bilinmediğinden ' çok eski bir medeniyet oldukları kesin olmakla birlikte, sanıldığı gibi, Romalılarla yanyana yaşamış olsalardı, Rosetta Taşı ' Tabula Rosettana ' misali iki dilli yazıtlar bulunmalıydı, fakat yok...

' 40' tan fazla Latince-Etrüskçe iki dilli yazıt ' inscriptio bilinguis ' bulunmakla birlikte, Etrüskçenin anlaşılması için yeterli olamamaktadır, çünkü, çoğu hem çok kısadır hemde birebir çeviri ' ad litteram ' değildir '

_ Etrüskler, alfabelerini, M.Ö. 754' te, Cuma' ya yerleşen Greklerden en erken VIII. yüzyılda almış ve Romalılarla da yanyana yaşamış oldukları kabul edildiğinde, yazıtlarında Greklerden ve Romalılardan ' Graecis et Romanis ' bahsetmeleri de gerekirdi, fakat Etrüsk yazıtlarında, ne Greklerden ne de Romalılardan hiç söz edilmiyor... Aynı şekilde Etrüskleri yakından tanıyan Romalılarında, Etrüskler hakkında hemen hemen hiçbir şey söylememiş olmaları, Etrüsk medeniyetinin Romalılar çağından çok daha eskilere dayandığına işaret eder...

_ Etrüskçe, Ural-Altay dil grubuna ' linguae Ural-Altaicae ' ait pek çok özelliğe sahip olduğundan, Hint-Avrupa dil grubuna ' linguae Indoeuropaeae ' ait değildir ve ne Grekçeye ne de Latinceye benzer ve Etrüsk dilini bilen de yok...

_ Etrüskçe yazıtlar, Fenike ve Semitik dillerde olduğu gibi, sağdan sola doğru yazılırken, Grek ve Latin yazıtları ise soldan sağa doğru yazılıyordu...

_ Etrüsk yazısının M.Ö. VII. yüzyıl' a ait Masiliana levhası ile başladığı iddiasına gelince,...

Libera encyclopaedia ne diyordu_?...


La Tablette de Marsiliana (en italien :Tavoletta di Marsiliana) est un abecedaire de l'alphabet etrusque du viie siecle av. J.-C., retrouve dans la frazione Marsiliana d'Albegna de Manciano (pres de Grosseto) en 1908 et conserve au musee archeologique national de Florence.

Marsiliana Tableti (İtalyanca: Tavoletta di Marsiliana), M.Ö. VII. yüzyıl ' Saeculum VII a.C.n. ' Etrüsk alfabesinin alfabetiğidir ' ABC' sidir ' ve 1908 yılında Manciano' daki Marsiliana d'Albegna bölgesinde (Grosseto yakınlarında) bulunan ve Floransa Ulusal Arkeoloji Müzesi' nde muhafaza edilen bir eserdir.

Öncelikle bilinmelidir ki, ne Yunanlılarda ve ne de Fenikelilerde bu tarihlerde bir alfabe sırası bilinmiyor... Etrüsklerde ise, bunlardan tam altı adet var... O halde, Yunanlılarda yok olan bir şeyi, nasıl olur da Etrüskler Yunanlılardan almış olabilir_?...

Ayrıca, Etrüsklerin bıraktıkları yazıtların, bu kabuller üzerinden ' Masiliana levhası /Cumae Grek alfabesi ; Tabula Marsiliana /abecedarii Graeci Cumano ' okunamamış olması da, artık bu ve benzeri iddialar üzerinde durulmaması gerektiğinin kanıtıdır...

Etrüskçe ' lingua Etrusca ' soyu tükenmiş /ölü ' lingua exstincta /mortua ' bir dildir ve ölülerle ölü dilde konuşmak ' cum mortuis in lingua mortua ' için öncelikle, şu esaslı problemin çözümlenmesi gereklidir...

Etrüskçe, aslen arkaik döneme ' periodus archaica ' özgü ' anlamlı hece -vokal ' vocalis ' veya ön vokalli konsonant ' consonans in prae-vocale '- kombinasyonlarıyla anlamlı kelimeler üretilen ' sillabik /tamga yazı ' syllabica /sigillum scriptura ' mıdır, değil ise, antik döneme ' periodus antiqua ' özgü ' anlamsız harf kombinasyonlarıyla anlamlı kelimeler üretilen ' fonetik /alfabetik yazı ' scriptura phonetica /alphabetica ' mıdır_?...

_ Etrüskçe, batılı akademik çevrelere ' academiae occidentales ' göre, Latince ' lingua Latina ' ve türevlerinin ortak atası ' antecessor communis ' olduğu düşünüldüğünden, fonetik /alfabetik bir yazıdır, gramer ' grammatica ' açısından da, bitişken bir dildir ' ea est lingua agglutinativa ', artikel ' articulus ' ve önek ' praefixum ' yoktur, sonek ' suffixum ' vardır, isim ' nomen substantivum ', sıfat ' nomen adiectivum ', zamir ' pronomen ', fiil ' verbum ' çekimleri ' declinatio nominum substantivorum, declinatio nominum adiectivorum, declinatio pronominum, coniugationum verborum ' vardır, etc...

_ Öne sürülen bu savı çürütmek için ' ad confutandum ' Etrüskçe' nin, sillabik /tamga yazı olduğunu varsayan bazı akademik çevrelere göre, Etrüskler ' Etrusci ', Proto Türk' tür ' Turcica antiqua ', Etrüskçe, runik alfabenin ' runae alphabeti ' kökeni de olan Proto Türkçe' dir ' lingua Turcica antiqua ', etc,...


;-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Deyim yerindeyse ' ut ita dicam ', sonsuza dek ' ad infinitum ' kanıtlanması gereken kanıtlanmıştı ' quod erat demonstrandum ' denilemeyeceğinden, her iki tez için de, tarafımızdan, bazı örnekler sunulabilir...





_ Fonetik /alfabetik yazı için...

Dikkat edilirse, burada, A işareti, A, I işareti, I, V ' Latince' de V işareti, hem V, hem U için kullanılır ' işareti, U, ' Latince' nin Etrüskler döneminde bulunmayan ' W işareti, M, yatay kollu olmayan Z işareti, S, Daleth, Gimel, Lamedh ' Fenike alfabesi /Abecedarium Phoenicium ' işaretleri, R, P, L, Tsan ' Yunan alfabesi /Abecedarium Graecum ' işareti N, U+25CA ' Unicode Character -> Lozenge ', TH, U+003E ' Unicode Character -> Greater -Than Sign ', C olarak kullanılmıştır... Peki Etrüskçe yazıt ve Türkçesi ne imiş_?...


Laris Pumpus Arnthal clan = Arnthal'ın oğlu Laris Pumpus

Burada Laris Pumpus ve Arnth, özel isim ' nomen proprium ', clan, isimdir ' nomen ' ve oğul ' filius ' anlamındadır ve -al ise, dişil tanımlık ' suffixum femininum; eril tanımlık -suffixum masculinum-, soneki -s ' sonekidir ve ismin ilgi halidir ' genetivus casus '...

Bütün bu nedenlerden dolayı, Arnth -al clan, Arnth'ın oğlu anlamına gelir, Arnthal'ın oğlu anlamına değil... Eğer özel isim, Arnthal ise, o halde de, Arnthal oğlu anlamına gelir...

Haliyle bu Etrüskçe yazıtın harfi harfine ' ad litteram ' çevirisi şudur:

Arnth' ın oğlu Laris Pumpus


_ Sillabik /tamga yazı için...


ALAT ED ES İZ:

Kişi namını kendine alandan teşekkül eden can /ruh transferi:

APAY UW-AP UYUZ:

Mukaddes Tanrıya, terfi yoluyla, müteveffa ' mortuus ' olma:

ATADININ-AT EL:

Halka namı adanarak:

UÇ UL ATAN

Uçan ' müteveffa olan ' yüce atan


;............................. .............................. .............................. .............................. ......................


Corpus Inscriptionum Etruscarum ' Etrüsklerin yazıtlarının koleksiyonu /belge kitabı '





ATIN UW-ATADININIT USUÇ

Namı mukaddes adanarak tanrılaşan

EMİTİD UÇUZ ESİTİDİNİÇİZ

hanlık sahibinin

EDİT EMİN UÇUZU ' UÇ-OZU '

uçarak öbür dünyaya ozması

US-UTUS EDİÇ ETİLİZ

tanrılaşma keyfiyetidir.

ON ATIN-US EB-ESİL

Muvaffakiyet derecesi olarak

OQ ATADINITIZ

" og " denenleriz ve

ELİTİDİN ESİÇ ESİNİSİSİZ.

müteveffayı anan kimseleriz.

Bu yazıt, aşağıdaki şekilde de tercüme edilebilirdi...

Namı ' şerefi ' mukaddes adanarak uçurulmuş ' han ' olan ve tanrılaşma ' mevkiyi ' olarak duyulan ' şerefli ' sahibi -mevki ' han ' nin uçuruluşu. Muvaffak namı -mensubu " oq " adananız. Müteveffa ' şerefi ' ni anarak tevaf.

Burada, bir Etrüsk liderinin iki ÖG-AT tarafından Tanrı Biline götürülmesi anlatılmaktadır...


Yüksek Mühendis' in de ' Ingeniarius Civilis (Magister Scientiae) ' aynı kanıda olduğu aşikardır...






;............................. .............................. .............................. .............................. ......................





Larisal Pelies Arnthalisala

In dieser Sarkophaginschrift ist Pel-ie-s Nom. Sing. masc. des Familiennames, Arnth-ali-sa-la Ablativ des Mutternamens, Diminutivum mit dem Suffix -la gebildet von dem Ehefraunamen Arnth-ali-sa, der in demselben vollstandig erhalten vorliegt. Daraus folgt mit zwingender Nothwendigkeit, dass Laris-al auch hier der vom Vornamen Laris gebildete Vaterstammname ist. Die Sarkophaginschrift von Arlena bedeutet also:

Bu lahit yazıtında, Pel-ie-s, aile isminin tekil, eril ve nominatifi ' singularis, masculinum, nominativus ', Arnth-ali-sa-la, -la son eki ile küçültülen Arnth-ali-sa eş adıyla tamamen benzer şekilde elde edilen, ana adının ablatifidir ' ablativus '. Bundan da anlaşıldığı gibi, Laris-al, aynı zamanda, Laris ilk ismiyle biçimlenmiş ata aile adıdır. Arlena lahit yazıtı şu anlama gelir:

Larisis filius Pelius Aruntalis (Aruntis Filii) natus uxorcula.

Pelius Aruntalis' in sevimli eşinden doğan oğul ' Aruntis oğlu ' Larisis ' Laris' in lahiti '






;............................. .............................. .............................. .............................. ......................


Libera encyclopaedia ne diyordu_?...

Cippus Perusinus

Der Cippus Perusinus ist eine etruskische Stele aus dem 3. oder 2. Jahrhundert v. Chr. und diente als Grenzstein. Die Stele wurde nach ihrem Fundort Perugia benannt und befindet sich heute im Archaologischen Nationalmuseum von Umbrien in Perugia. Auf der Stele ist der viertlangste Text in etruskischer Sprache eingraviert. Die Inschrift regelt die Aufteilung und Nutzung eines Grundstücks zwischen zwei etruskischen Familien.

Cippus Perusinus, M.Ö. 3. ya da 2. yüzyıldan kalma bir Etrüsk stelidir ve bir sınır taşı işlevini gördü. Stel, Perugia mevkiinden ismini aldı ve şimdi Perugia' daki Umbria Arkeoloji Ulusal Müzesi' nde bulunuyor. Stel üzerinde, dördüncü en uzun metin Etrüsk dilinde yazılmıştır. Yazıt, iki Etrüsk ailesi arasındaki arazinin bölünmesini ve kullanımını düzenler.

Beschreibung

Die aus Travertin gefertigte Stele ist 1,49 m hoch, 54 cm lang und 24,5 cm breit. Sie wurde 1822 auf dem Hügel San Marco in der Nahe von Perugia gefunden. Die Basis des Grenzsteins ist verbreitert und grob behauen. Sie befand sich ursprünglich unter der Erdoberflache, so dass nur der polierte obere Teil der Stele zu sehen war. Die Bezeichnung des Steins als Cippus ist irreführend, da ein Cippus einen etruskischen Grabstein bezeichnet.

Die Inschrift ist in einer etruskischen Schrift mit Buchstaben verfasst, wie sie typisch für das nördliche Etrurien zwischen dem 3. und 2. Jahrhundert v. Chr. sind. Die Lesung der Inschrift erfolgt, wie in der etruskischen Schrift üblich, von rechts nach links. Haufig erfolgt in einem Wort ein Zeilenumbruch, so z. B mit V-ELTHINA in Zeile 15/16 und TH-AURA in Zeile 20/21. Insgesamt umfasst die Inschrift 46 Zeilen mit etwa 125 Wörtern.

Die Frontflache enthalt 24 Zeilen, die in vier Absatze unterteilt sind, erkennbar an den Textlücken am linken Absatzende in Zeile 8, 11 und 19. In der ersten Zeile sind die Buchstaben grösser als die der nachfolgenden, links und rechts fehlt jeweils ein Buchstabe. In Zeile 12 ist der Text rechts eingerückt und scheint inhaltlich an Zeile 13 anzuschliessen. Die Seitenflache umfasst 22 Zeilen. Die Wörter sind hier jeweils durch einen Punkt getrennt, wahrend auf der Vorderseite Punkte nur verwendet werden, um besondere Textstellen zu markieren. Auf der Seitenflache wurde in Zeile 9 am linken Ende eine Korrektur vorgenommen und ein Buchstabe wieder gelöscht.

Açıklama

Traverten stel 1.49 m yüksekliğinde, 54 cm uzunluğunda ve 24.5 cm genişliğindedir. Perugia yakınlarındaki San Marco tepesinde 1822 yılında bulunmuştur. Sınır taşının temeli genişletilmiş ve kabaca yontularak şekil verilmiştir. Başlangıçta yer yüzeyinin altındaydı, böylece sadece stelin cilalı üst kısmı görülebiliyordu. Etrüsk mezar taşı olarak adlandırılan Cippus' tan dolayı, Cippus olarak, taşın adı yanıltıcıdır.

Yazıt, M.Ö. 3. ve 2. yüzyıllar arasında kuzey Etrurya' ya özgü harflerle bir Etrüsk yazısı olarak yazılmıştır. Yazıt, Etrüsk yazıtlarında her zaman olduğu gibi, sağdan sola okunur. Sıklıkla, satır sonunda bir kelime kaydırılır, yani z. 15/16. satırında V-ELTHINA ve 20/21. satırında TH-AURA. Toplamda, yazıt, yaklaşık olarak 46 satır ile 125 kelime ihtiva eder.

Ön yüzey, 8, 11 ve 19. satırlarda sol paragraf sonunda metin boşlukları ile tanınan, dört paragrafa bölünmüş 24 satır içerir. İlk satırda, harfler aşağıdakilerden daha büyüktür ve sol ve sağ tarafın her birinde bir harf kayıptır. 12. satırda, metin sağda girintilidir ve içerik bakımından hat 13' e bağlanmış gibi görünmektedir. Sayfa alanı 22 satırdır. Kelimeler burada bir nokta ile ayrılır, öndeki noktalar sadece belirli bölümleri işaretlemek için kullanılır. Yan yüzeyde, 9. satırın sol ucunda bir düzeltme yapıldı ve bir harf silindi.






Die grosse Graburkunde des Cippus von Perugia ' Perugia' dan Cippus' un büyük mezar yazıtı '




















Ueber die Sprache der Etrusker, von W. Corssen, 1874 ' Etrüsklerin dili hakkında, Wilhelm Paul Corssen, 1874 ' adlı bu eserde, sahife 881' den 908' e dek, bu Etrüskçe yazıt analiz edilmektedir...








;............................. .............................. .............................. .............................. ......................

Fakat çevirisinin naçizane tarafımızdan değil de, efsanevi Gotça translatoru tarafından yapılmasının, elbette ki, daha iyi, daha doğru,... olacağı aşikardır, muhakkaktır,... etc...

Alelade Almanca ' lingua Germanica ' ile yazılan ve sahife sayısı 1000' i aşan bu kitabın, efsanevi Gotça ' lingua Gothica /linguarum Germanicarum antiquarum ' translatoru tarafından tamamının çevrilmesinin çok kolay bir şey olacağının belirtilmesine bile gerek yoktur herhalde... : )
























;............................. .............................. .............................. .............................. ......................




Tema, TAMGA' lanarak Gotça' lanmış ve de Bohçalanmıştır...





İ ç t e n l i k l e...

Sevgiyle...
machine_code isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Facebook'ta Paylaş                 Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
265, 350lik, cilt, seri, zagor

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni konu açma yetkiniz
Mesajlara cevap verme yetkiniz
Eklenti yükleme yetkiniz
Mesajınızı değiştirme yetkiniz

[IMG] Kodları
HTML Kodları
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:33

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Valid XHTML 1.0 Transitional
Not : Burası binlerce kişinin paylaşım ve yorum yaptığı bir forum sitesidir.Kullanıcıların paylaşımları ve yorumları onaydan geçmeden hemen yayınlanmaktadır.Paylaşım ve yorumlardan doğabilecek bütün sorumluluk kullanıcıya aittir. Eğer Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uymayan ve telif hakkı içeren bir paylaşımın forumumuzda yapıldığına rastladıysanız lütfen bizi bu konuda bilgilendiriniz, en geç 48 saat içinde gereken yapılacaktır. Bilgilendirme yapabileceğiniz mail adresi: [email protected] Bu foruma üye olan herkes bu kuralları kabul etmiş sayılır...
ÇizgiDiyarı® Her Hakkı Saklıdır.
sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort eryaman escort